Adayların ardından…

Adayların ardından…

Max von Sydow, Extremely Loud and Incredibly Close

84. Akademi Ödülleri’nin adayları açıklandı. Bir önceki yazıda ya da şuraya tıklayarak adayların tamamını görebilirsiniz. Ama gelin beraber ne oldu ne bitti konuşalım öncesinde…

EN İYİ FİLM
Bu sene değişen oylama sistemi sebebiyle kimsenin tahminlerinin doğru çıkmayacağını söylüyorduk zaten. Aynen beklediğimiz gibi oldu. 2011’in filmlerinden sadece 9’u En İyi Film olmaya hak kazandı.
Sürprizler: Extremely Loud and Incredibly Close ve The Tree of Life
Hangi filmler yok?: Drive ve The Girl with the Dragon Tattoo
Sonuç: Akademi Stephen Daldry‘yi çok ama çok seviyor. Hele ki bir de filmin prodüktörü Scott Rudin ise hiç karşı koyamıyorlar. The Tree of Life yeni oylama sisteminin galibi diyebiliriz, ki bence burada zaferi kutlanacak bir film varsa o da The Tree of Life. Spielberg sevdasının haricinde Drive ve The Girl with the Dragon Tattoo için söylenecek pek söz yok. Zaten özellikle Drive‘ın adaylığı çok hayaldi.

EN İYİ YÖNETMEN
Sürpriz: Terrence Malick (The Tree of Life)
Kim yok?: David Fincher (The Girl with the Dragon Tattoo)
Sonuç: Dediğim gibi günün galibi The Tree of Life. Sonunda Malick yıllar sonra tekrar aday oldu. Hak ettiğinin hepimiz farkındayız. DGA ile en azından bir adayda uyuşmazlık gösteren Akademi’nin Malick‘i tercih etmesini beklemiyordum tabi. Ama en azından Tate Taylor aday olmadığı için mutluyum.

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Sürpriz: Demian Bichir (A Better Life) ve Gary Oldman (Tinker Tailor Soldier Spy)
Kim yok?: Leonardo DiCaprio (J. Edgar) ve Michael Fassbender (Shame)
Sonuç: SAG, Bichir‘i aday ederek zaten fitili ateşlemişti. Aslında sürpriz değil ama şaşıranlar vardır. Aynı “sürpriz ama değil” durumu Oldman için de geçerli. Peki adaylığını destekliyor muyum? Hayır. Bence çok çok iyi performanslarla dolu bir kariyerden Tinker Tailor Soldier Spy‘daki işiyle aday olması çok üzücü. DiCaprio‘nun filmi zaten çok kötü eleştiriler almaktaydı ve yerinin pek sağlam olmadığını üç aşağı beş yukarı tahmin ediyorduk. Shame de Akademi’ye fazla geldi, Fassbender aday olamadı.

EN İYİ KADIN OYUNCU
Sürpriz: Rooney Mara (The Girl with the Dragon Tattoo)
Kim yok?: Tilda Swinton (We Need to Talk About Kevin)
Sonuç: Mara‘nın olmasına ne kadar sevindiysem Swinton‘ın saf dışı bırakılmasına bir o kadar üzüldüm. Ben beşinci adaylık için Mara ile Glenn Close arasında bir mücadele olacağını düşünüyordum ama yanılmışım.

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Sürpriz: Max von Sydow (Extremely Loud and Incredibly Close)
Kim yok?: Albert Brooks (Drive)
Sonuç: Burada hiç çekinmeden bir şey söyleyeceğim. Albert Brooks‘un aday olamamasına hiç üzülmedim. Drive‘ı hakikaten çok sevdim. Benim için yılın en iyi filmlerinden biri. Ama Brooks‘un performansı bu kadar bolluğun yaşandığı bir kategoride ilk beşe girmeyi hak etmiyordu. O yüzden pek de dert değil. Max von Sydow ise hakiki bir sürpriz oldu. Sezon başında ödülü alabilir dediğimiz usta aktörün bir sürü kayıp adaylıktan sonra küllerinden doğması şaşırttı.

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Sürpriz:
Kim yok?: Shailene Woodley (The Descendants)
Sonuç: Melissa McCarthy aday, gerisi yalan. Adını duyduğumda çığlık attım sevinçten.

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Sürpriz: The Ides of March
Hangi filmler yok?: The Help ve The Girl with the Dragon Tattoo
Sonuç: Tüm senaryosu kabaca bir “bok” hikayesine bağlı olan The Help‘in aday olamaması beni en mutlu eden şeylerden oldu. The Ides of March büyük kategorilerde sürpriz yapabilir demiştik, alın size sürpriz. Böylece Clooney o gece iki dalda aday olarak karşımıza çıkacak. The Girl with the Dragon Tattoo ise pek sevilmemiş anlaşılan. Tabi iyi bir uyarlama olmadığı konuşuluyor. Yoksa Zaillian‘ı kategori dışında bırakmazlardı.

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
Sürpriz: A Separation ve Margin Call
Hangi filmler yok?: 50/50
Sonuç: 50/50’nin aday olmasını çok ama çok istemiştim. Yalnız bu sene özgün senaryo dalı öyle güzel bir yarışa şahit ki birileri dışarıda kalmak zorundaydı. A Separation‘ı tahminlerim arasına koymuştum ama şaşıranlar vardır. Margin Call ise hakiki bir sürpriz oldu zannediyorum. Ben bile filmi unutmuşum.

Ayrıca…

  • Özgün şarkı dalında 2 aday var. Oldukça vasat bir yıldı zaten. Hiç aday olmasaydı, hatta kategoriyi direkt kaldırsalardı da itiraz etmedik. Yalnız Albert Nobbs‘daki o felaket şarkı aday olmadığı için çok mutluyum. Gerçi The Muppets var ama olsun.
  • Sanat yönetiminde Tinker Tailor Soldier Spy yok. Aynı şekilde görüntü yönetimi dalına da sızamamış. Hayranları en çok bunlara şikayet edeceklerdir zannediyorum.
  • Madonna‘nın rezalet eleştiriler alan W.E.‘si kostüm dalında aday. Tabi bekleniyordu bu adaylık. Filmdeki tek iyi şeyin kostümler olduğu söyleniyordu.
  • Harry Potter‘ın sonunda hak ettiği makyaj adaylığını almasına çok sevindim. O dalın galibi kesinlikle The Iron Lady olmalı. Ama yine de Potter‘ı unutmamaları güzel.
  • Alexandre Desplat bu sene yaptığı sayısız film müziğine rağmen aday olamadı, üzücü. Alberto Iglesias‘ın Tinker Tailor Soldier Spy yerine The Skin I Live In ile aday olmasını tercih ederdim, onu da ekleyeyim.
  • Ses kategorilerinde Super 8 ve Rise of the Planet of the Apes yok. Büyük şoklardan bir diğeri.
  • Görsel efekt kategorisine sızan beşinci film Real Steel olmuş. Henüz kimse farkına varmadı sanırım.
  • Yabancı film dalında komite Belçika, Almanya ve Tayvan arasında bir seçim yapar demiştim. Tercihlerini Belçika’dan yana kullanmışlar.
  • Chico & Rita‘yı izlediğim günden beri animasyon dalında aday olacağını söylüyorum. Sonunda sesim duyulmuş. A Cat in Paris de adaylar arasında. Peki Arthur Christmas‘dan daha mı iyiydi? Hiç zannetmiyorum. The Adventures of Tintin‘in yokluğu için ise bir şey diyemem. Ben filmi hiç sevmemiş ve çok sıkılmıştım. O kadar da dert değil.
  • Ve son olarak… Belgesel kategorisinde büyük favorilerden Project Nim yok. Yine yapacaklarını yaptılar.

1’den fazla adaylık alan filmler
Albert Nobbs – 3
The Artist – 10
Bridesmaids – 2
The Descendants – 5
Extremely Loud and Incredibly Close – 2
The Girl with the Dragon Tattoo – 5
Harry Potter and the Deathly Hallows: Part II – 3
The Help – 4
Hugo – 11
The Iron Lady – 2
Midnight in Paris – 4
Moneyball – 6
My Week with Marilyn – 2
A Separation – 2
Tinker Tailor Soldier Spy – 3
Transformers: Dark of the Moon – 3
The Tree of Life – 3
War Horse – 6

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

20 Yorum

  1. Erşah

    Şu Spielberg sevdası lafına yorum yapmak istiyorum. Eğer ki Akademi bu adama hayran olsaydı, Er Ryan’ı Kurtarmak ile o gece kendisiyle dalga geçmezdi. Bu sene de muhtemel animasyon ödüllerini alan Tintin’i aday gösterirdi. War Horse’u sanki alay etmek için oraya koymuş ve bana kalırsa 1 yada 2 ödül ile evine dönecek. Ben bunun hiçbir yerinde sevda göremiyorum nedense 🙂

    Albert Brooks konusunda katılmamak elde değil. Performans adına hiçbirşeyi yoktu. Filmde, az da olsa Bryan Cranston vardı, o da çok pasifti.

    Yanıt
    1. Umur Çağın Taş

      Ama şimdi War Horse gibi hakikaten kötü bir filmin En İyi Film’e aday olmasını dalga geçmek gibi yorumlayamamki. Bu ancak Spielberg sevdasıdır. Ödülü verecek kadar değil, orası ayrı. Geçmişe döndüğünde Scorsese ile de çok dalga geçtiler ona bakarsan. Gangs of New York’un avcunu yaladığı yılı unutmayalım.

      Yanıt
    2. Erşah

      Gangs of New York’ta çok iyi filmdi ya. Scorsese olsa iyi, Kubrick’le de dalga geçtiler sürekli. Her sene büyük üçlüyü aday yapıp (en iyi film-senaryo-yönetmen) sonra da naş naş dediler. Zaten yanlış hatırlamıyorsam hiçbir törene katılmadı Kubrick.

      Yanıt
  2. shifty

    Ya ben aday adaylarını hatırlamadığım için sormak istiyorum. Senna diye bir belgesel var. Özellikle britanyada acayip yıkıp geçiyor. Oscar için durumu nedir?

    Yanıt
  3. shifty

    Daha önce yaptığım tahmini yinelemek istiyorum. Akademi bu sene siyasi açıdan kesinlikle demokrat bir çizgide yer alacaktır. Oscar töreninin büyük bir ekonomi olduğunu unutmayalım. Geçen sene Cumhuriyetçilere oynadığı gibi şimdi de diğer tarafı mutlu etmesi gerekiyor. Adaylıklar içindeki The Artist’in Fransız ekibi, The Help’in Afrika kökenli oyuncuları, A Better Life’ın Meksika’lı Demian Bichir’i, Christian Plummer’ın ve Glenn Close’un gay karakterleri ve A Separation’ın aldığı (ve yabancı film dalında büyük ihtimal kazanacağı) 2 adaylık bu tezimi destekliyor.

    Tabi bu söylediklerim Akademinin ne kadar duyarlı bir topluluk olduğunu göstermekten çok Pazarlama ve Reklamcılık alanındaki yaklaşımını ortaya koymak istememdendir 🙂

    Yanıt
  4. TigerBlood

    Adayları ilk gördüğümde şaşırdım kaldım,gerçekten bu kadar sürpriz beklemiyordum.
    İşin kötü yanı tüm sürprizler bana ters geldi.
    Tinker Tailor Soldier Spy filmini sevdim ama Gary Oldman ?

    Yanıt
  5. TigerBlood

    Bir de adaylık sayılarını incelemek lazım
    Hugo 11 dalda adaylık gibi yüksek bir sayıya ulaştı,The Artist 10,sonrasında ise 6 adaylıklar başlıyor.Gerçekten garip.
    The Descandants 5’ten fazla adaylık alır sanıyordum ama yanılmışım demek ki

    Yanıt
  6. mert

    Leonardo Dicaprio yok, Tilda Swinton yok, Michael Fassbender yok, Shame yok – Drive yok, yok – yok – yok ama bol bol War Horse var, Akademi yine yapacağını yaptı,

    en çok şaşırdığım ise Tilda Swinton’un olmaması, aday olur dediğim ilk 3te yoktu ama Glenn Close’dan da önceydi benim için, bazı kategoriler tam istediğim gibi olmuş, A Separation’un 2 adaylık almasına çok sevindiğimi belirtmek isterim, adaylarda tam istediğim gibi oldu diyemeyeceğim, bir çok isim dışarıda kaldı ama aday olan beğenilerim 26 şubatta heykelciği kucaklarda, bu yılı da böyle geçirmiş oluruz…

    Yanıt
  7. onur

    Bu arada Kenneth Branagh da yanlış bilmiyorsam farklı bir rekor kırdı.Bugünkü adaylığıyla 5. kere Oscar’a aday olmuş oldu.Ve hepside farklı dallarda.En iyi erkek oyuncu,yönetmen,kısa film,senaryo ve yardımcı erkek oyuncu dallarında.Mükemmel bir başarı.

    Yanıt
  8. TigerBlood

    The Tree of Life beklenen sürprizi yaptı,keşke Drive da yapabilseydi.
    The Tree of Life konusuna gelirsek,ben filmi tamamen sevenlerden ya da nefret edenlerden değilim.İkisinin ortası diyelim.Kesinlikle kötü bir film değil ama çok daha iyisi de olabilirmiş.Filmi izlerken ilk başta hayran kalmıştım,çok harika başladı,sonra işin rengi değişti,vaaz kısmı biraz daha arka plana atılsaydı çok daha güzel bir film olabilirdi.
    Ama 9 film arasında çok da sırıtmıyor açıkcası.

    Bu arada yorumlarda hep ilgimi çeken bir şey var,izlediğimiz filmler için şimdiden önyargı oluşmuş.Filmi izlemedim ama bence aday olmamalıydı çok saçma bir yorum oluyor.

    Örnek verecek olursam Extremely Loud and Incredibly Close.Ben de ara ara aynı şeyi yapıyorum.Filmi daha izlemedik bile,niye aday oldu diye yakınmanın anlamı yok,Eleştirmenlerden düşük puan almış ama belli mi olur bizim için yılın en iyi filmi olur bir anda,daha önce olmayan şey değil

    Yanıt
  9. Müjdat Çetin

    ben gary oldman ın adaylık almasına sevindim.böyle bir oynucunun bir oscarı olması lazımdı ama adaylığı ancak şimdi bulabiliyor(tinker tailor soldier spy da da iyiydi ayrıca-özellikle karla yı anlattığı sahne)
    dicaprio nun aday olamaması üzücü.ve tabi ki david fincher(terrence malick e geri dönüş hediyesi vermişler)
    drive ın aday olamaması da üzücü.rooney mara ya sevindim.
    Hugo nun 11 adaylığı benim için muhteşem oldu.en iyi film ‘The Artist’ olsa bile en iyi yönetmen ödülünü scorsese alsın.taxi driver ın,raging bull un,goodfellas ın,casino nun,shutter island ın acısını çıkarmış olur.
    The artist ise en az 3 oscarla dönmeli bu geceden(berenice bejo,en iyi orijinal müzik ve kostüm)
    jean dujardin de çok iyiydi fakat bu yıl brad pitt in yılı olmalı bence(moneyball daki performansı müthiş ötesi)

    Yanıt
    1. shifty

      O sahne bence de çok başarılıydı. Ödül törenlerinde insan aksini bekliyor biliyorum ama iyi bir oyunculuk için illa çok fazla mimik ve hareket kullanmanın gerektiğini düşünmüyorum. Karaktere göre hareket etmek büyük önem arz ediyor. Özellikle durağan oyunculuğun nasıl olması gerektiğini Ryan Gosling (Drive) ve Gary Oldman çok iyi kotardı bence bu sene. Hem bazen bir oyuncu bütün film boyuncaki oyunculuğu ile değil de belirli sahneler ile akılda kalabiliyor. Bunun en iyi örneklerinden birini Masumiyet filminde Haluk Bilginer’in oyunculuğunda görebilirsiniz.
      Ha derseniz Gary Oldman’dan daha iyi bir oyunculuk yokmuydu? Bence de var.
      Bu sene Jean Dujardin’in filmdeki metamorfozundan daha iyisi yok.

      Ayrıca artık bir sinema çalışanının geçmişte daha iyi işler yapıp yapmadığına göre oscar’ı hak edip etmediğini düşünme huyumuzdan vazgeçmeliyiz bence.

      Yanıt
  10. TigerBlood

    Biraz önce aylardır önyargı ile baktığım The Help’i izledim.
    Yapmacık,Amerikanın banliyölerinde geçen duygu sömürüsü yapan bir film bekliyordum.
    Tersyüz oldum desem yeridir,belki bir sinema yapıtı olarak diğer adaylara baktığımızda ahım şahım bir özelliği yok ama insanı kalbinden etkileyen bir film.
    Beyaz-siyah çatışması bizim toplumumuzda pek görülmez ama filmde anlatılanlar çok etkileyici.
    Etkileyicilik unsuru harika işlenmiş,filmi izlerken az çok empati yapabilen herkes etkilenecektir.
    The Help oscar adaylığını sonuna kadar hak eden filmlerden biri olmuş, A- diyorum filmin puanı için.
    Ayrıca Jessica Chastain neydi öyle,bayıldım kendisine filmde.Harika bir oyunculuk sergilemiş,yeni favorilerimden olacak kendisi belli

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.