Parenthood – 3. Sezon

Parenthood – 3. Sezon

(Okuduğunuz yazı diziyle ilgili SPOILER içermektedir!!!!)

Parenthood, 1989 tarihli aynı adlı filmin televizyondaki bir uyarlaması aslında. Orijinal film Steve Martin, Mary Steenburgen, Dianne Wiest, Jason Robards, Martha Plimpton, Keanu Reeves, Joaquin Phoenix gibi oldukça geniş bir kadroya sahip. Hatta filmin yönetmeni de Ron Howard ve film 2 dalda Oscar’a aday olmuş. 2010 tarihli bu dizi uyarlamasında ise Six Feet Under‘dan Peter Krause, Gilmore Girls‘den Lauren Graham, Traffic‘den Erika Christensen, Patch Adams‘dan Monica Potter gibi isimler oynamakta. Neyse bu garip tanıtımı bir kenara atıp, televizyonun en dramatik işlerinden biri olan Parenthood‘a geçelim…

Parenthood, oldukça geniş bir aile olan Bravermanlar’ın hikayesini anlatıyor. Ailemizin babası Zeek, annesi ise fedakarlıklarıyla tanıdığımız Camille. Zeek ile Camille’in dört çocukları var. En büyükleri olan Adam, Asperger sendromu olan oğluyla mücadele eden bir baba. Julia kendi çalışıp, kocası evde çocuklarına bakan bir avukat. Sarah erkek arkadaşları konusunda hep şanssız olan ve kocasından boşanıp iki çocuğuyla baba evine dönmek zorunda kalan bir kadın. Crosby ise en küçük ve en başına buyruk olanları. Ama onun da birden ortaya çıkan Jabbar adındaki oğlu ve Jabbar’ın annesi Jasmine’le kendince problemleri mevcut.

Bugüne kadar herhangi bir ödül tarafından görülmedi bu çok sevgili dizimiz. Türkiye’de de fazla fanı olduğunu iddia edemem. Çünkü bildiğim kadarıyla ne Parenthood‘u doğru düzgün yayınlayan bir kanal, ne de düzenli olarak bölümlerini ekleyen bir internet sitesi mevcut. Kaldı ki yabancı dizi işinde internet sitelerinin artık daha çok söz sahibi olduğunu düşünürsek çevirisiyle pek uğraşmayanların dizinin tanınmamasında payı büyük. Ben bir tesadüf eseri Parenthood‘a başladım ve açıkça bugüne kadar Amerikan televizyonlarından çıkmış en samimi iş olduğunu söyleyebilirim. Braverman ailesi belki çok üstün özelliklere sahip bir aile değil. Hatta kimi zaman karakterlere kızıp, kendinizce veryansın ediyorsunuz ama oyuncuların doğallığında olsa gerek Parenthood sizi içine alıyor. Senaryo anlamında çok parlak görülmüyor, onun da farkındayım. Yalnız ben bu kadar çok ana karakteri olan bir dizinin hikaye konusunda herkese eşit davranması ve kimseyi manasız dramalarla yormamasını çok takdir ediyorum. Üstelik bu komediyle karışık hali de oldukça tatmin edici.

Tabi diziyle ilgili herşeye de mükemmel demeyeceğim. Çünkü üçüncü sezonda bizi epey sıktı bu sene Parenthood senaristleri. Crosby ile Adam yeni bir iş kurduğunda açıkçası çok ümitliydim birşeyler olacağından. Haddie’nin erkek arkadaşı ve tabi üniversite problemleri derken sanki bol bol ağlayacakmışız hissi yarattı. Ama sezonun sonlarına doğru vasatlığını üzerinden atabildi ancak dizi. Üstelik sezon biteli epey de bir zaman oluyor. Şubat sonunda üçüncü sezon finali yapıldı. Yalnız ben haftalardır yeni bölüm ne zaman yayınlanacak diye bekliyordum. Bu sezonun sadece 18 bölüm olduğunu nereden bileyim… Üstelik uzunca bir süre diziyi izlemekten sıkılıp son birkaç bölümde tekrardan eski bağlılığımı yakalayınca yeni bölümleri daha da merak etmiştim. Keşke sezon finalini izlediğimin farkında olsaydım.

Peki teker teker konuşalım birazcık… Adam Braverman’ın (Peter Krause) evinde işler bu sezon pek yerinde gitmedi. Adam geçtiğimiz sezon işini kaybetmiş ve karısı Kristina’nın (Monica Potter) hamile olduğunu öğrenmişti. Ekonomik olarak işler iyiye kötüye gitmeye başlayınca Crosby’nin (Dax Shepard) hayallerini gerçekleştirmek üzere Luncheonette adında bir stüdyo kurdular. Orada da Adam’ın beklediği gibi olmadı herşey. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki kızı Haddie’nin (Sarah Ramos) üniversite masraflarını bile karşılamama sorunuyla karşılaştı. Benim tek sevincim ise Max’in (Max Burkholder) hikayede biraz geriye çekilmesi oldu. Sezon içerisinde bir iki bölüm haricinde pek olayını göremedik.

Sarah Braverman (Lauren Graham) ise kendisinden yaşça küçük eski erkek arkadaşı Mark’a (Jason Ritter) geri döndü. Kızı Amber (Mae Whitman) tek başına bir eve çıktı. Drew (Miles Heizer) deseniz babasızlığının sıkıntısıyla boğuştu. Gerçi şimdi bir kızarkadaşı var aklı epey meşgul. Gelecek sezon kızın hamile kalma durumuyla karşılaşırsak pek de şaşırmayacağım. Yalnız Sarah ve Adam’dan değil de kardeşlerin diğer ikisinden geldi hikayelerin en güzelleri: Crosby ve Julia (Erika Christensen). Crosby’nin sezon sonundaki sürprizi mükemmeldi. Artık Jasmine’le (Joy Bryant) kavuşmaları için ölüp bitiyorduk ve beklediğimiz gibi de oldu. Julia’da ise bu evlatlık mevzuları yüzünden çok kuvvetli hikayeler mevcuttu. Yine sezon finalinde bir anda hayatlarına giren yeni çocuklarıyla ilgili güzel şeyler olacak sanki.

Parenthood‘u ne kadar sevdiğimi fazla tekrarlamayacağım. Ama ikinci sezondaki hallerini çok özlemiştim dizinin. Artık o kadar alışmışım ki Braverman ailesini izlerken duygulanmaya bu sezon bana oldukça ruhsuz ve sıkıcı geldi. Amber’ın skandalı çok kolay sonlandı. Crosby’nin çellist sevgilisinden tutun Max’in okuldaki itici arkadaşlarına kadar pek çok gereksiz karakter mevcuttu. Zeek (Craig T. Nelson) ile Camille (Bonnie Bedelia) kısmında da sadece hastalık mevzusuyla ilerleyen yıllara yatırım yapıldı. Tabi bir yandan da çok bilindik, çok içimizden hikayeleri anlatıyor olması hoş. Evet arada kültür ve yetiştiriliş sebebiyle farklar olabilir. Yalnız ben Parenthood‘un çok da kendi milletine özel bir drama olduğuna inanmıyorum. Sonuç olarak son iki bölüm olmasa üçüncü sezon Parenthood‘u bırakma sebebim olabilirdi diyeceğim. Yalnız sezon finalindeki güzel gelişmeler sebebiyle yeni sezondan umudum var. Umarım yanılmam. Eylül’e kadar sabırsızlıktan ölmezsem tabi.

En İyi Bölüm: Remember Me, I’m the One Who Loves You (Bölüm 17)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Erika Christensen (Julia Braverman-Graham)
Sezon Notu: B

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.