Oscar Sohbetleri: And… Action!

Oscar Sohbetleri: And… Action!

Rachel Weisz, The Deep Blue Sea
Rachel Weisz, The Deep Blue Sea

Aylardır tahminlerini yaptığımız, üzerine uzun uzun konuştuğumuz ve kaliteli filmlerin sayısının oldukça fazla olacağından bahsettiğimiz ödül sezonu başladı. Pazartesi günü en önemli üç eleştirmen grubundan birincisi, New York Film Eleştirmenleri Birliği yılın en iyilerini seçti. Ardından dün, NBR (National Board of Review) kazananlarını açıkladı. Pazar günü öğreneceğimiz Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri sonrası kafamızda daha net bir tablo oluşacaktır diye düşünüyorum. Bugün New York ve NBR’ın ödüllerinden uzun uzun bahsedeceğiz tabi. Ama öncesinde eleştirmen ödüllerinin ne ifade ettiğini konuşmak gerek.

New York, Los Angeles ve NBR’ın en önemli eleştirmen gruplarını olduğunu zaten söyledik. Birkaç yazara göre Southeastern ve NSFC’yi de ciddiye almak gerekiyor ama onların bu üçü kadar heyecan yaratmadığını söylemeyek gerek. Eleştirmen gruplarının Oscar konusunda çok büyük bir etkisi yok. Yani tüm sezonu eleştirmenlerden ödül alarak geçiren The Social Network’ün, birliklerin favorisi The King’s Speech’e yenilişini hatırlatmam yeterli olacaktır. Şöyle söylenebilir, eleştirmen birlikleri yılın ilk yarısında gösterilmiş ya da adı ödül sitelerinde çok geçmeyen isimlere bir ivme kazandırdığı gerçek. Mesela hep “belki” kategorisinde adı geçen Rachel Weisz (The Deep Blue Sea), New York’dan ödül almasından sonra aday olmak için daha şanslı gözükmeye başladı. Aynısı NBR’da zafere ulaşan Ann Dowd (Compliance) için de geçerli.

Birlikler ise eleştirmenlerden farklı. Eleştirmen gruplarının adı Türkçe’ye çevirdiğimizde “eleştirmen birliği” diye geçse de, burada bahsettiğimiz birliklerin meslek birlikleri olduğunun altını çizmek gerek. Mesela SAG (oyuncular), DGA (yönetmenler), WGA (senaristler), ASC (görüntü yönetmenleri) gibi. Bu meslek birliklerinin Oscar’a olan etkisi daha fazla. Etki de demeyelim. Sadece bu meslek birlikleri Akademi’ye göre çok daha kalabalık olmasına rağmen sektörde çalışan aynı kafadaki, hatta aynı insanlar tarafından oylanıyor. Doğal olarak New York’daki eleştirmenlerin değil de SAG’in oyuncu adayları daha önemli oluyor bizler için.

Joel Edgerton, Zero Dark Thirty
Joel Edgerton, Zero Dark Thirty

Şimdi gelelim New York ve NBR’dan konuşmaya… Zero Dark Thirty her iki grupta da En iyi Film seçildi ve daha üç sene evvel Oscar alan Kathryn Bigelow’a da iki grup En İyi Yönetmen ödülünü verdi. İster The Hurt Locker gibi Oscar’a doğru giden bir yol olarak yorumlayın, ister The Social Network gibi her an her şeyin olabileceğine inanın. Zaten henüz ZD30’nin En iyi Film seçileceğini söylemek mümkün değil. Sezonun çok başındayız kazananların ismini sayabilmek için. İki grubun ödüllerini toparladığınızda karlı çıkanlar ise şüphesiz Rachel Weisz (The Deep Blue Sea), Matthew McConaughey (Magic Mike) ve Ann Dowd (Compliance). Özellikle McConaughey’nin yardımcı erkek oyuncu kategorisinde karmaşadan yararlanıp ilk beşe sızması an meselesi. Dowd’ın Oscar adaylığını ben daha cepte görüyorum ama önce SAG’in listesini görmem lazım. Rachel Weisz’a gelirsek… The Deep Blue Sea’yi hala oturup izleyebilmiş değilim. Filmi hep ilk 10 dakikasında terk ediyorum ve New York hiç beklemediğimiz bir destek verdi kendisini En İyi Kadın Oyuncu seçerek. Fakat ben nedense Weisz’ın SAG’de ilk beşe kalıp, Oscar’da ortadan kaybolacağını düşünmekteyim. Yarış o kadar kalabalık ki… Belki Quvenzhane Wallis’in kurallar sebebiyle aday olamayacağı SAG’deki boşluktan yararlanır diye düşünüyorum.

Matthew McConaughey, Magic Mike
Matthew McConaughey, Magic Mike

Yalnız benim sizinle paylaşmak istediğim başka bir şey var. NYFCC üyelerinden biri olan J. Hoberman, New York’daki oylamanın perde arkasını yazmış kendi blogunda. Bir de büyük kategorilerdeki sıralamalara göz atıp üzerine konuşalım istiyorum:

FİLM
1. Zero Dark Thirty
2. Lincoln
3. The Master

YÖNETMEN
1. Kathryn Bigelow | Zero Dark Thirty
2. Paul Thomas Anderson | The Master
3. Ben Affleck | Argo

ERKEK OYUNCU
1. Daniel Day-Lewis | Lincoln
2. Jack Black | Bernie
3. Joaquin Phoenix | The Master

KADIN OYUNCU
1. Rachel Weisz | The Deep Blue Sea
2. Jennifer Lawrence | The Hunger Games & Silver Linings Playbook
3. Emmanuelle Riva | Amour

YARDIMCI ERKEK OYUNCU
1. Matthew McConaughey | Magic Mike & Bernie
2. Christoph Waltz | Django Unchained
3. Tommy Lee Jones | Lincoln

YARDIMCI KADIN OYUNCU
1. Sally Field | Lincoln
2. Anne Hathaway | The Dark Knight Rises & Les Miserables

Life of Pi
Suraj Sharma, Life of Pi

Life of Pi’ın adı neredeyse hiç geçmemiş. Spielberg’ün En İyi Yönetmen ödülü için ilk üçte adının geçmemesi de enteresan. Hatta sadece ilk turda tek bir oy aldığı belirtilmiş. Eleştirilerden hala ne durumda olduğunu anlayamadığım Django Unchained’in yıldızı Christoph Waltz’un ilk üçe girmesi ise dikkat edilmesi gereken bir başka durum. Zaten önümüzdeki haftaya kadar sektördekilerin gerçekten bu senenin performansları hakkında neler düşündüğünü anlayamayacakmışız gibi geliyor. Gelecek hafta ne mi var? Hemen sayalım:

11 Aralık – Critics Choice Adayları. Bu sene aksiyon ve komedi filmleri için de ayrı oyunculuk kategorileri yapmaları sanki sırf törene daha çok ünlü çekebilmekmiş gibi duruyor olsa da Critics Choice hala en önemli ödüllerden biri. Koca ay boyunca konuşacağımız tüm yerel eleştirmen gruplarının resmi bir toplamı gibi düşünmek gerek. Son yıllarda iyiyi seçmek yerine, Oscar’ı tahmin etmek gibi bir misyon belirleseler de merakla bekliyoruz.

12 Aralık – SAG Adayları. Önümüzdeki haftanın en önemli duyurusu bu olacak. SAG’in son yıllarda 2 ya da 3 isim haricinde tüm adayları aynıydı. Özellikle En İyi Kadın Oyuncu dalında bu yüzde oldukça fazla. Geçen sene Demian Bichir’e (A Better Life) destek veren ilk grup olduklarını da hatırlatalım.

13 Aralık – Altın Küre Adayları. Benim pek kayda değer görmediğim ama sırf televizyonda yayınlanıyor ve kırmızı halı töreni var diye insanların önemli zannettiği bir ödül Altın Küre. Sırf starları törene getirebilmek için Angelina Jolie ve Johnny Depp’e The Tourist ile adaylık vermişleri mevcut. Bilmem anlatabiliyor muyum? Yani keyfinize bakın, fazla ciddiye almayın. HFPA arada muhteşem adaylarla şaşırtsa da eminim yine dalga geçilecek bir şeyler çıkaracaktır. Tek heyecanlanma sebebim Ocak ayındaki töreni Tina Fey ve Amy Poehler’ın sunacak olması.

Bradley Cooper ve Robert De Niro; Silver Linings Playbook
Bradley Cooper ve Robert De Niro; Silver Linings Playbook

Ben hep aynı şeyleri tekrarlıyor gibi olacağım ama bu yıl bizi çok kaliteli bir yarış bekliyor. Bir yanda Zero Dark Thirty, Lincoln, Argo gibi Amerika kokan yapımlar; diğer yanda Life of Pi, Flight ve The Master’ın dini alt metinleri… Tabi bir de geçen hafta yılın önemli üç filmini izlemiş olmamın getirdiği artı bir heyecan da mevcut. Silver Linings Playbook’a hayran oldum. David O. Russell aday olmazsa üzülebilirim. Hatta notumu (A+)’ya yükseltsem mi diye bile düşünmüşlüğüm var. Türkiye’de de vizyona girdiğinde ikinci kez izleyip karar vereceğim sanırım. The Perks of Being a Wallflower bir başka güzel sürpriz oldu benim için. İyi bir film bekliyordum, ama bu kadar iyi olacağını tahmin etmiyordum. Anna Karenina ise… Bilemiyorum. Sanırım Joe Wright’ın artık Keira Knightley takıntısından kurtulması gerekiyor.

Efendim ben şimdilik köşeme çekiliyorum. Gelecek hafta yine Oscar Sohbetleri’nde buluşmak üzere. Zaten konuşacak çok şeyimiz olacak. Şimdilik hoşçakalın.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.