Oscar Sohbetleri: Friday Friday

Oscar Sohbetleri: Friday Friday

Söze Oscar Sohbetleri’nin bundan sonra Perşembe değil, Cuma günleri yayımlanacağını haber vererek başlamak istiyorum. Hem böylece haftaiçi açıklanmış tüm ödülleri ve adayları konuşma şansımız da olur. Efendim, 85. Akademi Ödülleri’nin adaylarının açıklanmasına çok az bir zaman kaldı. 10 Ocak’ta aylardır tahminini yaptığımız aday listesi açıklanacak. Ama onun öncesinde PGA (Amerikalı Prodüktörler Birliği), En İyi Film kategorisi için ilk 10’unu açıklayacak. Her ne kadar bu sene Akademi’nin oylama tarihini öne çekmiş olması sebebiyle PGA adaylarını açıkladıktan sonra üyelerin seçimlerine etki edemeyecek olsa da çok büyük farklılıklarla karşılaşmayacağımızı düşünüyorum. O yüzden bugünü En İyi Film kategorisine ayıralım ve uzun uzun aday adaylarından konuşalım diyorum. Hem de yarışın son halini şöyle bir gözden geçirmiş oluruz. Buyursunlar…

MUHTEMEL ADAYLAR

Lincoln

LINCOLN 

Steven Spielberg’ün filmi seyirci karşısına çıktığı günden beri çok iyi eleştiriler alıyor. Tony Kushner’ın senaryosunun oldukça güçlü olduğu konuşulup durmakta. Daniel Day-Lewis, Sally Field ve Tommy Lee Jones’un da aday olmaları muhtemel kategorilerde en iddialı isimler arasında yer aldığı kesin. Öyle ki uzun zamandır favori gözüken Anne Hathaway’i tahtından edebilecek tek kişi Field. Tommy Lee Jones ise açık bir yarışa ev sahipliği yapmasını beklediğimiz En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında favori. Ama Critics’ Choice ve Altın Küre sonrası durumlar değişebilir, henüz belli değil. Filmin yönetmeni Steven Spielberg’ün paslanan kamerasını bu filmde toparladığı da gelen yorumlar arasında. Ne ilginçtir ki Akademi’yle en çok iletişim halindeki Oscar bloggerlarından David Poland, Akademi üyelerinin Lincoln’ı sevdiğini ama aşık olmadıklarını, hatta bazılarının filmi “sıkıcı” bulduğunu söylüyor. Bu da şimdilik favori gibi gözüken Lincoln için sorun teşkil edecek gibi. 10 Ocak’ta büyük ihtimalle en çok adaylığı Lincoln alacak. Yalnız Gangs of New York gibi örnekler filmin en çok adaylığı almasına rağmen avcunu yalama ihtimali olduğunu da unutmamamızı söylüyor. Üstelik Daniel Day-Lewis’e bu kadar kısa zamanda üçüncü Oscar’ını vermek istemeyebilir Akademi. Jack Nicholson ve Meryl Streep’i az bekletmediler. Üçüncü Oscar standartlarına uyan biri varsa, o da Sally Field. Rakibinin Anne Hathaway olması işlerini zorlasa da Field’ın Day-Lewis’den daha fazla şansı olduğunu düşünmeye başladım. Buna rağmen Day-Lewis’i sollayabilecek aktörün kim olduğunu kestiremiyorum. Hugh Jackman en olası alternatif gibi gözükse de Les Miserables aşkını Akademi’den görmeden bu konuda konuşamam.

Les Miserables

LES MISERABLES

Les Miserables şimdiden yılın en çok konuşulan filmlerinden biri. Filmi izlemeden yorum yapanlar her yanı sarmış durumda. Filme nefret etmek için gidenleri saymıyorum bile. Peki sebepleri neler? Birincisi müzikaller hiçbir zaman izleyici tarafından kucaklanan filmler olmadı. Hala müzik ile sinemanın karışımına karşı garip tepkilerimiz var. Moulin Rouge ve Chicago’nun internetteki önemli sinema sitelerinde aldığı puanlar bile bunu kanıtlamaya yetiyor. İkincisi, Tom Hooper çok büyük yönetmenlere karşı oldukça tembel sayılabilecek bir işçilikle Oscar aldı. Fincher ve Aronofsky fanlarının kendisinden nefret ettiğine şüphe yok. Hatta aday olamayan Nolan’ın fanboyları bile Hooper’a karşı tepkili. Üçüncüsü ise Les Miserables’ın tüm müzikaller arasında daha trajedik ve pek de müzikal materyali gibi durmayan bir konuya sahip olması. Ama, koca bir “AMA” var. Les Miserables’ı sevenler, hakikaten çok seviyor. Hathaway’in mükemmelliği, Eddie Redmayne’in Oscar’ın ilk beşine sızma olasılığı, Hugh Jackman’ın ise yıllar sonra aradığı rolü bulduğu konuşulmakta. Akademi’nin filmdeki insanlarla olan ilişkisi de belli. Hugh Jackman ve Anne Hathaway çok yakın bir zamanda Oscar’ı sundu. Hathaway’in sunduğu sene The King’s Speech büyük ödülü aldı ve yönetmenine Oscar getirdi. Sizce de Lincoln konusunda şüpheleri olan Akademi için çok ideal bir seçenek değil mi?

zero-dark-thirty-2012-img02

ZERO DARK THIRTY

Eleştirmenlerin favorisi. Akademi tarihinde En İyi Yönetmen ödülünü alan ilk kadın olma özelliğini taşıyan Bigelow’un yeni Ortadoğu macerası. Bret Easton Ellis’den tutun, James Cameron’ın hakkının yendiğini düşünen en basit izleyiciye kadar herkesin eleştiri oklarına maruz kalmış durumda Bigelow. Evet, yine Ortadoğu’da bir film çekti. Ama bu The Hurt Locker’ın başarılı bir film olduğu ve Zero Dark Thirty’nin heyecanlandırdığı gerçeğini değiştirmiyor. Fragmanında Amerikan bayrağı var diye üzülelim mi? Bu absürd bakış açısına sahip insanlar neyse ki Akademi’nin içinde barınmamakta. Tabi hala Zero Dark Thirty’nin Akademi’den alacağı tepkiyi bilmiyoruz. SAG’de En İyi Toplu Performans adaylığını kaçırmış olması problem teşkil etmekte. Gerçi üyelere DVD’leri yollamak için biraz geç kalındığı haberi yapılmıştı. Yine de meslek birliklerinden ciddi bir destek görene kadar Zero Dark Thirty ile ilgili şüphelerim var olmaya devam edecek. The Social Network’e eksiksiz destek veren eleştirmen gruplarının kim tarafından üzüldüğünü unutmadık. Tom Hooper! Yoksa oklar yine Les Miserables’ı mı gösteriyor?

Argo

ARGO

Sanırım Scott Feinberg söylemişti, Argo büyük filmler görücüye çıkmadan önce herkesin favorisiydi. Ben Affleck’in harika başlayan yönetmenlik kariyerinin artık tescilleneceği konuşuluyordu. Hepimiz filmi merakla bekledik. Hatta Türkiye’de vizyona girdiği hafta hep beraber salonlara koşturduk. Derken Lincoln, Zero Dark Thirty ve Les Miserables’ın muhabbete dahil olmasıyla Argo bir anda eleştiri oklarının hedefi oldu. O çok beğenilen filme herkes nefretini kusmaya başladı. Senaryonun tembelliği, Alan Arkin’in oyunculuğunun yavanlığı (ki buna ben de katılıyorum), Affleck’in ise Clint Eastwood olma çabalarından dem vuruldu. Ben yine sözü David Poland’a bırakıp, kendisinin çoğu Akademi üyesinin Argo’yu izlediğine ve filmi çok beğendiğine dair yaptığı açıklamaya getirmek istiyorum. Evet, Argo hala yarışta. Büyük ihtimalle Alan Arkin de filmi çok beğenen oyuncular tarafından sırf Argo’dan birisi dört kategoriden birine girebilsin diye aday edilecek. Üstelik Spielberg’ün üçüncü En İyi Yönetmen ödülü hemen verilmeyebilir. Lincoln çok beğenilmiş olsa da üçüncü Oscar’ı getirecek kadar fırtına koparmadı. Tom Hooper ve Kathryn Bigelow’un çok yakın bir zamanda ödül aldığı da düşünülürse neden Affleck olmasın?

silver-linings-playbook06

SILVER LININGS PLAYBOOK

Herkesin görmezden geldiği, ama Weinstein’ın elinde olması sebebiyle muhteşem bir Oscar kampanyasıyla alıp başını gitmesi muhtemel aday adaylarından biri var burada. Filmi sevmeyen insan sayısı çok az. Jennifer Lawrence hala favorilerden biri. Ben Jessica Chastain’in Oscar’ı alacağından şüpheli olduğum için de Lawrence ısrarıma devam ediyorum. Bradley Cooper’ın ezber bozduğu, Hollywood’un uğursuz çocuğu David O. Russell’ın The Fighter’dan sonra bir sıkımlık kurşun olmadığını ispatladığı film. Bence yarışın çok içerisinde. Sevilme faktöründe üzerine yok. David O. Russell zaten Akademi’nin yakın zamandan hatırladığı bir yönetmen. Oyuncuları arasında yakın zamanda Oscar’a aday olmuş aktrisler (Jennifer Lawrence ve Jacki Weaver) ile Robert De Niro gibi bir efsane var. Üstelik bağımsız bir film için gişede de harikalar yarattığı söylenebilir. Tüm bunların yanında Day-Lewis’den daha olası bir üçüncü Oscar durumu var De Niro’nun. Son ödülünün üzerinden 32 sene geçmiş. Ve tabi film olağanüstü. Dikkat diyorum.

LOP-095

LIFE OF PI

Eğer 5 adaylık sistem olsaydı büyük ihtimalle dışarıda kalırda Life of Pi. Ama şu durumda yeri epey sağlam gibi gözüküyor. Seyirciyi ikiye bölen, sevenin aşık olduğu, sevmeyenin nefret ettiği bir yapım. Yönetmenlik koltuğunda Ang Lee oturuyor. Akademi’yle de arası epey iyi. Filmin geçtiğimiz yıl The Artist’i epey zorlayan Hugo gibi teknik bir harika olduğu konuşulmakta. Claudio Miranda’nın En İyi Görüntü Yönetimi dalındaki iddiası haricinde, En İyi Özgün Müzik kategorisinde de üst sıralarda yer alacağı kesin gibi. Hatta görsel efekt adaylarından genelde En İyi Film dalına aday olan yapımın, istisnai bir durum olmadığı müddetçe, kazandığı düşünülürse 3 Oscar’a adını şimdiden yazdırmış durumda Life of Pi. Peki kazanabilir mi? İşte orası şüpheli. İlk beşin içerisinde değil. Ve herhangi bir kampanyanın da üst sıralara tırmanmasına yardımcı olabileceğinden şüpheliyim. Belki yarışın daha hafif olduğu bir senede şansı yüksek olabilirdi. Ama bu yıl biraz zor. Adaylığı kaçıracağını ise sanmıyorum. Sadece ödülü alabilecek yapımlardan biri değil.

İLK 10’U ZORLAYACAKLAR

beasts-of-the-southern-wild02

BEASTS OF THE SOUTHERN WILD

Yılın en çok konuşulan bağımsızı. Film çok sevildi, ona şüphe yok. SAG’de kurallar gereği dışarıda kalması biraz rahatsız etmişti. Ardından Altın Küre’de de tamamen görmezden gelinilince sanki aday olamazmış gibi bir durum oldu. Ama Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin (Altın Küre için oy kullanan grup) yıldız ismi olmayan filmlere karşı ne kadar mesafeli olduğunu unutmayın. O yüzden kim olduğu belli olmayan o göçmen grubunun aday ettikleri yarışa etki etse de etmedikleri bir şey ifade etmiyor. Tabi yıldızsa bilemem. Beasts of the Southern Wild’ın Akademi’nin içerisindeki bağımsız film sevenlerden ve yapanlardan destek alacağı kesin. Sadece birincilik oyları sistemi biraz sarsabilir.

Moonrise-Kingdom

MOONRISE KINGDOM

Uzun zamandır söylüyorum, Wes Anderson’ın filminden korkun diye. Anderson’ı benim kadar seven insan sayısı az aslında. Öyle azılı bir fan grubu yok. Ama Scorsese’nin tahtına aday gösterdiği, Amerika’nın en özel yeteneklerinden biri kendisi. Moonrise Kingdom da en iyi işi kabul ediliyor. Eleştirmen gruplarından aldığı destek ortada. Hatta bugün En İyi Yönetmen dalı için şansını konuşanlar vardı Twitter’da. Keşke… Aday olmazsa şaşırmam. Aday olursa da şaşırmam. Sadece filmin çok sevildiğini biliyorum. Tıpkı Beasts of the Southern Wild gibi birincilik oyları sistemi, Moonrise Kingdom’ın ihtimallerini düşürebilir. Onun dışında büyük bir problem yok. Erken vizyon tarihi problemini de adından söz ettirerek kapattı zaten.

django-unchained-jamie-foxx

DJANGO UNCHAINED

Son dakika gollerinden biri oldu Django Unchained. SAG’e yetişmekte zorlandı. Ama Altın Küre epey kucakladı Tarantino’yu. Tabi konusu kölelik olan filmden tek bir siyahi oyuncuyu aday etmemesi ayrı bir tartışma konusu. Yalnız ben hala Django Unchained’e gelen tepkileri kestirebilmiş değilim. Oyuncuları arasında bile herkesin farklı bir favoriye sahip olması özellikle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisindeki durumunu zorlaştıracakmış gibi gözüküyor. Tarantino’nun adaylığına hiç inanamasam da En İyi Film kategorisi için bir ihtimal var hala. Hem iyi hem kötü tepkiler almış olması kafa karıştırıyor.

the-master07

THE MASTER

Ben The Master’ın aday olacağını zannetmiyorum. Philip Seymour Hoffman’ın ödülü alacağını düşünenleri de anlamıyorum. Ama ihtimaller çerçevesinde olduğu için listeye koydum. Yine de Paul Thomas Anderson’ın en iyisi olmadığı konusunda hemfikiriz diye düşünüyorum. Amy Adams ve  Joaquin Phoenix’in SAG tarafından liste dışı bırakılması bir tesadüf değil sanki. Üstelik konusu itibariyle The Master’ın Akademi’nin tarzı olmadığı da kesin. Sürpriz yapma ihtimali olsa da The Master’ı tahmin listelerinizde üst sıralara koymayın derim. 10 Ocak’ta kadrodan Hoffman haricinde kimsenin aday olmadığını görürseniz de çok şaşırmayın.

The-Impossible-1

THE IMPOSSIBLE

Aslında bir hafta öncesine kadar bu kadar üst sıralara koymamıştım The Impossible’ı. Ama yorumları okuyunca bir anda fikrim değişti. Birincilik oyları sistemi olmasa büyük ihtimalle The Impossible ilk 10’a girerdi, onu söyleyeyim öncelikle. Film tam anlamıyla Akademi kokuyor. Ağır bir aile trajedisi. Angelina Jolie’nin yaptığı gösterim, Mark Ruffalo’nun verdiği yemek, Reese Witherspoon’un yazdığı mektup… Tüm ünlüler film için seferber olmuş gibi. Awards Daily’nin dengesiz yazarı Sasha Stone’un bu konudaki çıldırmaları için Twitter’ı ziyaret edebilirsiniz. The Impossible, Oscar günü Extremely Loud & Incredibly Close gibi bir sürpriz yapabilir. Belki yönetmeni ünlü olsa daha kesin bile konuşabilirdim.

UZAK İHTİMALLER

FLIGHT: Paramount’un elindeki en büyük ve tek koz. 2005’den beri En İyi Film kategorisinde hep bir filmine adaylık çıkmış. Filmin Amerika’da beğenildiği de aşikar. Üstelik Zemeckis’in yıllar sonra animasyonlar haricinde yaptığı ilk iş.
SKYFALL: The Dark Knight Rises ve The Hobbit: An Unexpected Journey ile aynı kategori içerisine koyarsak Skyfall içlerinde en şanslı olanı. Üstelik Javier Bardem’in Biutiful’dan sonra bir kez daha şaşırtma olasılığı mevcut.
THE BEST EXOTIC MARIGOLD HOTEL: Yaşayan en iyi iki aktrisin uykularında oynayabileceği rollere sahip olduğu ama seyirci dostu bir film. Kati surette adaylık alabileceğine inanmasam da SAG’in desteği korkutuyor.
AMOUR: Yabancı Dilde En İyi Film kategorisi sınırlarında bile The Intouchables tarafından tehdit altında olan bir yapımın En İyi Film dalına girme olasılığı nedir sizce? The Tree of Life gibi Akademi’nin yüzde 5’ine kendini sevdirebilirse işi kolay. Yine de büyük bir şok olur gibi geliyor bana. Emmanuelle Riva’yı ilk beşte görmek isterim, o başka.

Söz sizde…

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Emre Eminoglu

    Ben nedense bu yıl En İyi Film’de 6-7, bilemedin 8 adaydan fazlası olacağına inanmıyorum. Şu “birincilik oyları” olayı, bu kadar favori varken daha fazlasına izin vermezmiş gibi geliyor. (Senin de ilk 5’in olan) İlk 5 garanti, hadi “Life of Pi”ın da hastaları olsun, etti 6. Belki bir de “Moonrise Kingdom” ve/veya “Django Unchained” girer listeye diye düşünmeye başladım. Ama kimsenin gidip delice bir fanatiklikle “Master” ya da “Beasts of the Southern Wild”ı birinci sıraya koyacağına inanmıyorum.

    Sonuçta ‘5-10 arası herhangi bir sayıda aday’ değil mi? Çocuk oyuncağına çevirdiler, yanlış hatırlayıp yanlış yorumluyor da olabilirim tabii.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.