The BFG

The BFG

Yönetmen: Steven Spielberg
Yönetmen: Steven Spielberg | Oyuncular: Mark Rylance, Ruby Barnhill, Penelope Wilton, Jemaine Clement, Rebecca Hall, Rafe Spall, Bill Hader, Michael David Adamthwaite, Daniel Bacon, Chris Gibbs, Adam Godley, Jonathan Holmes, Paul Moniz de Sa, Ólafur Ólafsson, Marilyn Norry | Senaryo: Roald Dahl (kitap), Melissa Mathison (uyarlama) | 117 dakika | Aksiyon, Fantastik

| D |


bfg_ver2Modası geçmiş hikaye anlatımlarına rağmen, toy zamanlarında etkisi altında bıraktıkları jenerasyon dünyayı terk etmediği için, varlığını sürdüren yönetmenlerin en birincisi, hatta sınıf başkanı Steven Spielberg uyku hapını iskenderle buluşturan yeni filmi The BFG’yi görücüye çıkaralı aylar oldu; ama neyse ki duvar kağıdı ve cilalı mobilyaların etkisi altında kalan, her yaylıda gözyaşı döken fan kitlesi bile bu maskaralığa katlanamadığından son numarası gündemi boş yere işgal etmedi. The BFG bu sene A Monster Calls’da bir örneğini gördüğümüz, Hayao Miyazaki’nin tüm filmografisini adadığı, Guillermo del Toro’nun da Pan’s Labyrinth ile ucundan uğradığı masal gerçek arası arafta yer alıyor. Yetim kızımız (Oliver, Annie, Mathilda) hayal gücünün derinliklerinde devler ülkesini istemeyerek de olsa ziyaret ediyor ve sonrasında Play-doh yıllarımızda Rose Dawson’ın kaşıkçı elması gibi okyanusun derinliklerine bıraktığımız vıcık vıcık bir öyküyü hiç üşenmeden dünyanın merkezindeki evinden bir koşu alıp getiriyor. Bayat fikirlerin moda olduğu Spielberg evreninin çiğ yağmış merceğinden nasiplendiği yetmezmiş gibi Disney animasyonlarına da sıçramış kaosuyla The BFG tam teşekküllü bir baş ağrısı. Peki neden bu veryansınım, intizar etmelerim? Paranın döşünde kaba etini dolarla silebilme lüksüne sahip bir yönetmenin anlatılmaya değmeyecek şeyler için paslanmış ayrıcalıklarını kullanmasına kızgınım. Hollywood denen çarkta ne cevherler, sırf Spielberg gibi vadesini doldurmuş hikaye anlatıcılarına verilen sonsuz kredi sebebiyle yok olup gidiyor. Konsantrasyon sabır grafiğindeki ters orantısına eli yüzü düzgün CGI kullanımı için katlanamayacağım. Çünkü geri kalanı doksanlar değil, altmışların ağlak aile filmlerini andıran bayağılıkta. Arrival’a kalbi var, beyni yok demiştim. The BFG’ye de parası var, gerisi yok diyelim.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.