Spider-Man: Homecoming

Spider-Man: Homecoming

Yönetmen: Jon Watts | Oyuncular: Tom Holland, Michael Keaton, Jon Favreau, Zendaya, Donald Glover, Tyne Daly, Marisa Tomei, Robert Downey Jr., Laura Harrier, Tony Revolori, Bokeem Woodbine, Logan Marshall-Green, Hannibal Buress, Martin Starr, Selenis Leyva, Abraham Attah, Martha Kelly, Gwyneth Paltrow, Chris Evans, Jennifer Connelly | Senaryo: Jonathan Goldstein, John Francis Daley, Jon Watts, Christopher Ford, Chris McKenna, Erik Sommers (uyarlama), Stan Lee, Steve Ditko (çizgi roman) | 133 dakika | Aksiyon, Bilimkurgu, Macera

Herhangi bir çizgi romanının yakınından geçmediğim gibi, Peter Parker’la çoğunluktan farklı olarak filmleriyle değil, televizyondaki “Spider-Man, Spider-Man, radioactive Spider-Man!” jeneriğine sahip 1994 yapımı diziyle tanıştım. Dolayısıyla kafamda oturmuş bir mizah anlayışı, quirky liseli portresi var. Buradan nereye gidiyorum? Dünyanın geri kalanı Andrew Garfield’lı franchise için ağzına geleni söylese de ben tüm alıklığına rağmen İnanılmaz Örümcek Adam’ı toy yıllarımdan aklımda kalan araknafobiasız #PenisParker’a daha yakın bulmaktaydım. O yüzden seriye format atılıp sil baştan harekete geçilmesini anlamakta güçlük çekiyorum. Hadi diyelim ticari başarısızlık ve benim zevksizliğim tek bir potada eritildi, peki bu politik düzlemde doğru olabilmek için bin takla atan kedi fare oyununu ne yapacağız? Tom Holland’ı bilimum protein ve dopingle bir anda 20 yıl yaşlandıran Marvel stüdyoları, halkın kahramanını ne yapıp edip felaketim olup ağlatan Avengers’ın ardından yine Iron Man ile bağlantılı bir noktaya iliştirmiş. Tony Stark meşhur May halaya halleniyor, Vulture ile ekibi ne hikmetse uzay teknolojilerini diğer hafriyatçı arkadaşlarıyla çözüyor, Happy Hogan filmin bel kemiği oluyor ve daha nice Marvel densizliğinin üzerine Guatemala asıllı zorba, yeni melez MJ, Peter’ın Afro-Amerikan aşkıyla Benetton viralinin startı veriliyor. Bilhassa filme adını vermiş etkinliği 10 saniyeyle geçiştirmesine mi yoksa hikâyenin merkezindeki yeni yetme Peter’ın motivasyon eksikliğine mi gülmeliyim bilmiyorum. Henüz filmdeki tüm kadın karakterlerin öyküye bir toz tanesi kadar etkisi olmamasına gelemedim. Liz sadece kağıttan sorular okuyor, MJ komedi faktörü için devreye girip dikkat dağıtıyor, Mae hala da dans öğretip filmin içerisindeki içi geçmiş orta yaşlı beylerin libidosuna hizmet ediyor, o kadar. Spider-Man: Homecoming’e şu açıdan teşekkür edebilirim, sayesinde benden önceki nesillerin beni neden sevmediğini anladım ve ilk kez benden sonraki nesillerden nefret etmeye başladım. Bu düpedüz beyaz hassasiyetin vücut bulmuş hâli. Irksal çeşitlilik sağlanırsa kalanı detay, gerisi kolay kafası. Dünya böyle kurtulmayacak çocuklar, bir de kendimize format atarsak sevinirim. Amma velakin amca öldüren köklere geri dönülüp tekerrürden beslenmedikleri için ve tüm kafasızlığına rağmen ritm duygusunu kaybetmediği için salonda çok saatime bakmadığımı da ekleyeyim ki yalandan burnum uzamasın.
Fesat Mukayese: Enemy > Spider-Man: Homecoming

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.