Oscar Rehberi ’17: Kısalar

Oscar Rehberi ’17: Kısalar

Dear Basketball

Şubat göründü, Oscar Rehberi yazı serisinin yolları açıldı. Belki pek belli olmuyor; ama Oscar Boy tarihinin en uzun soluklu bölümlerinden biri bu. Yıllar içerisinde evrim geçirerek sadece bahsi geçen kategorinin bu seneki durumu hakkında bilgi verdiğim genel bir yazı olmaktan çıkıp erken tahminlerimi de araya sıkıştırdığım, kuralları azıcık ucundan açık ettiğim bir platform hâline geldi. 90. Akademi Ödülleri’ni kategori kategori konuşacağımız yepyeni Oscar Rehberi macerasında da kısalardan başlayarak En İyi Film dalına uzanacağımız keyifli bir yolculuk bekliyor bizi. Fikrimin değişme ihtimalini de göz önünde bulundurarak yapacağım tahminlerin Oscar töreni öncesi çıkaracağım son özette bambaşka bir forma bürünebileceğini de hatırlatayım. Hazırsanız, buyrun senenin çene çalacağımız ilk durağına…

1932 yılında açılmış kısa film ve kısa animasyon dallarına, 1941 yılında da kısa belgesel dahil olmuş. Başvuran yapımlarda aranan ilk özellik 40 dakikayı geçmemeleri. Kısa animasyonların en az %75’inin animasyon tekniğini kullanarak yaratılmış olması isteniyor. Kısa belgesellerin kısa film gibi başvuruda bulunmaları tamamen yasak. Ve animasyonu bir anlatım tekniği olarak kullanan kısa belgeselleri de animasyon kategorisine kati surette dahil etmiyorlar. Bunların haricinde 1 Ekim 2016 – 30 Eylül 2017 tarihleri arasında günde en az bir kere, bilet karşılığı, Los Angeles’ın herhangi bir bölgesinde minimum bir hafta gösterilmiş olma şartı var. Ayrıca Akademi tarafından belirlenmiş festival listesinden en az birinde ödül almış olmanız zorunlu kılınıyor. Aksi takdirde değerlendirmeye giremiyorsunuz.

Öğrenci filmlerine karşı temkinli davranan Akademi, sadece kendi yarışmasında altın, gümüş ya da bronz madalya alan yapımlara kapılarını açıyor. Sonrasında ise klasik değerlendirme süreci var. Her üç kategoride de yapımlar üyelere sunuluyor ve 6’dan 10’a puanlanıyor. 7.5 ve üzeri ortalama alan 10’un üzerinde yapım varsa kısa liste en yüksek ortalamayı tutturanlarla oluşturuluyor. 7.5’un üzerine çıkan 6 ile 9 arasında yapım var ise yine listeleniyor. Eğer 6 film de çıkmıyorsa bu rakama tamamlayana kadar ortalaması en yüksekten başlayarak kısa liste oluşturuluyor. Kısa listeler tamamlandıktan sonra eğer ki branş üyesi oy kullanmak istiyorsa tüm filmlerin gösterimlerine katılmak zorunda. Yani “İzlemeden oy veriyorlar.” iddiasını çürütecek bir sistemleri mevcut.

Gelelim bu senenin adaylarına… Yine büyük bir çoğunluğu ilk kez Oscar’a aday edilmiş isimlerle dolu. Ama üç tane istisna var tabii. Revolting Rhymes ile yarışan Jakob Schuh daha önce şansını yine bu dalda The Gruffalo (2010) ile denemiş ama ödüle kavuşamamış. Yine Revolting Rhymes’dan Jan Lachauer ise Room on the Broom (2013) ile yarışmış ve kazanamamış. Ortak yapımcılar Schuh ve Lachauer, daha önceki Oscar adaylıklarında aynı prodüksiyon şirketinden Max Lang ile aday edilmişler. Ama bu sefer Lang’in yönetmenlik koltuğunda olmaması dengeleri değiştirmişe benziyor.

İstisna grubunun üçüncü ismi ise çok daha deneyimli. Knife Skills ile kısa belgesel dalında ağırlanan Thomas Lennon’ın dördüncü adaylığı. The Battle Over Citizen Kane (1995) ve The Warriors of Quigang (2010) ile sadece aday edildiğini, The Blood of Yingzhou District’in (2006) ise Lennon’a ödül getirdiğini ekleyeyim. Sektör tarafından epeyce sevilen, Emmyler’e de aday edilmiş ve en önemli belgesel kurumlarından biri olarak görülen IDA’in de bağrına bastığı bir yönetmen Thomas Lennon. Yalnız ikinci Oscar’ını alacak kadar iddialı olduğu düşünmüyor tüm kısa adaylarını izleyen Oscar tahmincileri.

Yine büyük bir çoğunluğunu izleyemediğimiz ve izleyemeyeceğimiz için yabancı medyada okuduklarım üzerinden tahminler yapmaya çalışacağım size. Kısa film dalıyla başlayayım… Atlanta’da bir okulda gerçekleşen saldırı sırasında 911’a yapılmış arama üzerine kurulu DeKalb Elementary izleyen herkesin kalbine dokunmuşa benziyor. En büyük rakibi de dört yaşında sağır bir kızın anlatıldığı The Silent Child. İş, Akademi üyelerinin hangisine daha çok ağladığında bitecek. Kısa animasyon kategorisinde manzara daha net. Kobe Bryant, Amerikalılar’ın sevmeye doyamadığı meşhur bir basketbol oyuncusu (benim gibi spor cahili olanlara tanıtıyorum). Emekliliğini duyurduğu dönemde büyük bir orkestra eşliğinde gösterdiği Dear Basketball mutlak favori gibi gözüküyor. 2003 yılında hakkında çıkan tecavüz iddiaları ilk beşe girmesini engellemedi. #MeToo hareketi ışığında ödülü kazanmasına etki edecek mi hep beraber göreceğiz.

Kısa belgesel dalında da bir belirsizlik yok değil. Netflix’den izleyebileceğiniz Heroin(e), Amerika’nın en yaşlı interracial çiftini konu alan Edith + Eddie ve dikkat çekici derecede büyük bir hayran kitlesi bulunan Heaven Is a Traffic Jam on 405 arasında gidip geliyor herkes. Ama nedense konusu ve içine daha kolay girilebilmesi itibariyle Netflix’in şansı yüksekmiş gibi geliyor bana. Tabii Edith + Eddie’yi sırf meselesi sebebiyle “önemli” bulabileceklerini de unutmamak gerek. Ne de olsa Oscar tamamen politik bir oyuna döndü. Neden aynı zihniyet kısa belgesel dalına da sıçramasın ki?

KISA FİLM

  • DeKalb Elementary | Reed Van Dyk
  • The Eleven O’Clock | Derin Seale, Josh Lawson
  • My Nephew Emmett | Kevin Wilson Jr.
  • The Silent Child | Chris Overton, Rachel Shenton
  • Watu Wote/All of Us | Katja Benrath, Tobias Rosen

KISA ANİMASYON

  • Dear Basketball | Glen Keane, Kobe Bryant
  • Garden Party | Victor Caire, Gabriel Grapperon
  • Lou | Dave Mullins, Dana Murray
  • Negative Space | Max Porter, Ru Kuwahata
  • Revolting Rhymes | Jacob Schuh, Jan Lachauer

KISA BELGESEL

  • Edith + Eddie | Laura Checkoway, Thomas Lee Wright
  • Heaven Is a Traffic Jam on the 405 | Frank Stiefel
  • Heroine(e) | Elaine McMillion Sheldon, Kerrin Sheldon
  • Knife Skills | Thomas Lennon
  • Traffic Stop | Kate Davis, David Heilbroner

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.