2018’in En İyi 50 Filmi

2018’in En İyi 50 Filmi

Ve büyük finale çok ama çok az kaldı. Yarın Oscar Boy Ödülleri’nin sahiplerini de açıklayıp tam anlamıyla 2018’e veda edeceğim. Esas kapanışı yapmadan blogun geleneklerinden birine dönüşmüş Yılın En İyi 50 Filmi listemi de alfabetik sırayla tek bir dosyada topladım yine. Tembellik yapıp sene içerisinde karaladığım yazılardan alıntılar yaptım. Az biraz Oscar favorileri, bağımsız sinemanın taçsız kraliyet üyeleri ve belgeselleri, animasyonları, teknik harikaları, gişe fatihleri ile buyrun size 2018’in “benim için” en en en iyi 50 filmi:


1985
Yen Tan

1985’ten büyülenmek için ailenize açılmak mecburiyetinde olmanıza, AIDS gibi habis bir hastalığın pençesine düşmenize gerek yok. Kapılarını büyümek mecburiyetinde bırakılan, aidiyet duygusunu başka kollarda arayan, kendi klanının peşine düşen herkese açıyor. Gözyaşlarını dürüstçe döküp çaresizlik, hüzün ve başkaldırı kelimeleri arasında mekik dokuyarak ilan-ı hüviyetin en acısını koyuyor sahneye. Tarihten bu sayfayı seçmesi ise geçmişine önem veren bir anlatıcının elinden çıkmasıyla ilgili.
Akraba Filmler BPM (Beats Per Minute) | Longtime Companion | Pride

ALEX STRANGELOVE
Craig Johnson

Çok az konu edilmiş bir perspektife sahip olduğu için taptaze bir kan olarak giriş yapıyor romantik filmler havuzuna Alex beyefendinin güncesi. Ve lise ortamında geçiyor olmasına rağmen kapsayıcı dili “Geç kalmış sayılmazsınız.” ayarında bir mesaj veriyor bilhassa dolaptan yeni çıkanlara, çıkacaklara, çıkmak isteyenlere. En azından parçası olduğu habitatı çok hoşgörülü bulmama rağmen ben tam yeri tam zamanı diyerek vardım final çizgisine. Kim olduğunuzu öğrenmek için deneyip yanılmaktan ne çıkar demesi de şahane.
Akraba Filmler Easy A | The Princess Diaries | The Way He Looks

AMERICAN ANIMALS
Bart Layton

Canlandırmalı belgesellerin dramatik rekonstrüksiyonunu zayıf bulanlar, müjdemi isterim! Aynı zamanda bir ilk film olma özelliğini taşıyan American Animals aradığımız dökümanlı drama vasfıyla tüm isteklerinize cevap vermeye hazır. Cüretkar, yenilikçi, delişmen ve bir o kadar da aptal… Haylazlığının bilincinde bir anlatıcı eşi benzeri pek olmayan yöntemleriyle klasik soygun filmlerine selam yolluyor. Gerçek ile kurgu arasındaki sınırları, seçtiği renklerle bile organize etmiş planlı zanaatkârlığı da cabası.
Akraba Filmler Ocean’s Eleven | Operation Avalanche | The Town

AVENGERS: INFINITY WAR
Joe & Anthony Russo

Infinity War, laboratuvar ortamında bizzat benim için hazırlanmışçasına, Avengers’ın sevdiğim yarısını öne çıkarıyor: Galaksinin Koruyucuları, Thor, Doctor Strange, Wakanda’da büyük kapışma ve bu evrenin gelmiş geçmiş en karizmatik, en mantıklı motivasyon sahibi kötü adamı Thanos. Uzandığı finalin bıraktığı tahribat serinin ilerleyen safhalarında düzeltilecek olsa da, cesur addedilebileceği göz önüne alındığında cebine attığı parayı bir nebze daha az düşündüğüne inandırabilen storyboard’u tebrik etmeden de geçmeyeyim.
Akraba Filmler Avatar | The Day After Tomorrow | Wall-E

BAD TIMES AT THE EL ROYALE
Drew Goddard

Noir türünün DNA’sını taşıyan öyküsü böylesine zenginken ve örnek aldığı sinemacıları da tüm dünyaya haykırırken Goddard hevesli yaramazlıklardan kaçınıp sadece iyi bir hikâye anlatmaya odaklanmış. Hem ana akımın kurallarına göre oynuyor, hem de yapıdaki imzalarıyla modifiye edilmiş bir seyir sunuyor. İzlediğim günden beri de aynı soruyu tekrar ediyorum aslına bakarsanız: Bad Times at the El Royale, Tarantino kadınlardan nefret etmese ve eline makası almaktan korkmayan bir editör ile çalışsa ortaya çıkacak mahsul değil mi tam olarak?
Akraba Filmler The Cabin in the Woods | The Hateful Eight | JFK

THE BALLAD OF BUSTER SCRUGGS
Joel & Ethan Coen

Coen Kardeşler imzalı göze kum kaçıran rüzgârlarıyla sarının tüm tonlarını ziyaret eden pastoral parti, sinemaya ve western türüne duydukları hayranlığın bir uzantısı. Amaç insanoğlunun ilmikten geçen, delik deşik eden, öldürmeyi göze alan tamahkârlığının endişe verici portresini çizebilmek. Buna rağmen merhameti de bol. Acımasızlıkları, en kötücül olanı bile özümseten paradokslarında köreliyor. Onları bu denli ihtiyatlı görmek de bana yaş kemale erdiğinden yumuşamaya başladılar mı diye düşündürdü açıkçası.
Akraba Filmler The Big Trail | High Noon | True Grit

BEAST
Michael Pearce
Biraz derininde bugünün Birleşik Krallık’ına dair bir eleştirisi var Beast’in. İşgal ettiği her yeri kendine benzeyenlerle kalabalıklaştırmış, o toprağa ondan önce adım atana da mertebesini bildirmiş bir kültürün geçmişe döndüğünü acıyla izlerken Michael Pearce bu sersemliğin modern dünyada büründüğü formu ele alıyor. Gerçi kışkışladığı karakteri tımar etme arzusundaki yetişkinler çileden çıkarken o kötü addedilenden akını da tamamen çekerek bir hile daha eklemiş anlatısına. Niyetinde izleyicisine hasar vermek de var.
Akraba Filmler The Devils | The Duke of Burgundy | The Witch

BLACK PANTHER
Ryan Coogler

Black Panther bağlı olduğu evrenin diğer şahsiyetlerini zerre umursamayan, tek başına da var olabilecek, hem bencil hem de parçası olduğu bugünün farkında bir öyküyü perdeye taşıyor. Muhattap olduğu etnik içeriği de başıboş bırakmamış. Panteri, kötüsü, sevdiceği, kardeşi, anası, babası, dünyama hükmetsin istediğim Okoyesi’yle gerçek olabilecek kartvizitlerinin sayısını artırıyor ve sırf bu sebepten bile en başarılı Marvel filmi ünvanını almayı hak ediyor. Elini kirletmekten çekinmeyen bir çizgi roman öyküsü izlemiş olmanın hazzı asla geçmeyecek.
Akraba Filmler Hiçbir şey, ki zaten bu yüzden eşsiz!

BLACKkKLANSMAN
Spike Lee

Siyahi cemaatin beyazperdede sadece sesini duyurmakla kalmayıp problemlerini de kör parmağını gözünüze sokarak anlatmayı tercih eden Spike Lee, kurgudaki numaralarıyla ana akıma göz kırpan bir tempo yakalamış bu sefer. Fakat hazmı kolaylaştıran akıcılık sebebiyle bombanın pimini çekmekten de geri kalmamış. Şimdilerde Trump sayesinde seslerini yükseltmekten çekinmeyen beyaz üstünlüğü yanlılarının ürünü Charlottesville olaylarına direksiyonu kırarak bu hadsiz kalabalığın her zamankinden daha tehlikeli olduğunu hatırlatıyor.
Akraba Filmler The Birth of a Nation | Do the Right Thing | Get Out

BURNING
Lee Chang-Dong

Sekiz senelik suskunluğunu iki cümle arasındaki eslerden beslenen, gizemin ve bilinmezliğin gücünü kullanmakta usta edebiyatçı Haruki Murakami’nin kısa hikâyesi için bozmuş Chang-dong. Satır aralarına saklanmış psikolojik tahavvüller, usluyu kudurtan güç dengesizlikleriyle sosyal bilincimizin karamsar ama realist bir tasvirini çıkarıyor ortaya. Kibirimizle, hasetimizle, öfkemizle, en aciz hislerimizle nasıl baş edemediğimizi de yüzümüze vuruyor. Sözel ve görsel minimalistliğinin vardığı yerde tüyler ürpertici, klişe tokatlayan bir sonuç saklı.
Akraba Filmler Ahlat Ağacı | Spoorloos | The Talented Mr. Ripley

CAN YOU EVER FORGIVE ME?
Marielle Heller

Nicole Holofcener’in senaryosu cinsel kimlikleri bir karakter özelliğine dönüştürerek gözümüze sokma gayretinde değil. Dramasının temelinde yaş almak üzerine kurulu. Bilhassa bir yoldaş bulaşamadığınız anda nükseden tekillik farkındalığı ve arkasında saklanan derin kederi çok güzel resmediyor. Alaycılığı, kıvrak zekâsı, sosyal önyargıdan mütevellit korumacılığı, şüphesi, umutsuzluğu ile sanatın bittiği yerde eşcinsel kültür de parçalarına ayrılır diyen Can You Ever Forgive Me için özetle yılın en iyi queer filmi diyelim.
Akraba Filmler Capote | Carol | Gods and Monsters

DOGMAN
Matteo Garrone

Garrone’nin Dogman’i sözde çete dünyası ve sokak gangsterleri üzerinden tek bir kurumu eleştiriyor aslında. O da yere göğe sığdırılamayan, bacak arası iki erbeziyle edinilmiş genetik atanamayış… Erkeklik. İpinin bir ucunu kancasıyla doğuştan bir yere kondurulmuş, çevrenin tetiklemesi sayesinde salgılanan zehirle korkunç canavarlara dönüşen yaratığa geçiriyor. Diğer ucu da elinde, âdeta bir yo-yo gibi yere savurup falsolu hareketlerle dalgasını geçiyor. Hem dehşet verici bir şekilde gerçek, hem de sansasyonel bir güldürü kıvamında.
Akraba Filmler Fight Club | Punch-Drunk Love | Taxi Driver

THE FAVOURITE
Yorgos Lanthimos
Herkesin hemfikir olduğu tek konu, Lanthimos’un senaryoda parmağının olmaması sebebiyle o tuhaf gülünçlüklerden olabildiğince uzak kalması sanıyorum. Nasıl ki karakterleri sosyal merdivenleri birer ikişer tırmanmak için kısa yollara başvuruyorsa, Lanthimos da üslubunda sansüre giderek altın heykelciklerle dolu kulübün koyuna yelken açmış. Yalnız sesi kıstığı kelli felli bir kostüm draması görünümüne büründüğü aşikâr diyebilmemize rağmen günün anlatılarıyla zıt düşen bir provokasyonu mevcut.
Akraba Filmler Bridget Jones’s Diary | Phantom Thread | Vanilla Sky

FIRST MAN
Damien Chazelle

Daha evvel Spotlight ve The Post gibi bürokrasi dramalarının senaryolarına imza atan Josh Singer’ın metininde durum nasıldı bilemiyorum; fakat Chazelle elindeki teksti vatan millet Sakarya diye bağırıp mavi kırmızı bayrakla süslemektense daha öznel bir kılığa bürümüş. Bu da alıştığımız Amerikan kahramanı anlatılarıyla kıyasladığımızda First Man’in neredeyse bir anti biyografi olarak sınıflandırılabileceği bir mertebeye erişmesine yardımcı oluyor. Odak ülke tarihindeki en çok tartışılmış hadisenin ana kahramanı Neil Armstrong’un zihnine girebilmek.
Akraba Filmler Hidden Figures | Interstellar | The Right Stuff

FIRST MATCH
Olivia Newman

Filmin hiçbir dönemecinde beklemediğimiz alışılmışın dışında bir şey barındırmaması en büyük problemi. Buna rağmen kalbinizi kazanabilmesi de tamamen duygusal samimiyetiyle alakalı. İster istemez nemalandığı gözyaşı döktürme metotunda fazlasıyla başarılı. Çünkü öyküsünü ağdalı bir forma sokmak yerine olduğu gibi teslim ediyor. Bilhassa finaline sakladığı yüzleşmede diyalog anlamında oldukça ekonomik davranmasına rağmen, göğüs kafesinin üzerine doğru bir fil ağırlığı bırakacak kadar da yoğun bir acıyla tanıştırıyor.
Akraba Filmler Girlhood | Molly’s Game | The Second Mother

GAME NIGHT
John Francis Daley & Jonathan Goldstein

Janrın kurak geçen yıllarına meydan okumak üzere, stüdyo sisteminin vaat edip de gerçekleştiremediği iyi vakit geçirme sözünü sonuna kadar yerine getiren ana akım bir eğlence treni var karşımızda. Başından sonuna değin, gerçeklerden kaçma kültürünün bir parçası olarak günümüz insanının hayatına yerleştirdiği oyun gecesiyle seyircisini de sürekli tuzağa düşürmeye çalışıyor. Zorlama U dönüşlerinin sonu hep aydınlık. Çünkü sürpriz üzerine sürpriz konduran senaryosunda ilelebet samimiyet ve saf güldürme çabası hâkim.
Akraba Filmler 21 Jump Street | Bridesmaids | Spy

GREEN BOOK
Peter Farrelly

Green Book’u iyi yapan haddini bilmesi. Boyundan büyük bir mesaj vermek gibi bir derdi yok. Prestij Müzik sanatçılarının hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye çığırmalarıyla yer aldıkları klip kadar zararsız. Beyazın (gerçi burada beyaza İtalyan olduğu için bir azınlık muamelesi de gösteriliyor) siyahi karaktere ben senden daha siyahım diye naralar attığı ve bu arada en ırkçı düşünce biçimiyle tam tersi olacağı düşünülecekken siyahın da beyaza yol yordam, edep öğrettiği bir manzarada Noel’e adım adım yaklaşıp Oscar’ın altın rengiyle ısınıyorsunuz işte.
Akraba Filmler The Blind Side | Driving Miss Daisy | Three Billboards Outside Ebbing, Missouri

THE HEIRESSES
Marcelo Martinessi
Ülkesindeki siyasi istikrarsızlık yediden yetmişe, o topraklar üzerindeki her şeye etki ederken bir taraftan da sosyal sınıflara özgü kültürleri incelemeye alıyor Martinessi. Ana karakterinin savaşımlarını anlamsız trajedilerle doldurmak yerine daha gündelik, daha ihtişamsız meydan okumalar tercih etmiş. Bu da orta yaşın bütün sorgulamalarıyla boğuşan kadını mecburen yeni bir transformasyona sevk ediyor ama kişisel devrimini de ister istemez ince ayrıntılarla düzenlenmiş bir yeniden keşife eviriyor ayrıca.
Akraba Filmler About Schmidt | A Fantastic Woman | Gloria

HEREDITARY
Ari Aster

Yeni nesilin Exorcist’i olmaya aday Hereditary, bana sorarsanız biraz intikam alıyor ebeveynlik müessesesinden. Yapmacık korumacılığınızın arkasındaki bencilliklerinizi çıkarayım da güvensizlikle boğuşun, dünya üzerindeki cehennemde alev alev yanın diyor. Şeytanı gizlendiği ayrıntıdan çıkarıp esas öyküsüne terfi ettirdiği andan itibaren de Tanrı kreasyonu insan evladının yoktan var ettiği hısımlık vaziyetiyle kafası kopmuş minyatürleri yan yana koyup dalgasını geçiyor. Azıcık Haneke’ye, azıcık da Bergman’a çalışıp gelmiş Ari Aster.
Akraba Filmler The Exorcist | The Killing of a Sacred Deer | Rosemary’s Baby

ISLE OF DOGS
Wes Anderson
Ben mi büyüdüm de üzerine çok kafa yordum, yoksa Wes Anderson’ın dünya meselelerine kollarını sıvayası mı geldi gelgitlerimin sonucunda hiç ummadığım bir yerdeyim. Bilhassa Avrupa’da muhtelif etnik grupların açık kapıları aralayarak istemeyerek bir parçası oldukları mülteci sorunuyla haşır neşir oluyor en simetrik rüyalarımızın ağa babası. Yalnız evrensel insan haklarının gereklerini tanımayan, kabusu andıran yozlaşmış sağ politikasıyla özgürlüklerin ülkesini bir tımarhaneye çeviren Trump’ın Amerikası’na daha çok yaptığı atıflar.
Akraba Filmler The Boss Baby | Fantastic Mr. Fox | Fire at Sea

KELEBEKLER
Tolga Karaçelik

Daha en başından nereye varacağını bildiğiniz öyküyü hazırlıksız yakalayan absürt güldürüyle süslemiş Karaçelik. En saf sarhoşluk hâliyle gidelim be artık buralardan diye türkü tutturmuş. Vardığı köy yerinde de imamıyla, muhtarıyla, muhtarının karısıyla şehir ile taşra arasında bulanıklaşan kontrastı alıp kendince eğlenmeye bakmış. Tezatlarla oyun oynarken, müzikholünden kahvesine kadar ne bir inkar var, ne de gereğinden fazla kucaklayıcı bir tavır. Tüm karakterleri ve mekanlarını geçmişlerini bilerek doğal ortamına bırakmış.
Akraba Filmler Hunt for the Wilderpeople | Köksüz | Silsile

THE KINDERGARTEN TEACHER
Sara Colangelo

The Kindergarten Teacher, sanatla ilgilenen bireylerin ikiyüzlülüğüyle ilgili çok yerinde cümleler kuruyor. Kendi gösterişçi evrenimizde beğenilerimizi sübjektif standartlarımıza göre değil, dışarıya sunduğumuz camekanda nasıl durduğuna göre ayarladığımızı ifşa eder nitelikte hatta. Bir taraftan kendini yetiştirmek adına yapılan fikirsel aydınlanma eyleminin iyisi kötüsü olmaz dedirtse de bu kurumlanan hâlimizi beş yaşındaki çocuğun yazdığı şiirlere başyapıt muamelesi gösteren koca koca adamlarla tiye almasına sımsıkı sarılmak istiyorum.
Akraba Filmler Holy Motors | Tabu | Zama (Eğlendim!)

LEAN ON PETE
An drew Haigh

Benim neredeyse ajitasyon bağlarında dirsek çürütecek bu kuraklığa olumlu bir tepki vermemin asıl sebebi Andrew Haigh’in travmalardan sebep yarım kalmışlıkları hep geri planda tutması. Filmin kırılma anında bile ana karakter Charley bağırıp çağırarak, ağlayıp kendini bir yerlere atarak değil, büyük bir korkuyla dile getiriyor hayallerini. Bugüne kadar karakterin gördüğü muameleyle alakalı belki bu tonu düşürülmüş yalvarış hâli; fakat Charley’nin her eyleminin arkasındaki motivasyonu berraklaştırmış Haigh. Çünkü tek derdi bu delikanlı.
Akraba Filmler Home Alone | Kes | Mud

LOVE AFTER LOVE
Russell Harbaugh
Kusursuz bir şekilde çizilmiş psikolojik süreçlerden, beş parçaya kolayca bölüştürülen analizin örneği olabilecek bir disiplinden nasibini almamış çiğ bir manzara karşımızdaki. Diyor ki her şey iç içe geçmiş, en basitinden doğruyla yanlış bile birbirine karışmış. Kendimizi iyi hissetmek için anlık heyecanların peşinden koşuyoruz, tamam ama o boşluğu dolduracak olan şey ne kadehte durmayan şarap, ne de sırılsıklam bir yatak. Sevilmek, sarılmak, okşanmak güzel olsa da acının tezahürü gerçekten koşarak uzaklaşınca silinecek kadar basit değil.
Akraba Filmler Last Tango in Paris | Ordinary People | A Woman Under the Influence

MCQUEEN
Ian Bonhôte & Peter Ettedgui

Tamamen kronolojik bir sırayı izleyip McQueen’in dününü, bugününü ve sonunu aktarıyor bu belgesel bizlere. Kurduğu her ilişkinin uzun vadede hayatına olan etkilerini incelemeye alıyor ve tek bir tarafı dinlemektense herkesi anlamaya çalışıyor, ki bu hayatta olmayan sanatçılar hakkında izlediğimiz belgesellerde oldukça nadir rastlanan bir durum. Onu anlıyor, suçlamıyor, dışlamıyor, tanıyın diye uğraşıyor ve gözyaşlarını sağacak salt gerçeklerle sizi yalnız bırakıyor. Ölüm kavramıyla, hayatına son vermekle ilgili rotası da epey dokundu bana.
Akraba Filmler Amy | Cutie and the Boxer | The Devil Wears Prada

MINDING THE GAP
Bing Liu

Filmin yönetmeni Bing Liu’nun mevcudiyetini perçinleyen mikrokozmosta tek yaptığı, onları hayatın gerçeklerinden biraz olsun alıkoyan kaykay kültürüne dair bir güzellemenin türküsünü tutturmak değil. Yönünü olağan gibi gözüken benimsenmiş hakikatleri gün yüzüne çıkararak belirliyor. Belli ki birbirine tarifi imkansız, sıkıca bir bağ ile tutturulmuş üç genç adamın yetişkinliğe adım atmadan evvel çözümlemesi gereken problemler, doldurulması gereken boşluklar var. Minding the Gap de adındaki kelime oyunuyla dünyaya içini döküyor.
Akraba Filmler American Honey | Boyhood | Stories We Tell

MUSEO
Alonso Ruizpalacios

Hikâye anlatma sanatının temel kavramlarıyla dört başı mamur bir oyuna girişen Museo, bu senenin sürprizlerinden biri aslında. Filmin eğer ki hiçbir karakteri insanlaştırmayan, devasa bir temsilde ipleri gözüken kuklalar olarak kullanılmasına alışırsanız yaşatacağı eşsiz deneyimin sinemaya dair tüm bildiklerinizi unutturacağına şüphe yok. Ama yaptığı egzersizin sadece kuramsal kalan ve eti kemiğe bürünmeyen bir tavrı var. Mesafeli olması ve karakterlerini makineleştirmesi kasıtlı. İşte bu da seyircisini seçen bir filme dönüşmesine sebep oluyor.
Akraba Filmler Exit Through the Gift Shop | Neruda | The Square

THE OLD MAN & THE GUN
David Lowery
Daniel Hart’ın her ana uyan ezgileriyle, kimse eline tefi alıp dans etmese de jazz’ın gücünden olsa gerek, bir taraftan da müzikal gibi hissettiren The Old Man & the Gun’ın iki usta oyuncunun kalplere dokunacak performanslar sunmasıyla da katmerlendiği kesin. Büyüleyen ihtiyar Redford’un o kibar soyguncu olarak muhattap olduğu veznedarlar, banka müdürleri ve türlü tanık mağdurda yarattı tesir seyirciye de geçiyor. Son valsinde ona eşlik eden Sissy Spacek da altta kalmıyor. Bu filme ihtiyacınız var, ama haberiniz yok.
Akraba Filmler Butch Cassidy & the Sundance Kid | The Chase | The Sting

ÖLÜMLÜ DÜNYA
Ali Atay
Konu komşuya, esas kimliklerini saklamak adına kullandıkları kamuflaj lokantanın da katkıda bulunduğu benzersiz kontrast ile gelen aşina olduğumuz “aile” hissiyatı sağolsun yine azıcık Yeşilçam, azıcık da post 2000ler gişe filmi aritmetiğini aynı potada eriten bir yetkinlik mevcut Ölümlü Dünya’da. Tekstin es verdiği noktalarda bile bizim topraklardan çıktığına pek şahit olmadığımız suç komedisinde denge bozulmuyor. Kafaya geçen çoraplar ve çirkin bir eril ağızın egemenliği altında yürüyen ana akıma taptaze bir soluk âdeta.
Akraba Filmler Aile Arasında | The Family | Mr. & Mrs. Smith

PRIVATE LIFE
Tamara Jenkins

Tamara Jenkins’in Private Life’ta bilinçaltımıza yerleşmiş görevlerle, çoğalmaya yönelik çabalarımızla yaptığı dans takdire şayan. Dalga geçmeden, eksikliği abartılmış, neredeyse varoluşla ilişkilendirilebilecek açlıklarımızı en çıplak hâlinde servis ediyor. Bir gözü toplumun içindeki en küçük birimde, diğer gözü de bu kurumu pekiştirecek eylemlerin bireyler olarak bizi ne kadar hırpaladığında. Bir kepçeyle hepimizi, diğer kepçeyle de dizini dövüyor sanki. Kent hayatının, evli mutlu çocuklu gayesinin bıraktığı yaralarla dolu yarı açık insan müzesi.
Akraba Filmler Blue Valentine | The Lovers | Obvious Child

THE RIDER
Chloé Zhao

Zhao, tuvali epey çıplak bırakmış. Belli ki seyircisinden ana karaktere acımasını değil, onunla empati kurmasını istemekte. Kaldı ki bu amacına da ulaşıyor. Vahşi atların binicilerine öfkeyle saldırdığı yakın planlar, American Honey’den miras telaşsız olağanlık ve eril birey ile atlar arasındaki soyut bağı ekrana taşıyışı anlatısını epeyce güçlendiriyor. Öyle ki en budalaca eylemler bile bir şekilde karakterleri özümsemeyi başardığımızdan anlamlanıyor ve dökümantasyona varan üslup, modern Amerikan mitini albenili hâle getiriyor.
Akraba Filmler Columbus |  Heaven Knows What | Short Term 12

SHADOW
Zhang Yimou

Zhang Yimou kim kimdir, o eller hangi ceplere girmiştir gibi suallerin cevabı ikinci plana atmış ve sadece gözlerimizin doyacağı bir ziyafet sofrası hazırlamaya odaklanmış. Kulağa çalınan ezgisi az, ama müzikal gibi tasarlanmış bir şaheser var karşımızda. Eskizi andıran görsel disiplinle sahneye konulurken kırılgan masküliniteyi de beyaz rengi dişilleştirerek ağzına sakız yapıyor. Karanlık zeminin üzerine düşen her yağmur ve kan damlası insan olmaktan gelen zaafları resmiyete kavuşturuyor. Problemlerinin en büyüğü hiç şüphesiz “erkeklik” müessesesi.
Akraba Filmler The Assassination of Jesse James… | Drive | In the Mood for Love

SHIRKERS
Sandi Tan
Kişisel kalan, nihayetinde daha büyük bir mesaja ulaşmayan belgesellere kredi vermediğimi söylesem de Shirkers’ın sinemaya sevdalanmış herhangi bir izleyiciyi etkisi altında bırakmaması imkansız. Sandi Tan, seneler evvel Singapur’da pek çok konuda ilk ünvanını alacak filmini çekmiş, ama tüm kayıtları hiç eden akıl hocası bir anda ortadan yok olunca tüm uğraşları rafa kalkmış. Shirkers da geçmişe dönüp elinde kalanlarla içini döküşü. Hem yaşadıkları, hem de yaşadıklarından çıkardığı yapbozun biçimi pek ilgi çekici.
Akraba Filmler Fitzcarraldo | Ghost World | Sex, Lies, and Videotape

SHOPLIFTERS
Hirokazu Koreeda

Aile hissiyatının her türlüsünü tattık Koreeda sinemasında. Still Walking ile geçmişin hesabını çıkardık, After the Storm’da kırılan parçaları tamir etmeye çalıştık. Shoplifters ise her şey kan bağı mı sorusuyla çalıyor sazını. Kader ortaklığı, daha doğrusu kadersizlik de bir bağ yaratmaz mı diye irdeliyor. Yalnız filmin ilk üç çeyreğinde suallerini dolaylı yoldan yöneltmiş. Şirazenin yer değiştirdiği son çeyrekte ise daha önce ikinci plana atılan öyküyle tüm bilinmezleri gün ışığına çıkarıp toplumsal değerlerimizi sorgulamaya alıyor.
Akraba Filmler Children of Heaven | Gülen Gözler | Secrets & Lies

THE SISTERS BROTHERS
Jacques Audiard
Yine kiralık katiller, altın avcıları, varyemezler, hırsızlar, kovboylar, atlar, çöller, barlar, kasabalarla dolu bir western var elimizde. Ama bu kokteyle batılılaşma süreci üzerinden okunmaya hazır bir metin eklenmiş. Homoerotizmi belli belirsiz, cılız bir formda görüş alanına bırakıp yorumu seyircisine bırakmış. Bu da yetmemiş, erkeklerin dayanıklı gözüken yüzeylerinin altında sakladığı o kırılgan egoya da çomağını batırıp eğlenmesine bakmış. Audiard suç ortağı Bidegain’le yine göründüğünün çok daha fazlasını veren bir zihin egzersizi yapıyor yani.
Akraba Filmler Ben-Hur | Midnight Cowboy | The Servant

SPIDER-MAN: INTO THE SPIDER-VERSE
Bob Persichetti, Peter Ramsey & Rodney Rothman

İrili ufaklı pek çok gimmick üzerine inşa edilmiş 2018 model Spider-Man’in görsel tasarımı da çizgi roman gerçekliğini perdeye taşıyıp, gelenekselleşmiş çizgileri muhafaza eden cinsten. Kuşe kağıdından buram buram gelen mürekkep kokusu filmin de dört bir yanına yayılmış sanki. Bunun haricinde Peter Parker evreninin kendi içerisinde oluşturduğu matematiğe de bir hayli iklim. Sürekli tarihine referanslar vererek, Spider-Man özelinde salona teşrif etmiş izleyicisini avucunun içine alıyor. Simli bir stüdyo artığı gibi dursa da açtığı yol merak uyandırıcı.
Akraba Filmler Black Panther | The Lego Movie | X-Men: Days of Future Past

A STAR IS B ORN
Bradley Cooper
Önceki filmlere az çok aşinaysanız bu ne bir star yaratma filmi, ne sektörün içerisinden bir göz kırpma, ne de sınırları aşan bir aşk öyküsü. Esasında erkek başrolünün etrafına parıltılı cisimler ve bedenler yerleştirerek onun günahlardan arınmasını izletmek isteyen bir anlatı. Clint Eastwood’tan Bradley Cooper’a paslanan yeni versiyonda da hikâyenin hedef şaşırtan tüm düzenbazlıkları törpülenmiş ve A Star Is Born’un asıl starının kim olduğunun altı çizilmiş. O yüzden bir film gibi deil de eğlence sektörünü ilgilendiren bir proje gibi alıyorum ele.
Akraba Filmler The Bodyguard | Funny Girl | Moonstruck

SUPPORT THE GIRLS
Andrew Bujalski

Yönetmen/senarist Andrew Bujalski’nin niyeti oldukça açık: Kadınların cinsel olarak nesneleştirildiği tarihin sinir bozan sayfalarında ekonomik bir gerçeği yüzümüze vuruyor. Orta-alt sınıfın belini kırmış yüksek faizli Mortgage krizinden miras, bilhassa tek başına mücadele veren kadınlar cephesinde hizmet sektöründeki cinsiyet, ırk, sınıf ayrımının fecaati mizahla soslandırılmış röntgeni gibi tanımlamak en iyisi. Algısal görüngesinde sosyal dökü-dramalardan çok daha can alıcı bir katman var iddiam da izlediğimden beri sürmekte.
Akraba Filmler Smashed | Spring Breakers | Tangerine

SUSPIRIA
Luca Guadagnino

Beni Suspiria özelinde cezbetmiş meselelere mesai harcayan ve ayrıntıların miktarını artırarak elindeki dosyaya ağırlık kazandıran bir tarafı var bu adaptasyonun. Öaktırmadan bugünün koltuğuna yapışmış liderlerine, kokuşmuş düzenlere, üzerindeki örümcek ağıyla varlığını sürdüren kafatasçılığa dair de korku türüne özgü bir tekinsizlikle gözlemlerde bulunuyor. Finale doğru giderek acımasızlaşan, şiddetin hem fiziksel hem de psikolojik olanına yeni anlamlar kazandıran dar boğaz da ağına düşürmek için karanlıkların içinde bekliyor.
Akraba Filmler Black Swan | The Red Shoes | The Wizard of Oz

THREE IDENTICAL STRANGERS
Tim Wardle

Tamamen göz pınarlarımı kurutma avına çıktığım ve ara sıra da olsa Citizenfour vari bir sinema dersine denk geldiğim belgesel janrında 2018 sinema yılının en tatlı hediyesi oldu Three Identical Strangers. Sürprizleriyle her saniyesinde ilgiyi ayakta tutan, türler arası jonklörlüğe soyunmuş bir hikâye anlatma sanatı harikası bu bahsini ettiğim yapım. Neden? Çünkü her köşebaşına yeni bir ifşa saklayabilme imkanı tanıyan bir öyküyü taşıyor perdeye. Sinemayı ve bilhassa bu janrı neden sevdiğimizi hatırlatmaya yetecek yetileri alkışlık.
Akraba Filmler Gleason | Experimenter | The Truman Show

THUNDER ROAD
Jim Cummings

Cummings, talihsizlik serüvenlerinden ibaret hayatının uç noktalarında gezinip felaketler arasından felaket beğenirken noksanlık kâbusunu tekrar tekrar yaşıyor. Ve buna rağmen film ivmelenmiyor; çünkü trajikomiklikten tuhaf, şaşırtıcı ve fazlasıyla hüzün dolu bir çelenk yapmış kendine. Toksik erkek maskülinitesini elinin tersiyle itmiş, bir taraftan da o coğrafyadaki bireyselliğine yeni bir cephe kazandıramamış. Tezatlar arasında vals ediyor âdeta. Belki bitmek bilmeyen çözümsüzlüğünün sebebi de bu arada kalmışlık.
Akraba Filmler Cake | Frank | Lars and the Real Girl

TRANSIT
Christian Petzold
Yönetmenin ne vicdanınızdan, ne de göz pınarlarınızdan dilediği bir şey yok. Herkesin Mersin’e gittiğinin bilinciyle noir’dan makas alıp, atmosferi ya da olay örgüsünü birincilleştirmeden, neredeyse lineer fakat sinemasal hissiyle tesirini kuvvetlendirmiş bambaşka bir deneyim sunuyor önünüze. Planlı nümayişlere geçit vermeyen bir izleyici olsam da muhattabından kendi pişirip kendi yemesini buyurduğu rafine edilmiş tekillik ve acımasızlık siyaseti inanılmaz bir biçimde erimiş anlatının içerisinde. Kayıtsız kalmak imkansız.
Akraba Filmler Dogville | Trust | The White Ribbon

TULLY
Jason Reitman

Diablo Cody’nin kadın ana karakter yazmak konusunda ne kadar uzman olduğunu bildiğimizden yeni doğanın ilk aylarını izlemek için yaslanıyoruz koltuklarımıza. Fakat filmin size bu sürecin ne kadar zorlu olduğunu, hele ki evde ilgiye ihtiyaç duyan, henüz kendini biraz olsun idare edebilecek iki bacaklık varken ekstra sıkıntılarla boğuşturduğunu hatırlatmak gibi bir inadı var. Hem ekonomik, hem fiziksel, hem de manevi anlamda tarifsiz fedakarlıklarla dolu bir kaçıklık kabullenişi bu. Askıya alınan planlar, varoluşsal korkular…
Akraba Filmler Mommy | Women on the Verge of a Nervous Breakdown | Young Adult

UNDER THE SILVER LAKE
David Robert Mitchell

İlmek ilmek işlenmiş dört başı mamur tuhaflık masalında perde toksik erkek maskülinitesini kültürümüzün kadını nasıl da baştan aşağıya bir tüketim ürünü gibi kullandığının altını çizerek açılıyor. Ardından harcayarak yok ettiklerimize, herkesin ve her şeyin daha önce denenmiş ve olumlu sonuç alınmış bir başka orijinal temsilden araklama olduğunu bizzat sinema tarihini elden geçirerek göz atıyor. Bir Thomas Pynchon romanını hatırlatan, pop kültür arka planlı varoluş karmaşasında peçete gibi kullanıp bir kenara attıklarımızın yığını da denebilir.
Akraba Filmler Inherent Vice | L.A. Confidential | Mulholland Drive

UNSANE
Steven Soderbergh

Sevmelere doyamadığımız Soderbergh toplumun bir türlü kanaması durmayan yarasına tırnak geçirip, tüm tartışmaların ortak noktası olan cinsiyetten birini tam merkeze oturtarak resmen merceğe ayna tutuyor. Post Weinstein dönemine girmeden evvel de belimize kadar bokun içine battığımızı hatırlatıveriyor arada. Cinsiyet politikalarının en çirkin, en çıplak tanımlamasını yapıyor. epey çiğ, çok cilalanmamış bir üslupla. Ama olabildiğince sinir bozucu ve türlü düşünsel egzersizlere yelken açtırması sayesinde de baş ağrıtıcı esasında.
Akraba Filmler Contagion | Split | Upstream Color

VICE
Adam McKay

Başı sonu aşikâr bir zaman çizelgesini virgülüne kadar takip etmek McKay’in kitabında yok. Vice’ta da benzer bir kuralsızlıkla yeri geliyor kapanış jeneriğini filmin ortasında kullanarak keşkelerini sıralıyor, yeri geliyor manipülasyonun kitabını yazan Cheney’nin kafasının içine girerek dördüncü duvarı yıkıyor. Tarafsız davranmak gibi bir arzusu da mevcut değil. Liberalleri tamamen tepesine çıkartıp muhafazakâr görüşün boşluklarında cirit atmaktansa, parmağıyla suçluları işaret ederek irinini kalbinde biriktiren tosbağanın ipliğini piyasaya çıkarıyor.
Akraba Filmler American Hustle | The Big Short | W.

WHITNEY
Kevin Macdonald
Kurallı, Whitney’nin hayatındaki bütün önemli detaylara ve insanlara sırayla değinen bir belgesel bu. Kronolojik sırayı da takip ederek geleneksel havasını her şekilde koruyor. Sorduğu sorular oldukça basit: Whitney’in yeteneği doğuştan mıydı? Şan şöhret onu ne kadar değiştirdi? Ve en nihayetinde ölümüne sebep olan uyuşturucuya bulaşmasındaki etkenler nelerdi? Fakat bu kadar özel bir hayat hikâyesini ekrana taşıyor olmasına rağmen etki alanını büyütmeye çalışmıyor, ki bence izleyicisini kazandığı nokta da tam olarak bu.
Akraba Filmler Pariah | Portrait of Jason | VH1 Divas Live

WHO WE ARE NOW
Matthew Newton

Julianne Nicholson uzunca bir süredir perdede görmediğimiz türden bir oyun sunuyor önümüze. Emma Roberts, Zachary Quinto ve niceleri kameraya bakıp ilgi çekebilmek için var güçleriyle ellerini kollarını sallarken Nicholson yaşanmışlıkların aşındırdığı benliğini masaya bırakıyor. Bazen bir bakış, bazen tek heceli bir nida, bazen de en basitinden bir kaşkolu boynunu sarışında servis ediyor söylemek istediklerini. Filmin konserve natüralizmi içerisinde elmas gibi parlayan yorumunun etkisi unutulacak gibi değil.
Akraba Filmler Appropriate Behavior | Please Give | The Visitor

WIDOWS
Steve McQueen

Kaba kuvvetin fiziksel olanına ekmeğini bandırması haricinde, siyasetin de esasında aynı ilkel içgüdüden beslendiğini savunan bir tarafı var Widows’un. Bu da yönetmenin neden anlatıcı olarak bu habitatı seçtiğini anlatmaya yetiyor. Hunger’ın hamlığı, Shame’in şehirdeki çıkışsızlığı ve 12 Years a Slave’in yönetmeni titizlikle lineer anlatıya ilave eden formülü bir arada. Nina Simone’un Wild Is the Wind‘iyle de pastanın üzerine son süsünü koyuyor Steve McQueen. Böyle gelmiş ama böyle gitmesinciliğini, ona yakışacak bir yerden tutup süslendiriyor.
Akraba Filmler Filth | I Don’t Feel at Home in This World Anymore | Leviathan

WOMAN AT WAR
Benedikt Erlingsson

Küçük tepkilere, zamansız gelişen olaylara ve toprakları üzerinde çekilen her fotoğrafta insan evladından rol çalmış harika İzlanda doğasının en büyük düşmanıyla verdiği mücadeleden doğma tezatlara bağlamış belini Woman at War. Ve bir noktadan itibaren evrensel endişelerimiz, hepimizin içinde filizlenen egonun bir parçası mı oluyor gibi bir sorgulama için de kolları sıvıyor.  Prensiplerine en sıkı sıkı bağlı olanımız bile esasında sahip olduğu kimliğin tesiriyle mi yön veriyor güdülerine diyerek suallerini fazlalaştırıyor.
Akraba Filmler Blackfish | Chasing Ice | An Inconvenient Truth

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

3 Yorum

  1. Mehmet Noyan

    Bende çok uzgunum.Birinci.olmasini istedigim isim Manila elendi die.Naomi.gorev birinciligi alsin istioduk ama ilk hamlesinde yaptigi şeyle nefretimi kazandi bi anda.Trinity disinda 1. Olabilecek kimse.kalmadi yarista berbat bir top.4 bizi bekliyor

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.