Ford v Ferrari

Ford v Ferrari

Yönetmen: James Mangold | Oyuncular: Matt Damon, Christian Bale, Jon Bernthal, Caitriona Balfe, Tracy Letts, Josh Lucas, Noah Jupe, Remo Girone, JJ Feild, Jack McMullen, Gian Franco Tordi, Benjamin Rigby, Ben Collins | Senaryo: Jez Butterworth, John-Henry Butterworth, Jason Keller | 152 dakika | Biyografi, Drama, Uyku Hapı

Önümüze düşen her Oscar filmini beğendiğimiz 2019’da The Two Popes’tan sonra ekrana lanet yağdırdığım bir filmle daha buluştum nihayet: Ford v Ferrari. Yaklaşık otuz sene öncesinin tutmuş formülleriyle yola çıkan yapım, erkekliğin doğasındaki rekabet kültürü üzerinden meraklıları haricinde kimsenin umursamadığı bir hikâyeyi taşıyor beyaz perdeye. Kiralık yönetmenler listesinin gediklilerinden James Mangold’un yönetmenliğini üstlendiği filmde Ford’un meşhur Amerikan araba tasarımcısı Carroll Shelby ile motor sporlarının duayenlerinden Ken Miles’ın dostluk, arkadaşlık, yollarının kesişmesi (artık adını ne koymak isterseniz) üzerinden klasik mi klasik bir Hollywood anlatısı izliyoruz. Prodüksiyon sürecinin uzun sürmesi, epeydir gündemde olmasına rağmen yeni tamamlanmış olması, sürekli vizyon tarihinin yer değiştirmesi gibi ayrıntılarla sinema gündemlerini de anlamsızca meşgul etmiş Ford v Ferrari’yi izlediğinizde neden bu kadar kaotik bir üretim hâlinden geçildiğini daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü filme katkıda bulunan herkes ellerinde çok da matah bir şey bulunmadığının bilinci vurunca sanki parmağının ucuyla çalışmış gibi. Kalbimden daha beyaz bir renk paleti, Bale’ın abartılı bir parodisine dönüştüğü içler acısı performansı, kurgu masasında bugüne kadar izlediğimiz her yarış filminden kes yapıştırı ve yine aynı alt türün bütün örneklerine yapıştırılabilecek tek tip müzikleriyle ortaya inanılmaz karaktersiz, cetvelle çizilmiş gibi lineer, bir türlü eskitemediğimiz beyaz erkek beğenilerine hizmet edecek şekilde tasarlanmış bir iş çıkmış. Kötücül olduğunu ne yazık ki iddia edemiyorum. Keşke böyle olsa da en azından tartışabilsek, biraz suç atsak, zihin egzersiziyle vakit geçirsek. Ford v Ferrari o kadar özelliksiz ve düz bir film ki seyircisine vaat edebildiği tek şey buhran. Hani birileri Oscar filmi yapacağız diye dört duvar arasına sıkışmış, Seabiscuit’in yarış arabası versiyonunu çıkarmış gibi. Bir yapımı “sıkıcı” ya da “uzun” diye eleştirmenin ben de taraftarı değilim, merak etmeyin. Sadece aynı nanenin lacivertini farklı formatlarda bir paçavra gibi önümüze fırlatan stüdyo sisteminin esiri olmaktan yıldım. Muhtemelen büyük bir salonda izlesem ses tasarımı için hakkını teslim edebileceğim Ford v Ferrari’den ev ortamında bir kârım da yok üstelik. Demem o ki cis hetero erkek (hatta errrrrkek) seyircisinin gönlünü fethetmek için er meydanına çıkmış James Mangold, Christian Bale ve filmi bitirdiğiniz anda varlığını unuttuğunuz Matt Damon ortaklığının alıcısı belli. Gördüğüm kadarıyla istediği reaksiyonu da bir şekilde elde etmiş. Ben Le Mans’ı, bu yardımcı kadın oyuncusuna destekçi eş rolünü bahşetmiş düzeni, Bale’ın kariyerinin başından beri sevemediğim oyununu, ata – oğul arası trajedisine çentik atan hâlini umursamayan bir izleyici olarak filmin hitap ettiği kitle içerisinde yer almamanın haklı fenalığını yaşıyorum, o kadar. Dünyanın dönemine göre en hızlı arabaları hakkında bir şeyler çekip bu kadar uyuşuk olmayı başarabilenlere de tebriklerimi iletmek isterim. Umuyorum Oscar’da değil beş, altıncılıkla bile kategorilerin yanından geçemezsiniz. Hadi sağlıcakla!

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.