Rebecca

Rebecca

Yönetmen: Ben Wheatley | Oyuncular: Lily James, Armie Hammer, Kristin Scott Thomas, Keeley Hawes, Ann Dowd, Sam Riley, Tom Goodman-Hill, Mark Lewis Jones, John Hollingworth, Bill Paterson, Ben Crompton, Jane Lapotaire, Ashleigh Reynolds | Senaryo: Jane Goldman, Joe Shrapnel, Anna Waterhouse (uyarlama), Daphne du Maurier (roman) | 121 dakika | Drama, Gizem, Romantik

Tempo probleminden başka bir şey muhteva etmeyen her filmi kült statüsüne eriştirildiği için benim yönetmenim olmadığını bildiğim Ben Wheatley, ellenmemesi gereken klasikler listesinden Alfred Hitchcock’un Akademi tarafından En İyi Film ödülüyle kutsanmış tek işi Rebecca’nın Netflix ortaklığındaki yeniden uyarlamasında (En iyisi yapılmış olmasına rağmen uyarlandığı romanın adaptasyonu da diyebiliriz.) geminin kaptanlığını yapıyor. Açıkçası Joan Fontaine ve Laurence Olivier’li taşyapıtın adının lekelenme merasiminde, sinemasında kendim için bir şey bulamıyor olsam da en azından Wheatley gibi ısmarlama diyemeyeceğimiz bir yönetmenin seçilmiş olmasından hoşnuttum. Ancak büyük bütçelerle buluştuğunda ne yapacağını şaşıran her anlatıcı gibi, o da imza atmayı bütünüyle unutup kendini büyük setlere ve kostümlere teslim eden Şipil Bey’e, bir yönetmenlik stili benimsemektense anlattığı hikâyeye göre kılık değiştirmeye ant içmiş Ang Lee’ye dönüşmüş. Çok yakın bir zamanda kaybettiği eşinin tesirinden çıkamamış müzmin dulun “aşağı tabakadan” yeni bir hanım alarak hapisaneden bozma malikanesine onu getirmesi ve Rebecca ismindeki eski eşin gölgesinin hem o ev, hem de mülkün bütün işlerinden sorumlu Bayan Danvers tarafından yaşatılması üzerine cinsiyet politikalarını, korku janrının gotik uzantısını ve bilhassa gaslighting adını verdiğimiz psikolojik şiddet yöntemini elden geçiren bir metin aslında bu. Lakin hem Wheatley’nin yönü belli olmayan yönetimi, hem de kötü kasting tercihleriyle genel kullanım için yapılmış iki artı iki dört eder filmi olmaktan öteye gidememiş. Yaptığımız film izlensin de ne olursa olsun diyen Netflix’in kötü marka yönetimi konusunda çığır açan hareketine cuk oturan Rebecca ile madem satıyor bir Hakan: Muhafız sezonu daha patlatalım diyenlerin çalışma stili arasında fark görebilen varsa, beri gelsin. İşin kötüsü bu mukayesenin Hitchcock’la muhattap olunan tarafında çok daha büyük bir müsriflik dönüyor. Kendi filmini taşıyabilmek konusunda durmaksızın sıkıntı çekmesine karşın başrolleri kapmaya devam eden Lily James ve Call Me by Your Name referansına rağmen oyunculuğuna güven besleyemediğimiz Armie Hammer’ın birleşimi de çare olamamış. Orijinaline ihanet ettiğini bile söyleyemediğimiz karaktersizlikte, gündüz matinesinde yarısı dolmamış salona oynanan oyun misali hadi şu sahneyi de geçelim ki final gelsin diyerek çekilmiş bir şey işte. Nejat İşler’i de yanlarına alıp karşımızda çuval çuval para yaksalar emin olun seyri daha keyifli olurmuş. Bilhassa manipülasyon ile tacizin dik alasına maruz kalan karakterini tanıma ve tanıtmak konusunda çektiği güçlük dillere destan. Kristin Scott Thomas’ın oynarken çok eğlendiğini hissettirdiği Bayan Danvers karşısında da gösteremediği yetenekleriyle iyice ezilmiş sanki… de kimin umurunda işte? Netflix’in çarçur edilecek parası, seyircinin de feda etmeye hazır olduğu saatler varlığını sürdürdüğü müddetçe biz bu tür eziyetlere daha çok maruz kalırız. Rebecca’dan başlayan sinema tarihine hıyanet serisinin Rear Window’la, North by Northwest’le, Vertigo’yla devam ettiği günleri görürsek Umur demişti dersiniz artık.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Metin

    Zamanında Psycho ve Dial M for Murder’ın da yeniden çevrimleri yapılmıştı. Hatta A Lady Vanishes’ın da yeniden çevrimi var. Benim kişisel listemde en iyi Hitchcock filmleri şu sırada; Rear Window, Notorious, Psycho, Vertigo, Rebecca… Şimdi bu beşliden ikisine dokundular. Diger üçüne sıra gelir mi acaba? İyi de bu yönetmenler birer Hitchcock olabilecek mi? Oyuncular Ingrid Bergman, Cary Grant, James Stewart, Anthony Perkins, Joan Fontaine ile baş edebilecekler mi sanki? Kim hangi akla hizmet bu işlere soyunur ki?

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.