The Birth of a Nation

The Birth of a Nation

Yönetmen: Nate Parker
Yönetmen: Nate Parker | Oyuncular: Nate Parker, Armie Hammer, Mark Boone Junior, Colman Domingo, Aunjanue Ellis, Dwight Henry, Aja Naomi King, Esther Scott, Roger Guenvenur Smith, Gabrielle Union, Penelope Ann Miller, Jackie Earle Haley, Tony Espinosa, Jayson Warner Smith, Jason Stuart, Steve Coulter | Senaryo: Nate Parker ve Jean McGianni Celestin | 120 dakika | Drama

| C- |


birth-of-a-nationİnsan haklarından dem vuran yönetmenin 17 yıl önceki tecavüz davası ayyuka çıkınca Woody Allen ve Roman Polanski gibilerin günahlarını affedip Nate Parker’a yüklenenleri ırkçı bulanlar arasındayım ben. The Birth of a Nation bundan 50 yıl sonra da Oscar’la ilgili detaylı araştırmalar yapıldığında, aday olsun ya da olmasın, bu kampanya meselelerinin artık karar mekanizmasını ne kadar etkilediğinin harika bir kanıtı. Lâkin Sundance’den büyük ödülü alan ve filmi orada izleyenler tarafından erkenden Oscar favorisi ilan edilen The Birth of a Nation’ın Parker’a yapılan saldırılardan çok daha büyük sorunları var. Zaman tünelinde 12 Years a Slave ile Lincoln’ın arasında bir yere düşen yapım okuma yazmayı bilen ve bu sayede din adamı vasfını elde eden siyahi köle ile sözde bir ulusun doğuşunu anlatma gayretinde. The Birth of a Nation, son dönemde sesini yükseltmekten çekinmeyen POC (people of color) sanatçılarının çalışmalarında da izini gördüğümüz yeni nesil bir anlatımı benimsiyor. Sosyal mesajlarını verirken estetik kaygılarını bir kenara koymaması filmin ters giden pek çok yanını biraz olsun kapamayı başarıyor. Tabii boyunlarından ağaçlara asılmış insanların ölü bedenlerini gösterirken bile onları yılbaşı ağacı süsler gibi yerleştirmesi Lemonade’in ucuz bir versiyonuna yakışacak arsızlıkta. Bir yanda da ana akım sinemada kolay yüz bulamayacak bir nefret var filmin özünde. Meselesi mühim ve vahim, ama Tarantino’dan aşina olduğumuz katliam, doğal olarak mizahla servis edilmediği için direkt yargılayıp ceza kesen tavrıyla sıkıntı yaratıyor. İnsanlık tarihinin en büyük ayıplarından birini anlatmak kolay iş değil, orası kesin. Fakat Parker’ın seyirciye karar verme lüksü tanımayan hedefe kilitli anlatımı saldırgan, üstüne üstlük klişe. Kadın karakterlerin ağzına tıkıştırılan cümleler bile Parker’ın hastalıklı beyninde kadınlara nasıl bir rol biçtiğinin kanıtı. Şunu izleyip de Steve McQueen’in 12 Years a Slave’deki incelikli hikaye anlatımını takdir etmemek güç. Parker’ın filmini erken favori belirleyenlere de selam olsun. Belki Sundance’de o sene tıbbi bitkiler yakıp dumanını salona üflemişlerdir, bilemeyeceğim.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın