Gilmore Girls: A Year in the Life

Gilmore Girls: A Year in the Life

Yaratıcı: Amy Sherman-Palladino | Oyuncular: Lauren Graham, Alexis Bledel, Scott Patterson, Kelly Bishop, Keiko Agena, Yanic Truesdale, Liza Weil, Sean Gunn, Milo Ventimiglia, Matt Czuchry, Liz Torres, Sally Struthers, michael Winters, Mike Gandolfi, Rose Abdoo, Todd Lowe, John Cabrera, Alex Borstein, Melissa McCarthy, Jared Padalecki, David Sutcliffe, Emily Bergl, Sebastian Bach, Dan Bucatinsky, Mae Whitman, Carole King, Jason Ritter, Peter Krause | 90 dakika | Netflix

| A+ |


Tam Oscar sezonunun ortasında kötü bir sinema yılı tüm açgözlülüğüyle oksijenimizi tüketirken geldi Gilmore Girls’ün dört mevsimlik geç vedası. Dizinin yaratıcıları Amy Sherman-Palladino ve Daniel Palladino zamanında kanalla ücret konusunda anlaşamayınca, CW yedinci sezonu onlar olmadan tamamlama kararı almıştı. O yüzden Palladino çiftinin hikaye için uygun gördüğü finali bir türlü öğrenememiştik. A Year in the Life, tam 10 sene sonra kafamızdaki tüm soru işaretlerini gideriyor. Rory kuş olmuş yuvadan uçmuş, yeni yeni yasak sevdaların çiçeği olmuş. Lorelai ile Luke’un ilişkisi türlü garabetleriyle aksamadan sürmüş. Richard (ve karakteri canlandıran aktör Edward Hermann) dünyadan göçmüş, bu yüzden Emily yalnızlığını anlamlandırma mücadelesi veriyor. Herkes tanıdık, eski bir dost kadar sıcak. Ama bir taraftan da yılların alıp götürdükleriyle kaçırdığımız zaman aralığında aşınmış, yaşları fark etmeksizin büyümüş, olgunlaşmış – sanki yeteri kadar olgun değillermiş gibi -. Ve noktalama işaretleri o kadar buruk ki A Year in the Life’da, çok özlediğimiz Stars Hollow her mevsimde tekrar tekrar kalbimizi kırıyor. Palladino’nun uygun gördüğü kapanış hikâyecikleri enfes. Misal Lorelai’ın bir anda Wild’ı okuyunca (izleyince değil) bir maceranın içine atlaması, Rory’nin 10 yıl sonra kararsızlıklarını Yale ile Harvard’dan hayatındaki erkeklere taşıması ve Emily’nin matemindeki tereddüt… Hepsi de Gilmore kadınlarını neden bu kadar sevdiğimizi hatırlatıyor. Başladığı yerde bitiyor olması esprisi de bir gimmick değil, hayatın ta kendisi aslında. Tarih tekerrürden ibaret diye hatırlayıp bir de kenarına bak bezini al, anasını bak kızını al diyoruz ve tüm taşlar yerine oturuyor. Keşke her dizi Gilmore Girls gibi yüce olabilse. Üzerine asla ölü toprağı düşmese, dirildiklerinde bir sıkıntısız tur daha atabilse. Saygıyla eğiliyor, 2016’nın film ya da televizyon fark etmeksizin en iyi fiction projesine sırılsıklam olmuş mendillerimi armağan ediyorum.
MVP: Kelly Bishop

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.