Sick of Myself

Sick of Myself

Yönetmen & Senaryo: Kristoffer Borgli | Oyuncular: Kristine Kujath Thorp, Eirik Sæther, Fanny Vaager, Fredrik Stenberg Ditlev-Simonsen, Sarah Francesca Brænne, Ingrid Vollan, Andrea Bræin Hovig | Komedi, Drama | 95′ | Norveç, İsveç

Sick of MyselfThe Worst Person in the World referansı verince etrafımdaki herkesin ilgisini çeken Sick of Myself, BFI Londra Film Festivali ve Filmekimi gösterimlerini aynı hafta içerisinde gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl Ninjababy’de tanışıp hayran olduğum aktris Kristine Kujath Thorp’un başrolünde yer aldığı yapım, tipik bir kuzey kara komedisi. Dünyanın en kötü insanları olmaya gerçekten gönül vermiş gibi duran Signe ve Thomas, ilgi odağı olmayı hayatlarının temel motivasyonu hâline getirmiş korkunç bir çift. Ancak Signe işleri bir adım daha ileriye götürüp, yan etkisi olduğunu bildiği bir ilacı illegal yollarla elde ettikten sonra hastalanıyor ve tabii ki bu hastalığı davet edildiği partilerde bir sohbet başlığı olarak, arkadaşlarıyla ilişkilerinde de mağduriyet amaçlı kullanarak sosyopatlığın kitabını sıfırdan yazıyor. Adı konmamış bir rekabet içerisinde olduğu sevgilisine karşı elde ettiği bu tatsız zaferin zamana yayılan etkileriyle birlikte, Signe de her eylemin nihayetinde yöneltilen o acı sualle yüzleşiyor: Değer mi?

Filminin merkezine neden devam ettiğini çözemediğimiz, tarafların belli ki birbirinden nefret ettiği bir ilişkiyi kondurmuş yönetmen/senarist Kristoffer Borgli. Amacı sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte kendi klanını bulmak kadar değer gören karşı kültüre açılan bir yol açarken mutsuz bireyleri kullanmak elbette. Çağdaş dünyanın anlamsız, kimin ve ne için dahil olduğumuz bilinmeyen koşuşturmacası içerisinde, farklılığını yapay bir biçimde kendi koşullarıyla üreten kalabalıklarla bir derdi var çünkü. Ünlülük statüsünü günden güne daha da değerli kılan kitlelere olduğu kadar, kitle iletişim araçlarının kullanılma metotlarına da sinirli. Ve bu öfkesini hem İskandinav Sineması’na has bir mizahla, hem de body horror türünün hafifletilmiş bir egzersizi ile dillendiriyor. Sick of Myself’i benzer konuları kafasına takmış anlatılardan ayıran da bu tam olarak. İnsan evladının en ufak bir iyi niyet, bencillikten uzak bir his barındırdığına dair duyduğu şüpheyi geleneksellikten uzak yöntemlerle sahneliyor. Provokasyonun önemli bir rol oynadığı, kaotikliğiyle boğan bu güldürüde performans sanatının gündelik hayatlarımızda bir yer edindiğini de söylüyor Borgli. Mesele hangi lensten baktığınızda diye de uyarısını yapıyor tabii.

Sick of Myself, her şeyden evvel iyi bir yönetmenin ellerinden çıkma, orası kesin. Hem oyuncu yönetimindeki başarısı, hem de absürtlüğün sınırlarında gezen olaylar zinciriyle suyu bulandırmadan derdini anlatabiliyor olması dikkat çekici. Berbat insan olma mücadelesinde taraf tutmayıp yalnızca gözlemlemeye koyulurken de seyircisini unutmuyor ve herkesin kulağına en az bir öğreti iliştirip yolluyor salondan. Hem de Ruben Östlund’tan alışık olduğumuz, kahkahayla kamufle edilmiş bir didaktikliğe mahal vermeden. Fakat kamerasındaki kararlılığı göğüsleyebilecek nitelikte kompakt bir senaryosu yok elinde. Aynı örnekleri tekrarlayarak farklı sonuçlar çıkacağına duyduğu saf inanç, sorunlarının kaynağını oluşturmakta. Biraz daha çeşitlenebilse, tekelleşen “yozlaşmış ve teknolojiye köle olmuş nesil” sarmalının dışına çıkabilse kim bilir prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali – Belirli Bir Bakış bölümünü hangi ödülle tamamlardı ya da ana yarışmada kendine yer bulur muydu merak ediyorum.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın