Holy Spider

Holy Spider

Holy Spider
Yönetmen & Senaryo: Ali Abbasi | Oyuncular: Mehdi Bajestani, Zar Amir Ebrahimi, Arash Ashtiani, Forouzan Jamshidnejad, Alice Rahimi, Sina Parvaneh, Sara Fazilat, Firouz Agheli, Nima Akbarpour, Mesbah Taleb | Danimarka, Almanya, İsveç, Fransa | 116′ | Drama, Gerilim, Suç

75. Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle ayrılmış Holy Spider’ı konuşabilmek için, filmin yönetmeni Ali Abbasi’nin bir önceki filmi Border’ı (Gräns) hatırlamak bence şart. İran asıllı yönetmen, trol yaşam formunda dünyaya gelmiş ancak “çirkin” ya da “tuhaf” olarak nitelendirilip daha değersiz insan muamelesi gören iki canlının hikâyesini ele almıştı. Kendi gibi görünmeyenin çoğunluk üzerinde yarattığı etkiden hareketle, toplumun soyutladığı bireylerin kötücül bir doğadan gelmediğine, ama bizzat onlardan korktuklarını öfkesiyle gizleyen aynı toplum tarafından buraya sevk edildiklerine dair açık bir söylemde bulunuyordu film. Gerçekçi olmayan güzellik anlayışının zihnimize kazıdığı, ableist normları da hatırlatan “rahatsız edici” bir gözlemciliği vardı hatta. Kime neyi layık gördüğümüzle yüzleştirmişti bizi Abbasi. Sevgi sadece standartları karşılayanların olabilirmiş gibi hissettiren düzende, insan evladının riyakarlığını ortaya çıkarmaya yönelik bir hamleydi Border. Bu atanamamış dikizciliği azıcık aşındırdığımızda ise ahlakçılığa karşı verilen bir savaşla karşılaşmıştık. Dolayısıyla Holy Spider’ın kutsal şehir Meşhed’de seks işçilerini hedef almış, fetvalara kulak veren bir seri katili konu edinmesi beni hiç şaşırtmadı. Bu defa faşist felsefeler tarafından zehirlenmiş bir zihnin tezahüründe yapıyor eleştirisini. Ancak büyük bir farkla… Border’da tablonun kışkırtıcılığına yenik düşmek suçluluk duygusu yaratırken, Holy Spider’da sırf şok değeri için yapılanlar mide bulandırıyor.

Ağır provokasyonlardan etkilenmeden finali görebilenlerin bildiği üzere Holy Spider gerçek olaylardan uyarlanma. Abbasi, konuyla alakalı And Along Came a Spider isimli belgeseli izledikten sonra 2000-2001 yıllarında Tahran’da işlenen seri cinayetleri anlatmak istemiş. Ancak araştırma sürecinde kendini kahraman zanneden bu insan müsveddesine karşı bir sempati duyduğunu dile getirdiği gibi, filmde de bunu bir hayli hissettiriyor. Kadın cinayetlerinin had safhada olduğu, mizojininin her türlü kuruluş, rejim ve inanışın köküne işlediği bir coğrafyada gidip failin bakış açısını seçmiş olması bile herhangi bir ön araştırmaya ihtiyaç duymadan Holy Spider’ın durduğu yeri anlamak için yeterli esasında. Abbasi nihayetinde onun “hayatını kurtaran” erkeğe buse kondurarak ne kadar da müteşekkir olduğunu sergileyen, sırf katilin perspektifi tek kalmasın diye kadın olarak atadığı gazetecisiyle eleştirel bir tavır tutunduğunu düşünse de dengede duramıyor film. Çünkü din ve siyasetin el birliğinden oluşmuş kindar karanlıkta duran katili, pornografik bir zevkle resmetme arzusu hep ağır basıyor.

Kimi ne kadar suçlaması gerektiğine dair de bir o kadar bilgisiz Abbasi. Kendi vatanından uzaklaşmış, ancak öykülerini bırakamamış, bir taraftan da batılı izleyicinin zayıf noktalarını çözmüş anlatıcılardan biri olduğu çok anlaşılıyor Holy Spider’da. Örneğin katilin özgeçmişini es geçiyor. Halbuki İran-Irak savaşının ekonomik ve psikolojik tahribatı ve sekiz yıllık yorgunluğun toplumsal etkilerinden mevzubahis faile uzanan anlatı eril tahakkümün bir kültüre dönüşmüş olması kadar ehemmiyet taşımakta. Kapanışı yaptığı yerde de İran adalet sistemini onamak gibi bir gayreti var mesela. Askerin üniformasına duyduğu güveni de işaret ederek izletiyor ölüm cezasını. Katilin oğlunu baz alarak taraftarlarına dair geniş çaplı bir gözleme giriştiğinde de kısa keserek yine cellatından Joker prototipinde bir anti kahraman yaratmaya dönüyor. Kök salmış bağnazlıktan başka düşman bellemeden saf bir küstahlıkla seyircisini baktığı yere çekmeye çalışıyor. Bana Border’ı hatırlatan ve daha evvel başardıklarını sorgulatan da tam olarak bu üstenci tavır esasında. Erilliği eleştireceğini iddia edip bir şov parçası olarak kullanmaktan fazlasını yapamayışı daha evvel el attığı temalardaki dürüstlüğünü de sarstı. Şiddete duyduğu şehvetten gözü kör olmuş, tamamen yanlış sebeplerden rahatımızı bozmayı hedeflemiş bu zihniyetin polisi, medyası, devleti, askeri, din adamı ve daha nice otoriter iktidarı hakkıyla eleştirebileceğine inanan varsa beri gelsin.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın