Oscar Boy Özel
83. Altın Küre Ödülleri’nin ardından…

One Battle After Another
Profillerini dönüştürmek için sarf ettikleri yoğun çabanın ardından Altın Küre, bugün BAFTA’yı dahi geride bırakarak uluslararası çizgiye en çok yaklaşabilen ödül kurumlarından biri hâline geldi. Son birkaç yıldır gerek aday tercihleri gerekse kazanan profilleriyle, Altın Küre çoğu kesimi memnun eden tablolar ortaya koyuyor. Bir zamanların star aşığı kurumundan geriye pek bir şey kalmadı. Onun yerini, orta-üst seviyede bir eleştirmen duyarlılığı aldı. Elbette kişisel zevkler üzerinden itiraz etmek mümkün, ancak genele bakıldığında, tür ayrımı avantajını da arkasına alarak, Oscar’dan daha isabetli kazananlar çıkardığı da inkâr edilemez. Dün gece dağıtılan 83. Altın Küre Ödülleri de bu tablonun güçlü bir teyidiydi.
Kate Hudson, Ethan Hawke ya da Leonardo DiCaprio gibi isimlerle sürpriz yapmaya hiç yeltenmeyen jüri, sezonun tartışmasız favorisini açık biçimde işaretledi ve Oscar yarışına da aynı ivmeyle ilerleyen One Battle After Another’a, En İyi Film (Komedi/Müzikal) dâhil dört ödül verdi. Paul Thomas Anderson’ın olası zaferlerini düşünerek ödülleri bölüştürme zahmetine girmeyen Altın Küre üyeleri, senaryo dalında da It Was Just an Accident ve Sinners gibi seçenekleri adeta saf dışı bıraktı. Üstelik Critics’ Choice’ta sezona hızlı bir giriş yapan Amy Madigan yerine Teyana Taylor’ı ödüllendirerek, OBAA sevdalarının ne kadar sınırsız olduğunu da gösterdiler. Bu sonuç, Madigan’ın olası Oscar senaryosu açısından açıkçası pek parlak değil. Eleştirmen ağırlıklı kurumların Madigan’a rahat bir yol açacağı düşünüyorduk, yanıldık. Şimdi gözler doğal olarak SAG’e çevrildi.

Hamnet
Gecenin bir diğer kritik sonucu ise En İyi Film (Drama) kategorisinde geldi. Altın Küre üyeliği her ne kadar genişleyip çeşitlenmiş olsa da, kurumun gişe filmlerine karşı mesafeli tutumu hâlâ varlığını sürdürüyor. Zaten En İyi Sinematik ve Gişe Başarısı gibi sorunlu bir kategoriyi açtıkları günden beri, bu dalı adeta herkese çiçek dağıtılan bir fırsat alanına dönüştürdüler. Oppenheimer büyük dalda kazanırken burada Barbie’yi tercih etmeleri, geçen yıl Wicked’in gişe ödülünü alıp Emilia Pérez’in komedi/müzikalde ödüllendirilmesi bu tutumun açık örnekleri. Bu yıl da Sinners’ın gişedeki başarısı tescillenirken, esas kategoride yönelim Hamnet’ten yana oldu. Bu, One Battle After Another’ın en büyük rakibinin Hamnet olduğuna dair bir işaret mi, zaman gösterecek. Anca PGA’den gelecek olası bir sürpriz zafer, sezonun rotasını bir anda bambaşka bir yöne kırabilir.
Oyunculuk dallarında, demin de söylediğim gibi, kayda değer bir sürpriz yoktu. Timothée Chalamet ve Jessie Buckley, Critics’ Choice gecesindeki zaferlerini tekrarladı. İkisi için de bu sezonun Oscar’la sonuçlanacağı artık fazlasıyla aşikâr. Tür ayrımı sayesinde başrol kategorilerinde Rose Byrne ve Wagner Moura’ya da alan açıldı elbette. Kazanmaları beklenen bu ödüller üzerine fazla mesai harcamadan, sevinip geçmekte fayda var. Yardımcı oyuncu dallarında ise hem Teyana Taylor hem de Stellan Skarsgård, Oscar tahminlerimizi doğrulayan galibiyetler elde etti. Critics Choice’un Amy Madigan tercihini burada tekrar etmemesi üzücü kuşkusuz. Üstelik Madigan, profil olarak Altın Küre’ye fazlasıyla yakışan bir kazanan olurdu. Skarsgård’ın zaferi ise Jacob Elordi’ye verilen ödülün, dönüp bakıldığında, bir anlık kafa karışıklığından ibaret olduğunu hatırlatmış oldu diye düşünüyorum.

Wagner Moura
En İyi Uluslararası Film kategorisinde The Secret Agent’ı seçen Altın Küre, Jafar Panahi’nin elinden unutulmaz bir teşekkür konuşması dinleme ihtimalini de böylece ortadan kaldırmış oldu. Bunun filmin Oscar kampanyasına pahalıya patlayabileceğini söylemek abartı olmaz. En İyi Yönetmen dalında “mutlaka görürüz” dediğimiz büyük usta son haftalarda öyle ciddi bir momentum kaybı yaşıyor ki, Oscar’ın beşlisi artık hayal olmaya başladı. KPop Demon Hunters’ın kazandığı iki ödül ve televizyon dallarında tahmin yazımda da altını çizdiğim üzere doğrudan Emmy’den kopya çekilmiş tercihlerle, tahmin edilmesi fazlasıyla kolay bir tören izledik kısacası. Nikki Glaser’ın gerçekten çok iyi yazılmış şakaları olmasa, bu tekdüzelik çekilir miydi, ondan bile emin değilim. Sezonun tüm bilinmezlerinde sonuçların tam da beklediğimiz gibi şekillenmesi, ister istemez biraz burukluk yaratıyor.
Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.





















ruhumvaroş
12 Ocak 2026 at 14:35
“kabul edemediğin” sonuçlara bahane uydurmada üstüne yok harbiden. kurumun gişe filmlerine karşı tutumu hala varlığını sürdürüyormuş. bilmeyen de sinners gişeyi yıkıp geçti sanacak. oppenheimer sinners’dan 600 milyon dolar daha fazla gişesiyle kazandı burayı. tek sebep bu olsa, o yıl oppenheimer’ı es geçip başkasına verirlerdi ödülü. ki, o sene oppenheimer’ın rakipleri arasında çok ciddi rakipleri vardı. merak eden gidip bakabilir. değişimin esamesinin okunmadığı, çok daha ketum oldukları dönemlerde bile sinners’la benzer gişesi olan filmlere ödül verildiği oldu; gişesi sönük filmlere yapıldığı gibi. hamnet zaten altın küre profiline çok uygun bir filmdi, o yüzden kazandı. izlediğim ilk günden beri diyorum, sinners kötü film. aylardır bildiniz bir sinners trenine gidiyordunuz. neyse, gerçeklerle yüzleşmeniz iyi oldu. umarım göransson hariç tek bir ödül koklatmazlar oscar’da.
Umur Çağın Taş
12 Ocak 2026 at 14:45
Kabul edemediğim gibi bir durum yok ya niye böyle bana hırslanıp hırslanıp yorum atıyorsunuz aylardır anlamadım 🙂 Yarışı yorumluyorum, işim bu. Sinners alacak gibi bir iddiam da yok uzunca bir süredir. İki numara mı üç numara mı tartışması yapıyorum, sesli düşünüyorum yazılarımda. Ve evet Altın Küre’nin üye profili değiştiği için daha highbrow seçimlere gidiyorlar. 10 senenin öncesi Sinners’a verebilirdi ödülü. Filmin iyiliğiyle kötülüğüyle bir alakası yok ki zaten kişisel fikirlerimizin bu ödüllerle bir bağlamı yok.