TV

Kanepeden Şubat Günlüğü: Yine Bit Pazarı

Yayınlandı

on

Şubat ayında da kanepeyi terk etmiyoruz ve yetmiyor, bit pazarına da nur yağdırıyoruz. Yine! Netflix ve Prime Video ağırlıklı geçecek ayda, Scrubs geri dönüyor, Survivor 50. sezonunu kutluyor, Ryan Murphy kulvar değiştiriyor, Paradise‘ın ise yeni sezonu başlıyor. Ayrıca yılın en merak edilen yerli projesi Masumiyet Müzesi de nihayet görücüye çıkıyor. Buyrun bakalım Şubat ajandasına:

The ‘Burbs (Peacock, 8 Şubat)

Türkiye’de ne yazık ki NBC ve dijital ayağı Peacock’la doğrudan bağlantılı bir platform bulunmadığından, The ’Burbs’ü yasal yollarla ne zaman izleyebileceğimizi şimdilik bilmiyoruz. Ancak dizi, 8 Şubat’ta tüm bölümleriyle Peacock’ta yayına giriyor. Tom Hanks’in başrolünde yer aldığı, 1989 tarihli kült filmin doğrudan bir uyarlaması olan dizinin bu yeni yorumunda Keke Palmer, Jack Whitehall ve Julia Duffy’yi izleyeceğiz. Hanks’e Carrie Fisher ve Bruce Dern’ün eşlik ettiği Joe Dante imzalı filmin fikirlerinden ve görsel dünyasından ilham alan The ’Burbs, kocasının çocukluğunun geçtiği eve isteksizce taşınan genç bir çifte odaklanıyor. Yeni bir komşunun karşı eve taşınmasıyla birlikteyse, sıradan görünen banliyö hayatı kısa sürede tam anlamıyla kontrolden çıkıyor.

Cross – 2. Sezon (Prime Video, 11 Şubat)

Bakmaya kıyamadığımız aktörlerin başında gelen Aldis Hodge, hasretinden ölenleri kurtarmak için Cross‘un ikinci sezonuyla 11 Şubat’ta Prime Video kitaplığına geri dönüyor. James Patterson’ın çok satan Alex Cross kitap serisinden uyarlanan dizide bu kez Cross’u, yozlaşmış milyarder iş insanlarını avlayan acımasız bir kanunsuzun peşinde izleyeceğiz. Isaiah Mustafa, Alona Tal, Samantha Walkes, Juanita Jennings, Caleb Elijah, Melody Hurd ve Johnny Ray Gill gibi ilk sezondan tanıdığımız isimlere Matthew Lillard, Jeanine Mason ve Wes Chatham gibi dikkat çekici yeni oyuncular da katılıyor.

How to Get to Heaven From Belfast (Netflix, 12 Şubat)

Derry Girls hayranları, koşun: Dizinin yaratıcısı Lisa McGee, yepyeni bir projeyle geri dönüyor! Derry Girls’te Erin Quinn’e hayat veren Saoirse-Monica Jackson’ı da izleyeceğimiz How to Get to Heaven From Belfast, eski okul arkadaşlarının gizemli ölümünü araştıran üç arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Roisin Gallagher, Sinéad Keenan ve Caoilfhionn Dunne’un başrollerini paylaştığı dizi, daha şimdiden beklenti çıtasını epey yukarı çekmiş durumda. Ne var ki Netflix’in Şubat bülteninde dizinin adına rastlamak mümkün değil. Her ay “izleyip unutmalık” sayısız içeriğe yer açan platform, bu kez How to Get to Heaven From Belfast’ı pas geçmiş. Umarım bu, dizinin başına geleceklerin habercisi değildir.

Masumiyet Müzesi (Netflix, 13 Şubat)

Orhan Pamuk’un en ünlü romanı Masumiyet Müzesi’nin uyarlamasına nihayet bu ay kavuşuyoruz. Zeynep Günay Tan’ın (Kulüp, İstanbullu Gelin) yönettiği, Ertan Kurtulan’ın (Deli Yürek, İçerde) senaryolaştırdığı dizide İstanbullu zengin bir aileden gelen Kemal’i Selahattin Paşalı, saplantı hâline getirdiği yoksul ve uzak akrabası Füsun’u ise Eylül Kandemir canlandırıyor. Netflix’in Türkiye’de ürettiği dizilerin uzun süredir kültürel bir karşılık yaratamaması ve kalıcı bir etki bırakamaması, bu projeye yönelik beklentiyi yalnızca roman ve Orhan Pamuk hayranları için değil, sektörün tüm bileşenleri açısından da artırdı. Umut, Masumiyet Müzesi’nin bu döngüyü kırması ve yalnızca yerelde değil, globalde de sesini duyurabilmesi yönünde.

Love Story (Disney+, 13 Şubat)

Bir FX dizisi olması sebebiyle Disney+ kitaplığına ne zaman uğrayacağından emin olamasak da Ryan Murphy’nin yeni antolojik serisi Love Story, 13 Şubat’ta başlıyor. American Horror Story’yi geride bırakmasıyla birlikte seri üretim moduna geçen Murphy, belli ki katillerden yorulmuş olacak ki bu kez rotayı Amerikan tarihinin meşhur aşklarından yana kırmış. Serinin açılışı, JFK’in oğlu JFK Jr. ile uçak kazasında birlikte hayatını kaybettiği eşi Carolyn Bessette Kennedy’nin ilişkisine odaklanıyor. Can Dündar’ın Yüzyılın Aşkları kitabını büyük bir keyifle okumuş biri olarak, bu proje bende doğrudan heyecan yarattı. Üstelik başrollerin, çok tanınmayan Sarah Pidgeon ve Paul Kelly’ye emanet edilmiş olması da dikkatimizin dağılmamasını sağlayacak gibi duruyor. Naomi Watts’ın Jackie Kennedy Onassis’i, Grace Gummer’ın ise JFK Jr.’ın ablasını canlandıracağını da not düşeyim.

56 Days (Prime Video, 18 Şubat)

Seksi dizilerin vazgeçilmezi Avan Jogia ile oyunculuktan şarkıcılığa da göz kırpan Dove Cameron’ı buluşturan 56 Days, tam anlamıyla kafa dağıtmalık bir hafta sonu izleği gibi duruyor. Bir süpermarkette tanışıp hızla âşık olan bir çifti merkezine alan dizi, 56 günün sonunda esas oğlanın evinde bulunan kimliği belirsiz bir cinayet üzerinden, o iki ay boyunca neler yaşandığını geriye dönerek anlatacak. Heteroseksüellerin Heated Rivalry’ye cevabı mı demeli, yoksa Netflix sonrası Prime Video gerilim evreninin yeni denemesi mi… Bunu izleyince anlayacağız artık.

The Night Agent – 3. Sezon (Netflix, 19 Şubat)

The Big C’de Laura Linney’nin oğlunu canlandırarak hayatlarımıza giren, ardından Trump’ın şu anki yardımcısı JD Vance’in biyografisi Hillbilly Elegy’de karşımıza çıkan Gabriel Basso, Netflix’in en çok izlenen yapımlarından The Night Agent’ın üçüncü sezonuyla geri dönüyor. Ben hâlâ izlemek için kendime bir fırsat yaratabilmiş değilim ama sevenleri, dizinin aksiyon dozunu her sezon biraz daha artırdığını söylüyor. Yeni sezonda ana karakter Peter, bu kez küresel bir komplonun tam ortasında, canla başla mücadele edecek. Hikâyenin bir bölümünün İstanbul’da geçeceği bilgisi de gözüme takılan detaylar arasında. Louis Herthum, Stephen Moyer, Callum Vinson, David Lyons, Fola Evans-Akingbola, Jennifer Morrison, Albert Jones ve Ward Horton’un yanı sıra; Basso’nun yeni sahne partneri, gazeteci Isabel De Leon rolünde Genesis Rodriguez de kadroya katılan taze isimlerden.

Portobello (HBO Max, 20 Şubat)

İtalyan televizyon tarihinin en sevilen ve en tartışmalı figürlerinden biri olan Enzo Tortora, seksenli yıllarda Camorra örgütüyle bağlantılı olduğu yönündeki asılsız iddialar nedeniyle haksız yere tam 10 yıl hapis yatmıştı. İtalya için kült statüsündeki variety programı Portobello’nun sunucusu olan Tortora’nın bu trajik hikâyesi, usta yönetmen Marco Bellocchio’nun imzasını taşıyan HBO Max dizisi Portobello’da ele alınıyor. Doğrudan Tortora’nın biyografisinden uyarlanan dizi, ilk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. Aylar süren bekleyişin ardından, nihayet biz izleyicilerle de buluşacak.

Strip Law (Netflix, 20 Şubat)

Yetişkinlere yönelik animasyon dizilere olan zaafımı bilenler şaşırmayacaktır; Strip Law için takvimime şimdiden 20 Şubat’ı not ettim. Adam Scott, Janelle James, Keith David, Stephen Root ve Shannon Gisela gibi yıldız isimlerin seslendirme kadrosunda yer aldığı dizi, Las Vegas’ta dava kazanamayacak kadar sıkıcı bulunan tutucu avukat Lincoln Gumb’ın etrafında dönüyor. Gumb, şehrin en saçma davalarına biraz ışıltı ve gösteriş katabilmek için yerel sihirbaz/hedonist Sheila Flambé ile güçlerini birleştiriyor. Dizinin yaratıcısı Cullen Crawford’ın, Stephen Colbert’in yazar odasından çıkmış bir isim olduğunu da özellikle not düşmek gerek. Tonuna dair epey şey söylüyor bu bilgi.

Paradise – 2. Sezon (Disney+, 23 Şubat)

Dünyaya This Is Us’ı bahşeden Dan Fogelman’ın Emmy adayı dizisi Paradise, 8 bölümden oluşan ikinci sezonuyla 23 Şubat’ta geri dönüyor. Shailene Woodley ve Thomas Doherty’nin hikâyede kilit roller üstlendiği yeni sezonda, Sterling K. Brown’ın canlandırdığı Xavier’ı, yaşadığı haberini aldığı eşini bulmak üzere yeryüzüne geri dönerken izleyeceğiz. Elbette Paradise evreninde hiçbir şey kolay ilerlemediği için Xavier bu yolculukta yeni ve tehlikeli misyonlar üstlenmek zorunda kalıyor. Yeni sezonun büyük bir kısmını şimdiden tüketmiş biri olarak Oscar Boy garantisini de vereyim: Her bölüm öyle yerlerde bitiyor ki, kendimi ilk kez Yaprak Dökümü izliyormuşum gibi televizyona kilitlenmiş hâlde buldum.

The CEO Club (Prime Video, 23 Şubat)

Hem profesyonel hem de kişisel yaşamlarının zorlukları ve zaferleriyle yüzleşen kadın CEO’ları merkezine alan The CEO Club, bu ay Prime Video’ya geliyor. Serena Williams, Thalia, Dee Ocleppo Hilfiger, Loren Ridinger, Winnie Harlow, Hannah Bronfman ve Isabela Rangel Grutman gibi isimlerle, günümüz dünyasında liderliğin ne anlama geldiğini yeniden tanımlayan bu kadınları iş hayatının farklı kollarında izlemeye koyulacağız. Pozitif mesajı bol bir iş olduğu söyleniyor. Açıkçası kraliçelerin kraliçesi Serena Williams ve milenyallerin çocukluğunda derin izler bırakmış Thalia için bile izleme listesine eklemek yeterince geçerli bir sebep bence.

Scrubs – 10. Sezon (Disney+, 26 Şubat)

CNBC-e jenerasyonu için de bir müjde var tabii. Bir zamanlar bizi Zach Braff’in dünyanın en komik insanı olduğuna ikna eden Scrubs, finalinden tam 15 yıl sonra 10. sezonuyla geri dönüyor. Vallahi ölüyorum heyecandan. Dizinin yaratıcısı Bill Lawrence, aradan geçen yıllarda Cougar Town, Ted Lasso ve Shrinking gibi işlerle kariyerine epey sağlam başarılar ekledi. Hatta bu sene, Steve Carell’in başrolünde yer aldığı Rooster adlı yeni dizisi de yolda. Yetmemiş olacak ki, araya 9 bölümlük yepyeni bir Scrubs sezonu da sıkıştırmış. Will & Grace’ten Frasier’a, yeniden diriltilen pek çok ikonik sitcom’un fena halde çuvalladığı düşünülürse aslında umutlanmamak gerekiyor. Ama ne yapayım… Scrubs’ın yeri çok başka. Kendimi durduramıyorum.

Survivor – 50. Sezon (CBS, 26 Şubat)

Amerikan versiyonunu izlemeyenin Survivor konuşmaması gerektiğine inandığım bu köklü franchise, 50. sezonunu müthiş bir kadroyla kutlamaya hazırlanıyor. The White Lotus’un yaratıcısı Mike White’tan Survivor efsanesi Cirie’ye, sinir uçlarımızı iltihaplandıran Q’dan unutulmaz sezonların vazgeçilmez parçası Ozzy’ye herkes Fiji’deki Mamanuca Adaları’nda buluşuyor. Bu sezon yarışmanın, halkın da söz sahibi olacağı yeni bir tarafı olacağı söyleniyor. Ancak tüm bölümleri önceden çekip reunion’ı da kaydettikleri düşünülürse, bu mekanizmanın nasıl işleyeceği şimdilik biraz muamma. Belki final henüz çekilmemiştir, ya da oylama yapıldı ama sonuçlar açıklanmadı… 26 Şubat bir gelsin, hep birlikte öğreneceğiz.

The Gray House (Prime Video, 26 Şubat)

Şubat ayını, Kevin Costner ve Morgan Freeman’ın yapımcılığını üstlendiği bir Amerikan İç Savaşı dizisiyle kapatıyoruz. Kadınlardan oluşan bir casus ağını merkezine alan The Gray House, Yeraltı Demiryolu’nda etkili olmuş, adı pek duyulmamış tarihi figürlerin hikâyesini anlatmayı hedefliyor. Başrolde Mary-Louise Parker’ı izleyeceğimiz yapımda Daisy Head, Amethyst Davis ve Ben Vereen de önemli rollerde yer alıyor. Projenin, epik yapımlar The Killing Fields (1984) ve The Mission (1986) ile tanınan Oscar adayı yönetmen Roland Joffé tarafından çekilmiş olması ise oldukça ilginç bir detay. Yalnız Prime’ın basın kaynağında diziye rastlamadığım için Türkiye’deki yayın takviminden pek emin değilim.

Yorum yazın...Cevabı iptal et

Exit mobile version