Altın Rapor

Altın Rapor: Sezon Nihayet Kıpırdadı (16 – 22 Şubat)

Yayınlandı

on

Ödül sezonunda her şeyin netleştiği hissine kapıldığımız anda imdadımıza yetişen bir hafta yaşandı. Bu rehavetin ortasında gelen BAFTA sonuçlarıyla canlandık hemen. Oyunculuk kategorilerindeki sürprizler, Berlin’den gelen çifte Türkiye zaferi, animasyon cephesinde güç gösterileri ve sezonun bitmek bilmeyen polemikleri derken bir haftada anlatacak epey malzeme birikti. Hadi biraz canlanalım, haftalık ödül sezonu bülteni Altın Rapor’da yaşananları sakin sakin masaya yatıralım.

BAFTA ile sezon canlandı

Bu sene Oscar adayları ile tören arasına o kadar uzun bir boşluk girdi ki haftalardır sezonda bir hareket, bir gelişme olsun diye beklemekten canımız çıktı. Nihayet dün akşam dağıtılan BAFTA Ödülleri bu durağanlığı kırdı. Britanya Akademisi, çoktan bittiğini sandığımız yarışta, özellikle oyunculuk kategorilerinde büyük sürprizlere imza attı ve şunu görmüş olduk: Jessie Buckley haricinde Oscar’ı cepte hissettiren tek bir oyuncu yok bu yıl. Birleşik Krallık’ta gişe rekorları kırmasına rağmen Marty Supreme’in sıfır çekmesi ve tarihte en çok BAFTA kaybeden üç filmden biri arasına girmesi gecenin en çarpıcı sonuçlarından biri oldu. Filmin başrolü Timothée Chalamet’nin I Swear’deki performansıyla Robert Aramayo’ya kaybetmesi ise ayrıca önemli. Bunu “Britanyalılar kendilerinden olana oy verdi” diye okumak kolay; ama hatırlayalım, The Power of the Dog bile Benedict Cumberbatch’e BAFTA kazandıramamıştı. Aramayo böylece 25 yıllık bir istatistiği diriltip, Oscar’a aday olamamasına rağmen BAFTA kazanan ilk oyuncu oldu Jamie Bell’den (Billy Elliot) bu yana.

Wunmi Mosaku’nun ise Amy Madigan’ın yokluğunda yolu oldukça açık görünen Teyana Taylor’ı geçmesi sürprizlerden bir diğeriydi. Burada elbette Brit olmanın avantajı var; ancak bunu yalnızca milliyet üzerinden okumak yerine, siyah anlatılara her zaman aynı ölçüde sahip çıkmayan BAFTA’nın Sinners’ı benimseme biçimlerinden biri olarak değerlendirmek daha anlamlı. Sean Penn ise bence gecenin en “korkutucu” ve Oscar’da tekrarlama ihtimali en yüksek seçimi. Sezonun başında zaten favoriydi. Eleştirmen birliklerinin Penn nasıl olsa Oscar’ı alır rahatlığıyla ödülleri Benicio Del Toro’ya yöneltmesi rüzgârı tersine çevirmişti. Şimdi BAFTA’nın, aday listesinde güçlü bir performans sergileyen Sentimental Value’nun yıldızı Stellan Skarsgård’ı bile geride bırakması, işi büyük ölçüde SAG’den çıkacak sonuca bağlıyor. Üçüncü Oscar ihtimali yeniden masada. Öte yandan yardımcı oyuncu kategorilerinde Altın Küre, Critics’ Choice ve BAFTA’nın bu yıl üç farklı ismi seçmesi de uzun süredir aynı adların sezonu süpürdüğü yılların ardından ferahlatıcı oldu.

Genel tabloya baktığımızda One Battle After Another, En İyi Film dâhil altı ödülle gecenin büyük kazananı oldu. Sinners ise başta En İyi Özgün Senaryo olmak üzere üç önemli ödülle döndü. Önümüzdeki ay Oksijen’de yayımlanacak röportaj vesilesiyle Akinola Davies Jr.’ı da anmam şart. My Father’s Shadow ile En İyi İlk Film ödülünü kazandı. Sentimental Value ise geceyi yalnızca yabancı film ödülüyle kapattı. Gecenin bir diğer önemli başlığı ise tören sırasında yaşanan skandaldı. I Swear’in hayatını anlattığı Tourette sendromlu John Davidson salondaydı ve Sinners’dan Delroy Lindo ile Michael B. Jordan sahnedeyken “n” harfiyle başlayan kelimeyi bağırarak kullandı. Sosyal medya şu anda bu görüntülerle çalkalanıyor; çünkü töreni banttan yayınlayan BBC bu sözleri kesmezken, başka bir konuşmadaki “Free Palestine” ifadesini sansürledi. Alan Cumming’e okutturulan özür metni de seyirci tarafından yetersiz görülmüş.

Bu sırada Readers’ Choice oylamasında son aşama

Bir kişiye çekilişle bir yıllık Letterboxd Pro üyeliği hediye edeceğim Readers’ Choice Film Ödülleri oylamasında ikinci aşamaya geçmiş bulunuyoruz. Hatırlatayım, hediyeyi kazanabilmek için iki turda da oy kullanmanız gerekiyor. Okurlarımın yoğun ilgisiyle şekillenen aday listesinde Sinners 16, One Battle After Another 13, Hamnet 12 ve Sentimental Value 8 adaylıkla öne çıktı. Jennifer Lawrence (Die My Love), Jack O’Connell (Sinners) ve The Ugly Stepsister gibi imza adaylarla yine oldukça renkli bir tablo çıkarmışsınız. Hemen oy kullanmak için burayı tıklamanız yeterli.

Berlin’de İlker Çatak ve Emin Alper zaferleri

Berlin söz konusu olduğunda Türkiye’nin en “erdemli” kalemleri ve sosyal medyanın eko çemberleri yine sahnedeydi. Festivalin boykot edilmesi gerektiğini savunanlar, verilen ödüllerin ve Emin Alper’in kapsayıcı konuşmasının nafile olduğunu söyleyenler, hayatlarının başka alanlarında İsrail’le iş yapan şirketlerin tüketicisi olmayı sürdürürken çelişkiler zincirine bir halka daha ekledi. Tüm bu tartışmaların, çeşit çeşit kabul edilemez suçu bulunan Elon Musk’ın platformunda yaşandığını da not düşelim. İstanbul Film Festivali’ni boykota çağırıp Berlin’deki ödüllere sevinilmesini eleştirenleri bile gördü bu gözler. Sanki iki festivalin politik geçmişi birebir örtüşüyormuş gibi…

Gürültüyü bir kenara bırakıp sonuçlara gelirsek: sanatçıların politik konuşmasını doğru bulmadığını söyleyen Wim Wenders’ın tartışmalı açıklamalarına ve festival yönetiminin olası Filistin konuşmalarına karşı aldığı önlemlere rağmen Berlin güçlü bir kapanış yaptı. Almanya doğumlu olsa da Türkiye kökleriyle kurduğu bağı her fırsatta vurgulayan İlker Çatak’ın Sarı Zarflar’ı Altın Aslan’a uzandı. Emin Alper ise Kurtuluş ile Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı. İki büyük ödülün de sahiplendiğimiz yönetmenlere yazılması, festival etrafındaki tüm tartışmaların yarattığı ağırlığı bir nebze hafifleten bir tablo yarattı. Şimdi iki yönetmeni de tebrik edip filmlerin geniş gösterimlerini bekleme zamanı. Umarım kazasız belasız seyirciyle buluşurlar.

Haftanın diğer önemli sinema haberleri

Britanya Akademisi’nden bir gün önce Irish Film & Television Academy (IFTA) da ödüllerini dağıttı. Jessie Buckley ve Paul Mescal, Hamnet’teki performanslarıyla ödüle uzanırken uluslararası kategorilerde Leonardo DiCaprio ve Emma Stone kazananlar arasındaydı. Bu arada herkesin gereksiz yere temkinli yaklaştığı KPop Demon Hunters, animasyon dünyasının en prestijli ödüllerinden Annie‘de aday olduğu 10 kategorinin tamamını kazanarak gövde gösterisi yaptı. Animasyon ve özgün şarkı dallarında Oscar zaferi cepte diyebiliriz artık. Meslek birlikleri cephesinde ise bu hafta yalnızca Set Tasarımcıları Birliği’nin (SDSA) ödülleri vardı. Beklendiği üzere One Battle After Another, Hamnet, Frankenstein ve Wicked: For Good kendi kategorilerinde galip geldi.

Geçen yılın kazananları Oscar sahnesine dönüyor

Geçtiğimiz yıl Oscar kazanan dört oyuncu, Adrien Brody, Mikey Madison, Kieran Culkin ve Zoe Saldaña, ödül takdim etmek üzere Akademi Ödülleri sahnesine geri dönüyor. Törenin formatına dair henüz net bir ayrıntı yok. Geçen yılın kazananlarıyla geleneğin birebir sürüp sürmeyeceğini ya da farklı bir sunum denemesi olup olmayacağını yakında göreceğiz. Yine de bir önceki yılın ödül sahiplerini sahnede görmek her zaman hoş bir devamlılık hissi yaratıyor. Popülerliği o tarihe kadar sürerse Heated Rivalry ekibinden bir ismin de bir segmentte karşımıza çıkması sürpriz olmaz. Gözler Saturday Night Live tarafında, Connor Storrie’nin ulusal seçmesinde olacak.

Biricik Emmycik başladı!

Podcast tarafında da üretimi artırmaya devam ediyorum. Her Salı yayınlanacak yeni serim Biricik Emmycik’te hem Emmy yarışını haftalık olarak okumaya çalışacağım hem de televizyon dünyasından kısa özetler paylaşacağım. Pilot bölüm biraz koşturmacalı oldu ama kayıt aldıkça ritmi oturtacağıma inanıyorum. Bu macerada da beni yalnız bırakmayın lütfen. SpotifyApple Podcasts ya da YouTube Music’te abone olmanız büyük destek olur.

Yorum yazın...Cevabı iptal et

Exit mobile version