TV
Kanepeden Nisan Günlüğü: İzlemesek Olmazlar ve İzlemesek de Olurlar
Nisan ayı, televizyonun hem hafızasını hem de sabrımızı test etmeye ant içmiş gibi. Yıllar sonra geri dönen nostalji bombaları, hâlâ bitmemekte direnen diziler, ödül sezonuna göz kırpan prestij projeleri ve platformların izlemesen de olur kontenjanından çıkma yeni işleri… Hepsi aynı takvimde üst üste yığılmış durumda; çünkü Emmy değerlendirme süresinin sonuna yaklaşıyoruz. Nisan ve Mayıs ayı dolu dolu geçecek. Biz şimdilik Kanepeden Nisan Günlüğü ile izlemek için gün saydığımız ve mecbur kaldıklarımıza bakalım.
Your Friends & Neighbors – 2. Sezon (Apple TV, 3 Nisan)
Türkiye pazarına girmeme konusundaki ısrarları sinirimi bozan Apple TV’nin geçtiğimiz yıl başlayan ve Jon Hamm’le hasret gidermemize yardımcı olan dizisi Your Friends & Neighbors geri dönüyor. Bir anda her şeyini kaybedince bildiği yoldan ilerleyen ve yaşadığı banliyödeki evlerde hırsızlık yapmaya başlayan Andrew Cooper’ın sırları yeni bir komşunun gelişiyle açığa çıkacak ve ailesinin hayatını da tehlikeye atacak bu defa. Peki bu yeni komşuyu kim oynuyor? Paradise‘dan henüz ayrılan James Marsden! İlk sezonuyla sadece 1 dalda Emmy adayı olan yapım, bakalım ikinci sezonla Jon Hamm’in ve eşini canlandıran Amanda Peet’in yüzünü güldürecek mi…
Star Wars: Maul – Shadow Lord (Disney+, 6 Nisan)
Star Wars evreninde bir süredir sakinlik hakim. Neyse ki Disney+, The Mandalorian‘sız kaldığımız yılların acısını çıkartmak üzere The Clone Wars‘un beş sene sonrasına odaklanan Star Wars: Maul – Shadow Lord isimli bir diziyle geliyor. Eski Sith lordu Maul, Galaktik İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü dönemde Janix gezegeninde suç örgütünü yeniden kurup bir çırak arayacak. Sam Witwer, Gideon Adlon ve Richard Ayoade’in yanı sıra taze Oscar adayı Wagner Moura da yer alıyor seslendirme kadrosunda. 10 bölümlük seri her hafta 2 bölümle Disney+ ekranlarında olacak.
The Testaments (Disney+, 8 Nisan)
Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü romanı Elisabeth Moss önderliğinde televizyona uyarlandıktan sonra çok başarılı olmuştu, yalnız dizi çok uzayınca sırf sonunu getirmiş olabilmek için dayanmak zorunda kalmıştık tüm saçmalıklarına. Ne acıdır ki bitti derken, bu dünya geri dönüyor. Atwood’un Ahitler adıyla devamını getirdiği hikâye, Aunt Lydia’yı canlandıran Ann Dowd ve One Battle After Another’la yıldızlık mertebesine bir anda erişen Chase Infiniti’yi izletecek bizlere. Bu defa Gilead’da yaşananlardan yıllar sonrasına, kadınların köleleştirilmesine öfke duyan yeni nesil gençleri alacak merkezine. Mecburen bakacağız. Neyse ki Elisabeth Moss ve korkunç mimikleri olmayacak bu defa.
The Boys – 5. Sezon (Prime Video, 8 Nisan)
Üçüncü sezonundan beri uzatmaları oynuyor gibi hissettiren The Boys da ekranlara veda etmek üzere geliyor. Bu defa takvimi değiştirip Emmy oylamasına yakın bir tarihte girecekler yayına. Belli ki Antony Starr’ın kaçırdığı adaylıklara bir yenisi daha eklensin istemiyorlar. Artık Homelander’ın egemenliği altındaki bir dünyayı ve ona karşı bir direniş hareketi kurulmasını izleyeceğiz. Butcher da geri dönüyor ve tabii ki Homelander’ı alt etmek için dünyadaki tüm süper kahramanları yok edebilecek virüsü kullanmaya hazırlanıyor.
Big Mistakes (Netflix, 9 Nisan)
Schitt’s Creek ile rüştünü ispat eden Dan Levy, kadrosunda Boran Kuzum’un da bulunduğu bir komedi dizisiyle geri dönüyor. Ölüm döşeğindeki büyükanneleri için gerçekleştirdikleri hatalı bir hırsızlık girişimin ardından kendilerini organize suç dünyasının tam ortasında bulan iki kardeşin hikayesini konu alıyor dizi. Boran Kuzum’u da dünyayı bu iki kardeşe dar eden kötü adamlardan biri olarak izleyeceğiz. Netflix olması sebebiyle pek tereddütlüyüm. Ama Levy’a gerçekten güveniyorum. Boran Kuzum için de çiğ tavuk yemeye hazır bir nesil olarak ekranlarımızın başında olacağız.
The Miniature Wife (Peacock, 9 Nisan)
NBC’nin dijital platformu Peacock da ne yazık ki Türkiye’de herhangi bir kurumla anlaşmalı değil. Dolayısıyla Elizabeth Banks ve Matthew Macfadyen’ı izleyeceğimiz romantik komedi The Miniature Wife‘ı merak edenler malum yerlere uğramak zorunda. Dizide evli bir çiftin ilişkilerinde verdiği güç mücadelesi merkeze alınacak. Teknolojik bir kaza sonucu karısının 15 cm boyuna küçülmesinden hareketle türlü absürtlükler izleyeceğiz.
Hacks – 5. Sezon (HBO Max/TOD, 10 Nisan)
Ekranlara veda etmeye hazırlanan bir diğer dizi de Hacks. Joan Rivers-vari bir stand-up komedyeni ve ekibinde yazar olarak başlayıp artık hayatının önemli bir parçasına dönüşen bir komedi yazarının yaşadıklarına odaklanan yapım, dört sezondur Jean Smart’a Emmy getirdiğini biliyorsunuz. Şayet bu defa da kazanırsa Smart, Candice Bergen ve Mary Tyler Moore ile bu ödülü en çok alan ikinci isim olma ünvanına erişecek. Birincilik 7 ödülle hala Julia Louis-Dreyfus’ta, onu not düşeyim. Yeni sezonda göreceğimiz yüzler arasında Ann Dowd, Christopher Briney, Leslie Bibb, Cherry Jones ve Drag Race ile tanıdığımız Katya da var. Yalnız Türkiye’de yayın hakları TOD’da olduğu için bize uğraması zaman alabilir.
Malcolm in the Middle: Life’s Still Unfair (Disney+, 10 Nisan)
Tam 20 yıl sonra CNBC-e’nin hayatlarımıza soktuğu Malcolm in the Middle da dört bölümlük özel bir buluşmayla geri dönüyor. Life’s Still Unfair isimli yapım başta iki saatlik bir film olarak açıklanmıştı; ama sonrasında otuz dakikalık bölümlere ayrıldı. Neredeyse herkes de geri dönüyor bu arada. Ancak Dewey’i canlandıran Erik Per Sullivan, 2010 yılında oyunculuğu bıraktığı için onun yerine Caleb Ellsworth-Clark’ı izleyeceğiz. Geri kalan efsaneler ise ekranda olacak. Başta Frankie Muniz olmak üzere Jane Kaczmarek, Bryan Cranston, Christopher Masterson ve Justin Berfield’ın efsanevi karakterlerine kavuşacağız.
The Audacity (AMC, 12 Nisan)
Türkiye’de direkt bir yayıncısı olmayan dizilerden bir diğeri de The Audacity. Billy Magnussen, Sarah Goldberg ve Rob Corddry’yi buluşturan yapım daha prömiyerini yapmadan ikinci sezon onayını aldığı için pek umutluyum. Dizinin arkasında da Succession, Better Call Saul, Bloodline ve Bad Sisters gibi işlerde çalışmış Emmy ödüllü Jonathan Glatzer var üstelik. Peki neyi anlatıyor The Audacity? Kendini “geleceğin mucidi” ilan eden bir teknoloji CEO’su ve onun çıkarlarını gözeten “performans psikoloğu”, kişisel verilerin kötüye kullanılmasıyla tetiklenen bir skandalın içine sürüklenecek.
Euphoria – 3. Sezon (HBO Max, 13 Nisan)
İlk sezonu 2019’da, ikincisi 2022’de yayınlanan Euphoria da sanıyorum ve umuyorum ki final sezonuyla ekranlara dönüyor. Bu süreçte Zendaya dünya starı oldu, Jacob Elordi ilk Oscar adaylığını aldı, Eric Dane vefat etti, Sydney Sweeney’nin kariyeri ise cumhuriyetçiliğine özel bir çöküşte. Şimdi de Sharon Stone, ROSALÍA, Danielle Deadwyler gibi isimlerin de konuk olduğu yeni macerayı izleyeceğiz parıldayan yıldızlarımızla. Tek sorun şu, kamera arkasında çok fazla drama döndüğü söyleniyor. Zendaya, Euphoria için bir basın turu yapmayı reddetti. Filmin müziklerini yapan Labrinth de Euphoria‘yı gürültülü bir biçimde terk etti. Kim bilir yayın sırasında neler olacak…
Margo’s Got Money Troubles (Apple TV, 15 Nisan)
Rufi Thorpe’un aynı adlı çok satan romanından David E. Kelley tarafından uyarlanan Margo’s Got Money Troubles, eski bir Hooters garsonu ve eski bir profesyonel güreşçinin kızı olan, üniversiteyi yeni bırakmış ve yazar olma hayali kuran Margo isimli bir karakterin, yeni doğmuş bebeğiyle, biriken faturalarıyla ve bunları ödemenin giderek azalan yollarıyla başa çıkmak zorunda kalmasını konu alıyor. Elle Fanning, Nick Offerman ve Michelle Pfeiffer’la birlikte Nicole Kidman, Marcia Gay Harden ve Greg Kinnear’ı da izleyeceğimiz projeyi gören basın üyeleri çok güzel yorumlar yapıyorlar. Offerman’a bir Emmy geleceği de iddia edilmekte. Meraktayız!
The Dark Wizard (HBO Max, 15 Nisan)
HBO Max’ın mini belgesel serilerinden biri de 15 Nisan’da başlıyor. The Dark Wizard, dünyanın en başarılı ve tartışmalara yol açan dağcılarından, BASE atlayıcısı (?) ve yüksek ip yürüyüşçüsü Dean Potter’ın portresini sunacak. Küçük yaştan itibaren psikolojik problemlerle baş etmeye çalışan ve sonrasında da akıl almaz başarılara imza atan Potter’ın rekabetçi doğası, zihinsel durumunun sporcu kimliği üzerindeki etkisi ve uçma arzusunun onu sürüklediği tehlikeleri izleyip tırnaklarımızı yiyeceğiz hep birlikte.
BEEF – 2. Sezon (Netflix, 16 Nisan)
İlk sezonunda Ali Wong ve Steven Yeun’a sayısız ödül getiren BEEF, geri dönüyor! Bu defa kadro da inanılmaz! Carey Mulligan, Oscar Isaac, Charles Melton, Cailee Spaeny, Youn Yuh-jung ve Song Kang-ho… Seçkin bir şehir kulübünün iki genç çalışanı, patronlarıyla eşinin tutuştuğu endişe verici kavgayı videoya çekip hiç kimsenin kazanmayacağı bir şantaj savaşının fitilini ateşleyecekmiş. Bu ekip ne yapsa izlerdik zaten de, konu da epey çekici geldi. Bakalım dizinin yaratıcısı Lee Sung Jin bu defa hangi engin denizlere yelken açacak.
Kevin (Prime Video, 20 Nisan)
Parks and Recreation ile tanıdığımız Aubrey Plaza’nın yaratıcıları ve yapımcıları arasında yer aldığı Kevin isimli animasyon dizi, gerçek hayatta yaşanan bir ayrılıktan ve bu ayrılığın ortasından kalan kediden esinlenilerek yazılmış. Dünyada nereye ait olduğunuzu bulmakla ilgilenen yapımda insan sahiplerinin beklenmedik ayrılığının ardından, Queens’teki yerel bir hayvan kurtarma merkezine taşınan ve burada uyumsuz hayvanlardan oluşan kaotik bir grubun yardımıyla hayattan gerçekten ne istediğini anlamaya çalışan Kevin isimli bir kediyi izleyeceğiz. Seslendirme kadrosunda Aubrey Plaza’ya Amy Sedaris, Jason Schwartzman, Whoopi Goldberg, John Waters ve Aparna Nancherla eşlik ediyor.
Unchosen (Netflix, 21 Nisan)
Psikolojik gerilim türündeki, Britanya yapımı mini dizi Unchosen da 21 Nisan’da Netflix’te gösterime girecek. Asa Butterfield, Molly Windsor ve Fra Free’nin başrollerini paylaştığı yapım, dini bir tarikat içinde yaşayan bir eş ve annenin, tesadüfi bir karşılaşmanın ardından kadın özgürleşmesi yolculuğuna başlaması konu edilecek. Biraz The Handmaid’s Tale ile aynı damara oynayacağı düşünülüyor. Ben sürpriz yaparak bu senenin Netflix üretimi Adolescence/Baby Reindeer tipi bombası olmasını beklemiyor değilim. Ama Nisan bültenlerini dahil etmedikleri için Unchosen’ı, çok da üstüne düşemiyorum artık.
Stranger Things: Tales from ’85 (Netflix, 23 Nisan)
Stranger Things‘den sıdkı sıyrılmayan kaldıysa ya da bu seriyi ilk günki hevesle takip edecek kadar az dizi izliyorsanız animasyon türündeki yeni dizi de ilginizi çekebilir pekala. İkinci ve üçüncü sezon arasında yaşananları anlatacak yapıma bir eğlencelik değil de, paranızı cebinizden almak için ne yapacaklarını şaşırdıkları bir müsriflik olarak bakmanızı tavsiye ederim. Nostaljinin böylesi olmaz olsun diyelim, ille de izleyeceğim diyenleri Netflix’in tudum sesiyle yalnız bırakalım.
Running Point – 2. Sezon (Netflix, 23 Nisan)
Kate Hudson, Song Sung Blue için yaptığı başarılı kampanya sonrası endüstrinin aklında kaldığı için Emmy adaylığına hiç olmadığı kadar yaklaşacak bu sezon. Dolayısıyla Running Point‘i benim gibi izlemediyseniz, ikinci sezon başlamadan göz atmak isteyebilirsiniz. Ailesinin profesyonel basketbol takımının başına geçerek kendini kanıtlamaya çalışan bir karakterin etrafında dönen dizide Drew Tarver, Scott MacArthur, Brenda Song, Chet Hanks, Justin Theroux, Jay Ellis gibi tanıdık yüzler de var.
Half Man (HBO Max, 24 Nisan)
Ayın esas bombasına geldi sıra! Baby Reindeer ile eşsiz bir ödül sezonu macerası yaşayan Richard Gadd’in yeni projesinde Jamie Bell ile kardeş kadar yakın, birbirine zıt karakterlere sahip iki eski dost olarak izleyeceğiz. Yıllar sonra bir araya gelen iki arkadaşın arasında yaşanacak şiddet patlamasının sebeplerini otuz yılı aşkın bir süreye yayılan hikayesiyle anlatacak Half Man. Emmy’nin mini dizi yarışında aradığımız kan olabilir mi diye düşündüğüm projede Gadd’i de çılgınca bir fiziksel transformasyondan geçmiş halde göreceğiz.
Widow’s Bay (Apple TV, 29 Nisan)
The Beast in Me yeterli gelmediyse Widow’s Bay ile de Matthew Rhys’e doymanız mümkün olacak bu sezon. 10 bölümden oluşacak komedi türündeki yapım. İnternetin çekmediği, cep telefonu sinyalinin zayıf olduğu, halk tarafından lanetli varsayılan bir adanın belediye başkanı rolünde izleyeceğiz Rhys’i. Parks and Recreation‘ın yazar odasından Katie Dippold’ın yazdığı Widow’s Bay dizisinde Kate O’Flynn, Stephen Root, Kevin Carroll ve Dale Dickey’i de izleyeceğiz.
The House of the Spirits (Prime Video, 29 Nisan)
1993 yılında Meryl Streep, Glenn Close, Jeremy Irons, Winona Ryder ve Antonia Banderas’lı bir kadroyla sinemaya uyarlanan Isabel Allende romanı The House of the Spirits, ilk kez orijinali gibi İspanyolca olarak adapte ediliyor. Eva Longoria’nın yapımcıları arasında yer aldığı dizi, devrimin arka planında yer aldığı, toplumsal değişimlerle dolu bir yüzyılı kapsayan, epik bir aile hikâyesi. Dizide Alfonso Herrera, Nicole Wallace ve Dolorez Fonzi gibi tanıdık simalar olacak.
Man on Fire (Netflix, 30 Nisan)
Birkaç hafta evvel Wonder Man ile Disney+ kitaplığına uğrayan Yahya Abdul-Mateen II ise 2004 yılında Denzel Washington ve Dakota Fanning’li bir filmle sinemalara da uğrayan A.J. Quinnell romanı Man on Fire‘ın uyarlamasında çıkacak karşımıza. Yayın ömrü kısa süren, çok sevdiğim dizi Awake’in yaratıcısı Kyle Killen’ın ellerinden çıkan proje bir zamanlar Özel Kuvvetler mensubu olup en zor şartlarda bile hayatta kalmayı başarabilen yetenekli bir askerin PTSD ile boğuşmasını konu alıyor. Emmy adına çok büyük umutlarımız olmasa da Yahya Abdul-Mateen II için Netflix şablon dizisi izlemeye bile razıyız.