Eleştiri

Crime 101 | Heat’in Gölgesinde

Yayınlandı

on

Crime 101 (Suç 101) | Yönetmen: Bart Layton | Oyuncular: Chris Hemsworth, Mark Ruffalo, Barry Keoghan, Halle Berry, Monica Barbaro, Corey Hawkins, Jennifer Jason Leigh, Nick Nolte, Tate Donovan, Devon Bostick, Payman Maadi | Senaryo: Bart Layton (uyarlama), Don Winslow (kısa roman) | 140′ | Birleşik Krallık, ABD | Suç, Gerilim, Drama

Dijital platformların sinema ve televizyon sektöründen çok şey alıp götürdüğü, izleme alışkanlıklarında geri dönüşü olmayan bir tahribat yarattığı kesin. Ancak bizim gibi, filmlere hızlı erişimin hâlâ sorun olduğu coğrafyalarda ciddi bir işlev gördüklerini inkâr etmek de mümkün değil. ABD’de vizyona girmesinden yalnızca iki ay sonra Prime Video kataloğuna eklenen Crime 101 (Suç 101) de kısa vadeli gösterim modelinin kaybedenlerinden biri olarak hızla evlerimize uğradı. Çoğu sinema salonunun zayıf projeksiyonlar ve yüksek bilet fiyatlarıyla sabrımızı zorladığı bir dönemde, ev rahatlığında Heat’i hatırlatan bir koşturmacayla doksanların o özlenen suç gerilimlerine göz kırpıyor Bart Layton’ın filmi. Don Winslow’un çok satan kısa romanından uyarlanan yapımın neredeyse her köşesinde de Michael Mann etkisini hissetmek mümkün. Hikâyeyi kısaca özetlemek gerekirse; kendine Mike (Chris Hemsworth) adını vermiş, şiddet kullanmayan bir hırsızı izliyoruz. Mücevher soygunlarını bir hacker’dan aldığı bilgilerle gerçekleştiren Mike, arkasında iz bırakmadan ilerlerken akıl hocası (Nick Nolte), onun yumuşadığını düşünerek insanlık namına hiçbir duygu barındırmayan birini (Barry Keoghan) sahaya sürüyor. Mike’ın izini süren dedektif Lou (Mark Ruffalo) için tablo giderek karmaşıklaşırken, denkleme bir sigorta uzmanı (Halle Berry) ve trafik kazası sonrası Mike’ı kendi hayatıyla yüzleşmeye zorlayan Maya (Monica Barbaro) da dahil oluyor.

Mobilyasız, okyanus manzaralı dairesinden kameranın kadın karakterlere gösterdiği sınırlı ilgiye kadar pek çok detayın Heat’i çağrıştırması, Crime 101′i bağımsız bir film olarak değerlendirmeyi zorlaştırıyor kesinlikle. Layton bu benzerliği yıldızlarla dolu kadrosuyla da pekiştiriyor. Kırklarına geldiğini hissettiren Hemsworth, kendine has psikopatları oynamaya bağımlı hâle gelen Keoghan, ölümsüzlüğün sırrını çözdüğünü düşündüğüm Berry ve her rolün altından kalkan Ruffalo… Hatta küçük rollerde bile Jennifer Jason Leigh, Tate Donovan, Payman Maadi gibi isimler çıkıyor karşımıza. Ne var ki, kovalamaca sahnelerindeki teknik hâkimiyeti ve güçlü ses tasarımına rağmen, film bu şaşaalı kadroyu taşıyacak bir anlatı kurmakta zorlanıyor. İlhamını saklamayan suç gerilimlerinden özgünlük adına büyük beklentilerimiz olmayabilir; ancak Crime 101 bu ölçekte bir projeye göre fazlasıyla tutarsız.

Filmin açıkları daha en baştan kendini ele veriyor. Sosyal hizmet sistemi içinde büyümüş ana karakterin, kadınlarla iletişim kurmakta zorlanan ama suç söz konusu olduğunda yüksek sosyal zekâ sergileyen bir profile dönüşmesi yeterince temellendirilmiyor. Buna, yüzeyde bırakılmış pek çok detay ekleniyor. Ruffalo’nun eşiyle olan sahnesinin neden kurgu aşamasında elenmediği belirsiz. Halle Berry’nin karakterinin iş dünyasındaki varlığı ise filmin genel tonunda hiçbir yere oturmayan ve yüzeysel bir biçimde ele alınıyor. Bir de kendini çok ciddiye almamakla birlikte, Crime 101 mizahın sunduğu dengeyi de tamamen es geçiyor. Bu yüzden gerilim, olayların doğasından değil, anlatının tekdüzeliğinden doğuyor. Bu lineer yapının iki buçuk saate yayılması da sabrı zorlayan bir diğer unsur.

Bart Layton’ın bir önceki filmi American Animals, benzer bir temayı çok daha genç bir ekiple işlerken yaratım sürecinin enerjisini fazlasıyla hissettiriyordu. Crime 101‘de ise yüksek profilli bir kadroyla çalışmanın getirdiği sorumluluğu, başka sinemacıların izinden giderek kendini kanıtlama çabasına dönüştürmüş. Silahlı soygunlar, Keoghan’ın ölçüsüz zorbalığı ve asfaltı titreten kovalamacalar filmi zaman zaman ayakta tutsa da, bu anların devamı gelmiyor. Karakterler derinleşemiyor, anlatıdaki boşluklar doldurulamıyor. Final bloğu ve Ruffalo’nun canlandırdığı dedektifin etrafındaki karakterlerle ilgili aldığı nihai kararlar da fazlasıyla zorlama ve yer yer gülünç. Keşke Layton, filmin ilk bir saatindeki enerjiyi ve seyir keyfini tamamına yayabilseymiş.

Yorum yazın...Cevabı iptal et

Exit mobile version