Dizi Eleştirisi
Big Mistakes (1. Sezon) | Her Şey Boran Kuzum İçin
Big Mistakes (1. Sezon) | Yaratıcı: Dan Levy & Rachel Sennott | Oyuncular: Dan Levy, Taylor Ortega, Laurie Metcalf, Jack Innanen, Boran Kuzum, Abby Quinn, Elizabeth Perkins, Jacob Gutierrez, Joe Barbara, Josh Fadem, Mark Ivanir | 31~37′ | Netflix
Dan Levy, tüm dünyaya rüştünü ispat ettiği, şimdiden ekran klasikleri arasına girmiş Schitt’s Creek ile kadın karakter yazımındaki ustalığını zaten kanıtlamıştı. Big Mistakes‘te de bu çizgi korunuyor. Kız kardeşi Morgan başta olmak üzere annesine belediye başkanlığı kampanyasında yardım eden diğer kardeşleri Natalie (Abby Quinn), Morgan’ın müstakbel kayınvalidesi Annette (Elizabeth Perkins) ve Laurie Metcalf’in bambaşka bir boyuta taşıdığı anne rolleri, dizinin açık ara en güçlü tarafı. Bu karakterlerin her biri, onları canlandıran oyuncuların komedi becerileri sayesinde kağıdın çok ötesine taşınmış. Özellikle seçim sohbetlerinin döndüğü sahneler ve aile içi atışmalar, diziyi yukarı çeken anlar. Metcalf’in sayısız Emmy adaylığına bir yenisini daha eklemesi de hiç şaşırtıcı olmaz. Ancak işin suç tarafına gelindiğinde aynı yaratıcılıktan söz etmek zor. Levy burada türü yeniden yorumlamak yerine, ezberlediğimiz formülleri güvenli bir şekilde yeniden üretmeyi tercih ediyor. Dizinin önemli bir bölümünü kaplayan bu koşturmacalar, zaman zaman cepten yenmiş hissi yaratıyor.
Levy’e dair takdir ettiğim esas konu aslında şu: Seyirciyi kolayca içine çeken, mizah odaklı hikâyelerin arasına kuir pozitif mesajlar yerleştirme konusundaki istikrarını çok beğeniyorum. Üstelik bunu her defasında başarıyla yapıyor. Schitt’s Creek ailesinin varlığın ardından küçücük bir kasabada aşkı bulan oğlu olarak da Noah Reid ile müthiş bir anlatı oluşturup, sezonlara yayılan unutulmaz bir aşk hikayesi çıkarmışlardı. Bu defa Dan Levy ile partneri Jacob Gutierrez arasında yakalanmaya çalışılan kimya, ne yazık ki aynı etkiyi yaratamıyor. Çünkü Big Mistakes, iki kardeşin başına gelen olaylara fazla mesai harcarken karakter derinliğini ikinci plana itiyor. Yine de annenin oğlunun kimliğiyle kurduğu ilişki üzerinden, açılmanın önündeki toplumsal bariyerlere dair önemli anlar yakalamayı başarıyor.
Öte yandan Morgan ve Adults dizisiyle ünlenen Jack Innanen’ın canlandırdığı Max üzerinden değindiği modern heteroseksüel çiftlerin dinamikleri ve cinsiyet normlarını allak bullak eden ters köşe bakışıyla yine taze hissettirmeyi başarıyor dizi. Erkek egosu ve yetersizliğine attığı küçük iğneler, dizinin en keyifli dokunuşlarından biri. Ama tabii herkesin merak ettiği esas konuya gelmemiz lazım: Boran Kuzum. Çok fazla izlememiş olmama rağmen oyunculuğu, daha doğrusu kamera karşısında olmayı çok yakıştırdığım bir aktör kendisi. Bence burada, tıpkı onun da dediği gibi Türkiye’de çekilse kendisine verilmeyecek bir rolü, tüm fizikselliği ve bizen dokunuşlarıyla çok iyi taşıyor. Ancak iyi tasarlanmış ya da yazılmış bir rol olduğunu iddia etmek güç. Levy’nin bu karakteri daha çok hikâyeyi ilerleten bir araç olarak kullanması, performansın potansiyelini sınırlıyor. Tek dileğim bu rolün, Kuzum için uluslararası alanda yeni kapılar açması.
Netflix yapımlarını kendi liginde değerlendirme ısrarımı sürdüreceğim ben yine. Seyircisini hızlıca ekrana bağlamaya odaklı ve konuyu bakmadan dahi anlayabileceğiniz biçimde defalarca kez işitsel olarak ileten dizilerinin aynısı gibi olmasa da, Dan Levy belli ki o dişlilere ayak uydurmak zorunda kalmış. Belki final noktasına sezon ortasında ulaşılmış olsaydı, her bölüm daha dolu hissedebilirdi. Şu haliyle, yarım saati doldurmak için yazılmış gibi duran yan hikâyeler ve “ara bölümler” dizinin temposunu düşürüyor. Yine de Dan Levy ve özellikle Laurie Metcalf’in olağanüstü performansı hatırına devam edeceğim. Puanım da bu ikili yapıya geliyor. Metcalf’li sahnelerde her şey yerli yerinde; suç tarafında ise fazlasıyla sönük.