Bu Hafta Sonu Ne İzlesek?
Bu Hafta Sonu Ne İzlesek? | 18-19 Nisan 2026
Dertsiz başıma dert mi arıyorum? Evet. Hafta sonu siteyi boş bırakmaktan biraz endişe mi duyuyorum? Buna da evet. Instagram’da her hafta sonu çıktığım post serisini 1 (yazıyla “bir”) kişi siteye taşımam gerektiğini söyledi ve ben de anket yapıp bir düzine insandan daha onay mı aldım? Yine evet. Sitenin tüm zamanlardaki en yüksek reytinglere ulaşmasının getirdiği gazla daha mı çok üretmek istiyorum? Nazar boncuklu evet.
Oksijen üyelerinin her Cumartesi günü Elçin Yahşi’den aldığı “Ne izleyelim?” mailı ya da çiçeğim Emre Eminoğlu’nun Aposto’dan Cuma günleri gelen dolu dolu bülteni elinize ulaşıyorsa zaten bana ihtiyacınız yoktur. Ama ben yalnızca hafta sonunda ne izleyebilirsiniz sorusuna cevap arayıp, o güne kadar dijitale gelmiş ve vizyona girmişlerden seçici bir liste çıkaracağım sizlere. Bu hafta da geç saatte gelmiş bir ilk olarak, en azından Pazar günü programınıza rehberlik edeyim istedim. Buyrun bakalım, “Bu hafta sonu ne izlesek?” sorusuna cevap verelim.
Mother Mary
Türkiye’de A Ghost Story ve The Green Knight‘ın yönetmeni olarak tanınan David Lowery, prensesimiz Anne Hathaway ve Chewing Gum ertesi I May Destroy You ile hayranlığımızın katlandığı Michaela Coel’ı buluşturan Mother Mary filmiyle vizyona uğradı. Film, bir pop şarkıcısının yeni turnesi için bir elbiseye ihtiyaç duyması sonucu moda tasarımcısıyla tekrar bir araya gelmelerinin ardından gelişen olayları konu alıyor. Başka Sinema etiketiyle sinemalara gelen yapımın Metacritic ve Rotten Tomatoes puanları biraz göz korkutabilir. Ama meraklısı için şu an İstanbul Boykot Festivali’ne alternatif tek film salonlardaki.
Yan Yana
Haftanın ağır topu Netflix‘te. İlk sezonuyla Emmy ödüllerine boğulan Beef‘in sekiz bölümlük ikinci sezonu yayınlandı. Bu defa kadronun başını Oscar Isaac, Carey Mulligan, Charles Melton, Cailee Spaeny ve Youn Yuh-jung çekiyor. Ben de dün kaleme almıştım diziyi. Mini dizi yarışında Ryan Murphy’nin beklenmedik hiti Love Story ve ambargolu olduğu için henüz hakkında konuşamadığım Half Man‘in karşısına dikilecek yapımı, ne kadar iyi olduğundan bağımsız izlemeniz şart.
Hazır Netflix demişken… Ana akım sinemamızda yaprak kıpırdamadığı için ortalamanın üzerine çıkabilen her filmin üstüne çullanıyoruz biliyorsunuz ki. Geçtiğimiz yıl da gişede güzel rakamlar elde eden Yan Yana, platforma geldi. Meşhur Fransız filmi The Intouchables‘ın pek yerelleştirilmiş uyarlamasında Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’e Hatice Aslan, Bige Önal ve Şevval Sam eşlik ediyor. Tam pazar kahvaltısı ertesi aileyle bir arada izlemelik bir seçenek. Bir komedi seçeneği olarak Z jenerasyonuna hitap eden Roommates de yayına girdi Netflix’e ayrıca. Başrolde Adam Sandler’ın oyuncu kızı Sadie Sandler ve Heretic‘de döktüren Chloe East var.
Margo’s Got Money Troubles
Gelelim haftanın bir diğer önemli dizisine. Komedi dallarında yarışacak, David E. Kelley imzalı uyarlama Margo’s Got Money Troubles‘ın ilk üç bölümü Apple TV‘de yayınlandı. Ne yazık ki Apple, Türkiye’ye girmeme konusunda ısrarcı. Ancak malum yerlerden ulaştığınızda üzerinde Türkçe altyazı bile bulabiliyorsunuz. Madem siz parasıyla izlememize izin vermiyorsunuz, biz de başka yollara başvururuz ne yapalım? Elle Fanning gencecik yaşında profesöründen hamile kalıp geçim sıkıntıları yaşayan Margo’yu, Michelle Pfeiffer ve Nick Offerman ise ayrı düşmüş ebeveynlerini canlandırıyor. Bence çok iyi bir açılış yaptı dizi. Kısa sürede fenomene dönüşmesi olası, yetişin!
Komedi yarışında rakiplerine ecel terleri döktürecek Hacks ise bir HBO dizisi olmasına karşın anlaşması devam ettiği için TOD‘da start verdi beşinci ve final sezonuna. Emmy ödüllü Jean Smart ile Hannah Einbinder, ilk iki bölüm itibarıyla döktürüyor. Muhtemelen ufukta yine Emmy zaferleri var ikisi için de. Eğer evde ulusal yayınlar için televizyon servisi olarak TOD kullanıyorsanız, kaçırmayın derim. Bu arada TOD’a The Miniature Wife da uğradı. Succession sayesinde hayran kitlesini genişleten Matthew Macfadyen ve aynı rollerin kadını Elizabeth Banks, hafif deli saçması bir mini dizide buluşuyor. “Yanlışlıkla” minicik yapılan bir kadın ve müsebbibi eşini izliyoruz. Biricik Emmycik’in yeni bölümünde biraz bahsetmiştim.
Euphoria
Dönüyoruz HBO Max‘a… Sezonları arasına asırlar yerleştiren Euphoria, değişen politik iklimde öyle gözden düştü ki üçüncü sezon korkunç eleştirilerle açılış yaptı. Zendaya hatrına bu eziyete katlanacağız hep birlikte tabii. Ancak her bölümü neden izliyoruz sorularını sorarak tüketecekmişiz gibi duruyor. Gözünüzü asla alamadığınız dev bir tren kazası gibi olmuş artık. Belki onun yerine tarihin en tartışmalı dağcılarından Dean Potter’ın konu edildiği belgesel dizi The Dark Wizard‘a bakmak isteyenler olabilir. Ben henüz başlayamadım, ama izleyenler epey övmüş gördüğüm kadarıyla.
Belgesellerden laf açılmışken MUBİ‘ye gelen Endless Cookie‘yi de anmam gerek. Geçtiğimiz yıl izlediğim en garip ve en kişisel filmdi sanıyorum ki. Animasyon olarak çekilen yapım, aynı babadan olan ancak büyürken aralarındaki ilişkide çeşitli zorluklar yaşayan üvey kardeşlerin deneyimlerine odaklanıyor.
Kapanışı ise stand-up adına bereketli bir hafta geçirdiğimizi hatırlatarak yapayım. HBO Max‘a Ramy Youssef: In Love, Netflix‘e ise Trevor Noah: Joy in the Trenches setleri geldi. Gülüp gülüp düşünmekten ölmek isteyenler için birebir.