Basın Odası

Sharon Horgan’la Youth üzerine: “Ellili yaşlar, yaşlılığın gençliğidir.”

Yayınlandı

on

Sharon Horgan

Altın Küre seçmeni olmanın en güzel taraflarından biri, çok sevdiğim dizilerin oyuncuları, senaristleri ve yapım ekipleriyle basın toplantılarında bir araya gelebilmek açıkçası. Bu defa da HBO Max’te ilk iki bölümü yayınlanan ve televizyon ödül sezonunda adını sıklıkla duyacağımızı düşündüğüm Youth‘un arkasındaki zihin Sharon Horgan, dizide oğlunu canlandıran Aran Murphy ve sevgilisi olarak karşımıza çıkan Rupert Friend ile bir araya geldik. Horgan, ellili yaşlarda bir kadının aşk, yaşlanma ve arzuyla ilişkisini anlatan dizinin çıkış noktasını paylaşırken oyuncular da karakterlerine ve çalışma süreçlerine dair soruları yanıtladı.

Sharon, bir sabah uyanıp “Tamam, sıradaki dizim bu olmalı!” dediğin özel bir an oldu mu?

Sharon Horgan: Bir sabah uyandım ve hayatımı yalnız tamamlayarak öleceğime dair çok güçlü bir hisse kapıldım. Sonra “Belki burada bir hikâye vardır.” diye düşündüm. Bad Sisters‘tan önce, hatta biraz perimenopoz dönemine girmeden önce yazmaya başlamıştım Youth‘u. Hayatımda bazı şeyler olup bitiyordu. Karakterleri o zaman yaratmaya başladım. Sonra Bad Sisters geldi ve hayatımdaki o bazı şeyler daha da kötüleşti. Ama artık biraz perspektif sahibi oldum. Çocuklarım evden ayrılmaya, anne babam yaşlanmaya başlamıştı. 50’li yaşlarında aşk arayan ve her şeyin onun için gerçekten ama gerçekten zor olduğu, hayatın sürekli önüne engel çıkardığı bir kadın hakkında yazmak istedim.

Peki dizinin tonunu bulman zaman aldı mı? Bir yanda çok fazla duygu ve absürtlük var, diğer yanda başarılı, zeki ve seksi bir kadın var ama bütün bunlar birbirini ortadan kaldırmıyor.

Sharon Horgan: Evet, çünkü benim geçmişimi sitcomlar, yani yarım saatlik komediler oluşturuyor. Bad Sisters dramaya, gerilime doğru bir viraj alıştı. Ama yarım saatlik düzene dönmek istediğimi biliyordum ve komik olmasını istiyordum. Catastrophe ve Pulling‘de de hayatın çeşitli dönemlerinde yaşanan trajedi, mizah kadar önemliydi. Ama bunda sanki o dizilerin steroid almış hâli gibi oldu. Çünkü arkanızda HBO var, Frankfurt’ta çekim yapmanıza izin veriyorlar. Daha da ileri gidebileceğimizi ve hikâyeyi büyütebileceğimizi hissettik. Ton meselesi yazımda olduğu kadar yönetmenlikte, oyuncu seçiminde ve sonrasında kurguda yaptığınız tercihlerde de ortaya çıkıyor. Yani tonu bütün süreç boyunca bulmaya devam ediyorsunuz.

Aran Murphy

Aran, Ruari birçok konuda ve özellikle erkeklik hakkında telefonundan, sosyal medyadan bilgi alıyor. Yönetmen Dawn’a arkadaşlarının telefonlarından farklı videolar ve reelsler gösterdiğini duydum. Ruari’nin izlediği şeyleri anlamak için bunu nasıl yaptınız?

Aran Murphy: Beni bir grup sohbetine dahil ettiler.

Sharon Horgan: 18 yaşındakilerin ne istediğini bilmeyen 50 yaşındaki kadınların olduğu bir grup…

Aran Murphy: Evet, ama aslında çok güzeldi. “Bunu gerçekten düzgün bir şekilde yazmak istiyorlar.” diye düşündüm çünkü bence de en iyi yol, kaynağından öğrenmek. Sonra kendi arkadaşlarımla bir grup sohbeti daha kurdum ve “Telefonunuzda karşınıza çıkan en kötü şeyleri gönderin.” dedim. Gelen görsellere bakmak beni de gerçekten çok şaşırttı. Sonra hepsini yapım ekibine gönderdim. O gruptaki bazı insanların telefonlarında böyle şeyler olduğu için pek mutlu olmadığını düşünüyorum. Ama sonra bunların çoğu, ya da en azından bazı versiyonları, dizide yer aldı.

Sharon Horgan: Evet, birçoğu ya da versiyonları diziye girdi. Çünkü o çılgın TikTok’ları yapan insanları bulmak gerçekten çok zor. Mesela lazer ışınları kullanarak büyükanneyi havaya uçuran bir köpek vardı. Onu kendimiz yapmak zorunda kaldık.

Aran Murphy: Ne?

Sharon Horgan: Evet, onu alamadık.

Aran Murphy: Ah. Ben arkadaşıma onun videosunun dizide olduğunu söylüyordum. Tanrım, şimdi çok üzülecek.

Senaryoyu ilk okuduğunuzda Ruari hakkında sizi en çok ne şaşırttı?

Aran Murphy: 18 yaşındaki bir erkeğin, eğer 18 yaşında bir erkek değilseniz, nasıl yazıldığını görmek beni çok meraklandırdı. Epey seçmeye girip fazlaca şey okuduğum için bir sürü klişe karakterle karşılaşıyorsunuz. Çok asık suratlı, sıkıcı, aslında hiç nüans taşımayan ya da yeterince keşfedilmemiş karakterler. Daha ilk bölümde gerçekten tuhaf biri olduğunu düşündüm. Bir şekilde etrafına saldırıyor ama çıkışlarının arkasında hiçbir anlam yok. İlk bölümde büyük bir performans sergilediği bir an var ve hiçbir şeyden beslenmiyor. İnternette bir şey görmüş ve “Demek ki bunun bir anlamı var, ben de bunu söyleyeceğim!” diye düşünüyor. Sonra bunun hakkında bir daha hiç konuşulmuyor. Yani hayatında bir sürü şey olup biten ilginç bir 18 yaşındaki çocuğu görmek hoşuma gitti ama bunlarla televizyonda daha önce gördüğümüz tipik yöntemlerle başa çıkmıyor kesinlikle.

Sharon Horgan ve Aran Murphy

Sharon, Ruari karakteri yazarken sizi en çok zorlayan karakter miydi?

Sharon Horgan: Muhtemelen. Çünkü gerçekten konuşmaya başlayana kadar pek konuşmuyor. Çok az konuşan bir karakter yazmak ve bunun seyirciye nasıl geçeceğini düşünmek zor. Çünkü olup bitenlerin çoğu iç dünyasında yaşanıyor. İlk taslaklarda bunu okurken gerçekten endişeleniyordum. “İnsanlar bu karakteri anlayacak mı?” diye düşünüyordum. Sonra Aran hayatımıza girdi ve çok az şey yaparak inanılmaz şeyler anlatmakta çok iyi olduğu için karakterin iç dünyasını okuyabilmek kolaylaştı.

Alex bir anne ama aynı zamanda yaşlanan ebeveynleri ve kendi yaşlanmasıyla da karşı karşıya. Onu yazmak, yaş ve yaşlanmanın sizin için ne anlama geldiğine dair düşüncelerinizi değiştirdi mi?

Sharon Horgan: Aslında değiştirdi. Ama bunun zaman içinde yaşlanmayı biraz daha kabullenmemle mi, yoksa daha fazla perspektif kazanmamla mı ilgili olduğunu bilmiyorum. Her anın hakkını vermenin ne kadar önemli olduğunu fark ediyorsunuz. Ben her zaman böyle değildim. Sürekli sırada ne olduğunu düşünürdüm. Şimdi içinde bulunduğum anda mutluluk bulmaya çalışmak gerektiğinin daha fazla farkındayım. Eskiden gecenin bir yarısı uyanır, konuşmanın ortasında donup kalırdım çünkü sürekli aklımdaydı bunlar. “70’e ne kadar yakınım?” diye düşünürdüm. Ama artık o kadar kafa yormuyorum ya da aynı şekilde düşünmüyorum.

Sıklıkla iyi hikâyelerde geri plana itilen olgun kadınları temsil eden diziler yapabilmek sizin için ne ifade ediyor?

Sharon Horgan: Büyük bir ayrıcalık gibi geliyor. Aynı zamanda gerekli ve önemli çünkü benim de bu hikâyelere ihtiyacım var. Televizyon ve film izlediğimde kendimi yansıtan şeyleri görmek istiyorum. Pamela Adlon’ın Better Things dizisini izlediğimde “Tanrı’ya şükür, başka biri de ergen kızların annesi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor.” diye düşünmüştüm. Onunla tanıştığımda duygulanmıştım çünkü bunu normalleştirdiği için gerçekten minnettardım. Benim gibi ebeveynlik yapan birini görebiliyor ve kendimin bir canavar olduğunu düşünmüyordum.

Popüler kültürün kadın karakterlerin nasıl olması gerektiğine dair çok belirli fikirleri var. Youth‘ta ise Alex’in ebeveynleri, çocuğu, cinsel hayatı ve işi aynı anda hayatının içinde. 50’li yaşların bu kadar zengin bir dönem olması sizi şaşırttı mı?

Sharon Horgan: İnsanlar diziyi izleyip bunu bana söylemeye başlayana kadar ben de bunun farkında değildim. Çünkü ellili yaşlar yazmak için gerçekten çok zengin bir dönem. Çok zor. Ebeveynlik açısından bile “Biraz olsun dinlenebilirim.” diye düşünüyorsunuz, ama hayır, hiçbir şekilde durmuyorsunuz. Çocuklarınız yetişkin olduğunda bile onları ebeveyn olarak desteklemeye devam ediyorsunuz. Bunu yaparken bedeniniz de gerçekten sizinle işbirliği yapmıyor, İşinizi kolaylaştırmıyor. Ve evet, komedi için de çok verimli bir dönem.

Rupert Friend ve Sharon Horgan

Patrick, 47 yaşında olmasına rağmen Alex kadar zaman baskısı altında değil. Bu cinsiyetler arasındaki asimetri, ilişkilerinin merkezinde miydi?

Rupert Friend: Evet. Bence dizinin irdelediği şeylerden biri de bu. Zamanın denklemin bir parçası olması gerektiğini hiç düşünmemiş çok sayıda erkek var. “Ben ne zaman istersem.” diye düşünüyorlar. Biraz kendini fazlasıyla merkeze koyan bir Peter Pan hâli var. Daha kötü bir yazarın elinde itici ve korkunç derecede toksik olabilirdi. Ama burada bir şekilde sevimli bir tarafı var çünkü kimseyi cezalandırmaya ya da dışlamaya çalışmıyor. Sadece bunu daha önce hiç düşünmemiş. Bir anlamda çocukça.

Peki Alex’in Patrick’i sevip sevmediğini veya onun tarafından arzulanmanın Alex için ne ifade ettiğini sorgulamamızı istediniz mi?

Sharon Horgan: Evet, bence bu ilişkilerinin dinamiğinde büyük rol oynuyor. Alex’in Patrick hakkında ne düşündüğünü ve kendisinin neyi hak ettiğini düşündüğünü etkiliyor. Çünkü başlangıçta onun bu sevgiyi hak ettiğine ya da Patrick tarafından istenip arzulanacağına inanmıyor. Bence bu, ilişkilerini gerçekten ilginç hâle getiriyor çünkü ilişki sürekli değişiyor. Bir noktada her şey dengelenmiş gibi hissetmeye, Alex onun tarafından sevildiğine inanmaya başladığında ise her şey çöküyor ve bir tür trajediye dönüşüyor. Yani başlangıçta çok umut vadeden bir aşk hikâyesi gibi görünüyor, sonra çok daha hüzünlü bir şeye dönüşüyor.

Dizinin adı sizin için ne ifade ediyor?

Sharon Horgan: “Ellili yaşlar, yaşlılığın gençliğidir.” diye bir söz var. Ama “youth” aynı zamanda Ruari’nin karakteriyle de ilgili. Bir de bize, özellikle kadınlara, peşinden koşmamız gerektiği söylenen o şey var: Gençlik.

Yorum yazın...Cevabı iptal et

Exit mobile version