Tiyatro
Bir Aile Provası: Aile dediğin biraz yara, biraz şans
Oscar Boy’da her şeyi yaptım da bir tiyatro yazmamıştım, artık o da oluyor! Oksijen’deki serüvenimle birlikte televizyonu biraz buradaki raftan alınca kendime klavyeme on parmak saldıracak yeni bir alan aramaya başladım açıkçası. Bir ara müzik sektörü için de bir şeyler yapmayı düşünmüştüm, hatırlarsanız. Ama orada ödül sistemleri kendi içerisinde bir tutarlılık yakalayamadığından çabucak uzaklaşıp ilk göz ağrımı Uyuz Zevkler haricinde siteye dahil edemedim. Tiyatro ise aslında bana sinema aşkını da aşılayan annemin ektiği bir başka tohum. Çok küçük yaşlarda başlayan, ayda en az bir kere oyun izleme alışkanlığım ne yazık ki pandemiyle birlikte epeyce hamladı. Son beş senedir tiyatroya çok seçerek gider oldum. İşte hem bu alışkanlığımı kırmak hem de bu alanda bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az yazı yazılmasından duyduğum rahatsızlık sebebiyle çemkirmek yerine kendimce bir katkıda bulunmak üzere karşınızdayım.

Hasibe Eren
Araya bir de ufak hastalık sığdırınca, aslında sezonun ikinci oyunu olacakken bir anda açılışı yapmama yardımcı olan Bir Aile Provası, bu yeni başlangıca çok yakıştı; önce onu söyleyeyim. Evrim Yağbasan’ın yazdığı, Gülhan Kadim’in yönettiği Bir Aile Provası, yazarlık kariyerinde koşmasa bile emeklemeye çalışan Figen’in, hafızası giderek güvenilmez hâle gelen annesine baktığı sıradan bir günde başından geçenleri anlatıyor. Kapı zili bir türlü susmuyor, editöründen uzun zamandır eve uğramayan ablasına kadar herkes, Figen’in günlük rutinini altüst ediyor. Ama tabii derinde başka dertleri var oyunun.
Bir Aile Provası, hem yara hem de koca bir şans olan aile dediğimiz o tuhaf yapının içinde söylenenler kadar söylenmeyenleri kurcalıyor esasında. Birbirini sevmenin birbirini anlamaya yetmediği, fedakârlıkların yüke, yüklerin zamanla kırgınlığa dönüştüğü, geçmişin bugüne gölge düşürdüğü bir bağ bu. Yağbasan’ın metni, ailesinde belli bir yaşa gelmiş büyüğü olan herkesin tanıdık bulacağı parçaları bir araya getiriyor. Bütün bunları anlatırken aileyi kutsallaştırdığı da yok. Ne bütün dertlerimizin sorumlusu ilan ediyor ne de kapıyı arkasından kapatıyor.
Ama burada bir parantez açmak lazım tabii. Oyunun esas meselesi aile olduğu kadar annelik ve bir taraftan da kadın olmak; hatta geleneksel aile kurma baskısına boyun eğmeyenlerin yaşadığı kader. Annelerimizle aramızdaki o kompleks, sevgi dolu, kimi zaman birbirimizin en hassas damarını bilmekten kaynaklanan çatışmaları da barındıran bağın değerini hiç göz ardı etmiyor. Bir taraftan da ailelerde hastalık ve bakım söz konusu olduğunda sorumluluğun kadınlara bırakıldığına dikkat çekiyor. Hasibe Eren’in canlandırdığı Figen’in de bir repliğinde belirttiği üzere, çocuğunun olmaması ve evlenmemiş olması, bu görev dağılımında onun payına düşen sorumlulukları belirleyen etkenlerden. Kutsallığı türlü sebeplerle gündemden düşmeyen aile kurumunun yükünü omuzlarında taşıyanların yanında, o kutsallığa boyun eğmemiş olanların da hakkını teslim ediyor bana kalırsa.

Hasibe Eren, Devin Özgür Çınar, Sacide Taşaner ve Süleyman Kara
Tabii ki oyunun bir kadın tarafından yazıldığını her saniyesinde hissediyorsunuz. Özellikle anne-kız ilişkisinin o tarif etmesi zor, birbirine zıt duygularla örülü doğasını yakalamakta çok başarılı. Annene kızarken onun için endişeden ölmek, birbirini sevdiğin kadar biraz da tahammül etmek, uzaklaşırken bile hâlâ onun onayına muhtaç olmak… Bunların hepsi Bir Aile Provası‘nın her sahnesine işlemiş durumda. Hiçbir duyguyu geçersiz görmeyen bir anlatısı var. Üstelik kadınların aile içinde üstlendiği rollerin ve kendilerine ait özel alandan vazgeçmelerinin nasıl normalleştirildiği de hikâyenin içine yerleşmiş durumda. Sayıca az erkek karakterlere yaklaşımı, özellikle “baba”nın bahsinin geçtiği anlarda takındığı tavır da kolaycı bir yerden inşa edilmemiş asla. Karakterlerin çelişkilerine iyice alan açıyor yaklaşımı.
Oyuncuların, metnin genişlettiği yerleri doldurmakta ne kadar önemli bir paya sahip olduğunu da not düşmek gerek. Özellikle Sacide Taşaner’in performansı, başlı başına izleme sebebi. Mizahtan trajediye geçerken bir an bile tonu bozmayan, tek bir cümleye birbirinden farklı duyguları sığdıran, şahane bir oyunculuk sergiliyor. Taşaner’in sahnede olduğu anlarda gözünüzü ondan ayıramadığınız gibi, sahneden çıktığında da bir an önce geri dönmesini istiyorsunuz. Hasibe Eren ve Devin Özgür Çınar ise hikâyenin farklı kadınlık deneyimleri arasında kurduğu köprünün önemli parçaları. Belki garip bir yaklaşım olacak ama ikisinin rolleri değiştirdiği bir versiyonu izlemeyi de çok isterdim. İki kız kardeşin farklı ellerde bambaşka ihtimallere dönüşmesine kafa yormak, oyun sonrasında benim için ayrıca eğlenceli bir düşünme pratiğine dönüştü.

@Caddebostan Kültür Merkezi, 18 Ekim
Ben böyle ağır ağır konuşuyor olsam da, Bir Aile Provası‘nın komedi ağırlıklı bir trajedi olduğunu hatırlatmam gerek. Bazı esprili çıkışlar, oyunun geri kalanında kurulan duygusal dünyanın yanında bambaşka bir renk yaratıyor. Ancak bunlar genel deneyimi gölgeleyen şeyler değil. Aileyi yalnızca sığınılacak bir liman ya da kaçıp kurtulunacak bir yük olarak görmeyen; bütün çelişkileri, hediye ettiği sancıları ve kaçınılmaz sıcaklığıyla ele alırken gülmeden de ömrün geçmeyeceğini bilen bir oyun. Bana da sezon için harika bir başlangıç oldu! Turnede yakalarsanız kaçırmayın derim.

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.



















