Yönetmen
Yardımcı Erkek OyuncuYardımcı Kadın OyuncuÖzgün & Uyarlama Senaryo

Nolan bu ödülü çok yeni aldığı için ihtimalleri zayıf sanıyordum ama filmi izleyince ikna olunuyor hemen. Demek ki neymiş? Akademi, artık sırası geldi diye Oppenheimer ile geçiştirmeseymiş, bu sene gerçekten hak ederek ödül alacakmış zaten.

Cannes’ın esas kazananları diyebiliriz Javier Calvo ve Javier Ambrossi’ye. 13 senelik birlikteliklerini yeni noktalamış olmaları üzerinden bir anlatı da mevcut. Umuyorum Netflix ne yapar eder, Veneno’yu da satın alıp milyonlarla buluşturur.

The Banshees of Inisherin ile hakkının yendiğini düşünenlere fırsat doğacak bu sene. McDonagh için tek sıkıntı, yönetmenliği yerine kaleminin takdir edilmesi. Venedik’in favorilerinden biri olduğu için şimdilik üst sıralarda tutmaya devam.

Eleştirmenlerin tam desteğini alacağı kesin olan Possible Love, eğer Netflix iki yabancı filmi aynı anda idare etmeyi başarırsa Güney Kore sinemasının büyük ustası Lee Chang-dong’a ilk adaylığını getirebilir. Burning’in diyeti diyelim.

Bu kategoride iki defa ödül alan Iñárritu da yıllar sonra yeniden yarışta. Ama Bardo hepimizin ağzında acı bir tat bıraktığı için temkinliyiz. Üstelik PTA usulü herhangi bir festivale uğramama tercihinde bulundular. Bakalım ne çıkacak içinden.

A24’ün dolu dolu seçkisinden ödül ihtimali en kuvvetli film olduğu anlaşıldı The Debut’nun. Telluride’da izleyen herkes bayıldı ve Jesse Eisenberg hakkında da güzel şeyler okuduk. Ama artık aktörden dönme yönetmenleri tercih etmiyorlar burada.

Ne olursa olsun, Mungiu’nun Altın Palmiye aldığı unutulmamalı. Ancak film epey tartışma yaratıyor izleyenler arasında. Bu da bana acaba En İyi Film adaylığını es geçerek sadece burada aday edilebilir mi diye düşündürüyor.

Michael Clayton ve Andor gibi iki önemli referansla hayatımıza giren Tony Gilroy ise “sinema hakkında filmler” kontenjanından yarışta. Behemoth’un artizanları yüceltmesini belli ki tüm sezon boyunca konuşacağız. İlk gösterim New York’ta.

Avrupa festivallerini gezerken aldıkları olumlu eleştirilere ben de kaptırdım kendimi. Hem Akademi’nin Hamaguchi’ye Drive My Car sebebiyle bir aşinalığı da var. Yalnız eleştirmenlerden ciddi bir desteğe ihtiyacı oldu filmin.

Mike Leigh’nin Tender Loving Care için “son filmim” demesi önemli bir kampanya aracı ama film de epey beğenildi izleyenlar tarafından neyse ki. Umuyorum Bleecker Street gazdan ayağını hiç çekmez ve getirir Mike Leigh’ye o adaylıkları.

Kyle Buchanan’ın başını çektiği trene ben de atlıyorum artık. Telluride’da pek çok film prömiyer yaptı, ama Club Kid hepsinden fazla konuşuldu. Bu senenin Past Lives’ı ya da Train Dreams’i olabilir tabii. Film ve senaryo adaylığıyla yetinebilir.

Güz festivalleri başlayana kadar Olivia Wilde’ın filmini kucaklamakla meşguldü sektör. Çok iyi bir sene geçiriyor zaten. Yalnız artık bu dalda oyuncuların kolay kolay aday edilmediği unutulmasın. A24 gerçekten istiyorsa bu adaylığı çok uğraşmalı.

Bu tip yapımlar En İyi Film dalında ağırlansa da kolay kolay yönetmen kategorisine dahil edilmiyor. O yüzden DGA beşlisinde dahi görecek olsak bile Lord ve Miller’ı, Oscar’a gelince dışarıda kalmaları kuvvetle muhtemel. Giderek de geriye düşüyorlar.

Denis Villeneuve için hayranları dışında kimsenin bir umudu yok. İlk iki film de bu dalda görmezden gelinmişti. Villeneuve bu kalabalıkta ve auteur’lerin karşısında dışarıda kalmaya mahkum gibi duruyor. Digger kötü çuvallarsa taktik değiştirebilir stüdyo tabii.

Bir belgeselin En İyi Film dalında aday edilme ihtimali yeteri kadar büyük bir delilik değilmiş gibi bir de yönetmen kategorisinde, sondan da olsa tahminlerime iliştirdim You Can See Everything’i. Artık Nathan Fielder’ı da devler liginde görmeyelim mi?
Metin C
26 Ağustos 2026 at 21:21
Umarım C. Nolan alır Oscarı. Kendisini pek sevmezdim ama çok zeki bir adam. Takdir etmemek elde değil. Film çok iyi değil ama seksenlerde yaşı tutsa gidip Thatcher’a oy vercek sağcı adamın (kim bilir belki de sırf En İyi Film adayı olmak için konulan DEI kriterlerine uymak için) filmdeki kargaşa çıkaran, huzur ve olağan akışı bozan tiplemeler olarak yorumladığı karakterleri 10 dakikayı aşmayan sahne süreleri ile siyahi oyunculara oynatmasıyla filmi savunmak Woke tayfaya düştü. Deli gibi savunuyorlar, mesaja bakmadan. Adamın bugüne kadar her filmde status quo iyidir, yüce devlet ne güzel vs alt metnilerini işlemesi falan bile şüpheye düşürmedi kimseyi.