Aday yemeğinden canlı canlı

Aday yemeğinden canlı canlı

JAVIER BARDEM
Q&A kısmı Biutiful‘daki harika performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında aday olan Javier Bardem‘le başladı. Çoğunlukla üzerine yoğunlaştığı şey performansının tamamen İspanyolca olması ve tamamen yabancı dilde bir performansla aday olmuş olmsı. Erkek oyuncu kategorisinde tamamı İspanyolca olan bir karakteri canlandırıp aday olan ilk isim çünkü Bardem. Burada ilgiyi çekmeye çalıştığı noktayı tam olarak anlayamadım aslında. Acaba bu duruma dikkat çekerek ikinci bir Marion Cotillard durumu mu yaratmaya çalışıyor? Neyse. Bardem bence de yılın en iyilerinden biri. Tüm sene boyunca iyi bir kampanya yapıldı. Adaylığına biraz da buna borçlu. Akademi üyesi dostlarından Julia Roberts ve Sean Penn, Biutiful için ayrı ayrı çalışmalar yaptılar ki ikisinin de filmle tek alakası Bardem‘in arkadaşları olması. Tabi Sean Penn, yönetmen Inarritu‘nun 21 Grams‘in de de oynamıştı. Bu arada şunu belirtmekte de yarar var, halk da Bardem‘in bu performansını seviyor. Sanıyorum Oscar Boy oylamalarında beklenmedik bir oy topladığını söylemem yeterli olur.

JEREMY RENNER
Kathryn Bigelow geçtiğimiz sene The Hurt Locker‘ı çekip ödüllerin tamamını silip süpürmüş olabilir. Ama aynı zamanda sektörün ilgisini Jeremy Renner‘ın üzerine de çekti. Renner Oscar tarihinde iki yıl üst üste aday olan ender oyunculardan biri. Bunu başarılı olmasına mı bağlarsınız yoksa yardımcı erkek oyuncu dalındaki boşluğa mı bilemiyorum. Ne yaparsak yapalım, adam sempatik. Basın kesinlikle Renner‘ı seviyor. İleriki yıllarda onu Oscar sahnesinde göreceğimizi iddia etmem belki aşırıya kaçar ama pek çok iyi rolde izleyeceğimiz kesin. Renner‘ın soruları pek enteresan değildi. Sadece “Geçen sene yarıştan öğrendiklerini bu sene uyguladın mı? Geçen yılki adaylığından farklı olarak ne yaptın?” sorusuna “Geçen yıl ne yaptıysam onu.” dedi. Annesinin iki yıl üst üste aday olmasından gurur duyduğunu da ekledi. Diyorum ya seviliyor. Sempatik bir aktör.

JENNIFER LAWRENCE
Aday olduğunu öğrenince şaşırdığını ve ağladığını söyledi Jennifer Lawrence. Belki yapmacık gelebilir ama bir yerde düşününce Winter’s Bone gibi küçük çaplı bir filmle aday olması aslında büyük bir olay. “Adaylıklardan önceki hayatım biraz sıkıcıydı, şimdi herşey daha farklı tabi.” cevabı verdi adaylık öncesi/sonrası hayatı sorusuna. Winter’s Bone ‘dan önce bir komedi filmi çektiği için böylesine bir dramaya geçişle ilgili bir soru gelince “Winter’s Bone öncesinde bir sorun yoktu. AmaWinter’s Bone ‘dan sonra The Beaver için seçmelere gidince biraz depresif olduğum düşünüldü.” cevabı verdi.

JESSE EISENBERG
Saturday Night Live‘da Mark Zuckerberg‘le tanışması üzerine sorular soruldu tabi ama Eisenberg‘in zannediyorum en güzel cevabı ilk soruyaydı: “Çocukluğum hep bar-mitzvah törenleriyle geçti. Birinden birine gidiyordum. Şimdi de farklı sayılmaz. Böyle törenlere gelip bir sürü Yahudiyle görüşmeye devam ediyorum.”. Eisenberg‘in Hailee Steinfeld‘den bile daha çocuk gözüktüğünü söylemeden edemeyeceğim. Ama başarılı bir aktör olduğu kesin. Bence gelecekte adını sıkça duyacağız. The Squid and the Whale‘la çıkışını yaptıktan sonra kat ettiği yola bakınca gelecekte bizi çok daha iyi performansların beklediğini düşünmeden edemiyorum.

MELISSA LEO
Kendi fotoğraflarını çektirip yaptığı Oscar kampanyasından sonra insanın midesini bir kez daha bulandıran Leo aslında cevaplarında bile Oscar’ı ne kadar çok istediğini belli etti. “Zarftan Amy‘nin de adının çıkacağını düşünmeden edemiyorum.” cümlesini kurarken “co-name” ifadesini kullanmasıyla ilgili yorum yapmak istemiyorum. İnatla Melissa Leo‘nun Oscar’ı hak etmediğini tekrarlıyorum. Amy Adams alsa daha mutlu olurum ki kategoride Hailee Steinfeld ve Jacki Weaver varken kazanması haksızlık! Yeter ki Melissa Leo kazanmasın, gerisi hikaye.

MARK RUFFALO
“Sanırım yardımcı erkek oyuncu kategorisindeki şovcu performans sergilemeyen tek aday benim.” cümlesiyle aslında tüm olayı açıklığa kavuşturdu. Evet, Ruffalo‘nun aday olmasına çok sevindik ama kazanması gibi bir ihtimal var mı? Elbette yok. “Buraya gelmem yıllarımı aldı.” cümlesine ise benden çok kimse katılamaz. Ruffalo bundan önceki pek çok performansında görmezden gelindi. Hemen sayalım: You Can Count on Me, Reservation Road, What Doesnt’ Kill You, Zodiac ! Sonunda çok iyi olmamasına rağmen birkaç dalda adaylık alan The Kids Are All Right‘la aday olmuş olması harika birşey.

GEOFFREY RUSH
Filmden gurur duyduğuyla ilgili birkaç cümle sarf etti ama Rush‘la ilgili söylenebilecek pek birşey yok. Zaten Oscar ödülü olan bir aktör. Ama tabi Christian Bale‘ın Oscar’ı her ne kadar cepte görülse de ortada bir The King’s Speech etkisi var ki kimilerine göre Geoffrey Rush‘ın performansı Christian Bale‘ınkinden kat kat iyi. Tabi ben böylesine bir süpriz bekliyor muyum? Hayır.

COLIN FIRTH
Zannediyorum oyuncu adayları arasındaki en sempatik adam Colin Firth. Birilerinin onu sevmemesi düşüncesi bile söz konusu değil. A Single Man‘den sonra The King’s Speech ‘deki güçlü performansıyla da sonunda Oscarlanacak gibi gözüküyor. Röpörtajından dikkatinizi çekecek pek bir sözüm yok ne yazık ki.

JACKI WEAVER
Adaylar arasında en heyecanlısı Jacki Weaver. Bunca yıllık kariyerden sonra aday edilmesi ve böylesine ödül törenlerinde yer almasıyla ilgili soruya verdiği cevap ise dikkate değerdi: “İnsan aday olunca ödülü kazanmak istiyor ve kazanamayınca da üzülüyorsunuz. Ama bir süre kazanmadığınıza da seviniyorsunuz. Çünkü sahnede teşekkür konuşmasını yapmak gibi bir zorunluluğunuz olmuyor.”. Bu adaylığın ve tabi Animal Kingdom‘la aldığı diğer adaylıkların ona pek çok yeni rol teklifi getirmesinden bahsetti. “Bir Amerikalı’yı oynayacağım. Sabırsızlanıyorum!”

HELENA BONHAM CARTER
Eğer Helena Bonham Carter Oscar’ı kazanırsa bilin ki gecenin en renkli ve en güzel teşekkür konuşmalarından birini yapacak. Kraliçe’nin annesini oynamakla ilgili soruya esprili yaklaşarak “Aslında Kral George’u oynamak istiyordum ama beni kabul etmediler. Ve bilirsiniz bu bir ‘erkek’ filmi, o yüzden pek de emin değildim.” şeklinde cevap verdi.  Oscar gecesinde giyeceği elbise için ise katastrophe (felaket, yıkım) kelimesini kullandı. “En azından bu sefer farklı renkte ayakkabılar giymeyeceğimi söyleyebilirim.”

AMY ADAMS
Biraz şaşkın bir aktris Amy Adams. Q&A’lerde pek başarılı değil. Sorulara nasıl cevap vereceğini bilmiyor. Yakın zamanda bir Oscar alacağı kesin. Hatta bence bu sene bile alabilir. Ama ne kadar sıkıcı bir teşekkür konuşması yapacağını da düşünmeden edemiyorum. Sorulara verdiği cevaplar oldukça klişeydi. Bugün pek artı puan topladığı söylenemez.

ANNETTE BENING
The Kids Are All Right‘da en sevdiği sahne sorulduğunda Mark Ruffalo‘yla Josh Hutcherson‘ın arabadaki sahnesini çok beğendiğini söyledi. Really? Annette Bening ödülü kazanabilir. Hatta kazanır bile diyebilirim yakında. Sakın Natalie Portman alamazsa bunalıma girip Akademi’ye saydırmayın. Çünkü her ne kadar Portman SAG, Altın Küre ve Critics’ Choice’u almış olsa da bugün Aday Yemeği’nde şunu gördük: Akademi Annette Bening‘e tapıyor!

JOHN HAWKES
Boring! Yıllardır sektörde olduğunu söyledi ama kimin umrunda? Andrew Garfield‘ın hakkını yediğin için seni hiç affetmeyeceğim bağımsız filmlerin çirkin karakter oyuncusu.

MICHELLE WILLIAMS
Bilgisayar internetle ilgili problem yarattığı için cevaplarını tam olarak duyamadım. Ama topuklu ayakkabılarıyla ilgili bir soru sorulduğunu ve Williams‘ın what-a-stupid-question bakışı attığını söyleyebilirim.

NICOLE KIDMAN
Kidman‘a sorulan soru bu sene oyuncular arasında üç Avustralyalı’nın (Kidman, Geoffrey Rush ve Jacki Weaver) bulunması üzerineydi. “Bu harika birşey. Avustralya’da sektör gittikçe ilerliyor ve yapımcılar da oraya yönelmeye başladı.” şeklinde bir cümle sarf etti. Ardından Jacki Weaver‘ın adaylığının onu çok heyecanlandırdığını, sonuçta onu izleyerek büyüdüğünü söyledi. Kidman‘ın Oscar’ını almasının üzerinden 7 sene geçti. Sonunda Oscar lanetinin ortadan kalkmış olması sevindirici. Bir de Nicole Kidman‘ın artık botoks kullanmıyor oluşu var ki bu lanetin kalkmasından da sevindirici bir haber.

HAILEE STEINFELD
Yaşına bakmayın, Steinfeld çok olgun cevaplar verdi. Adaylığı için “Bunu tahmin etmiyordum çünkü aklımdan dahi geçirmemiştim.” yorumu yaptı. “Benim için True Grit‘e seçilmek bile büyük bir ödüldü zaten.” diyerek de zannediyorum salondaki tüm basın mensuplarının kalbini çalmış olabilir. Akademi’nin yardımcı kadın oyuncu dalında Tatum O’Neal, Anna Paquin gibi isimleri küçük yaşta ödüllendirdiğini düşününce Steinfeld‘in ödüle çok da uzak olmadığını düşünüyorum. Melissa Leo‘nun elinden ödülü kopması en olası isim.

JEFF BRIDGES
Birazcık sıkılmış gibiydi Jeff Bridges. T-Bone Burnett ile bir albüm kaydettiğini söyledi. Yeni projeleri sorulduğunda ise iyi senaryoların gelmemesinden şikayet etti. Ama dediğim gibi biraz sıkkındı Bridges. Geçtiğimiz sene ödülü almış olmasının rahatlığı da olabilir bu.

JAMES FRANCO
Çekimlerin “acı veren” yönüyle ilgili soruya esprili bir cevap verdikten sonra kol kesme sahnesini tek bir çekimle bitirildiğini ve o çekimin 22 dakika sürdüğünü söyledi. Hala 127 Hours‘ın hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum ben bu arada. Aday olabileceği pek çok dal varken sınırlandırılmış gibi bir his var içimde. Ayrıca sunuculuğuyla ilgili de çok güzel cevaplar verdi. “Anne ve benim sunucu olmamla ilgili Akademi’nin genç izleyiciyi çekmek için yapıldığı söylendi. Evet, da! Ne saçma bir eleştiri bu. Bunun nesi kötü ki?”

NATALIE PORTMAN
Oyuncu adaylarından yemeğe katılan son isim ise Natalie Portman‘dı. İlk önce giyeceği elbiseyle ilgili bir soru gelince sinirlendi ve “Filmden konuşmak yerine bunu sormanız çok ilginç.” gibilerinden bir cevap verdi ki o kızma anı izlenmeye değerdi. Ardından sorulan soruya ise bozulmuş siniri sebebiyle biraz havada bir cevap verdi. Ne denilebilir ki? Sonuçta o hamile bir kadın. Hormonlar…

Aday yemeğine dair söylenebilecek son sözlere gelirsek… Christian Bale, David Fincher, Alexander Desplat ve Danny Boyle yemeğe katılmayan isimler arasındaydı. Sertifikalar dağıtılırken ise en çok alkış alan isimler Colin Firth, Javier Bardem, Annette Bening ve Roger Deakins oldu. Zannediyorum şimdilik bu kadar yeter. Akademi’yle olan ilişkimizin devamını 27 Şubat gecesi getirmek üzere…

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir