BAFTA’nın ardından…

BAFTA’nın ardından…

Gareth Unwin, Emile Sherman, Colin Firth, Tom Hooper ve Iain Canning

Dün akşam önce Twitter’dan sonuçları öğrenip, ardından banttan BAFTA izleyerek gereğinden fazla sıkıcı bir ödül gecesi geçirmiş olduk. Seneye sonuçları bildirsem bile BAFTA’yla ilgili olarak live blogging yapmam diye düşünüyorum. Neyse, konu bu değil zaten. Konu BAFTA galiplerinin Oscar için ne ifade ettiği.

The King’s Speech 14 daldan 7’sinde galip olarak en çok ödül alan film oldu dün akşam. Tabi 14’te 7 düşük bir oran gibi gözükse de En İyi Film ve En İyi İngiliz Filmi ödüllerinin ikisini de aldığına dikkat çekmek gerek. Genelde BAFTA’da Film ve İngiliz Filmi ödülleri aynı adrese gitmediği için bunun büyük bir başarı olduğunu söylemek mümkün. Ama çok şaşırdık mı? Hayır. Sonuçta bu İngiliz Akademisi’nin ödülleri. Gerçi son ana kadar The Social Network‘ün süpriz yapabileceğini düşünmüştüm ama olmadı. The King’s Speech Film ve İngiliz Filmi haricinde En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Özgün Müzik ödüllerini aldı.The Social Network ise BAFTA’dan En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu ve En İyi Uyarlama Senaryo olmak üzere toplam 3 ödülle döndü. Teknik kategorilerde ise Inception ve Alice in Wonderland kazanan filmler oldu. En İyi Kadın Oyuncu Black Swan‘daki performansıyla Natalie Portman seçilirken, En İyi Görüntü Yönetimi ödülü ise Roger Deakins‘e (True Grit) gitti.

BAFTA’nın Oscar üzerindeki etkilerine gelirsek… Bazen oldukça şok edici benzerlikler görülüyor iki ödül arasında ama çok alakasız isimlerin kazandığı da olmuyor değil. Mesela Marion Cotillard ve Tilda Swinton hem BAFTA hem de Oscar’ı alan isimler. İkisinin de Oscar’da kazanması beklenmediği için BAFTA’daki zaferleri oldukça anlamlı oluyor tabi. Peki bu sene oyuncular için ne söylenebilir? Bana göre En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu seçilen Geoffrey Rush‘un Christian Bale‘ı yerinden edecek gücü mevcut. BAFTA galibiyeti birşey ifade etmiyor diye düşünmek yanlış olur. Helena Bonham Carter‘ın beklenen zaferi ise Oscar’da tekrarlanabilir mi bilmiyorum. Bence BAFTA’nın yarışa kattığı renk David Fincher‘ın En İyi Yönetmen seçilmesiyle oldu. Tom Hooper DGA’i aldığı için Oscar’ı da alacağı söyleniyor biliyorsunuz. Ayrıca En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülünün aynı adrese gitmesi durumu söz konusu. Yani The King’s Speech En İyi Film seçilecekse Fincher En İyi Yönetmen seçilemeyebilir. İngilizler bu kurala pek uymamış olsa da daha önce Atonement – Coen Kardeşler örneğinde de aynı şeyi görmüştük.

BAFTA hem çok şey ifade ediyor, hem de bir o kadar yarışa etkisiz duruyor gibi. Burada sonuçları bulabilirsiniz, ama bana kalırsa fazla da etkilenmemek gerek. Son tahminlerimizi yaparken artık üzerine bir kez daha konuşur, son bir yorum yaparız.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College’a başladı. Şimdi de University College London’da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir