Mad Men – 5. Sezon

Mad Men – 5. Sezon

(Okuduğunuz yazı diziyle ilgili SPOILER içermektedir!!!!)

Lafı dolandırmadan başlamak istiyorum Mad Men yazıma. Karşısınızda televizyonun gelmiş geçmiş en iyi dizilerinden biri duruyor. Ne senelerdir aynı dinamikle işleyen Breaking Bad, ne networkdeki açık ara en başarılı iş The Good Wife, ne de iyi yazıldığı iddia edilen bir başka TV işi Mad Men kadar iyi değil bunu kabul edelim. Diziyi sevmeyenlerin varlığına inanmak istemiyorum. Don Draper’ın aklımızı başımızdan alan dünyasından sıkılan izleyicilerin olduğunun farkındayım. Hatta dört yıl üst üste En İyi Dizi ödülünü almasına da sinirleniyorlar. Ama onlar ne söylerse söylesinler Mad Men her yıl biraz daha güçlenip En İyi Dizi ödülü için daha da iyi bir ihtimal haline dönüşüyor. Mesela beşinci sezonla geçtim yarışmayı aynı kategoride olmayı hak edecek kadar iyi yazılmış, yönetilmiş ve oynanmış başka bir drama var mı? Yok. Büyük ihtimalle olmayacak da. Tabi biz fanatikler halimizden memnunuz. 40 sezon oynasa 40 sezonu da aynı heyecanla izleyecek noktadayız, orası başka.

Beşinci sezon çok güzel bir yerden start aldı. Yılların çapkını Don Draper (Jon Hamm), yeni karısı Megan’a (Jessica Pare) olan sadakatiyle sanki bambaşka bir adammış gibi çıktı karşımıza. Karısını ancak rüyalarında altabilen ama aldattığında da rüyasındaki kadını boğup öldüren bu yeni Don Draper 40. yaş partisiyle zaten her anlamda bambaşka bir yolda olduğunu göstermiş oldu. Evindeki sürprize olan belli belirsiz tepkisi, eski karısı Betty’ye (January Jones) olan sabrı, iş yerindeki biraz esnekleşen diktatör tavrı… Öyle ki geleneksel hatlar içerisinde yaşayıp gününü gün eden Don, genç karısı Megan’ın etkisiyle tamamen modern bir dairede yaşamaya bile ayak uydurdu. Reklam dünyasının pislikleri, Sterling Cooper Draper Pryce‘da olup bitenlere kadar bambaşka bir hayat.

Jon Hamm

Yalnız bu yılın bir diğer güzel yanı da (ki zaten hep böyle) yan karakterlerin olağanüstü bir incelikle kullanılmasıydı. Bir türlü izlemeye doyamadığımız Joan’ın (Christina Hendricks) evliliğindeki problemler ve ardından bir reklam anlaşması için müşteriyle beraber olması, ki Joan şirkete de ortak oldu, aklıma gelen en çarpıcı yan hikayelerden. Dizinin en başarılı aktrislerinden Kiernan Shipka‘nın canlandırdığı Sally Draper karakterinin kadınlığa attığı ilk adım, Pete Campbell’ın (Vincent Kartheiser) güzeller güzeli Alexis Bledel‘a kendini kaptırıp oldukça umutsuz bir şekilde sonlanan kaçamağı, yine oyunculuğuyla harikalar yaratan John Slattery‘nin can vediği Roger Sterling karakterinin maceraları… Sezon finalinde Roger ve Megan’ın annesi Marie (Julia Ormond) arasında gelişen olaylardan da beklentimizin yüksek olduğunu ekleyeyim.

Tabi beşinci sezonun güllük gülistanlık olduğunu da iddia edemeyiz. Adeta Don’ın elinde büyüyen Peggy Olson’ın (Elisabeth Moss) yuvadan uçtuğu bölüm ve tabi veda sahneleri Mad Men tarihinin en dramatik anlarından biriydi hiç şüphesiz. Sezonun en iyi bölümlerinden biri de Jared Harris‘in canlandırdığı Lane Pryce karakterinin ani intiharının olduğu bölümdü. Ki zannediyorum Mad Men tarihinin de en iyi yazılmış bölümlerinden biriydi bu. 45-50 dakika süren bir dizide bir detay bile mi gereksiz olmaz? Herşey yerli yerinde. Söylenen her söz bir şekilde diziye hizmet ediyor. Mad Men‘i bu kadar başarılı yapan da bu zaten. Hiçbir şeyin fazlalık gibi hissettirmemesi, tüm parçaların bir manası olması.

Jared Harris

Twitter’da da söylediğim gibi büyük ihtimalle Mad Men izleyen tüm senaristler her bölümde “Hayatım boyunca bu kadar iyi yazamayacağım.” diyerek depresyona giriyordur. Bu yıl her zamankinden daha fazla umudum var benim dizi için. Artık Mad Men oyuncularının da Emmy sahnesine çıkıp teşekkür konuşması yapma zamanı geldi. Bana kalsa Jon Hamm, Elisabeth Moss, Jared Harris ve Christina Hendricks dörtlüsünü aynı anda ödüllendirerek tam da zirvedeyken Mad Men‘e hak ettiği değeri veririm. En İyi Dizi ödülü zaten cepte. Ben Breaking Bad, Homeland ya da The Good Wife‘ın Mad Men‘in elinden bu ödülü kolay kolay alabileceğini zannetmiyorum. Ki böylesine güçlü bir sezondan sonra “Bu sene de ödülü başka bir diziye verelim.” derlerse büyük rezillik olur.

Sezon Günlükleri yazı serisinin tarihinde ilk kez bir diziye A+ verdim. Yakın zamanda dağıtmayı düşündüğüm kendi televizyon ödüllerimde neler yapacağımı da az çok tahmin etmişsinizdir. Şimdi ben yine Mad Men‘i şiddetle tavsiye ederek bitireceğim yazıyı. Sıkıcı diyerek diziyi bırakanlara ise ömürlerinin sonuna kadar herhangi bir film ya da dizi izlememelerini tavsiye ediyorum. Bundan daha iyisi yok. Bu arada dizinin yayın tarihlerinin artık tam da Emmy oylaması öncesi olması sebebiyle üyelerin aklında kalacağına inanmaktayım. Yani oyuncular için sadece bir ihtimalmiş gibi konuşsak da bence bu sene oyunculuk ödülü çıkması olası. Başka da diyecek bir şeyim kalmadı. Haftaya Girls, The Big C, The Borgias ve Nurse Jackie sezon finallerinden sonra görüşmek üzere.

En İyi Bölüm: Commissions and Fees (Bölüm 12)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Jared Harris (Lane Pryce)
Sezon Notu: A+

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

2 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.