Nashville – 1. Sezon

Nashville – 1. Sezon

1
(Okuduğunuz yazı yüksek dozdaSPOILERiçermektedir.)

Her yazıda “yeni sezon dizileri”yle ilgili sıkıntılarımdan bahsetsem de The Mindy Project ve Nashville’in adını hiç bir zaman anmadan geçmedim. Bugün de geç kalmış olsa da ilk sezon finalini yapan Nashville hakkında konuşacağız. Tipik bir network dizisi olarak nitelendirilebilecek Nashville, aklınıza gelecek her türlü ucuz drama numarasını birinci sezonuna sığdırmayı başardı. “Kimin eli kimin cebinde?” sorusunu defalarca sorduğumuz, herkesin birbirini bir şekilde aldattığı, buna rağmen Amerika’nın en muhafazakar kesiminin yaşadığı Nashville’i de country’den çok rock yıldızlarına benzeyen starlarının arka planını yerleştirmeye çalışan bir dizi izledik. Esasında şikayet edilebilecek çok, ama çok şey var! Lakin Thelma & Louise’in yazarı olarak tanıdığımız Callie Khouri’nin yarattığı bu yeni proje, normal zamanda dinlemeye dahi tahammül edemediğiniz country müziğin bile kulağınıza hoş gelmesini sağlıyor.

Faith Hill ile Carrie Underwood’a benzetilebilecek iki yıldız anlatılıyor dizide. Birisi kendisini çoktan ispat etmiş, daha geleneksel bir tarza sahip olan ve özel hayatında büyük gelgitler yaşayan Rayna James (Connie Britton). Diğeri ise henüz yeni yıldızlaşmış, hala dinleyicisinin gözünde kendine iyi bir yer yaratmaya çalışan Juliette Barnes (Hayden Panettiere). Sezon başında bolca “cat fight” garantisi vermesine rağmen, neyse ki Nashville iki karakterinin de birer yıldız olmalarına rağmen kendilerine ait hayatları olduğunu da es geçmemiş. Dolayısıyla şişirilmiş şöhret savaşlarından çok, iki tane kadının yaşam mücadelesini izliyormuşsunuz gibi bir his veriyor Nashville. Rayna ve Juliette karakterlerini canlandıran iki aktrisin de pek hayranı değilim açıkçası. Ama buna rağmen burada çok başarılı olduklarını ve karakterlere çok uyduklarını düşünüyorum. Hele ki Heroes’un kalas Hayden Panettiere’inden bu kadar iyi bir işçilik hiç beklemezdim.

Nashville - Episode 1 - "Pilot"
Rayna James’in aşk üçgenindeki diğer rolleri Charles Eston ve Eric Close canlandırıyor. İkisine de pek aşina olduğum söylenemez. Close’u sezon başladığından beri birilerine benzetiyorum, ama hala kim olduğunu çözebilmiş değilim. Eston’ın ise berbat bir oyuncu olduğu konusunda herkes hemfikirdir diye umuyorum. Kaldı ki Deacon Claybourne karakteri de pek çekilir dert değil. Dizinin gençleri çoğuna göre çok daha başarılı. Clare Bowen, Sam Palladio, Jonathan Jackson ve son düzlükte kadroya katılan Chris Carmack izlemesi keyifli oyuncular. Avustralyalı Clare Bowen’ın özellike diziden sonra adını daha sık duyuracağı kanaatindeyim. Kaldı ki yardımcı oyuncular arasında da öne çıktığını söylemek mümkün.

Bu arada şunu da söylemek gerek, Nashville’in bir türlü kurtulamadığı bir soap opera havası var. O pembe dizi hallerini, özgün şarkılarıyla atlatmaya çalışsa da ardı arkası kesilmeyen entrikalar sebebiyle zorlanıyoruz. Şov dünyasında bu tarz şeylerin çok olduğunun farkındayım ama Nashville’in bir noktadan sonra Dallas’a dönmesinden korkuyorum. Kaldı ki Rayna’nın babası (Powers Boothe) ve Teddy’nin sevgilisiyle (Kimberly Williams-Paisley) Yalan Rüzgarı’na oldukça yakınız. Peki bu diziyi her hafta merakla beklememe engel oluyor mu? Kesinlikle hayır! Belki sezon finalindeki o klişe kaza sahnesi olmasa çok daha güzel şeyler ekleyebilirdim yazıma. İkinci sezonla ilgili daha umutlu konuşabilirdim en azından. Ama şu an şüpheliyim. Daha ilk sezondan ellerindeki materyali tüketmiş olmalarından korkuyorum.

HAYDEN PANETTIERE
Her yıl giderek zayıflayan Emmy’deki En İyi Kadın Oyuncu (Drama) yarışında umarım Connie Britton kendine yer bulmakta çok güçlük çekmez. Kaldı ki sektörün sevdiği bir aktris olduğundan adaylık almakta çok zorlanacağını da düşünmüyorum. Heroes ile hayatlarımıza giren ve Hobbit serisinde masrafsız başrol olabilme kapasitesiyle Panettiere de bakarsınız Altın Küre sonrası ATAS’ın ilk altısında da kendine yer bulur. Bunun haricinde ekleyecek başka bir şeyim yok. Keyifle izlemeye devam ettiğimiz, çok yüksek beklentilere girmeden takip ettiğimiz, izledikten sonra pek de pişmanlık etkisi yaratmayan başarılı bir dizi Nashville. Ekran ömrü ne kadar sürer bilemiyorum. Ama ben ikinci sezonda da ekran başında Rayna ile Juliette’i bekliyor olacağım.

En İyi Bölüm:A Picture from Life’s Other Side (Bölüm 20)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü:Hayden Panettiere (Juliette Barnes)
Sezon Notu:B

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir