Oscar Kehanetleri: #direnakademi

Oscar Kehanetleri: #direnakademi

The Past
The Past

Oscar Boy sayfalarında bugüne kadar hep ödül haberleri ve film eleştirileri haricinde yazı serileri okudunuz. Kendimce bir takvim belirleyerek o takvim üzerinden ilerlemeye çalıştım. Canım bir şey yazmak istediğinde, hep o yazı serisinin gelmesi gereken günü bekledim. Ama bundan sonra sezon içerisinde fikirlerimi paylaşmak istersem bu yazı serilerinin günlerini beklememe kararı aldım. Dolayısıyla bugün başladığım Oscar Kehanetleri başlığı altındaki yazılarda tahmin sayfalarındaki listelerin güncellenmesine bağlı olarak karşınıza çıkacak. Resmi olarak ödül sezonunun Kasım – Aralık gibi başladığı düşünülürse o döneme kadar daha seyrek, ama daha sonrasında daha güncel bir şekilde sezonun nabzını tutan şeyler karalamayı düşünüyorum. Planıma ne kadar sadık kalabileceğimden emin değilim. Yine de temennilerim bu yönde.

Başlığa “#direnakademi”yi kondurmuş olsam da şu aralar kişisel gündemimde Gezi Parkı mevcut. Lakin arada kafamı başka yöne çevirip, sırf aklımı dağıtmak için Oscar yarışının son haline bakıyorum. Cannes sonrası tahmin listelerimi hemen güncellemeyi düşünüyordum. Tabii üzerine 23 yıldır apolitik olmayı tercih ettiğim hayatıma bambaşka bir düzen getiren tatsız olaylar gelince bu güncelleme için biraz beklemek zorunda kaldım. Hala biraz olsun umut aşılayacak gelişmeler olmasa da sıcak gündemin yanına yepyeni Oscar tahminlerimi eklemeyi uygun gördüm. Yazının devamında 2014 içerisinde sahiplerini bulacak 86. Akademi Ödülleri ile ilgili uzun uzun konuşacağım. Ama yazıyı atlayıp hemen tahminlerimi görmek isteyenleri şuraya yönlendirebilirim.

arrow_upSöze Cannes’dan başlayacak olursak öncelikle Asghar Farhadi‘nin yeni filmi The Past‘in adını anmak gerekir sanıyorum. A Separation kadar iyi eleştiriler alamamış olsa da genel olarak pozitif reaksiyonlarla karşılaşan film, şimdiden önümüzdeki yılın yabancı film yarışı için önemli yapımlardan biri. Yalnız hangi ülkeden başvuracağı hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Farhadi yine İran adına mı, yoksa filmi çektiği Fransa’nın mı aday adayı olarak yarışacak emin değiliz. Berenice Bejo aldığı ödülle şimdiden kadın oyuncu kategorisi için adı kenara not edilmesi gereken aktrislerden biri oldu. Yalnız Meryl Streep (August: Osage County), Nicole Kidman (Grace of Monaco), Cate Blanchett (Blue Jasmine) gibi ünlü isimlerin arasından sıyrılabilmesi için ciddi bir kampanyaya ihtiyacı var. Filmin dağıtımcısı hala belli değil. Eğer Farhadi, A Separation’da olduğu gibi yine Sony Pictures ile anlaşırsa Amour benzeri adaylıklar görebiliriz. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Özgün Senaryo en muhtemel durum gibi gözüküyor.

Two Lovers öncesi berbat filmleriyle kendine bir ün edinmiş olan The Immigrant ise beklenmedik bir sürpriz yaptı. Herkes Marion Cotillard‘ın performansını konuşuyor. Rust & Bone ile hak ettiği adaylığı kaçıran güzel aktris, ne yazık ki bu sefer de yine kendi ülkesinden biriyle, Bejo ile yarışmak zorunda kalacak. Ne yazık ki Akademi oyunculuk dallarını yabancı aktrislere açmış olsa da nadir örnekler haricinde birden fazla yabancı oyuncuyu aynı dala sıkıştırmış değil. Berenice Bejo da şimdilik bir adım önde gibi duruyor. Tabii bu sefer Cotillard’ın en büyük şansı Harvey Weinstein’in filmin arkasında olması.

Nebraska
Nebraska

Nebraska da az çok iyi çıkacağını bildiğimiz, ama Bruce Dern‘e oyunculuğu için ödül verilmesini beklemediğimiz bir yapımdı. Bu yıl erkek oyuncu kategorisinde iyimser bir tahmin olarak hep Leonardo DiCaprio‘nun (The Wolf of Wall Street) adını andık ama artık Leo’nun talihsizliğine o kadar alıştım ki rotayı değiştirip tahminlerimi güncellemeye her an hazırım. Erkek oyuncu sayfasında da yazdım, Dern’ün ilerlemiş yaşı bu dalda pek problem yaratmaz. Çünkü En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde olduğu gibi gençler değil 40 yaş üstü aktörleri tercih ediyor genellikle Akademi. Ödülü 60’ından sonra alan aktörlere bir sürü örnek var: Jeff Bridges (Crazy Heart), Jack Nicholson (As Good As It Gets), Paul Newman (The Color of Money), Henry Fonda (On Golden Pond)… Tabii filmin seyirciyi ikiye böldüğünü de unutmamak gerek. Gerçi The Descendants’da da aynısı yaşanmış ama Alexander Payne etkisi durumu kurtarmıştı.

Tabii bir asıl kazanandan bahsedeceksek o film kesinlikle Inside Llewyn DavisCoen Kardeşler‘in yeni filmi Cannes’ın en çok konuşulan yapımlarından biri olmayı başardı. Oscar Isaac‘in performansının da fazlasıyla iyi olduğu söyleniyor. Son yıllarda Burn After Reading haricinde Oscar’ı hiç ıskalamayan ikili bu sefer ellerinde birkaç ödülle törenden ayrılabilirler. En azından ilk tepkiler bu yönde. Hatta filmle ilgili öyle fanatik bir grup var ki, Inside Llewyn Davis’in çok daha büyük bir Oscar senaryosuna imza atmasına bile inanasınız geliyor. Aralık’a ertelenen gösterim tarihi umut veriyor. Dağıtımcı firma ödül sezonunda pek başarılı değil, sadece böyle bir sıkıntımız var.

Ve All Is Lost… İlk filmi Margin Call ile eleştirmenlerin gözüne giren J.C. Chandor, Cannes’dan çok güzel eleştirilerle ayrıldı. Belki ana yarışma içerisinde olsaydı Robert Redford‘un adını bile duyabilirdik Bruce Dern yerine. Açıkçası filmin bu kadar güzel tepkiler alacağını pek düşünmüyordum. Yanılmışım. Cannes seyircisi Life of Pi’dan bir yıl sonra yine denizin ortasında kaybolmuş bir adamın öyküsünün yılın en iyilerinden biri olduğunu söylüyor. Redford’un dakikalarca ayakta alkışlandığını da ekleyeyim. Bu arada ne kadar doğru bilmiyorum ama filmde hiç diyalog yokmuş. Suraj Sharma’nın aksanıyla yarattığı travmadan sonra bu iyi gelebilir.

Only God Forgives
Only God Forgives

arrow_downOnly God Forgives‘in durumu pek iç açıcı değil. Nicolas Winding Refn‘in yeni stilize şiddet tablosu pek mutlu ayrılmadı Cannes’dan. Fragmanı izledikten sonra Kristin Scott Thomas‘ın rolü için epey heyecanlanmıştık; ama görünen o ki Drive‘ın şiddet dozuna katlanamayıp Albert Brooks‘u görmezden gelen Akademi üyeleri büyük ihtimalle Only God Forgives’in sonunu getiremeyecekler. Yani Refn, Drive ile kaçırdığı vapura bir kez daha limandan mendil sallamakla yetinecek. Genç kızlara bir kötü haber daha verecek olursak, bu Ryan Gosling‘i ödül sezonu içerisinde oradan oraya koşuştururken göremeyeceğiz anlamına geliyor. The Place Beyond the Pines‘ın kampanyasına yüklenilmediği müddetçe Gosling’in yüzüne hasret kalmaya devam etmek zorundasınız.

Kağıt üzerinde oldukça Akademi kokan The Butler ise fragmanı ile o ihtişamını kaybetti. Gerçi aynısı Lincoln‘ın başına da gelmişti. Tabii bu sefer filmin arkasında Steven Spielberg gibi şişirilmiş bir yönetmen yok. Lee Daniels‘ı taşlamaya hazır bekleyenler The Butler için de pek kılını kıpırdatmayacaktır. Hazır fragman demişken, Naomi Watts‘ın başrolünde yer aldığı Diana‘nın 60 saniyelik teaser’ı da pek vasat duruyor. Seda Artar’ın da dediği gibi genel manzara “The Iron Lady meets My Week with Marilyn”.

newStephen Frears‘ın gösterim tarihi 2014’den 2013’e çekilen filmi Philomena büyük Oscar derlememde adı geçmeyen yapımlardan biriydi. Judi Dench ve Steve Coogan‘ın başrollerini paylaştığı yapımın Kasım ayında İngiltere’de görücüye çıkması bekleniyor. Konuya gelecek olursak… Martin Sixsmith’in kitabından beyazperdeye uyarlanacak olan hikaye Philomena Lee isimli bir kadının gerçek hikayesini anlatmakta. Üç yaşındaki çocuğu elinden alınıp evlatlık olarak verilen manastırda yaşamaya zorlanan İrlandalı bir kadının yıllar sonra evladını bulmak için verdiği mücadeleyi izleyeceğiz. Hikaye şimdiden gözyaşı vaat ediyor. Büyük ihtimalle salonlara mendille gitmemiz gerekecek. En son Helen Mirren‘ın The Queen ile Oscar almasına yardımcı olan Frears, Mrs Henderson Presents‘de de birlikte çalıştığı Dench için neler yapacak hep beraber göreceğiz. Ki unutmayın, Dench’in o filmdeki uyurkan bile çıkartabileceği performansa ilk beşe girmekte hiç zorlanmamıştı. Yani Philomena, Dame’in dönüşü olabilir.

NOTLAR…
Jennifer Lawrence‘ın American Hustle‘daki rol arkadaşları gittiği her programda ünlü aktrisin performansını konuşup duruyor. Bronx’lı, ağzı bozuk bir kızı canlandırıyormuş sanırım. David O. Russell‘ın yeni filmine heyecanlanmak için bir sebebimiz var artık!
Woody Allen‘ın yeni filmi test gösteriminde Cate Blanchett ve Sally Hawkins‘in performanslarına gelen güzel eleştirilerle anılıyor. Blue Jasmine, büyük ustanın bir önceki rezaletinden sonra Midnight in Paris sahalarına döneceği iş olacak sanırım.
Twelve Years a Slave ve Dallas Buyers Club‘ın gösterim tarihleri Aralık’ın sonuna atıldı. Bu ne mi demek oluyor? Oscar, Oscar, Oscar!!!

Güncellenmiş Oscar Tahminleri
En İyi Film
En İyi Yönetmen

En İyi Erkek Oyuncu
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Mert

    ****Kesin aday olur dediğim beşliyi !ödülü alma ihtimallerine göre sıralayarak! iliştirdim..****

    En İyi Film:

    1. American Hustle
    2. The Wolf of Wall Street
    3. The Monuments Men
    4. Inside Llewyn Davis
    5. August: Osage County

    ** American Hustle nedense önümüzdeki yılın en çok konuşulan filmi olacak gibi geliyor bana gişede falan da yapımcısını sevindirecek yapıya fazla müsait.. Kadro desen Jennifer Lawrence başta olmak üzere hep sevdiğim oyunculardan oluşmakta.. Ve son dönemin en popüler oyuncuları.. David O. Russell da, SLP sonrası aynı kıvamda bir film çıkarırsa ortaya geçen yılın gazıyla film yürür gider..
    ** The Monuments Men, bir yıl daha milliyetçilik istemiyorum yeter koca bir sene sinir krizleri içinde geçti.. Adaylığı kesin.. İnşallah almaz diyelim..
    ** Inside Llewyn Davis, Akademi Coen Kardeşleri pek sever..
    ** August: Osage County, hepimizin malumu Weinstein desteği.. Film ortalamanı üstünde olsa hemen karışır adayların arasına..

    En İyi Yönetmen:

    1. David O. Russell
    2. Martin Scorsese
    3. George Clooney
    4. Asghar Farhadi
    5. Alexander Payne & Coen Kardeşler

    ** David O. Russell, SLP’nin hayranıydım geçen yıl o yüzden çok fazla sempatimi kazandı Russell.. Ödüllendirilmesini istiyorum acilen.. Hem şu sıra gelme meselesi var ya hıh! işte tam zamanı.. Ki film iyi çıkacak.. En azından ben öyle istiyorum.. 🙂
    ** Martin Scorsese, usta bir yönetmen biliyoruz. Her kesimden saygı duyuyor.. Ama tek ödülü var olmaz öyle yaşıda iyice ilerlemeden 2. ödülünü vermek lazım.. Scorsese’den kötü film çıkmaz orası da ayrı mevzu tabi.. Tek ödülünün olması bizide memnun etmiyor..
    ** George Clooney, almasını istemiyorum.. Ben onu hep Up in the Air, The Descendants tarzı filmlerde oyuncu kimliğiyle izlemek istiyorum.. Milliyetçi tarzı beni alerji ediyor.. 2-3 tane Erkek Oyuncu ödülü verin gıkım çıkmaz..
    ** Asghar Farhadi, Oscar’lı yönetmen olmayı sonuna kadar hakediyor ama bir sürü Amerikalının olduğu aday listesinde şansı epey düşük.. Aday olur ama.. İnşallah..

    En İyi Erkek Oyuncu:

    1. Bruce Dern
    2. Idris Elba
    3. Leonardo DiCaprio
    4. Benedict Cumberbatch
    5. Christian Bale

    ** Bruce Dern, Cannes gazı ve yaşının getirdiği saygı oylarıyla en iddialı aday bence..
    ** Idris Elba, Akademi uzun zamandır bu dalda bir siyahiyi ödüllendirmedi.. Harvey Weinstein desteğiyle şansı gayet yüksek..
    ** Leonardo DiCaprio, Amy Adams, Johnny Deep gibi sıra bekleyen oyunculardan J. Edgar’ı saymazsak son zamanlarda gayet iyi.. Ama kendisini pek sevemiyorum.. Her yıl kendini kanıtlamış yönetmenlerle çalışıyor. Geriye dönüp baksak…. Risk almaktan bu kadar mı korkulur?
    ** Benedict Cumberbatch, her taşın altında mübarek kendini unutturmuyor zaten.. Bu dalda olmazsa diğerine sızar.. Ödülü alır mı bilemiyorum ama adaylık alacaktır.. Tonla makyajda cabası..
    ** Christian Bale, tabikide iyi performans çıkaracak ama ödülü çok yeni.. Christoph Waltz tarzı birşey olsa beni havalara uçursa ne iyi olur.. Ödül almasını en çok istediğim kişi bu beşli içinde..

    En İyi Kadın Oyuncu:

    1. Berenice Bejo
    2. Nicole Kidman
    3. Kate Winslet
    4. Marion Cotillard
    5. Meryl Streep & Cate Blanchett

    ** Berenice Bejo, benim beşlim içindeki tek ödülsüz aktris o yüzden zirveye koydum.. Cannes + Emmanuelle Riva
    ** Nicole Kidman, Harvey Weinstein arkasında zaten.. Ki bu yıl Nicole Kidman’a çalışacak gibi duruyor.. Ben bu kadına Moulin Rouge! dan beri aşığım.. Kariyerinde de ikinci bir yarıya girdiğini düşünüyorum.. İkinci ödülü fazlasıyla hakediyor.. Hilary Swank bile çift ödüllüyken!! Ya da Halle Berry’de Oscar’lı aynı kefeye mi koymak gerek.. Hiç sanmıyorum!!
    ** Kate Winslet, ikinci ödülü sizce de çok haketmiyor mu? Ödül yarışı Nicole Kidman, Marion Cotillard ve Kate Winslet arasında olsa ödülden üçünden birine gidiverse.. Başka da bir şey istemiyorum.. LÜTFEN..
    ** Marion Cotillard, Youtube’daki videolardan çok beğendiğimi söylemek istiyorum.. Çok güzel çok naif.. Jeux d’enfance dan beri hayranım zaten, Julie Christie’den de nasılda kapmıştı ödülü.. Sevincim dün gibi aklımda..
    ** Merly Streep, fragmana bakarak eğlenceli bir performans bekliyorum.. Kendisini de pek severim ama ödülü alamaz bu sene.. Ama erken merken demeden Katharine Hepburn’ün tahtına ortak edelim derlerse bilemem..

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:

    1. Jeremy Renner
    2. Michael Fassbender
    3. Bradley Cooper
    4. Benedict Cumberbatch
    5. Jared Leto & Javier Bardem

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:

    1. Amy Adams
    2. Oprah Winfrey
    3. June Squibb
    4. Jennifer Lawrence
    5. Octavia Spencer

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir