Cannes Bülteni: Azıcık ucundan Croisette havası

Cannes Bülteni: Azıcık ucundan Croisette havası

Safdie Kardeşler & Robert Pattinson (Good Time)

Yine ve yeniden taşınma derdiyle boğuştuğum için bu sene Cannes’le ne kadar az ilgilenebildiğimi hatırlatayım istiyorum. Normal şartlar altında her güne bir başlık sığdırırdım, ama bu yıla özel 4 yazıda Cannes defterini kapatıyorum. Umuyorum beni affeder, önceki senelerde yaptığım kapsamlı takibe bakıp “Bu sene kısmet değilmiş mutluluk.” diyebilirsiniz. Şimdi… Son görüşmemizden bu yana Cannes’daki bayanlar baylar ve baymayanlar (ew, bu espriyi yaptığıma inanamıyorum) tüm filmleri hüp diye içine çekti (strike 2!). 19 yapımlık seri tamamlandığına göre dilerseniz önce adım adım son yazımdan bu yana izlenenleri konuşalım, sonra da tahmin işi için kolları sıvayalım.

Safdie Kardeşler’in Robert Pattinson’ı ciddiye almamız için yalvaran yeni filmi Good Time‘dan bildiğiniz American Honey hissiyatı alıyorum. Şimdiden OBA Makarna sponsorluğundaki ödüllerimde En İyi Film ödülümü teslim etmeye hazırım. Cannes ahalisinin verdiği tepkiler de üç aşağı beş yukarı aynı. Eğer ki jüri son iki yıldır yaşanan “kendini önemli hissetme” konseptinde bir tercih yapmaya girişmez ise Good Time‘ın önü açık. Yalnız Pattinson’a bir ödül verip kenara çekilirler mi diye de düşünmüyor değilim.

Elle Fanning, Nicole Kidman, Sofia Coppola, Kirsten Dunst (The Beguiled)

Yaz vizyon tarihi sebebiyle batacağına kendimi inandırdığım Sofia Coppola projesi The Beguiled ise bir hayli şaşırttı. Önümüzde yine festivalin en çok beğenilen filmlerinden biri duruyor. Clint Eastwood’u kadrosunda bulunduran 1971 tarihli aynı adlı filmin serbest bir uyarlaması The Beguiled ve kadrosunda Kirsten Dunst, Nicole Kidman, Colin Farrell, Elle Fanning gibi leziz oyuncular var. Bilhassa kadın oyuncu kategorisinde toplu bir ödülle ya da festivali domine eden Nicole Kidman’ı taçlandırarak adı anılabilir veyahut Sofia Coppola’ya En İyi Yönetmen ödülü verilebilir gibi hissediyorum.

Sırf yönetmenlerinin cinsiyeti aynı diye benzetmek istemesem de günümüzün sektördeki kanayan yarası, kadın anlatıcı tartışmasına cuk oturan You Were Never Really Here da şahane tepkiler aldı. Umuyorum Lynne Ramsay bir kez daha yarışmayı ödülsüz terk etmez, hatta mümkünse Altın Palmiye’yi alır gelir. Çünkü 3-4 başlı yarışta Campillo’ya rakip olabilecek tek filmmiş izlenimi yaratıyor. Joaquin Phoenix’in aldığı eleştirilerin ilerleyen aylarda Oscar yarışına nasıl evrileceğini de fazlasıyla merak ediyorum.

L’amant Double ekibi

Bu iddialı filmlerin yanından ayrılıp gelelim Sergei Loznitsa’nın A Gentle Creature‘ına. Sosyal medyada nefret edenini de gördüm, ayılıp bayılanını da. Jüriyi de benzer bir şekilde ortadan ikiye bölecek mi çok merak ediyorum. Eğer aynı tepkiyi yaratabilirse mutlaka bir ödülle, hatta ille de isim vermek gerekirse üçüncülükle yollayabilirler Loznitsa’yı. François Ozon’un L’amant Double‘si zaten uzun senelerdir beklediğimiz, çekse de üzerindeki gerginliği atsa dediğimiz erotik bir filmmiş. Gelen görseller ve filmin konusu ne izleyeceğimizin sinyallerini veriyordu zaten. Yalnız çok iyi niyetli davranarak Ozon’un ödül alabileceğini iddia edemiyorum.

Geri kalan iki filmi, Jacques Doillon’dan Rodin ve Fatih Akın’dan In the Fade, hayal kırıklığı olarak nitelendirip işimize bakalım mı? Çünkü ikisi hakkında da tek bir olumlu eleştiri okumadım. En son yerli mecralar “DIANE KRUGER, FATİH AKIN’A KIRMIZI HALI’DA ŞANS ÖPÜCÜĞÜ VERDİ” başlıkları atıyordu. Sonrasını takip etmeye tenezzül etmedim. Kendall Jenner’ın varlığı Fatih Akın’ın filmografisinin tamamından daha ilgi çekici geliyor sanırım. Şimdi biraz tahmin tahliyesi yapalım mı?

Altın Palmiye – Jüri Büyük Ödülü – Jüri Ödülü – Yönetmen – Senaryo

  1. BEATS PER MINUTE (Robin Campillo): Önemli hissettiren AIDS draması. Dikkat!
  2. YOU WERE NEVER REALLY HERE (Lynne Ramsay): Kadın anlatısına uyuyor, eleştiriler de iyi. Neden olmasın?
  3. GOOD TIME (Benny & Josh Safdie): Altın Palmiye’den ziyade diğer iki ödüle daha yakın gibi.
  4. THE BEGUILED (Sofia Coppola): Ramsay için yazdıklarımı kopyalayıp buraya da yapıştırın.
  5. THE DAY AFTER (Hong Sangsoo): Yarıştan ödülsüz dönecek film taklidini iyi yaparmış gibi geliyor, ama siz bana güvenmeyin.
  6. HAPPY END (Michael Haneke): Haneke’nin ödül almadığı yıl neredeyse yokken onu yarışın dışında tutmak mümkün mü?
  7. THE KILLING OF A SACRED DEER (Yorgos Lanthimos): Bu üç büyük ödülden ziyade senaryo ya da yönetmene yakıştırıyorum Lanthimos’u.
  8. THE SQUARE (Ruben Östlund): Belirli Bir Bakış’ın büyük ödülünden koştur koştur ana yarışmaya…
  9. A GENTLE CREATURE (Sergei Loznitsa): Jüri bu film için kaça bölünecek? 2, 3, 4?
  10. LOVELESS (Andrey Zvyagintsev): Belki yönetmen ya da senaryo ödülü…

Erkek Oyuncu

  1. Beats Per Minute (BPM) beyleri
  2. Joaquin Phoenix, You Were Never Really Here
  3. Robert Pattinson, Good Time
  4. Jérémie Renier, L’amant Double

Kadın Oyuncu

  1. Başta Nicole Kidman olmak üzere The Beguiled hanımları
  2. Vasilina Makovtseva, A Gentle Creature
  3. Misaki Ayame, Radiance
  4. Diane Kruger, In the Fade

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.