Thelma

Thelma

Yönetmen: Joachim Trier | Oyuncular: Elia Harboe, Kaya Wilkins, Ellen Dorrit Petersen, Henrik Rafaelsen, Tom Lindstrøm, Grethe Eltervåg | Senaryo: Joachim Trier, Eskil Vogt | 116 dakika | Drama, Romantik, Gerilim

Dördüncü uzun metrajlı filmi için kamera arkasına geçen Joachim Trier, Thelma isimli yeni projesinde daha evvel bu yollardan geçmemiş, kaldırım taşlarını eskitmemiş gibi oldukça kolaycı temalardan beslenen, baştan savma bir karakter etütüyle çıkıyor karşımıza. Filme de adını veren ana karakteri, Norveç’in soğuk ikliminde pastoral manzaraya ayak uyduran mesafeli ebeveynleri tarafından dindar bir anlayışla yetiştirilmiş. Kafası bulanmaya açık genç kız, zamanı geldiğinde büyük şehire yalnız başına okumaya gidiyor ve onu başkalaştıran, ailesinin geçmişindeki travmalara ön ayak olan gerçekler zamanla su yüzüne çıkıyor. Trier, psikolojik gerilimlerin olmazsa olmazlarını hatim etmiş, önce hayvanat bahçesini kimi kullanabilirim diye gezmiş. Ürkek geyik avında namlunun ucundan son anda kaçmak mı dersiniz, camlara çarpan kargalar mı, yoksa cinselliğin keşfiyle tıslayan yılan mı? Tuval olmuş bayat ekmek, Trier üzerine hangi klişeyi sürsem de öykümün pasını küfünü kapatsam diye bekliyor. Thelma’nın bilinçaltında hemcinslerine karşı duyduğu arzular gün yüzüne çıktıkça, yarattığı sorunların ölçeği de büyüyor. Hislerinin doğal olmadığına inandırıldığı için tüm bu tatsız olayların cereyan ettiğini fark ettiği anda da patriyarkiyi ve kalıplaşmış tüm düşünceleri bitirecek bir özgüven geliyor Thelma’ya. Yanlış bildiklerinin gün yüzüne çıkmasıyla psişik hiddetin de sonu geliyor. Yalnız biz bu baskıcı, at gözlüklü, ne kadar az şey öğretirsem o kadar iyi mantığıyla yetiştirilmiş kız çocuğunun kendini keşfettiğini, cinsel ve zihinsel devrimini yaşadığını bu sene Fransız bağımsızı Raw’da da izledik. Üstelik Raw, eşcinselliği araç olarak kullanarak beğeni toplamak yerine çok daha alakasız bir yerden saza girip, et yiyen kız çocuklarıyla optik aldatmacalara bel bağlamadan tematik eylemini hissettirebiliyordu. Thelma’nın öngörülebilir, sahtekar söylemini unutmamızı isteyen finali ise filme dair tek iyi şey. Galiba artık beyazperdede, sıfır azınlık anlatısından azınlık anlatılarını kullanırsa prim yapacağını zanneden popülasyona geçeceğiz. Hayır çünkü, kati surette bu maskaralığın daha önce işaret edilmemiş bir problemi, yeni ve heyecan verici bir noktadan yorumlayabildiğine inanmam mümkün değil.
Fesat Mukayese: Raw > Thelma

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir