This Is Us (3. Sezon)

This Is Us (3. Sezon)

Yaratıcı: Dan Fogelman | Oyuncular: Milo Ventimiglia, Mandy Moore, Sterling K. Brown, Chrissy Metz, Justin Hartley, Niles Fitch, Lonnie Chavis, Hannah Zeile, Mackenzie Hancsicsak, Logan Shroyer, Parker Bates, Susan Kelechi Watson, Chris Sullivan, Jon Huertas, Melanie Liburd, Eris Baker, Faithe Herman, Lyric Ross, Caitlin Thompson, Sumalee Montano, Rob Morgan, Michael Angarano, Porter Duong, Peter Onorati, Ron Cephas Jones, Jane Kaczmarek, Charlie Robinson, Wendie Malick, Dan Lauria, Ti Jo, Joy Brunson, Denis O’Hare, Griffin Dunne, Phylicia Rashad, Carl Lumbly | 45 dakika | NBC

Kendine Türkiye’de kötü bir adaptasyon karşılığı da bulan network fenomeni This Is Us, melodram popülasyonu eser miktarda azaltılmış üçüncü sezonunu da tamamladı. Serinin bu parçasını Jack’in geçmişindeki parçaları birleştirmeye adayan yapımın kan kaybettiğini düşünen umuyorum bir tek ben değilimdir. Gidip sımsıkı sarılmak istediğimiz babanın neden öldüğünü öğrendiğimizden beri her hikâyede bir yavanlık hâkim. Teker teker gezmek istemiyorum kardeşleri ama bir yerinden tutayım… Kevin’ın kendini babasına daha yakın hissedebilmek adına çıktığı yolculukta ona eşlik etmesi için uygun görülen karakterle arasındaki bağa inanan bir insan evladı kaldığından şüpheliyim. Kate ile Toby cephesinde de iş mental sağlıktan bebeğe çevrildiği anda tüm albeni parçalarına ayrıldı. Çünkü ne yaparsak yapalım mesele bir şekilde Kate’in annesini çok sevmesine, ama ona kötü davranmasına, ve özür dilemesine, yine kötü davranmasına, ama çok sevmesine, ama ama ama diye bir döngüye bağlanıyor. Randall ile Beth’e gelecek olursak… This Is Us gibi kablolu kanallara kıyasla daha geleneksel sayılacak bir network’te milyonlarca izleyiciye hitap eden bir dizinin ilk olarak siyahi bir aileyi beyazlaştırmadan ele almasına ve bu aileye eşcinsel bir kızcağız atamasına büyük alkış gerek. Anne babanın evlatlarına verdiği olağan tepki o kadar güzel yazılmış ve iki oyuncu tarafından da (Sterling K. Brown ve Susan Kelechi Watson) öyle iyi oynanmış ki iltifatlar yetersiz kalır. Ancak karı koca arasındaki o sahte sevgi sözcükleri, her sahnesi bilhassa Brown tarafından Razzie dilenen bir istikrarla oynanmış ilişki özeti bölümü ve başından sonu belli olan kavgalarının 18 bölümlük seriye yersiz bir şekilde yığılması… Benim sevdiğim This Is Us’ta (yazar burada tabii ki ilk iki sezondan bahsediyor) bu kadar çok dolgu öykü yoktu yahu. Hadi evlatları da geçtim Jack ile Rebecca’yı bile ikincilleştirdiler bu mıymıntılıklarla. Şu an kendime Parenthood’u hatırlatmaya gayret ediyorum. Benzer bir yol haritası izleyen 2010 tarihli NBC üretimi dizi de çabuk yorgun düşmüş, ama sonra Monica Potter ile Erika Christensen’a yazılmış harika bölümlerle dördüncü sezonda özüne dönmüştü. Gözler Pearson pıtırcıklarında şimdi. Dizinin yaratıcısı Dan Fogelman beyefendinin Life Itself ile eleştirmenlerden yediği tokat üzerine bu kadar dağıldığını umut edip verdikleri aradan sonra her şeyin normale döneceğini umut ediyorum. Yoksa bu seyirciden herhangi bir reaksiyon koparamamış ikinci el trajedilerle ekmek teknesi yürümez. Finaldeki zorlama çabayı da yemedik, kimse kusura bakmasın.
MVP: Susan Kelechi Watson (Beth Pearson)

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.