Mrs. Wilson (Mini Dizi)

Mrs. Wilson (Mini Dizi)

Yaratıcı: Anna Symon, Ruth Wilson | Oyuncular: Ruth Wilson, Iain Glen, Anupam Kher, Patrick Kennedy, Otto Farrant, Calam Lynch, Fiona Shaw, Keeley Hawes | 60 dakika | BBC One

Azılı bir Graham Norton takipçisi olarak Ruth Wilson’ın konuk olduğunda anlattığı hikâyeyi duyduğumdan beri Mrs. Wilson’ı izleyebilmek için fırsat kolluyordum. Efendim, canımız Ruth Wilson’ın dedesi zamanında birden fazla kadınla hayatlar kurup hepsini birlikte idare ederek ordudan bozma bir aile yaratmış kendine. Gerçek rakamlar meçhul, ama minimum dört eş ve toplamda yedi adet çocuktan, bir düzineden fazla da torundan bahsediyoruz. Bu arada adamcağızın sadece Wilson’ın dedesi olduğu için tanındığı sanılmasın. Beyefendi aynı zamanda hayatı hakkındaki detaylar hâlâ sır gibi saklanan bir MI6 ajanı. Ayrıca casusluk deneyimlerden yola çıkarak yazdığı romanları da mevcut. İşte bu hadiselerin üzerine birileri çıkıp olanları senaryolaştırmış ve üç bölümden oluşan mini dizide de Ruth Wilson’a büyükannesini oynattırmış. İngiltere’deki yayın hayatı tamamlandıktan sonra Amerikan televizyonlarına da konuk olan dizinin kendisine gelecek olursak… BBC için sayısız televizyon filmi çeken Richard Laxton’ın oldukça kurallı, ve tabir-i caizse lineer bir üslubu var ne yazık ki. Burada da kostümlü dramaların bütün kanunlarına harfiyen uyuyor. Hangi sahnede dış sesin kapanış jeneriğiyle pörtleyeceğini bile kodlara bağlamış ne yazık ki. Kendince katmerlediği katarsisin doruk noktalarında hangi kanal için çalıştıklarını hatırlattığı oyuncularıyla bildiğimiz oyun havalarına girişiyor. Bu da yaşananların bütün ilginçliğini paramparça etmiş bana sorarsanız. Ruth Wilson’ın canlandırdığı büyükannesinin sırtındaki yükü bile meşrulaştırmaya gayret etmiyor. Hâlbuki trajedinin en büyüğü burada saklı. Ansızın vefat eden eşinin acısıyla uğraşırken sırlarla dolu korkunç bir geçmiş önüne düşüyor, hem de altmışlı yılların buhranlı Birleşik Krallık’ında. Ama diyorum ya Mrs. Wilson’ın tek derdi BBC normlarına ayak uydurmak ve artık çamaşır suyu reklamlarındaki ocak üstü yağ lekesi gibi yer etmiş izleyicisine anlayabileceği bir drama sunmak. The Affair ve Luther’da (hatta okuduklarımıza göre yer aldığı Broadway/West End prodüksiyonlarında da) yeni şeyler denemekten çekinmeyen Ruth Wilson’ın performansı da projenin tamamı gibi tekdüze ne yazık ki. Gözlerinin yaşlanmasıyla burun deliklerinden soluyarak bir hanımefendiye yakışır bir biçimde yüzleşmelerden koşara kaçması üzerinden kurulmuş döngü epey can sıkıcı. Nefes alamayan senaryonun üç beş açık gözeneğini de, klişe oyunculuk seçimleriyle bir anda tıkayıveriyor. Şöyle toparlayalım… Kırkını aşmış annelerimizi hedef kitle olarak belirlemiş bir proje bu ve hitap etmeyi tercih ettiği kesime de istediğini vereceğine şüphe yok. Ancak hayatı ilginç, kendisi iğrenç adama haksızlık edildiği de bir gerçek. Bu yaşananları bambaşka bir prodüksiyon şirketinin elinde sinema filmi olarak görmeyi yeğlerdim.
MVP: Ruth Wilson (Alison Wilson)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.