The Act (1. Sezon)

The Act (1. Sezon)

Yaratıcılar: Nick Antosca, Michelle Dean | Oyuncular: Joey King, Patricia Arquette, AnnaSophia Robb, Calum Worthy, Chloë Sevigny, Denitra Isler, Steve Coulter, José Alfredo Fernandez, Poorna Jagannathan, Dean Norris, Joe Tippett, Brooke Smith, Margo Martindale, Juliette Lewis, John Ales, Joe Knezevich, Molly Ephraim, Cliff Chamberlain, Rhea Seehorn | 60 dakika | Hulu

2017 yılında Mommy Dead and Dearest adındaki bir belgeselde de karşımıza çıkan Blanchard ailesi öyle bir hayat geçirmiş ki detaylarını öğrendiğiniz andan itibaren hayatla ilgili bütün temel değer yargılarınızı sorguya çekiyorsunuz. Bir antoloji dizisi olacağı söylenen The Act, ilk sezonunda kızına işkencelerin en büyüğünü çektirmiş bir anneyi alıyor merkezine. Anne Deedee ile kızı Gypsy’nin hikâyesinde tüm olup bitenler maddi, manevi bütün ihtiyaçları karşılamak üzere kurulmuş bir tezgah izlenimi verse de çocukluktan miras ihmalin, açtığı yara asla kapanmamış travmaların etkisi büyük. Dizi de iki tarafı iyisiyle kötüsüyle tanıyabilmemiz adına üstün bir çaba gösterip yargıyı seyircinin eline bırakıyor. Ben çok sürpriz bozmak istemediğimden içeriğine girmekten kaçınacağım; çünkü nefsi müdafaa üzerinden Gypsy’nin bütün günahlarını bağışlamaya oldukça meyilliyim. Ayrıca The Act’le henüz tanışmayanların tüm sürprizlerle teker teker tanışması gerektiğini, senaryonun bütün dönemeçleri infazınız üzerine kurması sebebiyle kendi fikirlerinizle baş başa kalmanızın doğru olacağını düşünüyorum. O yüzden The Act’in kimi zaman Lifetime dizilerini andıran matematiğindeki tekstinde cilası eksik kalan kısımlara bile gözlerimi yumdum. Burada bir karakter çalışmasına da girişildiği için asıl marifetin Joey King ve Patricia Arquette’te olduğuna değinmek istiyorum asıl. Aralarında kurdukları kimya o tarifi imkansız tansiyonun temel noktası olmuş. Kapalı kapılar ardında neler yaşadığını bilmesek, tüm yaşanmışlıkları tek taraflı dinlesek de hem Arquette, hem de King karikatürize iyi – kötü dengesi kurmak yerine iç parçalayan ruhsal ve fiziksel suistimalin dehşetine dikkat çekmeye gayret gösteriyor. Çok da köşeli oyunculuk tercihlerinin havada uçuştuğu bir çevreden bu verimi alabilmiş olmamız tamamen performansların büyüsü diye düşünmeden edemiyorum. Bilhassa Boyhood ile aldığı Oscar sonrası aramıza mesafe koyduğumuz Arquette’in tek bir televizyon yılına hem Escape at Dannemora, hem de The Act’i sığdırmış olması inanılmaz. Bir de The Act’in açılışı azınlık mahallesi yerine salt beyaz cehaleti, caniliğinin üzerinden açmış olmasına tav olduğumu eklemem lazım galiba. Bu tür projelerin en büyük problemi Amerika’nın gerçeğini göstereceğim derken örgütlü faşizme hizmet etmek oluyor. The Act’in kötü karakteri ise obezite sınırında, beyaz mı beyaz, hayata tutunma çabasını göstermemiş, alt sınıftan, tembel ve tipik bir Amerikalı. Hadi bakalım, sağın iyice ahmaklaştırdığı, yozlaşmış kesimle yola devam!
MVP: Joey King (Gypsy Rose Blanchard)

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.