#PrideBoy: İki Film Birden (Un chant d’amour & Looking for Langston)

#PrideBoy: İki Film Birden (Un chant d’amour & Looking for Langston)

Pek sevdiğim BFI tarafından yapılmış Tüm Zamanların En İyi 30 LGBTQ+ Filmi listesini ziyaret ediyorum mübarek Pride ayı için, biliyorsunuz. Bugüne özel girizgâh yazıyor olmamın sebebi ise bir değişiklik yapıp iki filmi bir arada ağırlamam. Çünkü Un chant d’amour ve Looking for Langston geleneksel “film” kavramıyla oyunlara girişen ve süre olarak da kısa, hatta nispeten deneysel işler. Mazeretimi ortaya koydum madem, hiç lafı uzatmadan asıl meseleye geleyim.

UN CHANT D’AMOUR
Yönetmen & Senaryo: Jean Genet | Oyuncular: Java, André Reybaz, Coco Le Martiniquais, Bravo, Jean Genet, Lucien Sénémaud | 26 dakika | Romantik, Fantastik
Erotikliğe, sınırsız çıplaklığa yer verdiği yetmezmiş gibi bir de üstüne eşcinsellerin dört duvar arasındaki aksiyonlarına kamerasını çeviren Un chant d’amour, pornonun konulusunun üretilmediği bir zaman aralığında henüz kendi endüstrisini oluşturmamış yetişkin filmlerine kademe atlattırmaya gayret ediyor. Tamamı basit imgeler ve soft porno ahlakından ibaret olsa da benzerlerinden fazlasıyla vahşi, erkek bedenine duyduğu şehvet de benzersiz. Birkaç ereksiyon göstermesi sebebiyle fazlaca progresif bulunuyor olmasını anlayışla karşılıyorum. Ama asıl marifeti iki mahkumun hücrelerinin arasındaki duvarda yer alan ufak bir delikten sigarayı, daha doğrusu dumanını paylaşmasında. Jean Genet sadece kuir sinemaya değil cinselliği muhteva eden her filme ilham olacak bir mizansen hediye ediyor. Hep kaba addedilmiş maskülen vücutlarla yakaladığı estetiğe de ayrıca bir virgül atıp sahne sahne incelemeli. Tamam, henüz Sean Cody doğmamışken cinsel dürtülere hitap eden bir şey yaratmaya yeltenmiş en nihayetind, ki zaten bu kısayı özel kılan tamamıyla biçimi. Genet’nin yarattığı voyörizmde kapı kapı seçeneklerini inceleyen gardiyan da bugün kısa videolar ile erken deşarja kapı açan seyirciyi temsil ediyor. Bir taraftan da bir kısa olarak başarımlarını konuşmak yerine, sinema tarihinin sayfalarında düştüğü yere odaklanmak gerek diye düşünmekteyim. Sonraki jenerasyonlar düşüp incinmesin, kafasına koyduğunu yapabilsin gibisinden bir motivasyonla yola çıkılmadığı kesin. Ancak Genet istemsiz de olsa kuir film hafızasına kendi stilize önsözünü konduruyor.


LOOKING FOR LANGSTON
Yönetmen & Senaryo: Isaac Julien | Oyuncular: Ben Ellison, Matthew Baidoo, Akim Mogaji, John Wilson, Dencil Williams, Guy Burgess, James Dublin, Harry Donaldson, Jimmy Somverille, Stuart Hall, Langston Hughes | 45 dakika | Biyografi, Drama
20. yüzyılın başlarında gerçekleşen Harlem Rönesansı’na yazdığı şiirlerle öncü olan Langston Hughes’un serbest bir biyografisi denilebilir bu 45 dakikalık estetik mi estetik filme. Hiçbir zaman kimliğini açık etmeyen yazarın hayat hikâyesi de eşcinselliğin ölümle bağdaştırıldığı o hikâyelerden biri ne yazık ki. Dünyadan tamamen yitme düşüncesi fazlasıyla hüzün barındırdığı için toplum tarafından kabul görmemenin yarattığı bastırılmışlık da ne acıdır ki hep bu derde tasaya açıyor kollarını er ya da geç. Yalnız yazar/yönetmen Isaac Julien mutlak sonla sınırlamamış filmini. Looking for Langston, hemcinslere duyulan arzunun dillendirilmediği bir döneme dair kuir izleyicisini de eğitiyor bir taraftan. Buhran sonrası/sırası New York’unda balo salonlarının yeteri kadar ışıklandırılmamış köşelerinde ne kalpler kırıldı, ne büyük yaralar açıldı diyerek anlatıyor öyküsünü uzun uzun. Şimdilerde siyahi erkek bedenini bir arzu nesnesine dönüştürmek üzerine filmleri geçtim, eleştirisini yapan senaryolara denk geldiğimiz için Looking for Langston’ın kendi klanına hayran kareleri biraz canınızı sıkabilir. Ama siyah beyaz olmasına rağmen ışıklandırmadaki üstün başarısıyla her biri fotoğraf karesi olmayı hak eden sevişmeleri kayıt altına almış. Ve tabii ırk üzerinden de, kendi kültürlerinin bilhassa erkeğin eşcinsel olmasına izin vermeyen acımasızlığı üzerine de bir veryansın var tabii. Peki pek işlenmemiş bir meseleye parmak basması Looking for Langston’ı zirveye taşımaya yeterli geliyor mu? Hayır. 45 dakika içerisinde bile birkaç kez dağıldıktan sonra zaten seyircisinde dikkat mikkat bırakmıyor.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.