#PrideBoy: Happy Together

#PrideBoy: Happy Together

Yönetmen & Senaryo: Wong Kar-Wai | Oyuncular: Leslie Cheung, Tony Leung, Chen Chang, Gregory Dayton | 96 dakika | Drama, Romantik

Bazen merak ediyorum, sevmediğim filmler hakkında yazı yazmak bu kadar kolay iken her bir parçasına ayrı ayrı hayran olduklarımla ilgili iki kelam etmek niye bu kadar zor. Bundan birkaç sene evvel henüz demir kapılı dolabımın kapısını aralayıp dışarı bakamaz iken izlediğim ve uzak durmakla yetindiğim Happy Together, ikinci seyirle birlikte çok derin yaralar açtı ruhumda. Meseleyi duygusallaştırmak, şiirden bozma cümlelerle ona buna kalp dağıtmak fıtratımda yok biliyorsunuz ki. Ama Wong Kar-Wai sinemasının mucizesi tam olarak bu işte, beklemediğiniz yerden vuruyor. Arjantin’in pusunda bir hayat kurmaya çalışan Çinli sevgililerin filmin adıyla tezat kalan birlikteliğini konu almakta Happy Together ve her zamanki gibi yönetmenin hissi vaziyetlere bağladığı bir öykünün etrafında dönüyor. Bir ayrılıp bir barışan çiftin ilişkisindeki problemlere inerken de ne olduğunu anlamaya çalışmaktan çok, neler hissettirdiklerini taşıyor perdeye, ki hikâyeyi böylesine değerli kılan da bu bana sorarsanız. Bazen kelimelerle ifade edemediğimiz mesafelerin, kırgınlıkların temsilini izliyoruz. Bir ses kayıt cihazına dahi konuşamayıp gözyaşlarına boğulmak, iki karyolayı sebepsizce paylaşamamak, aynı sigaranın dumanında boğulmak, bir bakış, bir tavır ve sonu gelmeyecek minik ayrıntılarla zenginleştiriyor Kar-Wai filmini. Birinin kederi, diğerinin hoyratlığıyla şekilleniyor. Sessizlik büyüdükçe acısı da katlanılmaz bir hâl alıyor. Ayrıca insan oğlunun iç dünyasına böylesine düşkün bir anlatıyı seçmiş oluşunun da etkisiyle çalıştığı görüntü yönetmeni Christopher Doyle ve filmin müziklerini besteleyen Danny Chung’a epey sorumluluk yüklemiş Wong Kar-Wai. Genele hâkim olan elem sadece delice yetenekli iki aktörünün duygusal yükten eğilmiş bedenlerini konuştukları fiziksel oyunlarıyla değil, ekrana yansıyanların renginden, yumruğunu hunharca göğsünüzden içeri sokup kalbinizi paramparça eden melodilere kadar bir bütünle ifade ediliyor. İzledikten sonra yakın tarihin eşcinsel temalı filmleri Moonlight ve Call Me by Your Name için de nasıl bir yol açtığını fark ediyorsunuz Hong Konglu virtüözün. Aşkın tüm kusurları görmezden gelen şefkati üzerine kitap yazan bu dört başı mamur başyapıtın kıymeti çok büyük kısacası. Yalnız filme duyduğum büyük hayranlığın ardından internetin tozlu sayfalarında çıktığım gezi sonrası bir eşcinsel filmi olarak etiketlenmesinden kaçınıldığını fark ettim çokça. Kabul birken türlü nedenlerle yabancılaşmak bütün sevdalara mahsus. Ancak buradaki hüzünün katlanışında kandaşının bile sana sen olduğun için sırt dönüşü, yaşadıklarını bağıra çağıra önüne gelenle herkesle paylaşamayışın, ulu orta el ele tutuşamamanın payı oldukça büyük. O yüzden “karakterlerin gey olmasının önemi yok” tadındaki tırnak içine saklanmış homofobimizi kapıda bırakarak biraz beyin jimnastiği yapmakta fayda var. Nasıl ki bahsini ettiğim 21. yüzyıl klasikleri temelini bir klana atıyorsa, Happy Together’ın da aşkı evrensel, buhranının biçimi özel varlığı da aynı sokaklarda fink atıyor. Şimdi izninizle sigaramın dumanına Tony Leung’un katranını sarıp içeceğim. Acımız büyük.
Fesat Mukayese: Happy Together > In the Mood for Love

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Metin

    Bu yoruma çok sevindim çünkü filmi çok severim be bir Kar-Wai hayranıyım. Onun çoğu zaman lineer bir hikaye anlatmak yerine bir olay örgüsü anlatmak yerine duyguları anlatmayı tercih eden kamerasına hayranım. Fesat mukayese demişsin ama In the Mood for Love’da bunu daha iyi yapıyordu. 2046’yı çokları beğenmezken ben bayılırım. Işte bütün bunları sebebi duyguları anlatan filmler çekiyor olması.

    Bu arada Tony Leung müthiş yetenekli bir oyuncu değil mi? Hatta şuradan izleyelim:
    https://youtu.be/ziYzzMkZ08M

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.