Big Little Lies (2. Sezon)

Big Little Lies (2. Sezon)

Yaratıcı: David E. Kelley (uyarlama), Liane Moriarty (roman) | Oyuncular: Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Zoë Kravitz, Laura Dern, Meryl Streep, Adam Scott, James Tupper, Jeffrey Nordling, Kathryn Newton, Iain Armitage, Douglas Smith, Crystal Fox, Martin Donovan, Poorna Jagannathan, Denis O’Hare, Becky Ann Baker, Ivy George, Darby Camp, Cameron Crovetti, Nicholas Crovetti, Chloe Coleman, Robin Weigert | 45 dakika | HBO

Aktresseksüel bünyelerimizi doyurmak amacıyla bir mini dizi olarak yola çıkan Big Little Lies, haddinden fazla kutlanıp yerlere göklere sığdırılamayınca biz bunun ekmeğini biraz daha yiyelim diyen yapımcıları tarafından ikinci sezonuyla özüne ihanet etmiş bir maskaralığa dönüştü ne yazık ki. Şu “haddinden fazla” kısmını tekrardan hatırlatmak istiyorum çünkü hikâye anlatma sanatının inceliklerinden ziyade beyazperdede görmeye alışkın olduğumuz, uzunca bir süredir de doya doya izleyemediğimiz Hollywood kraliyetini bir arada görmekten sebep bir sarhoşluğun esiri olduk. Dolayısıyla bir plaj romanından uyarlanmış materyalin entelektüel düzeyde herhangi bir tatmin duygusu yaratamadığını ve hatta Jean-Marc Vallée’nin rüyadan bozma flashback takıntısı yüzünden arka plandaki müzikler ile manzaralar haricinde hafıza kartımıza kazınacak bir şey bulmakta fazlasıyla zorlandık. Ya da tekil konuşayım dilerseniz: Zorlandım. Ancak Big Little Lies, serinin ilk parçasını başyapıt eyleyecek bir pasaklılık ile çıktı bu sefer karşımıza. Yedi bölümde tek bir hikâye anlatmayayı, bir arpa boyu yol almamayı, üç boyutlu tasarladığı karakterlerinden birer ikişer çalmayı tercih etti. Öyle büyük bir boşluğun ortasına düştük ki, aynı matematik ile kesilip biçilmiş bölümlerin sonuna geldiğimizde elbet bir noktada bu yapbozun parçaları toparlanacak diyecek motivasyonu da bulamadık. Çünkü burada hazır bir madeni gün ışığına çıkarmış iken sağalım da iliğine kadar kurusun mantığına ayak uydurulmuş. Performansı değil, üstlendiği rolün zorluğu sayesinde ödüllere boğulan Nicole Kidman ile diziye bu sezon dahil olarak kariyerinin en kötü (iddialıyım bu konuda) performansını sunan Meryl Streep’i çarpıştırma arzusu pek anlaşılabilir olsa da son ana kadar seyircinin ilk dakika aklına getirdiği soruları sormaktan kaçınmış Big Little Lies, çünkü devamını getirebileceği başka bir cümlesi yok. Fikir çölü senaryosunda herkesin evliliğini aynı anda yıkmaya yeltenmesi de ne yazık ki ilk sezona noktayı koyan ölümün manevi tesirlerini hissetmemeleri için üstün bir çaba gösterildiğinden hep havada kalmış. Ekrana yansımayan süreçte bu kadınların ne tür bir psikolojik sürece maruz kaldıklarıyla alakalı dişe gelir tek bir söylemi yok. Önemli mi? Hayır. Ancak yedinci bölümü son zerresine kadar kırılma noktalarıyla doldurmaya bu kadar meyilli idik madem, birkaç ekmek kırıntısı bıraksaydı patikaya da takip etseydik Monterey Beşlisi’ni. Teoride Shailene Woodley’nin sadece “Ziggy, Ziggy” diye sayıklanmaya mahkum edilip Zoe Kravitz ve Laura Dern’ün daha anlam teşkil eden olaylarla bu sezon bir adım öne çıkması gibi kulağa hoş gelen stratejileri yok değil. Tabii uygulama aşamasındaki çuvallama öylesine büyük ki hiçbir başarısını kale alamıyoruz. Umuyorum üçüncü sezon gelmez ve biz de hızlıca unutmaya çalıştığımız, tamamı bir sayıklamadan ibaret, kreatif süreçte türlü alengirin döndüğü son yedi bölümü hiç olmamış kabul ederiz demekle yetineceğim. Varsın, Monterey kayalarına vuran dalgalar hoş bir anı olarak mazide kalsın.
MVP: Laura Dern (Renata Klein)

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.