#OB10: Son 10 Yılın En İyi 10 Film Müziği

#OB10: Son 10 Yılın En İyi 10 Film Müziği

Onuncu yaşını tamamlamaya hazırlanan biricik blogum, dekat listeleriyle pişti olduğu için birazcık canım sıkılmıyor değil ama bir taraftan da 2009’u da dahil edererek tatlı bir gimmick babası olmuş gibi hissediyorum. #OB10 etiketi altında gelen Son 10 Yılın En İyi 10 Dizisi sonrası şimdi de (orijinal) film müziklerine dalacağım izninizle ve evet, yine 2009 dahil bu toplaşmaya. Geçtiğimiz hafta Yan Odadan Filmler, Smackdown, podcast ve bilumum festival haberleriyle meşgul olunca Oscar Boy’un 10. yılı için hazırladığım listelere bir yenisini eklemeyi unutmuştum. Ama önemi yok, hafta içerisinde üretimi iki katına çıkarıp telafi edeceğim bu durumu da.

Ne yazık ki henüz devam etmekte olan sinema yılından çok az film izlediğimiz için 2019 damgalı bir şey göremeyeceksiniz listemde. Ve toplama soundtrackleri de tamamen ocak dışı bırakarak score adı altında piyasaya sürülenleri değerlendirmeye aldım yalnızca. İçimden apayrı bir müzik listesi yapmak da geçmiyor değil, sinemadan bağlarını koparmış albümlerle. Ancak blogtaki yolculuğuma ve konsepte ne kadar uygun olacağından emin olamadım. O yüzden iki ilgi alanımı bir kümede kesiştirmeyi tercih ettim. En azından şimdilik. O zaman tamamen kişisel bir sıralama olduğunu da not düşeyim ve yönlendireyim sizi onluma. Afiyet olsun!

Bonus: WHIPLASH
Justin Hurwitz, 2014

Whiplash’i listeme eklemekten biraz çekindim açıkçası. Çünkü hem bütün albümü kucaklamamıza yetecek kadar istikrarlı bir kulak pası alma hâli mevcut değil, hem de o meşhur Caravan, Duke Ellington ve Juan Tizol adındaki iki beyin filmden alakasız olarak bestelediği bir parça. Ancak giriş müziği olarak kullanılmış Overture ve filmle aynı adı taşıyan, Tim Simonec ortaklığından çıkmış Whiplash‘ın hatırı kalırdı eğer adını anmasaydım. O yüzden hilemi yaptım ve ilk filmi hariç bütün Damien Chazelle işlerini, bonuslu da olsa doldurdum ilk 10’a. Bu arada İstanbul yazılı bateri zillerine de selam olsun. Bas bakayım oradan azıcık Miles Teller teri ve kanı!


10. BLACK SWAN
Clint Mansell, 2010

Yine bir hileler hurdalar… Canım Akademi, Black Swan’ı özgün müzik kategorisinde değerlendirmeye almamıştı hatırlarsanız. Neymiş efendim, Clint Mansell’in orijinal üretimi yüzdelik koşulları sağlamıyormuş, Çaykovski’nin Kuğu Gölü Balesi’nden baz olarak kullanılan melodiler varmış. Yani evet, önüne o “özgün” ifadesi gelip sıfırdan bir şeyler yaratma iması yapılınca belki sınıfta kalıyor ama bu 10 senedir bu albümle yaşadığımız gerçeğini değiştirmemekte. Nina’s Dream sonuna doğru yükselişe geçtiğinde kalbi daha hızlı atan kalabalık olarak nefesli çalgıların kölesi olmuşuz, bize kural mural işlemez.


9. THE HANDMAIDEN
Yeong-wook Jo, 2016

Biraz sıra dışı bir tercih mi? Eh, belki ana akım filmlerle doldurduğum listemde göze çarptığındadır. Park Chan-wook’un erkeği iktidarsız eyleyen taşyapıtı, varlığından haberimizin dahi olmadığı duyularımıza da hitap ettiği için sadece film müziği dahilinde değil bütün “en”li listelerde yer almayı hak ediyor, orası kesin. Ancak Yeong-wook Jo’nun kendi toprağının vazgeçilmezi yaylıları alıp o öyle değil böyle çalınır eğitimi veren besteleri bütün meziyetlerinin ötesinde. Mesela Wedding adındaki parça 4 dakika 59 saniye içerisinde dinleyicisinin başını arşa birkaç kere değdirip şımartıyor. Filmden bağımsız dinlenildiğinde bile etkilediğini de not düşeyim.


8. THE DOUBLE
Andrew Hewitt, 2014

Ezelden protesto ettiğim, öncesi neydi ki sonrası ne olsun !f’e tarihteki tek ziyaretim neyse ki boşa gitmedi. Fitaş’ın iştah kapatan kızarmış tavuk kokusu havalandırmalardan burnuma gelip bana varoluşumu sorgulatırken perdedeki Richard Ayoade harikasına fena hâlde aşık olmuştum. Artık KFC’nin uyarıcı etkisi mi dersiniz, başka bir şey mi bilmiyorum. Filmin fevkaladenin fevkinde olmasının yanı sıra Andrew Hewitt tarafından her biri coşkulu duygulara gark ettiren yaylı ve piyano eşleşmeleri de katmerledi tabii seyrin zevkini. Üzerinden beş yıl geçmiş, bakın hâlâ The Double diye sürünüyorum esrarkeşler gibi. Haftada bir ziyaret etmelik soundtrack maşallah.


7. INTERSTELLAR
Hans Zimmer, 2014

Bir Zimmer prodüksiyonunu, hem de Christopher Nolan fotoğrafın içerisindeyken, bu listeye almasaydım 15 saniyeden fazla kavlini tutamayan bütün sinefilbrolar evimi basardı herhâlde. Ama merak etmeyin, sadece sizin hatırınız için değil, kendim de âşığıyım bu soundtrack’in. Inception’daki öğretmen evinde yapılan düğün havası pek ilgimi çekmese de Interstellar, beni ağlatan film karnımı doyurandır koşulunu biraz da Zimmer’ın sayesinde sağladığından zaafım bâki. Bilhassa S.T.A.Y.‘e methiyeler düzülmesinin sonsuza kadar destekçisiyim. Ah keşke Michael Caine şiirleriyle havamızı bozmasa, filmi de bağrımıza gönül rahatlığıyla basabilsek…


6. MAD MAX: FURY ROAD
Tom Holkenborg, 2015

Savaş süvarilerindeki davulcu dayısıyla efkar dağıttıran Mad Max: Fury Road’un hakkını Oscar’da fena yediler Matmazel. George Miller karşısında Inarritu, filmin karşısında da Spotlight ipi göğüsledi. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar iklim krizinden sebep anksiyetelerimize arka fonda eşlik etmiş Tom Holkenborg’un itibarını zedeleyemeyecekler. “Arka fon” deyince de haksızlık oldu sanki birazcık. Neredeyse bir müzikal olmaya öykünen Mad Max’in kurgusu, yönetimi, sinematografisi fişek gibi ancak o bestelerin sponsorluğunu yaptığı damar yolu açan gazların da katkısı oldukça büyük. Aaah ah bir yanımda Charlize, bir yanımda HARDy (öhöm) çöllere düşesim geldi bak.


5. LA LA LAND
Justin Hurwitz, 2016

İçerisinde “müzik” geçen bir listede, hele ki son 10 sene mevzubahis ise La La Land’in adını zikretmemek film tarihine ihanet olur. Fragmanda duyduğumuz ıslıkla aylarca City of Stars dinledik, yetmedi Someone in the Crowd diye hetero sevdalara yeşillendik ve tabii tamamen Damien Chazelle beyefendiye teslim olup Epilogue‘da göz pınarlarımızı kuruttuk. Her müzikalin Broadway’den çıkma işler gibi uyaksız satırların arasında boğulması gerekmediğini de öğrendik, o çok iyi oldu. Hadi Hamilton övecekler köşesine çekilsin, biz kusurlarıyla kabul ettiğimiz La La Land’in 2010’ların en iyi müzikali olduğunu iddia etmek üzere toplaşacağız.


4. FIRST MAN
Justin Hurwitz, 2018

Alın size bir Damien Chazelle filmi daha! Söz veriyorum, bu son artık. Kimilerinin hadsizce mırın kırın ettiği First Man, özünde bir müzikal olmamasına karşın Hurwitz’in filmde âdeta bir karakter gibi beliren besteleri sayesinde bambaşka bir forma bürünmüştü. The Landing‘e rağmen Oscar adayı edilmemesi biliyorum bir gün RBG huzurunda görüşülecek ve Akademi bir daha açılmamak üzere sonsuzluğa dek kapatılacak. Tabii bunlar olana kadar biz sinemaya aşkımız kabardıkça ziyaret edeceğiz Hurwitz’in her tarafından dehasının aktığı eserlerini. Üniversite arkadaşıydı bir de değil mi bunlar? Canım Hurwitz, canım Chazelle. Hiç ayrılmasınlar, ne olur.


3. A SINGLE MAN
Abel Korzeniowski, 2009

Gençler bilmez, moda dünyasının ikonlarından Tom Ford, Nocturnal Animals isimli fecaati yönetmeden evvel A Single Man adında bir başyapıta imza atmıştı. Kuir sinemanın en şık hâlinde Colin Firth ve Julianne Moore’un nirvanasını izlemiş, Jon Kortajarena’nın da adını ezberleyip kadın erkek cinsel yönelimimizi İspanyol modeller olarak değiştirmiştik. Bunlara ek olarak bir de Abel Korzeniowski’nin yürek parçalayan melodileri vardı tabii. Yani düşünün, Akademi üyesi muamelesinde bulunduğum 50 küsür yaşındaki annem bile oturup bu filmin müziklerini hatırlıyor ve albümü ziyaret ediyor arada bir. Top 10’da olmasın da nerede olsun?


2. CAROL
Carter Burwell, 2015

Bestelediği şeyler birbirine benzediği için eleştiri yağmuruna tutulan Carter Burwell’i hep sevdim, sevmeye de devam edeceğim. Kendisine olan bağlılığım ta Fargo yıllarına dayanıyor, o yüzden her şeyden evvel eleştirilerinizi kendinize saklamanızı rica ediyorum. Ama Carol, ama Carol… Hani Therese aman be diyor, Carol’ı yıllar sonra görünce hissettiklerini dizginleyemiyor ya. Belki koşa koşa değil, ancak emin adımlarla o restorana giriş yapıyor. Ne kapıdaki adamı kulağı duyuyor, ne etrafında arı gibi çalışan garsonları önemsiyor. Dikiyor gözlerini Carol’a, seslenmeden varlığını fark etsin diye duruyor öylece ayakta. Sonrası Crossing işte, sonrası Carter Burwell’in kariyer zirvesi.


1. ANNA KARENINA
Dario Marianelli, 2012

Atonement’tan sonra serbest düşüşe geçen Joe Wright kariyerinin yasını 10 yılı aşkındır tutuyorum ama sesimi duyan yok. Anna Karenina’yı da o tatsız denemelerinden biri olarak kodladım hep kafamda, bütün görsel büyüsüne rağmen. Çokça tüketilmiş bir romanın üzerinde fazla çalışılmış bir versiyonu gibi. Ama o dans sahnesi, Dance With Me melodisi… Hangimizi dansa kaldırsa düşüp bayılacağımız güzellikteki (evet çünkü adam erkek güzeli!) Aaron Taylor-Johnson… Açılışından kapanışına koca bir şaheser. Rusya’nın orta yerinde bize İngiliz aksanlı Anna Karenina adaptasyonu izlettiğini unutturacak bir albüm. Atonement’ta daktilo sesini alıp dağları deviren birinden daha azı beklenemezdi zaten.


Bunları da listeme eklemeyi her şeyden çok istedim kısmında kronolojik sırayla Up (Michael Giacchino), Fantastic Mr. Fox (Alexandre Desplat), How to Train Your Dragon (John Powell), The King’s Speech (Alexandre Desplat), Inception (Hans Zimmer), The Artist (Ludovic Bource), Hanna (The Chemical Brothers), The Skin I Live In (Alberto Iglesias), Nebraska (Mark Orton), Her (Arcade Fire), The Secret Life of Walter Mitty (Theodore Shapiro), Under the Skin (Mica Levi), The Theory of Everything (Jóhann Jóhannsson), Far from the Madding Crowd (Craig Armstrong), Moonlight (Nicholas Britell), The Neon Demon (Cliff Martinez), Loving Vincent (Clint Mansell), King Arthur: The Legend of the Sword (Daniel Pemberton) ve If Beale Street Could Talk (Nicholas Britell) var.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Geri İzleme: #OB10: Son 10 Yılın En İyi 10 Performansı – Oscar Boy

  2. Geri İzleme: #OB10: Son 10 Yılın Oscar Adayı Olmamış En İyi 20 Filmi – Oscar Boy

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.