Sound of Metal

Sound of Metal

Yönetmen: Darius Marder | Oyuncular: Riz Ahmed, Olivia Cooke, Paul Raci, Lauren Ridloff, Mathieu Amalric, Chelsea Lee | Senaryo: Darius Marder, Abraham Marder, Derek Cianfrance | 120 dakika | Drama

Ill Manors’ın ardından arka arkaya gelen Nightcrawler ve The Night Of ile yeteneklerini bütün dünyaya teşhir edebilme imkanı yakalamış Riz Ahmed, kariyerinin zirvesinden bildiriyor Sound of Metal’da. Son yıllarda ödül sezonunu zayıf kampanyalarla geçiren Amazon’un kitaplığında seyirciyle buluşmuş bu yapım, hayatın çıkmazlarından yumruk gibi anlatılar çıkaran Derek Cianfrance ve bu filmle ilk kez kamera arkasına geçmiş Darius Marder’ın ortak kaleme aldığı bir hikâyeden yola çıkılarak senaryolaştırılmış. Kız arkadaşıyla birlikte metal müzik yapan baterist Ruben ansızın işitme kaybı yaşıyor ve bir gün orada bir gün burada geçen, küçük bir karavana sığdırdıkları hayatı sekteye uğruyor dolayısıyla. Ufak bir inkâr aşamasının nihayetinde hayata işitme kabiliyetlerinin geri gelmeyeceğinin bilincine vararak tutunan bir komüniteye dahil olması, öfkenin yerini yavaştan kabullenmeye bırakmasına yardımcı oluyor. Ancak burada yitirilenin sadece bir duyu olmadığı unutulmamalı. Ruben en nihayetinde sıradan bir insanın bile en çok kullandığı duyu organına hitap eden bir işte, öyle ya da böyle kendini getirdiği konumu da kaybediyor bir anda. Müzisyenliği bırakmak mecburiyetinde kalması yıkımın esas sebebi. Ona hayatının bu aşamasında eşlik eden sevdiceği/yol arkadaşı Lou’ya olan düşkünlüğü de ortaklıktan besleniyor ne de olsa. Darius Marder’ın bu öyküyü bir anlatıcı olarak herhangi bir acındırmaya sığınmadan, tünelin sonunda alışılmadık olsa da bir ışık bulunduğunu işaret eden ve bu yolda bütün katarsislerini göz boyamadan inşa etmeyi tercih eden tavrı da Cianfrance’in The Place Beyond the Pines ile Blue Valentine’ından alışık olduğumuz bir duygu bütünlüğü çıkarmış ortaya. Kaçınılmaz sona teslim olmanın acılı aşamaları, ismini saydığım filmlere kıyasla çok daha tempolu servis ediliyor tabii. Ancak insan evladının acizliğini resmetme biçimleri neredeyse aynı. Kameranın Riz Ahmed tarafından tam anlamıyla kusursuz bir biçimde canlandırılmış Ruben karakterinin perspektifine girmesiyle birlikte ses tasarımında da bize yalnızca Ruben’ın duyduklarını dinleterek mevcut kroşesinin şiddetini bir nebze daha artırmış Marder. Dört başı mamur karakter çalışmasında Ruben’a buyurulan bir daha eskisi gibi işitemeyeceğini kabul ettirme etütü de bu tercih ile iyice netleştiriliyor. Sound of Metal’ın esas marifetini son yarım saate sakladığını da ekleyeyim. Her ne kadar melodram yakıştırmaları yapılarak etkisi küçümsenmeye çalışılsa da başından belli bir akıbetin kaybedene kadar değerini anlamadıklarımıza dair dışavurumu için daha iyi bir kapanış düşünemiyorum. Marder, biraz da açık bırakıyor aslında kapıyı bu finalde. Daha doğrusu filmin başından beri altı çizilenin özetini çıkarıyor tek bir kelimenin sarf edilmediği son karede. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ama hiçbir şeyin eskisi gibi olmasına da ihtiyacın yok zaten diye kollarının altından tutarak ayağa kaldırıyor Ruben’ı. Sevdiğinin sadece iyi olduğunu bilmekle yetinebilenlerin kalbine dokundurup köşesine çekiliyor, bize de yutkunup boğazımızdaki düğümü gidermek düşüyor.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.