93. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part III

93. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part III

Ses, görsel efekt, özgün müzik, özgün şarkı, belgesel, animasyon ve kısaları Çarşamba günü yazarak başlattığım son tahmin serisinde dün de yardımcı erkek oyuncu, yardımcı kadın oyuncu, özgün senaryo, uyarlama senaryo, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı ve makyaj & saç tasarımı dallarına uğrayıp yolun büyük bir kısmını tamamladım. Sıra geldi en büyük kategorilere. Bir avazda bunları da aradan çıkarıp heyecanımızı doruğa taşıyan Pazartesi gününe yelken açalım. Bu arada not düşeyim, adaylar 15 Mart Pazartesi günü TSİ 15.15’te Youtube üzerinden izleyebileceğiniz, Priyanka Chopra Jonas ve Nick Jonas’ın sunduğu bir etkinlikle duyurulacak. Dönüyorum meselemize…

FİLM

1 NOMADLAND
(Searchlight)

MINARI
(A24)

5 MANK
(Netflix)

7 THE FATHER
(Sony Classics)

ONE NIGHT IN MIAMI
(Amazon)

SOUND OF METAL
(Amazon)

Yine 11 filmi 8 ya da 9 koltuğa sığdırma telaşı yaşadığımız, kimi dışarıda bıraksak ecel terleri döktüren bir yarış mevcut En İyi Film dalında. En tepelerden başlayacak olursak… Nomadland, The Trial of the Chicago 7 ve Minari üçlüsünün senenin en iddialıları olduğu konusunda hemfikirizdir diye düşünüyorum artık. Herhangi biri aday olamasa şoklardan şok beğeneceğimiz derin bir varoluş sorgulamasına girer, blogu kapatmamın zamanı diyerek elimi eteğimi çekerim her şeyden herhâlde. Bunlardan sonra tabii ki de Promising Young Woman geliyor. O da BAFTA, PGA, DGA ve daha niceleri derken tahmin ettiğimizden daha da büyük bir yarışçı olduğunu ispatladı kısa zaman içerisinde. Mank’i beşinci sıraya kadar öteledim. BAFTA’nın oyunculuk dallarındaki jürilik sisteminden farklı olarak herkes tarafından oylanabilen En İyi Film dalına girememiş olması kafamı bir hayli karıştırsa da sanıyorum ki bu kalabalıkta kendine yer bulmakta sıkıntı çekmeyecektir. Ma Rainey’s Black Bottom, oyun uyarlaması kontenjanından nispeten daha gösterişli ve Chadwick Boseman sebebiyle de izlenecek olmasının avantajını kullanarak altıncı sırada bekliyor. The Father’a gelirsek… Meslek birliklerinden gerekli desteği görmemesine karşın BAFTA ve Altın Küre’nin ana dallarında yer alması, Sony Pictures’ın da filmsizlikten bütün kampanyayı bu yapıma odaklamış olması avantajını göz ardı edemiyorum hâlâ. Aday olmazsa da çok şaşırmayacağım. Gerçi kurgu tahminimle birlikte bu paketi yapmak mecburiyetindeyim. Sekizinci sıraya ise yine sürprizli bir şekilde dışarıda kalmasını doğal karşılayacağım, gerekli yerlere aday edilse de ortalığı kasıp kavurmayan One Night in Miami’yi sığdırdım. Selma misali film ve özgün şarkı adaylıklarını cebe atıp üstüne de ekstradan yardımcı erkek oyuncuyu ekleyecek belli ki. Dokuzuncu ve son sıraya ise Sound of Metal’ı koydum, evet doğru duydunuz. ACE’de gösterdiği beklenen ama yine de şaşırtıcı performans, PGA adaylığı ve Amazon’un ciddi uğraşları sonucunda yer açmanın zamanı geldi diyorum. Bu minik bağımsızın tutku oyları alacağından pek şüphem yok. Yalnız Judas and the Black Messiah’dan gözümü ayırmış değilim. Son haftalarda iyi bir çıkış yakaladılar. ACE ya da ASC’de boy gösterememesi sebebiyle biraz çekinik davranıyorum yalnızca. News of the World de tam Akademi işi durmasına karşın mühim grupların tamamından darbe yedi. Bu sebeple onu biraz daha geriye iteledim.

Alternatifler: Judas and the Black Messiah, News of the World
Çok da uzak olmayan ihtimaller: Borat Subsequent Moviefilm, Da 5 Bloods, The Mauritanian, Soul


YÖNETMEN

1 CHLOÉ ZHAO
Nomadland
(Searchlight)

2 DAVID FINCHER
Mank
(Netflix)

LEE ISAAC CHUNG
Minari
(A24)

EMERALD FENNELL
Promising Young Woman
(Focus)

5 AARON SORKIN
The Trial of the Chicago 7
(Netflix)

Açıkçası 2005 ve 2009’da olduğu gibi DGA (Yönetmenler Birliği) ile Oscar’ın beşte beş aynı adayları çıkaracağını düşünüyorum ben bu sefer. İlle de bir heyecan arayanlar Chloé Zhao, David Fincher ve Lee Isaac Chung’a dokunmadan yalnızca Emerald Fennell ile Aaron Sorkin’e dokunarak maceraya kalkışabilirler. Çünkü evet filmleri çok iddialı olsa da yönetmen branşının pek çok dala göre daha snob olduğunu, Akademi’nin değişim sürecinde en ciddi revizyonu yaşadığını ve tabii birincilik oyları sisteminin dengeleri değiştirdiğini unutmamak gerekiyor. Yalnız sıkıntı şu ki, yerlerine koyulabilecek bir “tutku” adayı yok. Regina King desem, bu grubun oyuncudan dönme Ben Affleck ve Bradley Cooper gibi yönetmenlere nasıl davrandığı ortada. Florian Zeller’ın filmi iddia edildiği kadar güçlü bir seri çıkaramadığı için sezonda ona da pek güvenmiyorum. Keza Spike Lee ve Paul Greengrass gibi erken favorilerin de DGA listesini kıramamışken buraya nasıl girebileceği konusunda en ufak bir fikrim yok. Belki Benh Zeitlin/Lenny Abrahamson damarından Darius Marder sürpriz yapar. Bu olursa da lütfen Emerald Fennell değil, Aaron Sorkin dışarıda kalsın, olur mu? Ben artık şu listede birden fazla kadın görmek istiyorum!

Bu beşliyi kırarsak biz kırarız: Regina King (One Night in Miami), Florian Zeller (The Father), Darius Marder (Sound of Metal)
Ustalara saygı: Spike Lee (Da 5 Bloods), Paul Greengrass (News of the World)


ERKEK OYUNCU

1 CHADWICK BOSEMAN
Ma Rainey’s Black Bottom
(Netflix)

2 ANTHONY HOPKINS
The Father
(Sony Classics)

3 RIZ AHMED
Sound of Metal
(Amazon)

STEVEN YEUN
Minari
(A24)

5 GARY OLDMAN
Mank
(Netflix)

Altın Küre’de eşinin yaptığı konuşma sonrası Chadwick Boseman’ın ölümünün ardından alacağı ilk ve son adaylıkla Oscar’a kavuşacağı kesinleşti artık. Anthony Hopkins kampanyasızlığıyla çoktan bu defteri kapadı. Hatta Boseman olmasa bence heykelciği yine alamaz, bu sefer de Riz Ahmed’e kaptırırdı. Sezonun en aktif kampanya yapan oyuncusu olarak Sound of Metal’ı başladığımız noktadan beri omzunda taşıyor. Steven Yeun için de benzer bir durum geçerli. Hatta Ahmed’in katıldığı her Zoom etkinliğinde Yeun’u görmeniz de mümkün. İkisi de yeni Hollywood’u temsil ediyorlar neticede. Son sıraya Brit mafyasının burada yer vereceği Gary Oldman’ı kondurdum. Yerine Delroy Lindo’yu almak isteyenleri de anlıyorum. Fakat neredeyse her dalda dile getirdiğim gibi, Da 5 Bloods kampanyası ölüm öpücüğünü çoktan aldı ve kapandı gibi hissediyorum. Belki abartılı sürpriz bağlarından BAFTA’nın ağırladığı Tahar Rahim, Altın Küre’de ödüllenen Sacha Baron Cohen ya da gönüllerin efendisi Mads Mikkelsen sürpriz yapar. Ancak üçünün de birincilik oyları dahilinde sıkıntı çekeceğini düşündüğümden bu riske hiç girmiyorum.

Belki: Delroy Lindo (Da 5 Bloods)
Küçük çılgınlıklar: Tahar Rahim (The Mauritanian), Sacha Baron Cohen (Borat Subsequent Moviefilm), Mads Mikkelsen (Another Round)


KADIN OYUNCU

1 CAREY MULLIGAN
Promising Young Woman
(Focus)

2 VIOLA DAVIS
Ma Rainey’s Black Bottom
(Netflix)

3 FRANCES MCDORMAND
Nomadland
(Searchlight)

ANDRA DAY
The United States vs Billie Holiday
(Paramount)

5 VANESSA KIRBY
Pieces of a Woman
(Netflix)

En İyi Kadın Oyuncu dalı sezon boyunca acaba kim girer, kim çıkar, aman ne kadar da zengin bir yıl derken öyle net bir beşliyle hizalandı ki haricinde tahmin yapmak için canınızın kelli felli risk çekiyor olması gerek. Carey Mulligan ile Viola Davis arasındaki Oscar’ı kim alacak mücadelesine kampanyasızlığıyla Frances McDormand ve Altın Küre’de şaşırtan Andra Day ortaklık etmeye çalışacak. Ama işte SAG’de Day’in olmaması, BAFTA’da bu ekipten sadece McDormand ile bir şekilde sezonun bu noktasına kadar sağ kalmayı başarmış Vanessa Kirby’nin yer almasıyla o denklem de son dakikaya kadar çözümsüz kalacak gibi. Neyse, bunları günü geldiğinde konuşuruz. Pete Hammond’ın da ısrar ettiği gibi buraya sızabilecek tek oyuncunun Sophia Loren olduğunu hatırlatayım. Çünkü Kate Winslet de benzer bir mücadele vermesine karşın Loren, kısa belgesel kategorisinde de hakkında bir iş olması, özgün şarkı yarışında The Life Ahead’in yer alması ve Netflix gibi kolay ulaşılabilir bir platformda yer almasının kendisine verdiği yetkiye dayanarak Day’i ya da Kirby’i yerinden edebilir uzak bir ihtimal de olsa.

Bir milyon ışık yılı uzaktan seslenenler: Sophia Loren (The Life Ahead), Kate Winslet (Ammonite)


KURGU

1 THE TRIAL OF THE CHICAGO 7
Alan Baumgarten
(Netflix)

2 NOMADLAND
Chloé Zhao
(Searchlight)

3 SOUND OF METAL
Mikkel E.G. Nielsen
(Amazon)

PROMISING YOUNG WOMAN
Frédéric Thoraval
(Focus)

5 THE FATHER
Yorgos Lamprinos
(Sony Classics)

Yürek yiyip de çıkıyorum bugün karşınıza; çünkü kafam çok karışık sayın seyirciler. The Trial of the Chicago 7 ve gösterişsizliğine rağmen acaba Roma muamelesi görür mü dediğim Nomadland’i ana yarıştaki favori pozisyonlarını da düşünerek zirveye koydum. Ardından sezonu iyi geçiren, film editörlerinin meslek birliğinde de kalabalık yarışa rağmen ilk beşte yer bulmuş Sound of Metal’ı yerleştirdim. Bu üçlünün ardından durumlar biraz karışıyor. Daha doğrusu kurguda gösterişe mi bakacaklar, ki genelde yaptıkları bu, yoksa En İyi Film dalındaki favorileri mi yönelecekler kaygım mevcut. Promising Young Woman ve The Father bunu düşündüğümüzde göze batan kurgularıyla kesinlikle ilk beşe girer diyebiliyoruz. Ancak The Father garip bir şekilde ACE’yi ıskaladı. Kirk Baxter daha evvel Fincher filmleriyle aday edilip iki kez de ipi göğüslediğinden Mank demek mümkün mü? Elbette. Ama bilin bakalım Mank, jürili oylama sistemini kullanmadıkları bir dal olmasına rağmen BAFTA’ya hangi dalda aday edilmedi? Tüm bu kargaşa arasında yükselen grafiğiyle Minari de yarışa ortak olmaya çalışıyor. Bir ara Tenet de vardı hatırlarsanız. Ama öğrendik ki Akademi üyelerine screener yollamamışlar. Yani film berbat olduğu için çok sesimi çıkarmıyorum tabii de bir kadın aday görmek güzel olabilirdi.

Kafamı karıştıranlar: Mank, Minari
Mümkün olmasa da analım: Tenet, News of the World


GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

1 NOMADLAND
Joshua James Richards
(Searchlight)

2 MANK
Erik Messerschmidt
(Netflix)

3 NEWS OF THE WORLD
Dariusz Wolski
(Universal)

THE TRIAL OF THE CHICAGO 7
Phedon Papamichael
(Netflix)

CHERRY
Newton Thomas Sigel
(Apple)

Görüntü Yönetmenleri Birliği (ASC) ile 5/5 aynı bir liste çıkacağını düşünmek delilik gibi durabilir ama son 10 yılda dört defa tekrarlanmış bu zaten. Sinematografileriyle öne çıkan Nomadland, Mank ve News of the World’ün başını çektiği yarışta The Trial of the Chicago 7 herkesin ilk adaylığını almak için verdiği mücadelede branşın tanıdığı bir isim olmanın ekmeğini yiyecek. Bunlara ek olarak filminin Nomadland’in elinden en büyük ödülü kapma durumu da mevcut biliyorsunuz ki. Newton Thomas Sigel anlı şanlı kariyerinin ilk Oscar adaylığını Da 5 Bloods ile alır mı dediğimiz yerde de Cherry devreye girdi bu arada. ASC’nin bıraktığı bomba inanılmaz mantıklı geliyor artık. Bir de aktif bir şekilde kampanya yapıldığını öğrendiğim için iyice kabul ettim bu ihtimali. Sean Bobbitt’in Judas and the Black Messiah ile şaşırtması da söz konusu tabii. Lakin ben 12 Years a Slave ile bile her yere aday edilip Oscar’ı es geçmesinin ardından Bobbitt’in daha Brit endüstrisine ait biri olduğuna, BAFTA adaylığına çok anlam yüklememeye karar verdim. Belki Minari’den bir atak ya da ASC’nin Spotlight Ödülü üçlüsünde göze çarpan Dear Comrades’tan Ida atağı gelirse gelir.

Olur olur bal gibi olmasa da olur: Judas and the Black Messiah, Minari, Dear Comrades!
Çekiyorum, peyniiiiir: Da 5 Bloods, Tenet, I’m Thinking of Ending Things


ULUSLARARASI FİLM

1 ANOTHER ROUND
Danimarka
(Samuel Goldwyn)

2 QUO VADIS, AIDA?
Bosna Hersek
(Super Ltd)

DEAR COMRADES!
Rusya
(Neon)

TWO OF US
Fransa
(Magnolia)

I’M NO LONGER HERE
Meksika
(Netflix)

Tahmin yapmayı hiç sevmediğim ve yanılmalara doyamadığım bir dal bu. Blog tarihinde tam sonuç alabildiğim bir yılın olmadığı nadir kategorilerden biri hatta. İlla ki bir eksikle kapatıyorum seneyi. Ve şimdi 15 aday adayımız olduğu için kafam daha da karışık. Another Round ve Quo Vadis Aida’nın favori pozisyonlarında yer alması haricinde elimde tek bir done yok. Biliyorsunuz ki her iki yapımda BAFTA’da uluslararası film haricinde başka kategorilere sızarak ne denli iddialı olduklarını kanıtladılar. Bunların üstüne ASC’den Spotlight adaylığı alan Dear Comrades, Spotlight ve üstüne Altın Küre adaylığı ekleyen Two of Us, bir de DGA’in ilk yönetmen dalına sızıp Cuaron ile Del Toro desteği gören I’m No Longer Here kondurdum. Ancak La Llorona şahaneliği kötü izleyici notlarına karşın oracıkta bekliyor. Atlantics gibi bir korku filmi olması sebebiyle görmezden gelineceğinden korkuyorum işte. Collective de Honeyland misali burada gün yüzü gören bir belgesel olabilir mi? Elbette. Two of Us’ın da dağıtımcılığını üstlendiği Magnolia oyununu belgesel dalında oynamayı tercih ettiğinden temkinli davranıyorum sadece. Ve bir de seyirciyle bağ kurmakta güçlük çekmeyen, Orta Doğu’dan masallar zincirinin ayakları The Man Who Sold His Skin ile Sun Children var, bizi şaşırtmaları için tostumu yedim bekliyorum, her ikisinin de buraya hiç yakışmayacağını bilmeme rağmen. Ve ve ve ve ve… Night of the Kings’in de adını anmam lazım. Fevkaledinin fevkinde aday adaylarından biri olmasına karşın Neon ile kardeş şirketi Super Ltd’nin yarışta ayrı ayrı birer filmleri olması Night of the Kings’i öncelik sırasında geilere itti zannımca.

Bihter neyi itiraf edecek Firdevs Hanım: La Llorona (Guatemala), Collective (Romanya)
Baba biz şimdi fakir mi oluyoruz: The Man Who Sold His Skin (Tunus), Sun Children (İran), Night of the Kings (Fildişi)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.