Don’t Look Up

Don’t Look Up

Yönetmen & Senaryo: Adam McKay | Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Jennifer Lawrence, Meryl Streep, Cate Blanchett, Rob Morgan, Jonah Hill, Mark Rylance, Tyler Perry, Timothée Chalamet, Ron Perlman, Ariana Grande, Scott Mescudi, Himesh Patel, Melanie Lynskey, Michael Chiklis | 138 dakika | Komedi, Bilimkurgu, Drama

Anchorman, Talladega Nights ve Step Brothers gibi yapımlarla ihtisasını pirüpak komedide tamamlamasının ardından kendini siyasi hiciin kollarına bırakan Adam McKay, 2015 tarihli The Big Short’tan bu yana Oscar radarında devam ediyor üretimine. Dünya ekonomisine etki etmiş yüksek faizli Mortgage krizinden sonra Beyaz Saray’ın bugüne kadar gördüğü en yozlaşmış kişiliklerden Dick Cheney’nin biyografisi için kolları sıvamış ve bu filmle de yine altın heykelciğin yakınından geçmişti. Kariyerinin yeni sayfasında bir üçleme olarak düşünülebilecek seriyi, yine yıldızlarla dolu bir kadroyla ama bu defa kurgusal yanı ağır basan bir hikâyeyle tamamlıyor McKay. Elinizi attığınız her yerde sayısız Oscar adaylığına rastladığınız Don’t Look Up, gezegene çarpacak dev bir göktaşı konusunda bütün dünyayı uyarmaya çalışan iki gökbilimciyi konu ediyor. İnsanlığın karşı karşıya olduğu büyük tehlike karşısında ellerindeki güç ve kaynaklar sadece birilerini uyarmaya yettiğinden bu uğurda mücadele veren iki ana karakter, bir takım absürt ama tanıdık olaylar zincirininde ortasında buluyor kendilerini. Daha büyük mevkilere ulaşılıp sahip oldukları bilgi politika oyunun bir malzemesine dönüşünce, insanlık tarihinin bugün geldiği noktada medya aracılığıyla ederi ve kuralları değişmiş bir düzeneğin ipliğini pazara çıkarıyor. Tek büyük mesajı da şu: İnsan evladı olarak ne yaparsak yapalım, biz bitmişiz. Göktaşı çarpsın ya da çarpmasın, kendimizi toparlayacak erdemlerin hiçbirine sahip değiliz artık.

Adam McKay, The Big Short ile Vice’tan farklı olarak tamamen hayal ürünü bir yakın geleceği mevzu edinirken sırtını koltuğa iyice yaslayıp en iyi bildiğini yapıyor ve sadece seyircisini güldürmeye odaklanıyor bu sefer. Don’t Look Up dev bir hiciv, müthiş bir Amerikan siyaseti parodisi ve haber kuruluşlarının hem televizyon hem de dijitalden kitlelere gerçekten saptırılmış, taraflı aktarımla zehir saçtığının bir başka kanıtı elbette. Fakat bunun da ötesinde tıkır tıkır işleyen bir komedi egzersizi. Leonardo DiCaprio’dan Meryl Streep’e, Mark Rylance’tan Cate Blanchett’e, mizah temelli oyunlarının en mübalağalı formunu kullanma fırsatına erişen oyuncularıyla birlikte McKay, iki saat boyunca muhatabının kahkahasını sağmaktan başka hiçbir şey hedeflemiyor. Belki kendi kendimize üçlemenin sonu olarak ilan ettiğimiz, filmografisinin nihai halkasında geriye döneceğinin de sinyallerini veriyordur yönetmen, kim bilir. O kendini çok ciddiye alan ve esprilerle donatılmasına karşın didaktikliğinden taviz vermeyen son dönem sinemasına sırtını dönmüş de Will Ferrell, John C. Reilly, Paul Rudd ve benzerleriyle oturduğu masaya tekrar oturmuş gibi.

Filmin uluslararası alanda karşılaştığı negatif tepkiler bu yazının konusu olmasa da, genel olarak bu veryansını McKay’in son dönemdeki metotlarından vazgeçmesine bağladığımı belirtmek istiyorum açıkçası. Çünkü “çok zeki ve incelikli” bir film üretme motivasyonunu askıya almış, elindeki imkânlarla ölçeği olabildiğince büyük, “dünyanın sonu” komedisi çıkarmak isteyen bir anlatıcı var karşımızda. Bunu en çok da film bitip kapanış jeneriğinin ilk parçası oynadıktan sonra sahnelediği alternatif gelecekte belli ediyor. Don’t Look Up, yüzde yüz gerçeklik payı taşıyan, topluma dair bir taşlama olmadığına dair bayrağı açıyor hatta. Dolayısıyla, eğer çok geç kalmadıysam, Netflix bünyesinde filmin karşısına oturacaklara yarınları düşünmeden sadece gülmek için orada olduklarını hatırlatayım. Leo’nun anksiyete ataklarına, Jennifer Lawrence’ın generalle alakalı takıntısına, Meryl’ın mutlak sonuna, gerçeği reddeden kara cehaletin varlığına, dünyaya iyi davranmak gibi bir niyetin hiç olmadığına, bizi köleleştirmiş ekranlara asla baş kaldıramayacağımıza, dünyanın sonunda bile ezmeye ezilmeye alan tanındığına gülerek finali etmekte yarar var. Yoksa ne bu filmin, ne de hayatın tadı çıkar.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.