Yönetmen
Yardımcı Erkek OyuncuYardımcı Kadın OyuncuÖzgün & Uyarlama Senaryo
Teknik KategorilerUluslararası FilmAnimasyonBelgesel

Christopher Nolan, bu ödülü kısa bir sürede tekrardan alabilecek nadir yönetmenlerden biri. The Odyssey de yılın yenilmezi olarak zaferini erkenden garantiledi. Çok beklediği Oscar’la bir kez daha buluşacak.

Cannes’dan buraya momentumunu koruyan ve hatta üstüne katlayarak koyan yegâne film La bola negra. Yönetmenleri Javierler de gittikleri her yerde coşkuyla karşılanıyor. Filmdeki gösterişli çalışmaları Nolan’ı zorlayabilir.

Esasında Martin McDonagh’ın kısa film dalında aldığı bir Oscar’ı mevcut. Ama Banshees ve Three Billboards’la hakkının yendiğini düşünen, bu Oscar’dan bihaber olanların sayısı da bir hayli fazla.

Bir belgeselin En İyi Film dalında aday edilme ihtimali yeteri kadar büyük bir delilik değilmiş gibi bir de yönetmen kategorisinde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Keşke ödüle uzandığını da görebilsek.

Yarıştaki önemli filmleri izledikçe Olivia Wilde için umutlanmaya başladım. Sanki bir önceki filminin gördüğü muamele de buradaki anlatısını güçlendirecek gibi geliyor. Senaryosunu kendi yazmaması büyük handikap tabii.

Artificial’ın En İyi Film adayı olma ihtimali Luca Guadagnino’nun yollarını da açıyor elbette. Kısa bir sürede çok fazla dost edindiği için şaşırtması mümkün. Tabii bu ihtimal için çok uzun bir yol kat etmemiz gerekecek.

Mike Leigh’nin Tender Loving Care için “son filmim” demesi önemli bir kampanya aracı, orası kesin. Film de son haftalarda iyice yükselişe geçti. Bleecker Street gaz pedalından ayağını çekmiyor. Her şey mümkün!

Bu tip yapımlar En İyi Film dalında ağırlansa da kolay kolay yönetmen kategorisine dahil edilmiyor. DGA beşlisi daha mümkün. Bir de Akademi son yıllarda kendi senaryosunu yazmayan yönetmenleri aday etmemeye başladı.

Ne olursa olsun, Mungiu’nun Altın Palmiye aldığı unutulmamalı. Sırf bunun için bile izleyecek AMPAS üyeleri. Kampanya sürecinde de uzun uzun konuşarak filminin niyetini anlatmaktan hiç yılmıyor sağolsun.

All of a Sudden’ı izledikten sonra ortalama bir Akademi üyesinin filmi beğeneceğine dair şüpheye düştüm. Drive My Car’ın yarısı kadar bile seyirci canlısı değil. Hayranlarının gazına geldiğimizi düşünüyorum.

Denis Villeneuve hayranları dışında kimsenin umudu yok. İlk iki film de bu dalda görmezden gelinmişti. Villeneuve bu kalabalıkta ve auteur’lerin karşısında dışarıda kalmaya mahkum gibi duruyor.

Eleştirmenlerin tam desteğini alan Possible Love, belki Netflix’in elinde La bola negra olmasa daha şanslı olurdu. Bence konusu itibarıyla da proletaryadan nefret eden Hollywood’un bileşenlerine hitap etmeyebilir.

Focus’un bu kampanyaya kilitlendiği ve Akademi üyeleriyle yapılan gösterimlerde ekibin çok güzel reaksiyonlar aldığı söyleniyor. Ama bu kadar snob bir branş, böylesine genç bir yönetmeni aday eder mi sizce?

A24’ün dolu dolu seçkisinde kaybolacak gibi duruyor The Debut açıkçası. Tek şansları Julianne Moore’un Oscar alacak olması. Bir de bu dalda aktörlükten dönme yönetmenlere de genel olarak bir alerjileri var.

Club Kid’i La bola negra ile aynı cümlede anmaya burada da devam edeceğim. Çünkü iki film de benzer reaksiyonlar alıyor. Ama A24, Firstman’i buraya aday ettirmekte zorlanabilir. DGA’in “ilk film” dalında görürüz anca.
Metin C
26 Ağustos 2026 at 21:21
Umarım C. Nolan alır Oscarı. Kendisini pek sevmezdim ama çok zeki bir adam. Takdir etmemek elde değil. Film çok iyi değil ama seksenlerde yaşı tutsa gidip Thatcher’a oy vercek sağcı adamın (kim bilir belki de sırf En İyi Film adayı olmak için konulan DEI kriterlerine uymak için) filmdeki kargaşa çıkaran, huzur ve olağan akışı bozan tiplemeler olarak yorumladığı karakterleri 10 dakikayı aşmayan sahne süreleri ile siyahi oyunculara oynatmasıyla filmi savunmak Woke tayfaya düştü. Deli gibi savunuyorlar, mesaja bakmadan. Adamın bugüne kadar her filmde status quo iyidir, yüce devlet ne güzel vs alt metnilerini işlemesi falan bile şüpheye düşürmedi kimseyi.
Nejdet
13 Ekim 2026 at 06:19
“DIE hire” olarak eleştirilen hiçbir karakter filmde kargaşa çıkaran, huzur ve olağan akışı bozan karakterler değil. Aksine, son derece ruhsuz olabilecek bir filme ruh katan karakterler. Özellikle Zendaya ve Elliot Page’in karakterleri filmin en akılda kalıcı sahnelerinin baş kahramanları.
Nejdet
22 Ekim 2026 at 05:34
#OscarTooWhite yine maalesef. YCSE ile devrim yapacakları (umarım ) için bu seferlik akademiyi affedebiliriz yine de.