Takip et

Haberler

DGA’de Tom Hooper zaferi

tarihinde yayınlandı.

Tom Hooper

The King’s Speech ‘in En İyi Ses Miksajı adaylığı hiçbir şey ifade etmiyor!”, “PGA Ödülü almış olabilir ama bu Oscar’ı alacak anlamına gelmiyor.” diyen çok bilmiş sevgili Oscar tahmincisi arkadaşlarım sizlere yeni bir kapak göndermek istiyorum. Saygılarımla, buyursunlar: DGA’i Tom Hooper (The King’s Speech) aldı!

Birşeyleri çok bildiğimi iddia etmekten nefret ediyorum ama son birkaç haftada The Social Network‘ün düşüşünü bariz bir şekilde görüyoruz. Ancak sanki film bugüne kadar çekilmiş en iyi Fincher filmiymiş gibi gerek bana karşı gerek başka yerlerde filmi savunanlar açıkçası beni deli ediyordu. Hem PGA, hem de Oscar adayları bariz bir şekilde birşeyleri kanıtlamıştı zaten, ki nedense kabullenmek istemediler. Ama artık Tom Hooper da Yönetmenler Birliği tarafından En İyi Yönetmen seçildiğine göre filmi durduracak herhangi birşey göremiyorum ben. Eğer bu gece SAG’de de En İyi Toplu Performans ödülünü alırsa Oscar kesinlikle The King’s Speech ‘in olacak diyebiliriz. Tom Hooper hak etti mi? Tartışılır. David Fincher gibi iyi bir yönetmen The Social Network‘le ödüllendirilseydi sevinir miydim? Yine tartışılır… Ama artık olan oldu. DGA bir kez daha yarışın hangi yönde geliştiğini gözler önüne serdi. DGA Ödülleri’ndeki tüm kazananlar ise şu şekilde:

Film: Tom Hooper, The King’s Speech
Mini Dizi ya da TV Filmi: Mick Jackson, Temple Grandin
Belgesel: Charles Ferguson, Inside Job
Dizi (Drama): Martin Scorsese, Boardwalk Empire
Dizi (Komedi): Michael Spiller, Modern Family
Müzikal-Variety: Glenn Weiss, 64. Geleneksel Tony Ödülleri
Reality: Eytan Keller, The Next Iron Chef
Günlük Dizi: Larry Carpenter, One Life to Live
Reklam: Stacy Wall (Rise, Nike – Really?, Microsoft – Slim Chin & D Rose, Adidas ve Handshake, Nike)
Çocuk Programı: Eric Bross, The Boy Who Cried Werewolf

Devamını oku
5 Comments

5 Comments

  1. yepp

    30 Ocak 2011 at 22:49

    bence social network un sürekli savunulması kadar deli edici birşey varsa o da bu filmi yerin dibine batırılması.david finchermış,fight clubmuş anlamam social network kesinlikle kötü bir film değil,bu yılın kafadan en iyi filmlerinden black swan ve king speechi sinemaya gelmelerini beklediğimden henüz izlemedim ama social network kesinlikle inceptiondan iyi film

    • umurtas

      30 Ocak 2011 at 22:51

      Ben David Fincher’a hayranım! The Social Network de iyi bir film kesinlikle. Yakın zamanda açıklayacağım Oscar Boy Ödülleri’nin adaylarında da göreceksiniz bunu. Yine de hep tekrarladığım gibi: “İyi ama en iyi değil.”

      Inception’dan daha iyi olmasına ise katılamıyorum pek, tabi fikrinize de saygı duyuyorum. Çünkü Inception’ı sevmeyen çok insan var. Hatta en başta Akademi.

  2. yepp

    31 Ocak 2011 at 00:04

    tabiiki bu film fincherin en iyi filmi değil ama bu social networkun bu senenin en iyi filmi olabilmesine engel değil,kaldı ki en iyi demiyorum bütün filmleri izlemedim henüz ama bence kesinlikle en iyi filmlerden biri
    yani yönetmen çok iyi film yapar o sene yarış fazladır,diğer adaylar çok güçlüdür kazanamaz,başka yıl daha sade (kötü demek istemedim bence kötü değil) bir filmle aradan sıyrılabilir.haketmed,ği düşünebilinir ama ben bu fight clubı çekmiş olsam şu filmler ödül alsam hakarete uğramış hissederim yorumlarını çok komik buluyorum
    inceptionu sevdim ama hastası olmadım,evet çok yaratıcı bir konusu var bu en iyi olduğu anlamına gelmiyor,herkes diyor ki düşünsene adam nasıl bir film yapmış,ne örgü var rüya içinde rüya,bir yanda da facebook filmi nasıl o toplar tüm ödülleri de bu mantıkla gerçek hayatta olmuş,sıradan bir konuyu anlatan filmlerin oscar alamaması gerekiyor öyleyse.
    golden globeda ne iyi senaryoyu social network alınca ortalık yıkıldı,inception gibi bir filmin yanında nasıl o ödülü alabilir diye.inceptionun alması gerektiği düşünülebilir ama bunun savunması filmin ne kadar yaratıcı bir konuya sahip olduğuyla yapılınca inanamıyorum ben,bazı insanların öyküyle senaryo arasındaki farkı anlayabilmiş olduğunu bile emin değilim

    • umurtas

      31 Ocak 2011 at 00:10

      Bir itirafta bulunayım o zaman, ben Fight Club’ı hiç sevmemiştim! Bence Fight Club aşırı şişirilmiş ve izleyicinin çoğu (hepsi demiyorum) filmi anlayamadığı için filmi seviyor. Inception’da da aynı durum var biraz ama ben gerçekten Inception’ı çok sevdim. 127 Hours, Black Swan ve Inception benim bu seneki favorilerim. Üçü arasından bir seçim yapmakta gerçekten zorlanıyorum. Ve tabi Shutter Island da var. The Social Network ise diyalogları kuvvetli ama kesinlikle Fincher’a ait olduğuna inanmakta zorluk çektiğim, kendi çizgisinin dışında bir film. Bu kötü olduğu anlamına mı geliyor? Asla! Tekrarlıyorum, bu yılın en iyi 10’u arasında. Ama tüm eleştirmen ödüllerini silip süpürecek kadar da iyi değil kabul edelim bunu. Altın Küre… Orası koca bir saçmalık. Avatar’ı En İyi Film seçen bir topluluk The Social Network’ü ödüllendiriyor. Bu bariz bir şekilde epic fail! Sadece televizyonda yayınlandığı için izliyoruz. O yüzden saygı duymuyorum. Senaryo ödülünün TSN’e gitmesi mantıklı bir seçim bana göre. Inception’a da sırf Christopher Nolan için ödül gitse mutlu olmam mı peki? Fazlasıyla olurum!

  3. yepp

    31 Ocak 2011 at 00:32

    fight club bir daha benzeri gelmeyecek bir film,türünün en iyilerinden biri belki de ama hala birilerinin oscar gibi bir ödül töreninde david fincherın bu filmle en iyi yönetmen ödülünü almasını beklemesine hayret ediyorum.aynı şey christopher nolan dark knight için geçerli,yani ne kadar iyi olursa olsun akedemiden bir batman filmine oscar vermesini bekliyorlar ne zaman görülmüş bu.bence bu iki film de büyük bir çoğunluğun ağzına sakız olmuş durumda.prestij en az kara şövalye kadar iyi filmdir benim gözümde ama kimse prestij oscar alamadı diye bu kadar yaygara koparmadı o zaman
    golden globe u çözemedim,nadiren de olsa iyi kararlar çıktığı oluyor ama bence goden globedaki en büyük saçmalık ki bazen mantıklı olabiliyor bu drama kategorisiyle komedi/müzikal kategorisinin ayrı olması.bazen yerinde oluyor aynı tarzda olmayan iki başarılı filmde ödüllendirilmiş oluyor bazen de sırf adaylık dolsun diye tourist gibi bir film içinde komedi veya müzikal öğe barındırmamasına rağmen adaylık alıyor.geçen sene avatar byük saçmalıktı ama avatar almasaydı hurt locker alacaktı yani güler misin ağlar mısın durumu,ben geçen sene çok iyi film çıkmadığını düşünenlerdenim,hala sevmeme rağmen up in the airin o kadar adaylık almasına mana veremiyorum mesela
    ödüller açısından pek ciddiyeti olmasa da yine de ben golden globe izlemeyi daha çok seviyorum orası kesin,hem daha samimi bir ortam oluyor hem de sinemanın yanından tv yıldızlarını da görmüş oluyoruz,onun dışında ödüller saçmasapan bir karmaşa oluyor,yine de herşeye rağmen atonementa ödül verdikleri için ufak olsa takdir ediyorum goldenı:)

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin