Takip et

Oscar 2027

99. Akademi Ödülleri / Oscar 2027 Tahminleri

tarihinde yayınlandı.

Bu gelenekten haberi olmayanlar için hemen açıklamamı yapayım: Hayır, delirmedim. Her sene törenden en fazla bir hafta sonra bir sonraki sezonun yarışçılarına göz attığım bir derleme çıkarıyorum. Bir yıl öncesinden manzaraya şöyle bir bakıp nelerin aday olabileceğine, altın heykelcikler için kimlerin şansını deneyebileceğine dair dağıtımcılar, vizyon tarihleri, projeye dahil olan isimlerden oluşan geniş bir varsayım listesi bu. Kimi zaman doğrusu bol, kimi zaman büyük bir favoriyi ıskaladığım, kimi zamansa henüz bu tarihlerde çekimleri tamamlanmadığı ya da küçük profilli yabancı bir film olduğu için aday olma ihtimali taşıyan yapımı ıskaladığım yazılar bunlar. O yüzden aşırı da ciddiye almadan, 2027’de gerçekleşecek törene Mart 2026’dan bakmaya çalıştığımı hatırlayarak okumanızı rica edeceğim. Letterboxd listeniz hazır, tahmin sayfaları da Cannes öncesi ilk formuyla sizleri bekler. Çayını kahvesini kapan, buraya koşsun!

A’DAN Z’YE EN İDDİALILAR

Behemoth! (Searchlight)
Yönetmen & Senaryo: Tony Gilroy | Oyuncular: Pedro Pascal, Eva Victor, Olivia Wilde, Matthew Lillard, Will Arnett, Alexa Swinton, Margarita Levieva, Barry Levingston

Sezonun büyük sürprizlere gebe filmlerinden birisi Behemoth ile açalım derlemeyi. Tony Gilroy, Michael Clayton‘dan beri Oscar’da pek varlık gösteremedi. Ama Andor’la birlikte televizyon kanadında öyle güzel iki yıl geçirdi ki bu momentum sinemaya da yansıyabilir gibi duruyor. Başrolünde Pedro Pascal’ın yer aldığı yeni filmi, müzisyen bir aileden gelen ve Los Angeles’a dönen bir müzisyenin hikâyesini anlatıyor. Film müziklerine ve bu müzikleri yapan insanlara yazılmış bir aşk mektubu olmakta söylenmekte. Akademi’nin de kendi endüstrileriyle alakalı yapımlara aşırı büyük bir ego şovu değilse şayet, ne kadar ilgi gösterdiği malum.

Bilhassa özgün müzik kategorisinde James Newton Howard ve Alan Silvestri’nin rahat bir galibiyete uzanacağını düşündürüyor Behemoth şimdiden. Searchlight da çok zayıf bir yıl geçirmesinin ardından harcamadığı paraları kampanyaya yatırarak erkenden yerini netleştirecektir eminim ki. Tek tereddütüm tüm kariyerini şahane gerilim filmleri yapmaya ayıran ve bu konuda kimsenin eline su dökemediği Tony Gilroy’un ilk kez dramatik ağırlığı büyük bir filmle kamera arkasına geçecek olması. Ancak öyle de iyi bir oyuncu rejisi var ki, film batsa bile Pedro Pascal’a kariyerinin ilk Oscar adaylığını getirebilir diye düşünüyorum.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Pedro Pascal), özgün senaryo, kasting, kurgu, özgün müzik, özgün şarkı, ses


Digger

Digger (Warner Bros.)
Yönetmen: Alejandro G. Iñárritu | Senaryo: Alejandro G. Iñárritu, Alexander Dinelaris, Nicolás Giacobone, Sabina Berman | Oyuncular: Tom Cruise, Jesse Plemons, Sandra Hüller, Riz Ahmed, Sophie Wilde, Emma D’Arcy, Robert John Burke, Burn Gorman, Michael Stuhlbarg, John Goodman

Aslında Bardo rezaletinden sonra bir Alejandro G. Iñárritu filmine inanmak hata sayılır ama Tom Cruise daha şimdiden gittiği her yerde filmin reklamını yapıyor. Hatta bu yıl Akademi tarafından verilen Onur Ödülü gecesinde bile heykelciği kendisine Iñárritu takdim etti. İlk test gösterimlerinde epik ve tutkulu olduğuna dair yorumlar alan Digger, Hollywood’un Scientologist göz bebeği Tom Cruise’a ilk Oscar’ını getirebilir kısacası. Ünlü aktörün ağır bir makyaj altında can verdiği Digger Rockwell isimli karakter, “dünyanın en güçlü adamı” olarak serbest bıraktığı felaket her şeyi yok etmeden önce insanlığın kurtarıcısı olduğunu kanıtlamak için mücadele verecek filmde. Şimdiden her türlü deliliğe hazır olun!

Birdman, The Revenant ve Babel sayesinde AMPAS ile iyi bir ilişki kuran Iñárritu’nun bugüne kadar kalkıştığı en gösterişli iş olduğu söyleniyor Digger için. Tahminler Venedik’te prömiyer yapacağı yönünde; çünkü Ekim ayında hızlıca gösterime sokmayı planlıyor filmi Warner Bros. Bu ekim ayı da stüdyoya One Battle After Another ile ne kadar uğurlu geldi biliyorsunuz. Yalnız bu defa çiçekleri teslim edilmesi gereken bir yönetmen anlatısı olmadığı için tamamen Tom Cruise’un üstüne oynamaları gerekecek. O da istekli olduğunu kanıtlarsa Magnolia ile alamadığı Oscar’ı alır çıkar herhalde Dolby Tiyatrosu’ndan. Bu arada filmde John Goodman’ın da döktürdüğü söyleniyor. Buradan bir kariyer anlatısı sağılırsa şaşırmayın.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Tom Cruise), yardımcı erkek oyuncu (Jesse Plemons ve John Goodman), yardımcı kadın oyuncu (Sandra Hüller), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses


The Entertainment System Is Down (A24)
Yönetmen & Senaryo: Ruben Östlund | Oyuncular: Keanu Reeves, Kirsten Dunst, Daniel Brühl, Samantha Morton, Nicholas Braun, Julie Delpy, Tobias Menzies, Vincent Lindon, Connor Swindells

The Square ile uluslararası film dalında yarışan, Triangle of Sadness ile ise Altın Palmiye ertesi Oscar’ın En İyi Film kategorisine aday edilme serisinin startını veren Ruben Östlund, sahalara geri dönüyor. Aldous Huxley’nin Brave New World isimli distopik romanından esinlenerek kaleme aldığı yapımda uzun bir uçuş sırasında uçağın eğlence sistemleri bozulunca can sıkıntısından birbirine saran yolcuları anlatacak. Film için artık kullanılmayan bir Boeing 747 bile satın almış İsveçli yönetmen. Kadrosunun ne kadar göz doldurduğunu da söylememe gerek yok.

Bu defa Cannes değil direkt Venedik’i hedeflediği söylenen Östlund, üst sınıfı eleştiriyormuş gibi yaptığı filmlerine bir yenisini ekleyip direkt karşısına aldığı kalabalık tarafından el üstünde tutulmaya devam edecek belli ki. Ve yine kendi komedi stilini konuşturabileceği bir işe girişmiş gibi duruyor. Tabii ki de tek isteğim Kirsten Dunst’ın artık hak ettiği Oscar ödülüne kavuşması. Buradaki rol yeteri kadar etli mi ya da ödülü almasını gerektirecek anlatı oluşur mu bilemesek de ümidi kesmiyoruz. Kadrodan hiç beklemediğimiz isimlere de fırsatlar doğabilir. A24’un erkenden büyük rakamlar ödeyerek filmin dağıtım haklarını alması mühim bir detay.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Kirsten Dunst), yardımcı erkek oyuncu (Daniel Brühl), yardımcı kadın oyuncu (Samantha Morton), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, ses


Fjord

Fjord (Neon)
Yönetmen & Senaryo: Cristian Mungiu | Oyuncular: Sebastian Stan, Renate Reinsve

Geçtiğimiz sene Cannes’da iyi eleştiriler toplayan her filmi satın alan ve karşılığında da çok iyi kampanyalar yaparak Oscar’a aday ettiren Neon’un elinde olduğunu bildiğimiz en büyük iş Fjord şimdilik. Muhtemelen bu sene de festivalde büyük yatırımlar yaparlar ama. Rumen yönetmen Cristian Mungiu’nun 4 yıl sonra sinemaya dönüşünü müjdeleyen Fjord, Romanyalı bir baba ve Norveçli bir annenin oluşturduğu Gheorghiu ailesini merkezine alacak. Annenin doğum yeri olan Norveç’teki bir köye taşınmalarının ardından köy halkının Gheorghiu ailesinin çocuklarıyla olan etkileşiminden rahatsız olduğu için hayatları bir anda tüm ahalinin gündemine oturacak.

Sebastian Stan’i ana dilinde izleme imkanı yakalayacağımız, The Apprentice ile aldığı Oscar adaylığının devamını getirebilecek bir işe benziyor bu. Renate Reinsve için de ne kadar heyecanlı olduğumuzu söylememe gerek yoktur herhalde. Sentimental Value‘daki müthiş performansı yarışın çetin olduğu bir yıla denk geldiği için geri planda kaldı. Ama 2026 sinema yılı bu gidişatı bütünüyle değiştirebilir tabii ki. Bu arada Fjord‘un Cannes’da prömiyer yapacağı da kesinleştirildi. Daha önce Altın Palmiye (4 Months, 3 Weeks and 2 Days), En İyi Senaryo (Beyond the Hills) ve En İyi Yönetmen (Graduation) ödüllerini aldığı için festivalde, bu sefer oyuncularına şans getirebilir Mungiu.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Sebastian Stan), kadın oyuncu (Renate Reinsve), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, uluslararası film


Jack of Spades (Henüz dağıtımcısı yok.)
Yönetmen & Senaryo: Joel Coen | Oyuncular: Josh O’Connor, Frances McDormand, Lesley Manville, Damian Lewis

1800’lerin İskoçya’sında geçen bir Amerikan gotiği. Hem de Joel Coen’in ellerinden… Koşun, elinizdeki bütün altın heykelcikleri uzatın bakayım buraya! Geçtiğimiz yıl Cannes’da duyurulan ve sene sonunda da çekimleri tamamlanan Jack of Spades, Joel Coen’in kardeşi Ethan olmadan çektiği ikinci uzun metrajlı film. The Tragedy of Macbeth de hatırlarsanız ödül çevrelerinde epey heyecan yaratıp 3 dalda Oscar’a aday olmuştu. Ama bu defa daha da büyük bir başarı yakalaması mümkün, çünkü tamamen setlerine ve yarattığı atmosfere sırtını dayayan bir filmle geliyor. Akademi’nin de Frankenstein‘dan Nosferatu‘yu bu tip yapımlara ne kadar ılımlı yaklaştığı malum. Hele ki sevdikleri bir yönetmenin ellerinden çıkmaysa…

Sektörün artık ismini ezberlediği ama hakkını vereceği fırsatı bir türlü yakalayamadığı Josh O’Connor için bulunmaz bir fırsat Jack of Spades. Coenler’in bugüne kadar çalıştığı her oyuncuyu yükseltmesine güvenip heyecanlanmaya başlayabiliriz bence. Onunla birlikte Joel Coen’in 4 Oscar ödüllü eşi Frances McDormand, Homeland‘den beri hasret kaldığımız Damian Lewis ve kariyerindeki her performansı için ayrı ayrı Oscar alması gereken Lesley Manville de var kadroda. Detaylarını öğrenince iyice içine düşeceğiz bence. Çok yakında dağıtımcısıyla ilgili bir haber de gelir elbet.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Josh O’Connor), kadın oyuncu (Frances McDormand), yardımcı erkek oyuncu (Damian Lewis), yardımcı kadın oyuncu (Lesley Manville), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses


The Odyssey

The Odyssey (Universal)
Yönetmen: Christopher Nolan | Senaryo: Christopher Nolan (uyarlama), Homer (destan) | Oyuncular: Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Zendaya, Charlize Theron, Jon Bernthal, Benny Safdie, John Leguizamo, Himesh Patel, Will Yun Lee, Mia Goth

Eğer bir taşın altında yaşamıyorsanız, Britanyalı ana akım prensi Christopher Nolan’ın kimsenin elini sürmeye cesaret edemediği antik Yunan destanı Odysseia‘yı uyarladığından haberdarsınızdır. Sosyal medyanın kadrolu filmbrolarının sabah akşam fragmanlardaki tutarsızlıkları eleştirdiği yapım, tıpkı Oppenheimer gibi bir sinema olayı olacak besbelli. Bilmeyenler için direkt alıntı yaparak Homeros’un eserinin neyi anlattığını özetleyecek olursak: İthakalı kralı Odysseus’un Truva Savaşı’ndan sonra uzun ve tehlikeli eve dönüş yolculuğunu, mitolojik varlıklarla karşılaşmalarını ve karısı Penelope ile yeniden bir araya gelme çabasını konu alıyor The Odyssey.

Matt Damon’ı Odysseus, Tom Holland’ı oğlu Telemakhos, Anne Hathaway’i ise Penelope rolünde izleyeceğimiz filmin kadrosu parıl parıl parlasa da bu defa oyuncularına adaylıktan ötesini getirebilecek mi bilmiyorum Nolan. Esas iddiası teknik kategorilerde. Ancak Oscar’ın özlediğimiz türden epiklerini hatırlatarak Lawrence of Arabia, Ben-Hur ve All Quiet on the Western Front‘un izinden giderse olacakları kestiremiyorum. Ben şimdiden mesai arkadaşları Ludwig Göransson (müzik), Jennifer Lame (kurgu) ve Hoyte van Hoytema’nın (görüntü yönetimi) hânesine birer Oscar zaferi daha yazma taraftarıyım.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Matt Damon), yardımcı kadın oyuncu (Anne Hathaway), uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt


Narnia: The Magician’s Nephew (Netflix)
Yönetmen: Greta Gerwig | Senaryo: Greta Gerwig (uyarlama), C.S. Lewis (roman) | Oyuncular: Emma Mackey, Carey Mulligan, David McKenna, Beatrice Campbell, Tom Bonington, Denise Gough, Ava Jager, Daniel Craig, Susan Wokoma, Gerard Monaco, James Murray

Barbie‘nin ardından ne yapacak diye merakla beklediğimiz Greta Gerwig, Netflix’le aynı masaya oturup Narnia gibi bir seriyi devralmayı tercih etti. Önümüzdeki yılın En İyi Film yarışındaki önemli gişe yapımlarından biri olması sebebiyle bana da derlemenin en üst sıralarında yer ayırmak kaldı hanımefendiye. C.S. Lewis’in serisindeki altıncı kitap Büyücünün Yeğeni’nden uyarladığı bu dördüncü Narnia filmi de önceki filmlerden gelen bütünsel kimliği koruyacakmış ayrıca. Malum, kitap da biraz bu dünyanın köklerini anlatmakta. Narnia’dan öncesine, Aslan’ın dünyayı nasıl yarattığını ve ilk kötülüğün nasıl oluştuğunu öğreneceğiz, Cadı ve Dolap’ın geçmişine ineceğiz.

Emma Mackey ve Carey Mulligan’la el sıkışan Gerwig’in her daim oyuncularına şans getirdiği kesin olsa da Narnia serisi buna izin verecek bir yapıya sahip değil. Bir dezavantaj da böyle sinemaya yakışacak görsellikteki bir işin Netflix’te gösterilecek olması. Ama tüm dünyaya 25 Aralık’ta izletmeden evvel Kasım sonunda vizyona sokmayı planlıyorlar filmi ABD’de. Frankenstein da benzer bir yolu izleyerek dağları devirdiği için her şey mümkün sanıyorum ki. Bir küçük detay daha: Meryl Streep’in Aslan’ı seslendireceğine dair dedikodular dönüyor. Sayın Akademi, artık bir seslendirme kategorisi açmanın zamanı da gelmedi mi?

İhtimaller: Film, yönetmen, uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt


Project Hail Mary

Project Hail Mary (Amazon MGM)
Yönetmen: Phil Lord & Christopher Miller | Senaryo: Drew Goddard (uyarlama), Andy Weir (roman) | Oyuncular: Ryan Gosling, Sandra Hüller, Lionel Boyce, Ken Leung, Milana Vayntrub, Liz Kingsman, Orion Lee, Aaron Neil, James Ortiz, Priya Kansara

Ben bu yazıyı yayınladıktan 2 gün sonra Kurtuluş Projesi ismiyle gösterime girecek Project Hail Mary, uzunca bir süredir kulislerde konuşulan filmlerden biriydi. İlk eleştiriler de geldi ve dedikodular doğru çıktı. The Martian ve Artemis‘le de tanınan Andy Weir’ın ödüllü romanından uyarlanmış yapım tür sinemasının mesaisi bol isimleri Phil Lord ve Christopher Miller tarafından yönetildi. Senaryoyu ise yine kalemine güvendiğimiz bir isim, Drew Goddard adapte etti. Kitap ve film, kim olduğunu ve görevini hatırlamadan bir uzay gemisinde uyanan bir astronotu konu alıyor. Dünyayı felaketten kurtarmak için bu göreve gönderilen astronotun, mürettabatta hayatta kalan tek üye olduğunu fark edince, varını yoğunu ortaya koyması gerekiyor.

Ryan Gosling’e yeni bir Oscar adaylığı getirmesine kesin gözüyle bakılan yapım, yılın ilk yarısında vizyon görüp aylarca ödül sohbetlerinden kopmayan filmler kervanına katılacak besbelli. Sandra Hüller’in de kilit sahnesinin üstesinden çok iyi geldiği söyleniyor. Lego filmleri sayesinde Hollywood’da önemli bir hayran kitlesi edinen Phil Lord ve Christopher Miller ikilisine ilgi göstermek için bu fırsatı iyi kullanabilir gibi duruyor endüstri. Zaten teknik kategorilerde ezbere adaylıklar alacağı da kesin gibi. Hadi bakalım çarpışsınlar The Odyssey ile. Tek handikap Amazon MGM’in elinde olması. Ama onların desteğine çok ihtiyaç duymadan da tek başına bu yolu yürüyebilecekmiş gibi duruyor Project Hail Mary.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Ryan Gosling), yardımcı kadın oyuncu (Sandra Hüller), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, ses, görsel efekt


The Social Reckoning (Sony)
Yönetmen: Aaron Sorkin | Senaryo: Aaron Sorkin (uyarlama), Jeff Horwitz (podcast) | Oyuncular: Mikey Madison, Jeremy Strong, Jeremy Allen White, Bill Burr, Wunmi Mosaku, Billy Magnussen, Betty Gilpin, Gbenga Akinnagbe

David Fincher, bu yıl bir Quentin Tarantino senaryosuyla sahalara dönerken, Aaron Sorkin ise Fincher’ın yönettiği The Social Network senaryosunun devamı niteliğindeki filmin yönetmen koltuğunda karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Trump’ın seçilmesine hile karıştığını düşündürten 2021’deki Facebook sızıntısını konu alacak bu yeni hikâyede çağımızın şeytanı Mark Zuckerberg’i Jeremy Strong canlandıracak. Kamu yararına her şeyi açığa çıkaran eski Facebook çalışanı Frances Haugen olarak Oscar ödüllü Mikey Madison’ı, Wall Street Journal’da konuyu haber yapan gazeteci Jeff Horwitz olarak da Jeremy Allen White’ı izleyeceğiz.

Her meseleyi yürüyerek ve konuşarak çözen insanların diyarında her daim olmasa da iyi işler çıkaran Aaron Sorkin’i pandemi sırasında çıkardığı iki başarılı Oscar işinden, The Trial of the Chicago 7 ve Being the Ricardos’dan beri görmüyoruz. Uzun bir aradan sonra gelen yeni filmi Sorkin’i kendisinden dinlemeye alıştığımız meselelere geri döndürecek. İlk dedikodular senaryonun çok güçlü olduğu yönünde. Sony de korkusuzca Ekim ayında filmi gösterime sokma kararı almış. Son birkaç senedir pek revaçta olan üç başrol oyuncusuna da adaylık getirme ihtimali bir hayli yüksek. Ama özellikle Jeremy Strong’un, eğer ki yardımcı erkek oyuncu dalında yarışırsa ödülü alabileceğini bile düşünüyorum.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Jeremy Allen White), kadın oyuncu (Mikey Madison), yardımcı erkek oyuncu (Jeremy Strong), uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses


Wild Horse Nine (Searchlight)
Yönetmen & Senaryo: Martin McDonagh | Oyuncular: Sam Rockwell, John Malkovich, Parker Posey, Steve Buscemi, Mariana di Girolamo, Tom Waits, Ailín Salas

Bugüne kadar çektiği dört uzun metrajlıdan üçüyle de Oscar listelerinde yer bulan ve Six Shooter isimli kısa filmiyle de Akademi Ödülü’nü evine götüren yönetmen Martin McDonagh, gerilim türünde bir film için geçiyor bu defa yönetmen koltuğuna. Şili’de CIA desteğiyle gerçekleşen 1973’teki darbenin hükümeti devirmesinin ardından Santiago’dan Paskalya Adası’na tehlikeli bir yolculuk yapan iki ajanı izleyeceğiz. Kötü bir yıl geçiren Searchlight, Martin McDonagh’ın Mikkel E.G. Nielsen (kurgu), Ben Davis (görüntü yönetimi) ve Carter Burwell (besteci) ile kurduğu ortaklığın devamı niteliğindeki filmle geçen yılı unutturmaya çalışacak.

Kariyerindeki hiçbir filmle ortaklığı yokmuş gibi duran yeni projesinde de McDonagh hayal kırıklığına uğratmaz herhalde. Pandemi ertesi esas Oscar filmlerini Aralık ayında gösterime sokan Searchlight’ın vizyon tarihi olarak Kasım’ı tercih etmiş olması biraz düşündürücü. Ancak bu tarih değişiklik gösterebilir gibi duruyor. Three Billboards‘la çıkış yapmasının hemen ardından Vice‘la da Oscar adaylığı alan Sam Rockwell tekrar sahalara dönebilir, John Malkovich de neredeyse 35 sene önce aldığı son adaylığının üzerine bir yenisini ekleyebilir. Ama ben esas olarak Steve Buscemi için umutluyum. Artık bu beyefendinin de tüm karakter aktörlerinin şanı için bir Oscar almasının vakti gelmedi mi?

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Sam Rockwell), yardımcı erkek oyuncu (John Malkovich ve Steve Buscemi), yardımcı kadın oyuncu (Parker Posey), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses


ÖNEMLİ OLASILIKLAR

1949/Vaterland (Henüz dağıtımcısı yok.)
Yönetmen: Pawel Pawlikowski | Senaryo: Pawel Pawlikowski, Hendrik Handloegten (uyarlama), Colm Tóibín (roman) | Oyuncular: Hanns Zischler, Sandra Hüller, August Diehl, Anna Madeley, Devid Striesow, Theo Trebs

Daha evvel Brooklyn isimli romanı Saoirse Ronan’la sinemaya uyarlanan Colm Tóibín kitaplığına giriyoruz yine. Bu sefer kaptan koltuğunda Cold War ve Ida ile Oscar başarılarına imza atmış Pawel Pawlikowski var. 2021’de yayınlanan The Magician, Nobel ödüllü Alman romancı Thomas Mann’ın Soğuk Savaş sırasında sürgündeyken kızı Erika ile birlikte Batı Almanya’nın Frankfurt şehrinden Doğu Almanya’nın Weimar şehrine çıktığı yolculuğu konu alıyordu. Filmde Mann’ı Wim Wenders’ın ilk filmlerinde birlikte çalıştığı Hanns Zischler, kızını da Sandra Hüller canlandırıyor. Anatomy of a Fall sonrası kariyeri fazlasıyla hareketlenen Hüller’in yine Oscar adayları arasına girdiğini görebiliriz yani. Son birkaç yıldır En İyi Film kategorisinde uluslararası yapımlara yer açan AMPAS için de önemli bir seçenek 1949/Vaterland. Bakalım Cannes seçkisinde görecek miyiz…

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Hanns Zischler), yardımcı kadın oyuncu (Sandra Hüller), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, uluslararası film


The Adventures of Cliff Booth (Netflix)
Yönetmen: David Fincher | Senaryo: Quentin Tarantino | Oyuncular: Brad Pitt, Scott Caan, Elizabeth Debicki, Yahya Abdul-Mateen II, Carla Gugino, Holt McCallany, Karren Karagulian, Timothy Olyphant

Her açıklamasıyla kendinden nefret ettiren Quentin Tarantino’nun son filmi Once Upon a Time in Hollywood hatırlarsanız Brad Pitt’e Oscar getirmişti. İşte o karaktere ayrı bir spin-off yazan Tarantino, yönetmen koltuğunu da doksanların bir başka dev ismi David Fincher’a teslim ederek, Netflix’e gelmeye hazırlanıyor. 200 milyon dolarlık bütçesiyle her iki yönetmenin kariyerinin de en pahalı filmi ünvanına erişen yapım, Cliff Booth’u Hollywood stüdyolarında bir “sorun çözücü” görevindeyken taşıyacak perdeye. Açıkçası devam filmleri konusunda giderek daha mesafeli bir tavır takınan AMPAS’ın bu yapıma nasıl yaklaşacağı merak konusu. Hele ki ağzı ishal olmuş gibi durmaksızın saçmalayan Tarantino’ya ve şiddet failliğini saklamak adına taklalar atan Brad Pitt’in giderek gözden düştüğünü düşünürsek hele. Yine de hem Fincher’ın, hem de Tarantino’nun çalıştıkları oyunculara ne kadar uğurlu geldiği unutulmasın.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Brad Pitt), yardımcı kadın oyuncu (Elizabeth Debicki), uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, ses


Artificial (Amazon MGM)
Yönetmen: Luca Guadagnino | Senaryo: Simon Rich | Oyuncular: Andrew Garfield, Monica Barbaro, Yura Borisov, Ike Barinholtz, Cooper Hoffman, Jason Schwartzman, Cooper Koch, Billie Lourd, Zosia Mamet, Angus Imrie, Chris O’Dowd, Mark Rylance

Call Me by Your Name‘in bütün bileşenlerine olan kredimiz sonlanırken Luca Guadagnino da Challengers ve After the Hunt sonrası bir Oscar filmi yönetmeni olmadığını netleştirdi artık. Üstelik yine kampanyaları konusundaki beceriksizliğiyle nam salan Amazon MGM dağıtacak yeni projesini. Bir kez daha Andrew Garfield ile çalıştığı ve bir önceki senenin Oscar adayları Monica Barbaro ile Yura Borisov’un da yer aldığı Artificial, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın 2023’teki tartışmalı işten çıkarılması ve yeniden işe alınması etrafında dönüyor. Haberleri takip ettiyseniz Altman, çalışanların yapay zekâ konusundaki endişeleri ve kötü davranış iddialarıyla işten çıkarılmıştı. Sonra da yatırımcıların baskısıyla 5 gün içerisinde işinin başına geri döndü. Tabii bir de bu işin piyasalara etkisi ve kurumsal soruşturma ayağı da var. SNL‘de çalışmış en genç yazarlardan, Pixar geçmişli ve bu hikâyenin de hatırlattığı Mark Zuckerberg’in eski sınıf arkadaşı Simon Rich yazmış senaryoyu. Bir de Blur ve Gorillaz’la tanıdığımız Damon Albarn yapıyor müziklerini, eklemeden geçmeyeyim.

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Andrew Garfield), yardımcı kadın oyuncu (Monica Barbaro), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik


Being Heumann (Apple)
Yönetmen: Sian Heder | Senaryo: Sian Heder, Rebekah Taussig (uyarlama), Judith Heumann (anı) | Oyuncular: Ruth Madeley, Mark Ruffalo, Dylan O’Brien, Madeline Delp, Rob Delaney, Ray Fisher, Michael Patrick Thornton

CODA denilen rezaleti hatırlıyor musunuz? Yoksa benim gibi Will Smith’in attığı tokatla birlikte o seneyi tamamen silmeyi mi seçtiniz zihninizden? En İyi Film ödülünü neden aldığını kimsenin açıklayamayacağı CODA‘nın yönetmeni Sian Heder, Amerikan engelli hakları aktivizminin önemli figürlerinden Judith Heumann’ın biyografisini çekti. Heumann, 1977’de San Francisco’da 28 gün süren tarihi bir işgal eylemine öncülük ederek, erişilebilirlik yasaları ve eşit haklar için mücadele eden protestocuları bir araya getirmiş önemli bir figür. Filmde de bu olayı izleyeceğiz ve Heumann’ı, Years & Years‘dan tanıyabileceğiniz Ruth Madeley canlandıracak. Dönemin Sağlık Bakanı Joseph Califano rolünde ise Mark Ruffalo var. Daha önceki başarısı Sundance etkisi sayesinde olduğu için bu defa Sian Heder ile Apple ortaklığı nasıl bir yol izleyecek bilmiyoruz. Ama yine engelli oyunculara yer veriyor olması, fırsat eşitliği konusundaki titizliği takdir görebilir diye düşünüyorum, film çok klasik bir biyografi çıksa bile.

İhtimaller: Film, kadın oyuncu (Ruth Madeley), yardımcı erkek oyuncu (Mark Ruffalo), uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı


The Devil Wears Prada 2

The Devil Wears Prada 2 (20th Century)
Yönetmen: David Frankel | Senaryo: Aline Brosh McKenna | Oyuncular: Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt, Stanley Tucci, Tracie Thoms, Tibor Feldman, Kenneth Branagh, Simone Ashley, Justin Theroux, Lucy Liu, Patrick Brammall

Hollywood’un müthiş klasiklere gösterdiği muamele sebebiyle temkinli davransam da Türkiye’de Şeytan Marka Giyer adıyla gösterime giren The Devil Wears Prada‘nın devam filmi için çok heyecanlıyım. Yeni medyanın yarattığı koşullar altında Runway dergisinin hayatta kalmasını sağlayabilecek finansmanı bulmak için bir araya gelecek o eski dörtlü. Filmde de birbirinden ünlü konuk oyuncular olması, yine moda dünyasında Anna Wintour’un da ötesine geçerek farklı figürlerle alakalı bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarıp dedikodu kazanını kaynatacağını düşündürüyor. Bununla birlikte Miranda Priestly karakteri, Meryl’ı 9 sene aradan sonra Oscar sahalarına geri getirebilir. Kariyeri boyunca iki adaylığı arasında hiç bu kadar uzun bir zaman dilimi olmamıştı. Değişen Akademi ve eskisi kadar ödül kokan filmlere saldırmayan Meryl Streep kombosu manzarayı değiştirdi. Film eleştirel anlamda batmazsa, bence gişede zirveyi de göreceği için her şey mümkün.

İhtimaller: Film, kadın oyuncu (Meryl Streep), uyarlama senaryo, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı


Disclosure Day

Disclosure Day (Universal)
Yönetmen: Steven Spielberg | Senaryo: David Koepp | Oyuncular: Emily Blunt, Josh O’Connor, Colin Firth, Eve Hewson, Colman Domingo, Wyatt Russell, Mckenna Bridger, Elizabeth Marvel, Henry Lloyd-Hughes

Nolan, Villeneuve, Greengrass… Kalkın bakayım, ağabeyiniz geldi! 79 yaşına gelen büyük usta Steven Spielberg, The Fabelmans‘dan 4 sene sonra ilk kez yönetmen koltuğunda. Daha önce The Lost World: Jurassic Park, War of the Worlds ve Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull filmlerinde birlikte çalıştığı David Koepp almış senaryoyu kaleme. Disclosure Day, ABD hükümeti tarafından saklanan uzaylılar ve UFO gerçeğini ortaya çıkarmaya çalışan bir grup insanı anlatıyor. Spielberg çekince heyecanlanmamak elde değil tabii. Universal’ın da yaz aylarında hepimizi salonlara davet eden filmlerinin şanı malum. Ama yine oyunculuklarıyla değil de teknik alandaki başarılarıyla öne çıkacak bir film bekliyorum doğrusu. Bridge of Spies, The Post, West Side Story ve The Fabelmans‘la değil The BFG ve Ready Player One‘la aynı kaderi paylaşma ihtimali daha yüksek geliyor Disclosure Day‘in. Yanılırsam da ne mutlu biz sinemaseverlere!

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Josh O’Connor), kadın oyuncu (Emily Blunt), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt


Dune: Part Three (Warner Bros.)
Yönetmen: Denis Villeneuve | Senaryo: Denis Villeneuve, Jon Spaihts (uyarlama), Frank Herbert (roman) | Oyuncular: Timothée Chalamet, Zendaya, Florence Pugh, Anya Taylor-Joy, Jason Momoa, Josh Brolin, Josh Brolin, Rebecca Ferguson, Robert Pattinson, Nakoa-Wolf Momoa, Ida Brooke

İlk filmiyle 10 adaylık, 6 ödül alan; ikinci filmiyle 5 adaylık, 2 ödülle yetinen Dune serisinin akıbeti de Avatar‘a çok benziyor doğrusu. Üstelik bu defa serinin hayranlarının bile nefret ettiği Messiah kitabını uyarlayacak Denis Villeneuve. Timothée Chalamet’nin kampanya döneminde gelen aptalca beyanları biten yarışa etki edemese de kariyerinin bundan sonrasında onu takip edecek. İlk filmlerle elde edemedikleri neye ulaşacaklarını bilemiyorum bu yüzden. Tabii ki de Anya Taylor-Joy ve Robert Pattinson’ın bu inanılmaz sıkıcı seriye dahil olması ekstra bir heyecan yaratacaktır; ama ben bu defa büyük kategorilerde adını görmeyi beklemiyorum. Bir de Greig Fraser, Sam Mendes’in Beatles serisi için çalıştığından Villeneuve görüntü yönetmenini değiştirmek zorunda kaldı ve Linus Sandgren’le el sıkıştı. Bu da filmi beğenmemek için benim gibi bahane arayan AMPAS üyelerine sebep olabilir. Bu kadar negatifin ardından, ezbere adaylıkları hatırına buraya koyduğumu ekleyeyim.

İhtimaller: Film, uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt


I Play Rocky (Amazon MGM)
Yönetmen: Peter Farrelly | Senaryo: Peter Gamble | Oyuncular: Anthony Ippolito, Stephan James, AnnaSophia Robb, Matt Dillon, P.J. Byrne, Toby Kebbell, Tracy Letts, Jay Duplass, Kiki Seto, Robert Morgan

Green Book ile eşine az rastlanan nadir bir zafer elde etmiş, tıpkı Adam McKay gibi komedilerin aranan ismiyken “ciddi” dramalara transfer olmuş Peter Farrelly belli ki bir kez daha görünmek istiyor Oscar listelerinde. Yeni filmi I Play Rocky, 1977’de All the President’s Men, Network ve Taxi Driver gibi güçlü rakiplerini devirerek En İyi Film ödülüne uzanmış orijinal Rocky filminin çalkantılı yapım sürecini konu alıyor. The Godfather‘ın yapımını anlatan The Offer isimli mini dizide Al Pacino’yu canlandırmış Anthony Ippolito’yu da bu defa Syvlester Stallone olarak izleyeceğiz. Stüdyonun esas Oscar oyuncularını gösterime soktuğu Aralık ayında değil de Kasım’ı vizyon tarihi olarak belirlemeleri biraz temkinli yaklaşmama sebep olsa da gişede iyi bir rakama ulaşır, seyirci desteğini arkasına alırsa bir şeyler değişebilir. En azından makyaj & saç tasarımı yarışında adını ön saflarda göreceğimiz kesin gibi. Bir de Stephan James’i Carl Weathers olarak izleyecekmişiz. Buraya da dikkat!

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Anthony Ippolito), yardımcı erkek oyuncu (Stephan James), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, makyaj & saç tasarımı


The Invite

The Invite (A24)
Yönetmen: Olivia Wilde | Senaryo: Rashida Jones, Will McCormack (uyarlama), Cesc Gray (orijinal film) | Oyuncular: Seth Rogen, Olivia Wilde, Penélope Cruz, Edward Norton

Sundance Film Festivali’nin Oscar’la olan bağı her sene biraz daha zayıflasa da The Invite‘ın gördüğü ilgi görmezden gelinecek gibi değil. 2020 tarihli İspanya yapımı komedi filmi The People Upstairs‘ın Amerikan uyarlamasında yönetmen koltuğuna oturan Olivia Wilde, başrollerden birini de kapmış, yakın arkadaşları Rashida Jones ve Will McCormack de senaryoyu uyarlamış. Film, ilişkilerinde zor bir dönemden geçen evli bir çiftin komşuları tarafından haftalık seks partilerine katılmaya davet edilmesini anlatıyor. Her oyuncusuyla ilgili bir övgüye rastlamak mümkün, ama sanıyorum Penélope Cruz’a şimdiden yeni adaylığı hayırlı olsun diyebiliriz. Öyle bir övülmüş ki hanımefendi, kariyerinin zirvesinde olduğumuz yıllara geri dönmüşüz gibi hissettirdi eleştirilerin şahaneliği. Yalnız savaş karşıtlığı ve Filistin desteği konusunda eşiyle birlikte fazlasıyla cesur olmaları Hollywood’un kendisine bir bedel ödetmesiyle sonuçlanır mı, bilmiyorum tabii.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Seth Rogen), kadın oyuncu (Olivia Wilde), yardımcı erkek oyuncu (Edward Norton), yardımcı kadın oyuncu (Penélope Cruz), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik


Josephine

Josephine (Sumerian)
Yönetmen & Senaryo: Beth de Araújo | Oyuncular: Gemma Chan, Channing Tatum, Mason Reeves, Philip Ettinger, Syra McCarthy, Eleanore Pienta, Michael Angelo Covino, Dana Millican

Sundance’ten Oscar’a doğru manevra yapan filmlerden bir diğeri de Josephine. Hem Jüri Büyük Ödülü’nü alan, hem de Seyirci Ödülü’nü evine götüren yapımda bir parkta tecavüz saldırısına tanıklık eden sekiz yaşındaki bir çocuğun korku ve paranoyalarla birlikte yaşadığı travmatik süreci takip edeceğiz. İzlemesi hiç de kolay olmadığı söylenen filmin özellikle yönetmenliği ve Channing Tatum’un performansı övgülere boğuluyor. Tatum’u Gemma Chan’le birlikte filmin merkezindeki oğlanın ebeveynleri rolünde izleyeceğimiz de not düşeyim. Şu an tek handikap, Josephine‘in aramıza yeni katılan bir dağıtımcı şirketin elinde olması. Müzik endüstrisinde adı bilinen ve metal gruplarına ev sahipliği yapan Sumerian, daha geçtiğimiz sene kuruldu ve ilk filmleri Queen of the Ring de pek sesini duyuramadı. Ama Josephine için yazın geniş bir vizyon planlaması ve ödül kampanyası düşünüyorlarmış.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Channing Tatum), kadın oyuncu (Gemma Chan), yardımcı erkek oyuncu (Mason Reeves), özgün senaryo, kasting, kurgu


The Last Disturbance of Madeline Hynde (Henüz dağıtımcısı yok.)
Yönetmen & Senaryo: Kenneth Branagh | Oyuncular: Jodie Comer, Patricia Arquette, Michael Sheen, Tom Bateman, Vicky McClure, Michael Balogun

Yakın tarihin en korkunç Oscar filmlerinden biri olan Belfast‘ın ardından psikolojik bir gerilimle tekrardan yönetmen koltuğuna oturuyor Kenneth Branagh. Aldığı Emmy ve Tony ertesi bir noktada Oscar’la da buluşacağına inandığım Jodie Comer da başrolü kapmış. Filmle ilgili detaylar saklandığından içinden ne çıkacağını kestiremiyoruz tabii. Gerçeklikle delilik arasındaki sınırları keşfettiği söyleniyor The Last Disturbance of Madeline Hynde‘ın. En büyük handikapı, Oscar’la arası iyi bir yönetmen ve kalemin elinden çıkıyor olmasına karşın henüz bir dağıtımcısı bulunmaması. Bir de 2024’te çekilmiş olduğunu da düşünersek bu durum daha da göze çarpıyor. Yine de dikkat kesilelim tabii biz. Branagh, ana akımın çok da dışına taşacak bir vizyoner değil. Ne yapar eder Oscar’a oynar bir şekilde.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Jodie Comer), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik


A Long Winter (Henüz dağıtımcısı yok.)
Yönetmen: Andrew Haigh | Senaryo: Andrew Haigh (uyarlama), Colm Tóibín (kısa hikâye) | Oyuncular: Fred Hechinger, Kit Connor, D’Pharaoh Woon-A-Tai, Ebon Moss-Bachrach, Caitríona Balfe, Manuel Garcia-Rulfo, David Furr

Bu sene Colm Tóibín uyarlaması yapan tek yönetmen Pawel Pawlikowski değil. En son All of Us Strangers ile ciğerimizi delip geçen Andrew Haigh de bir kısa hikâyesini uyarlıyor. Kocasıyla tartıştıktan sonra evlerinden ayrılıp bir daha geri dönmeyen bir anne, iki çocuğunu arkasında bırakıyor. Kasaba halkı tarafından dışlanmış babasıyla, kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalan oğlanlar, babalarıyla birlikte uzun kış boyunca da doğanın zorluklarıyla mücadele ediyor. İrlanda’nın dağlarını mesken edinecek filmde Heartstopper‘ın yıldızı Kit Connor’ı önemli bir rolde izleyeceğimizi söyleyerek gireyim söze. Tabii asıl yük son yıllarda çaktırmadan yükselişe geçen Fred Hechinger’da olacak. Andrew Haigh gibi oyuncularına alan tanıyan bir yönetmenin ellerinde nasıl performanslar çıkaracakları merak konusu. Şu an tek sıkıntı bir dağıtımcısı olmaması filmin. Ama muhtemel Cannes prömiyeri sonrası başka şeyler konuşabiliriz.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Fred Hechinger), yardımcı erkek oyuncu (Ebon Moss-Bachrach), uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi


Michael

Michael (Lionsgate)
Yönetmen: Antoine Fuqua | Senaryo: John Logan | Oyuncular: Jaafar Jackson, Colman Domingo, Nia Long, Miles Teller, Laura Harrier, Jamal R. Henderson, Tre Horton, Rhyan Hill, Joseph David-Jones, Jessica Sula, Kendrick Sampson, Kat Graham, Laurenz Tate

Hayranlarının düpedüz deli olduğunu düşündüğüm Michael Jackson’ın popun starı olsa da pedofili eğilimlere sahip korkunç bir insan olduğunu herkes biliyor artık. Cinsel istismarda bulunduğu Jordan Chandler’la olan davası yüzünden filmin kendisini tasvir edemeyecek olması sebebiyle gösterim tarihi ertelendi. Sonra stüdyo çıktı, bu haberleri yalanlayıp iki parça olarak vizyona gireceklerini söyledi. Tabii kaos giderek büyüdü ve Jackson 5 yıllarından solo kariyerine olan dönemi anlatacak Michael filmi  2026’ya kaldı. Bizzat MJ’in yeğeni Jaafar Jackson’ın başrolü üstlendiği biyografi, belli ki tartışmaların göbeğinde olacak. Bu sohbetlerden sıyrılmak için Colman Domingo’nun müthiş olduğu iddia edilen performansına odaklanabilir kampanya; fakat sezon uzun ve Michael gibi bir yapımın bu süreci idare edecek nefesi olur mu bilemiyorum. Bohemian Rhapsody‘nin artık bir istisna olduğunun, benzer bir başarının tekrar edilemeyeceğinin anlaşılması lazım. MJ hayranları filmi gişede ayakta tutar tabii.

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Jaafar Jackson), yardımcı erkek oyuncu (Colman Domingo), özgün senaryo, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı, ses


Parallel Tales (Henüz dağıtımcısı yok.)
Yönetmen & Senaryo: Asghar Farhadi | Oyuncular: Vincent Cassel, Isabelle Huppert, Virginie Efira, Catherine Deneuve, Pierre Niney, India Hair, Adam Bessa

The Past‘ten 12 yıl sonra Asghar Farhadi tekrardan Fransa’ya dönüyor. Yanında da Fransa’nın hâlâ çalışmakta olan en iyi oyuncuları var. Şu kadroya bakar mısınız? Vincent Cassel, Isabelle Huppert, Virginie Efira, Catherine Deneuve, Pierre Niney… 2015’te Paris’te gerçekleşen terörist saldırılarını konu alıyor Parallel Tales. Farhadi için beklenmedik bir içerik. 130 kişinin öldüğü ve yüzlerce insanın yaralandığı saldırıyı IŞİD üstlenmiş ve ülke tarihinde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en çok can kaybının yaşandığı olay olmuştu. Nasıl bir yaklaşımı seçecek ve neresine odaklanacak bu korkunç saldırının bilemiyoruz tabii. Sadece Cassel’in arama ve müdahale tugayına liderlik yapan bir polisi canlandırdığı söyleniyor. Cannes’da olası bir prömiyer sonrası filmi Neon ya da Sony Pictures Classics alırsa şaşırmam.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Vincent Cassel), kadın oyuncu (Isabelle Huppert), yardımcı kadın oyuncu (Virginie Efira ve Catherine Deneuve), özgün senaryo, kurgu, uluslararası film


Possible Love (Netflix)
Yönetmen & Senaryo: Lee Chang-dong | Senaryo: Lee Chang-dong, Oh Jung-mi | Oyuncular: Cho Yeo-jeong, Jeon Do-yeon, Zo In-sung, Sul Kyung-gu

Burning isimli şaheserinden sekiz yıl sonra Lee Chang-dong’un çektiği yeni filmin Oscar tahmin listelerinde ne işi var demeyin. Netflix filmi erkenden satın alıp yılın son çeyreğinde yayınlayacağını duyurdu. Festival festival de gezeceği söyleniyor. Yapım sürecinde finansman sıkıntısı yaşayınca Netflix’ten yardım alan Lee’nin Venedik’te prömiyer yapması bir hayli olası. Peki Possible Love neyi anlatıyor? Tesadüfen yolları kesişen dört yabancı, aşk ve bağlılık hakkında rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldıkları bir takım olaylar yaşayacakmış arka arkaya. Filmde Parasite‘ten hatırlayacağınız ve bence Oscar adayı da olmaması insanlık suçu sayılabilecek Cho Yeo-jeong’u izleyeceğiz.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Cho Yeo-jeong), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi


The Riders (A24)
Yönetmen: Edward Berger | Senaryo: David Kajganich (uyarlama), Tim Winton (roman) | Oyuncular: Brad Pitt, Julianne Nicholson, Coco Greenstone, Michael Smiley, Danny Huston, Camille Cottin, Ulrich Thomsen

Biz Brad Pitt’ten kilometrelerce uzakta durmayı tercih etsek de sektör ne yazık ki failleri beslemeye devam ediyor. All Quiet on the Western Front ve Conclave‘in yönetmeni Edward Berger’in meşhur Tim Winton romanı uyarlamasında da İrlanda’da çiftlik evi satın alıp tadilatını yapmak üzere buraya gelen Avustralyalı bir adam olarak izleyeceğiz Pitt’i. Karısı ve kızı da buraya göçecekken eşi bir anda gelmemeyi ve ailesini terk etmeyi seçiyor. Baba kız Avrupa’ya yaptıkları son aile seyahatinde gittikleri yerleri teker teker ziyaret edip, Julianne Nicholson’ın onları neden terk ettiğini anlamlandırmaya çalışıyor. Yine Ballad of a Small Player gibi küçük ölçekli bir iş gelecek Berger’den. Ama Plan B desteği ve Florian Hoffmeister gibi şahane bir görüntü yönetmeniyle tanışmış olması umutlandırıcı. Pitt’e kariyerinin bundan sonrasında aktif kampanya yapacak bir alan açılacağını sanmasam da film beğenilirse, belki yetenekleriyle her daim büyüleyen Julianne Nicholson’a kariyerinin ilk Oscar adaylığını getirir.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Brad Pitt), yardımcı kadın oyuncu (Julianne Nicholson), uyarlama senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, özgün müzik


Saturn Return (Netflix)
Yönetmen: Greg Kwedar | Senaryo: Gaelyn Golde, Clint Bentley, Greg Kwedar | Oyuncular: Charles Melton, Rachel Brosnahan, Will Poulter, David Morse, Jean Yoon, Kim Dickens

Önce Sing Sing, ardından da Train Dreams ile önümüzdeki 10 yılın takip edilmesi gereken hikâye anlatıcıları arasında yer aldıklarını kanıtladı Clint Bentley ve Greg Kwedar ikilisi. 2026’da da gündemimizden uzaklaşmayacaklar. Bu defa Oscar bağımlısı yapım şirketi Plan B’nin desteğiyle çektikleri romantik bir dramayla çıkmaya hazırlanıyorlar karşımıza. Ve yine Netflix’te izleyeceğiz filmi. Başrollerinde Charles Melton, Rachel Brosnahan ve Will Poulter’ın yer aldığı yapımı şöyle tanımlamışlar: Üniversite yıllarındaki gençlik aşkı ile yetişkinliğin karmaşık gerçekleri arasındaki 10 yıllık süreçte aşk, kayıp ve hayatın karmaşık dönemeçlerini ele alan, Chicago’yu mesken edinmiş zamansız ve romantik bir öykü. Meselesi sebebiyle biraz daha hafif bir işe benzese de The Green Knight ve A Ghost Story‘nin görüntü yönetmeni Andrew Droz Palermo ile çalışmışlar. Yine sürpriz bir hite dönüşüp En İyi Film adaylığı dahil birkaç kategoride karşımıza çıkma ihtimali var gibi duruyor.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Charles Melton), kadın oyuncu (Rachel Brosnahan), yardımcı erkek oyuncu (Will Poulter), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi


Sense and Sensibility (Focus)
Yönetmen: Georgia Oakley | Senaryo: Diana Reid (uyarlama), Jane Austen (roman) | Oyuncular: Daisy Edgar-Jones, Esmé Creed-Miles, George MacKay, Caitríona Balfe, Frank Dillane, Herbert Nordrum, Bodhi Rae Breathnach, Fiona Shaw

1995 yılında Emma Thompson ve Ang Lee ortaklığıyla çok çok iyi bir uyarlaması yapılan Jane Austen romanı, Blue Jean isimli ilk filmiyle hepimizi heyecanlandıran Georgia Oakley’nin ellerinde yeniden sinemaya taşınacak. Normal People‘ın Daisy Edgar-Jones’u Elinor Dashwood’u, Hanna’nın dizi versiyonuyla tanınan Esmé Creed-Miles ise kız kardeşi Marianne’i canlandıracak. Daha önce Hugh Grant’in canlandırdığı Edward Ferrars rolünde ise George MacKay’i izleyeceğiz. Bu tip yeniden yapımlar olağanüstü bir dokunuş olmadığı müddetçe karşılığını pek bulamıyor ödül sohbetlerinde. Ama Focus özellikle kostümlü dramaları beğendirip pazarlamakta dünya markası. O yüzden teknik kategorileri şimdiden cebe atıp, filmin kültürel bir etki yaratması durumunda da ana dallarda olacakları konuşabiliriz.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Daisy Edgar-Jones), yardımcı erkek oyuncu (George MacKay), yardımcı kadın oyuncu (Esmé Creed-Miles ve Fiona Shaw), uyarlama senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı


Tony (A24)
Yönetmen: Matt Johnson | Senaryo: Todd Bartels, Lou Howe | Oyuncular: Dominic Sessa, Leo Woodall, Antonio Banderas, Emilia Jones, Stavros Halkias, Monica Raymund, Rich Sommer

2018 yılında kaybettiğimiz şef Anthony Bourdain’in biyografisi yılın ödül avcılarından bir diğeri. Operation Avalanche ve BlackBerry gibi çok da ana akım hassasiyetlere sahip olmayan filmler yönetmiş Matt Johnson’ın ellerinden çıkma proje. Bourdain’i de The Holdovers ile Oscar adaylığının kıyısından dönen genç yetenek Dominic Sessa canlandırıyor. Açıkçası Akademi için fazla düşük profilli bir iş, ancak A24’un Bourdain’i bir satış noktası olarak kullanıp sektöre bu filmi izleteceğine olan güvenim tam. Sessa için de bir yıldız doğuyor anlatısı sürerse neler olur siz düşünün. Belki de biyografilerden Michael Jackson’ınkini değil de bunu bağırlarına basacaklardır. Yalnız şu Leo Woodall’u her yerde görmekten sıdkım sıyrılmış durumda. Ne zaman iyi bir oyuncu gibi pazarlamayı sonlandıracaklar diye merak ediyorum.

İhtimaller: Film, erkek oyuncu (Dominic Sessa), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, makyaj & saç tasarımı, ses


The Uprising (Focus)
Yönetmen & Senaryo: Paul Greengrass | Oyuncular: Andrew Garfield, Thomasin McKenzie, Katherine Waterston, Jamie Bell, Cosmo Jarvis, Jonny Lee Miller, Woody Norman, Stephen Dillane, Tom Hollander

14. yüzyılda İngiltere’de gerçekleşen köylü ayaklanması sırasında o zamanlar 14 yaşında olan Kral II. Richard’ın kraliyet güçlerine karşı yapılan bir isyanın çiftçi lideri olarak Andrew Garfield’ı izlemeye hazırsanız, koşun! News of the World ve The Lost Bus felaketlerinden sonra bir Paul Greengrass filmi heyecanlanmak istemediğimden üst gruba taşımadım The Uprising‘in adını. Ama Focus’un esas ödül oyuncusu bu film olabilirmiş gibi hissediyorum. Çektiği her yapım eleştirel başarılar elde etmese bile teknik kabiliyetleri sayesinde Oscar listelerinde yer bulan Greengrass, Andrew Garfield’ın kariyerine yeni bir Oscar adaylığı ilave edebilir gibi duruyor. Bir de tarihin kayda değer halk direnişlerinden birini konu alması sebebiyle yanmakta olan dünyanın tatsız demokrasilerinde nefes alan herkesin de zamanlı bulabileceği bir hikâyesi var sanki. Hadi bakalım, başlasın heyecanlı bekleyiş!

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Andrew Garfield), yardımcı erkek oyuncu (Jamie Bell), yardımcı kadın oyuncu (Thomasin McKenzie ve Katherine Waterston), özgün senaryo, kasting, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, makyaj & saç tasarımı, ses, görsel efekt


Werwulf (Focus)
Yönetmen: Robert Eggers | Senaryo: Robert Eggers, Sjón | Oyuncular: Aaron Taylor-Johnson, Lily-Rose Depp, Willem Dafoe, Ralph Ineson, Jack Morris, Jan Bijvoet, Ritchi Edwards, Bodhi Rae Breathnach

Nosferatu’nun aldığı 4 Oscar adaylığından sonra Werwulf’u da olası ihtimaller arasında saymak boynumuzun borcu. Her sene korku türüyle ilişkisini güçlendiren Akademi için Robert Eggers’dan yine tasarım harikası bir yapım geliyor. Bu defa 13. yüzyıl İngiltere’sinde, köylülere musallat olan bir kurtadam var yeni kabusumuz olarak. Eggers’ın Jarin Blaschke’ye ortaklığıyla ona bir noktada Oscar getirecek gibi dursa da Werwulf, Nosferatu gibi genel izleyiciye hitap edecek bir filme benzemiyor açıkçası. Dolayısıyla filmin artizanları haricinde “şimdilik” bir ödül beklentimiz yok. Ama tabii ki de Frankenstein‘ın da benzer yolları, tabii ki de çok daha rahat izlenecek bir filmle aşındırmasının ardından, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı ve makyaj & saç tasarımı kategorilerinde kombo yapmaya en yakın duran iş denilebilir Werwulf‘a kağıt üzerinde.

İhtimaller: Film, yardımcı erkek oyuncu (Willem Dafoe), özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, makyaj & saç tasarımı, ses


İsimsiz Jesse Eisenberg Filmi (A24)
Yönetmen & Senaryo: Jesse Eisenberg | Oyuncular: Julianne Moore, Paul Giamatti, Halle Bailey, Havana Rose Liu, Bernadette Peters, Bonnie Milligan, Colton Ryan, Lilli Cooper, Maulik Pancholy, Cara Buono

Yönetmen koltuğuna oturduğu A Real Pain ile Kieran Culkin’in Oscar kazanmasına vesile olan Jesse Eisenberg’ün de bundan sonra yaptığı her şeye dikkat kesilmemiz gerekecek tabii ki. A24 desteğiyle gösterime girecek yeni filminin henüz bir adı yok. Başrollerinde Julianne Moore ve Paul Giamatti’yi izleyeceğimiz yapım bir müzikal komedi ayrıca. Film içinde film içeren yapımlara zaafı olan Akademi için de biçilmiş kaftan bir konusu var: Utangaç bir kadın, beklenmedik bir şekilde yerel bir müzikalde rolü kapar ve kısa sürede yönetmenin büyüsüne de kapılan kadın, bütün adanmışlığıyla bir kaosun ortasına sürüklenmeye başlar. Tiyatronun duayenlerinden Bernadette Petters ve nihayet faşist hayranlara maruz kalmayacağı bir filmde izleyeceğimiz Halle Bailey gibi isimlerle ses konusunda elini güçlü tutmuş Eisenberg. Umuyorum hazmı çok zor bir şey çekmemiştir de Altın Küre’nin komedi/müzikal kategorilerine hükmederek açar sezonu.

İhtimaller: Film, yönetmen, erkek oyuncu (Paul Giamatti), kadın oyuncu (Julianne Moore), yardımcı kadın oyuncu (Bernadette Peters), özgün senaryo, kasting, kurgu, özgün müzik, özgün şarkı, ses


İsimsiz Mike Leigh Filmi (Bleecker Street)
Yönetmen & Senaryo: Mike Leigh | Oyuncular: Marion Bailey, Paul Jesson, Kate O’Flynn, Alice Bailey Johnson

Bir isimsiz film de yaşayan en iyi yönetmen ve senarist Mike Leigh’den geliyor. Hard Truths’da birlikte çalıştığı Bleecker Street’in seyirciyle buluşturacağı yapım 2026’ya yetişecek, onu biliyoruz. Ama haricindeki tüm detaylar yine belirsiz. Marianne Jean-Baptiste’in kaçırdığı adaylık sonrası tadımız çok kaçtığı için yine heba edilmesinden korkuyorum şahane oyuncu rejisinin. Ama bakalım, belki çok daha büyük bir etki yaratır yeni projesi. Çalıştığı insanları hiçbir zaman ardında bırakmayan ve tekrar tekrar birlikte sete giren Leigh yine böyle bir kadro oluşturmuş. Marion Bailey (Mr. Turner), Paul Jesson (All or Nothing), Kate O’Flynn (Happy-Go-Lucky) ve Alice Bailey Johnson (Hard Truths) gibi oyuncuların yanı sıra kamera arkasında da tanıdık isimler var. Bailey’nin aynı zamanda Mike Leigh’nin hayat arkadaşı olduğu hatırlatmasını da yapayım.

İhtimaller: Film, yönetmen, kadın oyuncu (Marion Bailey), özgün senaryo, kurgu, özgün müzik


UZAK İHTİMALLER

The Bitter End

The Bitter End

The Bitter End (Yön: Mike Newell | Oyn: Joan Collins, Isabella Rossellini): Amerikan sosyetesinin unutulmaz yüzü, Prens Edward’ın eşi Wallis Simpson’ı konu alan ve prodüksiyon aşamasında adı The Duchess and I olarak açıklanan The Bitter End‘de iki divaya doyacağız. Bir tarafta Joan Collins, diğer tarafta Isabella Rossellini döktürür, film de hızlıca dağıtımcı bulursa olacakları siz düşünün artık.

Bunker (Yön: Florian Zeller | Oyn: Penélope Cruz, Javier Bardem, Stephen Graham): The Father‘ın yönetmeni Florian Zeller, başarılı tiyatro oyunlarının uyarlamalarını bakıp yeni bir senaryo yazmış. Penélope Cruz ve Javier Bardem yine evli bir çifti canlandırıyor. Bir milyarderden aldığı sığınak inşa etme projesi sırasında evliliği sarsılan bir mimarı izleyeceğiz. Bardem’e yeni bir adaylık gelir mi acaba?

The Chaperones (Yön: India Donaldson | Oyn: Cooper Hoffman, David Jonsson, Paul Dano): İlk uzun metrajlı filmiyle büyüleyen India Donaldson, A24 ve Plan B destekli ikinci filmi olarak bir suç komedisiyle çıkacak karşımıza. The Long Walk‘da birlikte yürüyen Cooper Hoffman ve David Jonsson’ın başrolleri paylaştığı yapım, bir uyuşturucu satıcısıyla arkadaşlarının ülke çapında çıktıkları bir yolculuğa odaklanacak. Kadronun tamamına bakmanızı tavsiye ederim.

Clarissa (Yön: Arie & Chuko Esiri | Oyn: Sophie Okonedo, David Oyelowo): Geçtiğimiz yıl izlediğimiz Hedda misali, şimdi de Neon etiketiyle Virginia Woolf’un Mrs Dalloway romanına çağdaş bir yorum geliyor. David Oyelowo çok kötü bir aktör olduğu için ondan yana umudum yok. Ama bir süredir yer aldığı bağımsızlarda parlayan Sophie Okonedo, 22 yıl sonra ikinci adaylığını alsa hiç fena olmaz.

The Dog Stars (Yön: Ridley Scott | Oyn: Jacob Elordi, Josh Brolin, Margaret Qualley): Ridley Scott filmlerini üst sıralarda ağırlayıp vakit kaybetmekten artık bıktığım için direkt buraya sıkıştırdım. Tüm dünyada Ağustos ayında gösterime girecek olan The Dog Stars, aynı adlı post apokaliptik bilimkurgu romanından uyarlama. Film, insanlığı neredeyse yok eden felaket niteliğinde bir grip virüsünün ardından yaşananları konu alıyor.

The Drama (Yön: Kristoffer Borgli | Oyn: Zendaya, Robert Pattinson): Düğünlerinden günler önce, eşlerden birinin diğer hakkında rahatsız edici bir şeyler öğrenmesiyle sarsılmasını anlatacak The Drama epeydir kulislerde konuşulan filmlerden biri. Twistinin çoğu izleyiciyi rahatsız ettiği söyleniyor. Hemen Nisan ayında gösterime girecek olan filmin iki başrolünün ödül ihtimalleriyle alakalı pek umutlu filmi görenler.

Everybody Digs Bill Evans

The Echo Chamber (Yön: Andrea Pallaoro | Oyn: Alicia Vikander, Luca Marinelli, Susan Sarandon): Bernardo Bertolucci’nin senaryosunu kaleme aldığı The Echo Chamber, Oscar’a kadar uzanır mı bilmiyorum. Ama bağımsız film çevrelerinde ilgi göreceğine inancım tam. Filmin tek mekanda bir ilişkiyi enine boyuna tahlil eden, performanslara dayalı bir drama olduğu söyleniyor. Keşke Sarandon’a malzeme çıksa.

Elsinore (Yön: Simon Stone | Oyn: Andrew Scott, Olivia Colman): İskoçyalı tiyatro ve sinema oyuncusu Ian Charles’ın biyografisi Elsinore, aktörün hayatının son yıllarında AIDS’ten dolayı ciddi şekilde hasta iken çıkardığı son Hamlet performansını ve karşılaştığı zorlukları anlatacak. Yönetmeni Avustralya’da çektiği bağımsızlarla biraz tanınıyor ama zaten konumuz kendisi değil, başrolde yer alan Andrew Scott yalnızca.

The End of Oak Street (Yön: David Robert Mitchell | Oyn: Anne Hathaway, Ewan McGregor): It Follows‘un yönetmeni David Robert Mitchell, Under the Silver Lake‘den 8 yıl sonra yeni bir film çekti. Seksenlerde geçen yapımda yaşadıkları mahallede garip şeyler olduğunu fark eden bir aile anlatılacak. Akademi’nin her yıl korku filmleriyle daha iyi anlaşması filmin başrolü Anne Hathaway’e de yarar umarım ki.

Everybody Digs Bill Evans (Yön: Grant Gee | Oyn: Anders Danielsen Lie, Bill Pullman): Geçtiğimiz seneki Berlin seçkisinden hem Rose Byrne, hem de Ethan Hawke Oscar’a aday olunca gözümüze bu yıla çevirdik ve Bill Pullman’ın hânesine Oscar adaylığını yazdık bile. Kampanyaya erkenden başlayıp bu sene ödül de takdim eden Pullman, caz piyanisti Bill Evans’ın babası rolüyle karşımıza çıkacak.

Fight for ’84 (Yön: Andrés Baiz | Oyn: Jamie Foxx, Malachi Beasley, Shea Whigham): Yıl içerisinde Netflix’de gösterime girip bir hite dönüşmesi halinde Oscar oyununa dahil edilecek biyografilerden birinde de Jamie Foxx’u izleyeceğiz. Foxx, 1980’deki uçak kazasında Olimpiyatçı boksörlerin ölmesiyle yenilerini yetiştirmek ve eğitmek için mücadele eden bir antrenörü canlandıracak.

Ha-Chan, Shake Your Booty!

Ha-Chan, Shake Your Booty!

Ha-Chan, Shake Your Booty! (Yön: Josef Kubota Wladyka | Oyn: Rinko Kikuchi, Alberto Guerra, Alejandro Edda): Sundance’te Sony Pictures Classics tarafından satın alınan bağımsız, Rinko Kikuchi’nin performansıyla anılıyor. Ha-Chan, Shake Your Booty! isimli yapımda, Oscar adayı aktrisi Tokyo balo dansı sahnesindeki önemli figürlerden biri olarak izleyeceğiz. Bir trajedi sonrası danstan uzak kalan karakteri, yeni bir eğitmene karşı duyduğu tutkulu çekimle yeniden dansa geri dönecek.

I Love Boosters (Yön: Boots Riley | Oyn: Keke Palmer, Naomi Ackie, Taylour Paige): Bir noktada Oscar tarafından da görüleceğine içtenlikle inandığım Boots Riley, bu sırada CV’sini kabartmaya devam ediyor. Acımasız bir moda uzmanını hedef alan bir grup hırsızın anlatıldığı I Love Boosters‘da izleyenler yine çok eğlenmiş. Özellikle Keke Palmer ve Naomi Ackie övgülere boğulmakta.

I Swear (Yön: Kirk Jones | Oyn: Robert Aramayo, Maxine Peake, Peter Mullan): BAFTA’da Timothée Chalamet rüzgârını sona erdiren Robert Aramayo’nun filmi, ABD’de 2026’da vizyona gireceği için bu ödül sezonuna dahil olacak. Aslında performans tam da Akademilik, ama böyle bir takvim garipliği hiç görülmedi Oscar tarihinde. Üstelik filmde anlatılan Tourette’li aktivist John Davidson’ın BAFTA sahnesinde Sinners oyuncularına bağırarak söyledikleri de olası bir kampanyayı şimdiden sıkıntıya sokuyor.

Klara and the Sun (Yön: Taika Waititi | Oyn: Jenna Ortega, Amy Adams): Taika Waititi’nin eline düşen Kazuo Ishiguro uyarlaması Klara and the Sun‘ın çekimleri bitmesine rağmen iki yıldır gösterime girmemiş olması pek hayra alamet değil. Sektörün Waititi’ye karşı geliştirdiği haklı yargılar da zorluk çıkaracaktır zaten bir sonraki ödül sezonu denemesine. Yalnız 2026’da gösterime gireceği iddia edilse de stüdyo henüz tarihi netleştirmemiş, onu da söyleyeyim.

Madden (Yön: David O. Russell | Oyn: Nicolas Cage, Christian Bale, Kathryn Hahn): Adı duyulduğu anda herkesin irkildiği bir yönetmen daha yeni filmiyle geliyor. David O. Russell zorbasının setine girmeyi kabul eden oyunculara sektör geçit verecek mi meraktayım. Amazon MGM şimdiden Kasım için vizyon tarihi belirlemiş. Film, Amerikan futbolu koçu ve spor yorumcusu John Madden’ı anlatacak. Nicolas Cage için ödül çanları çalabilir mi?

The Only Living Pickpocket in New York (Yön: Noah Segan | Oyn: John Turturro, Giancarlo Esposito): Hem Sundance, hem de Berlin’den gürültüsüz bir şekilde geçen The Only Living Pickpocket in New York filminden John Turturro için de Sony Pictures Classics bir kampanya yapmayı planlıyormuş. Turturro, yaşlanmış profesyonel bir yankesiciyi canlandırıyor oyunculuktan gelme Noah Segan’ın filminde.

Power Ballad

Power Ballad

Paper Tiger (Yön: James Gray | Oyn: Adam Driver, Scarlett Johansson, Miles Teller): Sadık hayranları her filmini büyük bir heyecanla beklese de James Gray henüz ana akım ödüllerde yer bulamadı kendinde. Yalnız Amerikan rüyasının peşinde olan iki kardşein Rus mafyasına meydan okurken birbirlerine düşmesini anlattığı yeni filmi kaderini değiştirebilirmiş gibi duruyor. Adam Driver ve Scarlett Johansson’ı tekrar bir arada izleyeceğiz.

Place to Be (Yön: Kornél Mundruczó | Oyn: Ellen Burstyn, Taika Waititi): Konusu itibarıyla Eleanor the Great’i hatırlatan Place to Be’de Ellen Burstyn ve Kornél Mundruczó, Pieces of a Woman sonrası tekrar buluşuyor. 93 yaşındaki Burstyn belki aktif kampanya yapamayabilir. Ama performansı bunu gerektirmeyecek kadar güçlüyse yedinci adaylığını aldığını görebiliriz.

Power Ballad (Yön: John Carney | Oyn: Paul Rudd, Nick Jonas): Hep oyunculuk kategorilerinden bahsediyoruz, bir tane de özgün şarkı dalı için film analım. Once, Begin Again ve Sing Street ile kendine ait bir tarz tutturan John Carney’nin yeni projesi bize zorla Nick Jonas dinletecek olsa da Diane Warren izin verirse kendine yer bulabilir diye düşünüyorum olası orijinal bir parçayla.

Prima Facie (Yön: Susanna White | Oyn: Cynthia Erivo): Sahnede başrolü Jodie Comer’a hem Laurence Olivier Ödülü, hem de Tony getiren Prima Facie, EGOT statüsünü tamamlamak isteyen Cynthia Erivo’yla beyazperdeye de taşınıyor. Film az biraz iyi olur, doğru bir dağıtımcıyla da buluşursa Erivo yılın en güçlü yarışçılarından birine dönüşebilir. Rol çok etli çünkü.

The Queen of Fashion (Yön: Alex Marx | Oyn: Andrea Riseborough, Richard E. Grant, Fionn O’Shea): Gerilla tipi kampanyasıyla sürpriz bir Oscar adaylığı alan Andrea Riseborough’yu moda dünyasına müthiş modeller kazandıran, Alexander McQueen’le de çalışmış Isabella Blow biyografisinde izleyeceğiz bu yıl. Yıllar içerisinde çok fazla insana temas ettiği için epey taraftarı olan bir aktris. Film de fena değilse yeni bir adaylık gelebilir belki.

Signal Hill (Yön: Taylor Hackford | Oyn: Anthony Mackie, Jamie Foxx, Elizabeth Banks): Marvel evrenine transfer olduğundan beri dişe gelen tek bir rolde izleyemediğimiz Anthony Mackie’ye Ray’in yönetmeni Taylor Hackford yardımcı olmaya çalışacak. Mackie’yi seksenli yıllarda genç bir üniversite öğrencisinin polis gözetiminde ölmesi sonucu bu polis şiddeti davasını üstlenen bir avukat olarak izleyeceğiz.

Wicker

Wicker

The Steel Harp (Yön: Alex Thompson & Kelly O’Sullivan | Oyn: Kelly O’Sullivan, Lois Smith, Cherry Jones): 2024’ün en iyilerinden Ghostlight‘ın yönetmenleri, 95 yaşındaki Lois Smith’e adaylık getirebilecek bir filmle geliyor. Golden Gate Köprüsü’nü koruyan yaşlı bir kadının, son devriyesinde intihar etmek üzere olan genç bir kadının hayatına dokunmasını ve iyileştirici dostluklarını izleyip ağlamaya hazırım. Hemen gelsin, hemen hayranı olalım bu filmin de.

Sweetsick (Yön: Alice Birch | Oyn: Cate Blanchett, Spike Fearn): Kaleme aldığı Lady Macbeth ve Die My Love gibi işlerinde kadın oyunculara müthiş fırsatlar yaratan Alice Birch, ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturuyor. Searchlight’ın seyirciyle buluşturacağı yapım, büyük bedeller ödeyerek başkalarının ihtiyaçlarını görebilmek gibi dünya dışı yeteneklere sahip bir kadının etrafında çevrelenecek. Cate Blanchett’i Oscar listelerinde görmeyi özleyenlere ilaç gibi gelebilir.

Switzerland (Yön: Anton Corbijn | Oyn: Helen Mirren, Alden Ehrenreich, Olivia Cooke): Çekimleri geçtiğimiz yılın başında gerçekleşen bu gerilim türündeki uyarlamada Helen Mirren’ı ünlü yazar Patricia Highsmith olarak izleyeceğiz. New York’tan İsviçre’ye gelen genç bir adam, Tom Ripley serisinin son bölümünü yazmaya ikna etmeye çalışacak kendisini.

Tenzing (Yön: Jennifer Peedom | Oyn: Tom Hiddleston, Caitríona Balfe, Willem Dafoe): Lion ve News of the World‘ün senaryosunu kaleme alan Luke Davies’in sıradaki projesi Tenzing, Apple çatısı altında izleyiciyle buluşacak. Tom Hiddleston, tarihin en önemli dağcılarından, Everest’e çıkmış ilk kişi Edmund Hillary rolüyle şansını deneyecek sezonda.

Verity (Yön: Michael Showalter | Oyn: Dakota Johnson, Anne Hathaway, Josh Hartnett): Bir Colleen Hoover romanının beyazperdeye adapte edilmesine gerek var mıydı? Bence hayır. Amazon MGM’nin dağıtımcılığını üstlendiği ve The Big Sick ile The Eyes of Tammy Faye‘in yönetmeni Michael Showalter’ın çektiği Verity, gizemli bir kaza sebebiyle başarılı kitap serisini tamamlayamayan bir yazarın, başka bir “hayalet” yazar tutmasını anlatıyor. Umarım yılın en kötülerinden biri çıkmaz.

Wicker (Yön: Alex Huston Fischer & Eleanor Wilson | Oyn: Olivia Colman, Alexander Skarsgård, Peter Dinklage): Sundance’te yaptığı prömiyer sonrası bütün oyuncuları övgüyle anılan Wicker, balıkçı köyünde yaşayan azgın bir kadının, ihtiyaçlarını hasırdan bir kocayla gidermesini anlatan romantik/fantastik bir komedi. Akademi’nin fazla müstehcen ve basit bulma ihtimali olsa da kaçırmanızı istemiyorum bu yapımı.


ULUSLARARASI YARIŞ

All of a Sudden

All of a Sudden

Cannes ve Venedik, dünya sinemasının ustalarını artık sadece En İyi Uluslararası Film yarışına taşımakla kalmıyor biliyorsunuz ki. Akademi’nin değişen ve çeşitliliğe daha çok alan açan kimliği sayesinde bu yapımlar ana dallarda da boy gösterebiliyor. Yalnız buradaki sıkıntı, dağıtımcıları erkenden belli olmadığı için hangilerinin ödül sezonuna hazırlandığını kavrayamıyoruz prömiyer öncesi. Ben yine de olağan şüphelileri anmak istiyorum.

Drive My Car ile bir mucizeyi gerçekleştiren Ryusuke Hamaguchi, ABD dağıtım haklarını Neon’a sattığı All of a Sudden ile geliyor. Virginia Efira’nın canlandırdığı bir huzurevi müdürünün Japon bir oyun yazarı ile tanıştığında hayatının değişmesini anlatacak. Cannes’da prömiyer yapması yüksek bir olasılık. Croisette’ten geçme ihtimali bulunan diğer yapımların başını konusunu dahi bilmediğimiz yeni Lukas Dhont filmi Coward, Oscar adayı Justine Triet’nin hayat arkadaşı Arhur Harari’yle yazdığı ve bizzat Harari tarafından yönetilen psikolojik fantastik film The Unknown ile Andrey Zvyagintsev’in sıradaki muhtemel başyapıtı Minotaur çekiyor. Üçü de festivalden büyük bir ödülle ayrılması durumunda seneyi ödül sezonu koşuşturmacasıyla geçirebilir.

Daha önce Oscar’dan yana yüzü gülmüş isimler de var tabii… Mesela The Voice of Hind Rajab‘dan sadece bir sene sonra Kaouther Ben-Hania, ailesine ait türbeyi camiye dönüştürmek isteyen imamı durdurma çabasındaki bir kadını anlatacak yeni projesi Mimesis‘de. Felix Van Groeningen ise aldatma sonucu ilişkileri geri dönülmeyecek şekilde sarsılan bir çifte odaklanacak Let Love Inde. Esas Pedro Almodóvar için heyecanlananlar var. Ancak annesinin vefatının ardından kendini işine veren ama panik atağı tutunca her şeyi bırakıp arkadaşını ziyaret eden bir kadını anlatacağı Bitter Christmas‘ın hiçbir festivale uğramadan vizyona girecek olması pek iç açıcı bir manzara oluşturmuyor. Ben asıl Javier Calvo ve Javier Ambrossi ikilisinin Penélope Cruz ve Glenn Close’a da yer verdiği, farklı zaman dilimlerinden üç eşcinsel erkeğin hayatını anlattıkları The Black Ball‘u merak ediyorum. Eğer Veneno’nun yarısı kadar çarpıcı olmayı başarırsa, iyi bir dağıtımcının ellerinde ödül sezonunın aranan yüzlerine dönüşmeleri kaçınılmaz.

Şunu da ekleneden olmaz tabii: Berlin’den ödülle dönen Emin Alper filmi Kurtuluş‘un Türkiye’deki kurul tarafından Oscar’a gönderilme ihtimali zayıf dursa da İlker Çatak’ın Sarı Zarflar‘ı bir kez daha Almanya’nın adayı olabilir. Biri gösterime girdi, diğeri de Mart sonunda geliyor. Siz ne olur ne olmaz, her ikisini de izleyin.


BU YILA YETİŞİR Mİ?

Kapanışı yapmadan, şu an çekimleri devam eden ve hızlı bir post prodüksiyon süreci geçirmeleri durumunda 2026’nın son ayında gösterime girebilecek filmleri de anmamız lazım. Leonardo DiCaprio’nun Oscar törenindeki bıyığının sebebi yeni bir Martin Scorsese filmi. What Happens at Night‘da Jennifer Lawrence’la evlat edinmek için küçük bir Avrupa kasabasına giden bir çifti canlandıracaklar. Yetişirse şayet “Big 5” sohbeti için harekete geçeriz. Joaquin Phoenix son anda projeyi terk edince büyük olay alan ve neredeyse çöpe gidecek Todd Haynes projesi de Pedro Pascal sayesinde hayata geçti. Onun da Oscar törenindeki sakalsızlığı De Noche yüzündendi. Otuzlu yıllarda Los Angeles’tan Meksika’ya giden birbirine aşık iki adamın hikayesini izleyeceğiz ve Pascal’a Danny Ramirez eşlik edecek.

Kocasını bir çocuğu kaçırmaya ikna edip sözde psişik güçleriyle polise yardımcı olmaya çalışan ve yetenekleri ün kazansın diye uğraşan medyum rolünde Rachel Weisz’ı izleyeceğimiz yeni Tomas Alfredson filmi Seance on a Wet Afternoon da yetişebilir 2026’ya. Tabii bir de Tom Ford’un kadrosunda Adele dahil piyasadaki tüm beyaz ünlüleri barındıran Anne Rice uyarlaması Cry to Heaven var. Üvey kardeşi tarafından hadım edilen bir adamın, opera yıldızı olarak üne kavuşmasını anlatıyordu roman. Bakalım her iki uzun metrajlısında da çalıştığı oyunculara Oscar adaylığı getiren Ford, bu sefer kime sihirli değneğiyle dokunacak.

Bunlara ilaveten Sam Esmail ile Julia Roberts, bir siber teröristin konu edildiği Panic Carefully için çekimde. Ama direkt Şubat vizyonu hedefleniyormuş. Bir Oscar filmi değil de, gişe işi çıkması olası. Alexander Payne de Renate Reinsve’yi sezondaki pek çok etkinlikten alıkoyan Somewhere Out There‘i tamamlamak üzere. Filmin Danimarka’da çekildiğini ve Danca olduğunu not düşeyim. Son olarak da artık Oscar tarafından fark edilsin istediğimiz Jack O’Connell’ın oynadığı Danny Boyle filmi Ink var. “Uyumsuz ve vizyon sahibi bir grup insanın, dünyaya istediklerini verecek ve bugün yaşadığımız evrenin çehresini değiştirecek yeni bir haber anlayışı hakkındaki patlayıcı bir sinematik macera.” diyor IMDb film için.


ANİMASYON KUŞAĞI

Wildwood

Wildwood

Sadece 25 yıllık bir kategori olması sebebiyle genç diyebileceğimiz En İyi Animasyon dalının kısa tarihinde en çok adaylık almış stüdyoları sırayla gezecek olursak… Pixar, Hoppers ile harika bir açılış yaptı yıla. Ama esas silahları Toy Story 5 tabii ki. Bu dalın tarihinde ödül alabilmiş yegane devam filmi Toy Story. Öyle ki bir kez de değil, iki kez uzandılar ödüle. Çatısı altında bulundukları Disney ise yıl sonunda Hexed ile geliyor. Utangaç bir gencin annesiyle birlikte tüm tuhaflıklarının sihirli güçlerden sebep olduğunu öğrenmesi üzerine yaşadıkları macerayı anlatacak.

2025’i sessiz geçiren Dreamworks, Forgotten Island‘la geliyor. Mahsur kaldıkları dünyadan kurtulmanın tek yolunun birlikte biriktirdikleri tüm anıları kaybetmekten geçtiğini anlayan iki yakın arkadaşı konu alacak. Studio Ghibli ve Sony Pictures Animation bu yılı es geçmeye hazırlanırken Netflix ise kötü kapattığı 2025’in izlerini Steps ile unutturmak istiyor. Yapımcıları arasında Amy Poehler’ın da bulunduğu animasyon, Cinderella’nın üvey kız kardeşlerinin sadece yanlış anlaşıldıkları için kötü ilan edildiğini anlatan bir müzikal komedi olacak.

Aardman’ın başarılı Shaun the Sheep serisinin The Beast of Mossy Bottom ile döndüğü 2026’da birbirinden şahane stop-motion yapımların evi Laika’dan da Kubo and the Two Strings‘in yönetmeni Travis Knight imzalı Wildwood‘u izleyeceğiz. Bir süredir hakkında güzel dedikodular dönen Julián‘a ve Brad Bird’ün Netflix bünyesinde seyirciyle buluşturacağı, fütüristik bir evrende geçen dedektiflik öyküsü Ray Gunn‘a da dikkat!

Unutmadan da ekleyeyim; özgün şarkı dalının gediklisi Diane Warren’ı bu defa bir animasyonla aday olarak göreceğiz. The Crystal Planet için Halle Bailey’nin selendirdiği “Somewhere We All Belong” diye bir şarkı bestelemiş. Şimdiden tahmin listelerinize ne pahasına olursa olsun eklemeyi ihmal etmeyin.


GİŞE CANAVARLARI

The Hunger Games: Sunrise on the Reaping

Makyaj & saç tasarımı, ses ve görsel efekt yarışında adını duyma ihtimalimizin bulunduğu, esas hedefi gişe başarısı olan filmleri de kaçırmayın diye anmaya gayret ediyorum. Çok umutlanmadan göz atılması gerekenler şöyle: Star Wars: The Mandalorian and Grogu, Disney+’taki dizinin devamını sinemada tekil bir film olarak getirecek. Pedro Pascal’a doyacağımız yılın nimetlerinden birisi. He-Man serisi Nicholas Galitzine ile Masters of the Universe adı altında yeniden uyarlanıyor. DC tarafında da Supergirl‘e nihayet bir sinema kimliği kazandırılacak.

Moana‘nın kanlı canlı versiyonunun gereksizliğiyle yarışmak üzere Marvel’dan Avengers: Doomsday izleyeceğiz devasa bir müsriflik olarak. Neyse ki Spider-Man: Brand New Day de geliyor yaz ortasında. Popcorn üretimin zirvesine orada ulaşmak yetecek zaten. 2023’te Oscar alan Japon üretimi Godzilla Minus One‘ın devamı Godzilla Minus Zero ve starlarla dolu oyuncu kadrosuyla epey konuşulacak gibi duran The Hunger Games: Sunrise on the Reaping de teknik kategorilerde karşımıza çıkabilir.

Daha düşük profilli işlerden Hugh Jackman’lı dönem işi The Death of Robin Hood, geçtiğimz sene umutlandığımız ama Mayıs ayında gösterime gireceği için listeden sildiğimiz Pressure ve David Ayer’ın bir kez daha Brad Pitt’le çalıştığı emekli deniz komandosu filmi Heart of the Beasti de radarımıza almayı ihmal etmeyelim.


Bu yazıda yer alan bütün filmleri topladığım Letterboxd listeniz hazır: 99. Akademi Ödülleri / Oscar 2027 Tahminleri yazımdan…

Ve tabii ki geliyoruz tahmin sayfalarına…


Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
8 Comments

8 Comments

  1. Metin C

    19 Mart 2026 at 13:00

    Neden bilmem ama ben The Odyssey’in çuvallayacağını düşünüyorum. Yani çok büyük beklenti var ve bu bir hayal kırıklığı yaratacak sanki. Yani byük bir ticari başarı kazanabilir ama eleltirel anlamda başarılı olmayacağını hissediyorum. His bu sadece. Elimde ciddi bir veri veya gerçek bir önsezi bile yok.

    • Umur Çağın Taş

      19 Mart 2026 at 20:57

      Ben geçen sefer Oppenheimer’a çok direnmiştim. Sanırım o yüzden Nolan için artık her şey mümkün olabilirmiş gibi geliyor. Yanılmaya da çok razıyım bir taraftan.

  2. deckard

    20 Mart 2026 at 20:18

    Dune Mesihi hayranların sevmediği bir roman değil.İlk roman şaheser kabul.Ancak ikinci romanda entrika,iç çatışma ve kişisel hesaplaşma dolu muhteşem bir roman.İlk yayınlandığında pek takdir görmesede zamanla yazarın yeteneğini sergilediği için hak ettiği değer verilmiştir.Tabii ilk roman gibi savaş ve aksiyon olmayan bir roman.

  3. ruhumvaroş

    22 Mart 2026 at 09:33

    ben dune 3 konusunda fena yanılacağını düşünüyorum. seriye hiç bayılmıyorum ama son filmin trailerı bile çok yüksek bir zanaat işiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. senin aksine filmin bütün büyük kategorilerde boy göstereceğini düşünüyorum, buna yönetmenlik dahil. önemli olasılığı, yakın/uzak ihtimali geçtim, filmin tam olarak 13 dalda oscar adaylığı garanti. bence dev bütçeli stüdyo işleri arasında en iyi film ödülü alma ihtimali en yüksek olanı bu; digger, odyssey vs dahil. her yıl on adaydan ikisi ya da üçü diğerlerinden sıyrılıyor ya; işte dune 3 o cebin birini alacak.

  4. Naz

    22 Mart 2026 at 23:27

    Muthiş bir derleme olmuş, sezonu sabırsızlıkla beklıyorum, tesekkurler

  5. Pingback: Altın Rapor: Yine, Yeni, Yeniden (16 - 22 Mart) - Oscar Boy

  6. Hakan

    31 Mart 2026 at 21:30

    Denis Villeneuve’yi neden sevmiyorsun anlamıyorum. Yaşayan en vizyoner yönetmen adam. Bir de ilk 2 filmin neresi sıkıcıydı?? Avatar 3 için bile neler yazdın geçen seneki ilk oscar yazında. Sırf Villeneuve’yi sana hitap etmiyor, adamı sevmiyorsum diye saçma şeyler yazmışsın. Bu sene nasıl Michael B. Jordan için oscar şansı sıfır diyordun son haftaya kadar, adam ödül aldı ya, Dune 3 için de benzeri olacak ve Yüzüklerin Efendisi gibi hakkı son film ile teslim edilecek.

    • Umur Çağın Taş

      31 Mart 2026 at 23:02

      Son haftaya kadar Michael B. Jordan asla alamaz demem doğru değil. Podcasti takip ettiyseniz ilk başlarda aday olamama ihtimali üzerinde çok durmuştum ama filmin aldığı rekor adaylık sonrası her ihtimali masaya yatırdım gayet de. Chalamet’nin BAFTA’yı kaybetmesi ve doğru bildiğim SAG zaferiyle birlikte de tahminlerimde ilk sıraya aldığımı hatırlıyorum.

      Yüzüklerin Efendisi çok büyük kültürel etkisi olan, sinemanın yönünü değiştiren bir seriydi. Dune’la aynı cümlede anmak büyük haksızlık olur. Ben sizi sonunda üzülmeyin diye hazırlıyorum önden. Tabii ki de dilediğiniz gibi bel bağlayabilirsiniz filme. Ama benzersiz bir iş çıkardığı söylenen Villeneuve’ün bu seriyle bir kez bile yönetmen adaylığı alamaması, Timothee Chalamet’nin giderek düşen profili ve önceki iki filmden farklı olarak Warner Bros’un filmi Aralık ayı gibi kendi ödül sezonu geçmişindeki ölü bir ayda gösterime sokması hep kötüye işaret.

      Yanılırsam dilediğiniz gibi bu yorumu gözüme sokabilirsiniz. Ben de kendimle dalga geçmeye hazırım. Ama yanılmayacağımı biliyorum.

Yorum yazın...

Oscar Boy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin