Filmekimi

Filmekimi

Zannediyorum en son 2009’da İstanbul Film Festivali’ne gitmiştim. Tony Manero gibi rezalet bir filmi izlemek , adını hatırlamadığım oldukça trajik olan Uzak Doğu filminde de yanımda şen kahkalar atan insanlara katlanmak zorunda kalmıştım. O zamandan beri de hiç bir film festivaline katılmadım. Pişman mıyım? Hayır. Çünkü Taksim’in küf kokan sinemalarında, perdeyi doğru düzgün görmediğiniz noktalardan film izlemek çoğu zaman cazip gelmiyor. Hatta hala o sinemaların yıkılmaması için direnenleri de anlamıyorum. Festival zamanları haricinde bir kez olsun orada sinemaya gideniniz var mı da durduk yere parlıyorsunuz? Neyse. Bu konuda biraz sivri görüşlerim var o yüzden yorum yaparak tepki toplamak istemiyorum.

Şimdi uzunca bir aradan sonra Filmekimi için biletlerimi aldım. Ve maalesef Atlas’ın çoğu yerde altyazıyı göremediğiniz o eski salonunda “sözde tarih”e katlanmak zorunda kalacağım. Lakin Oscar iddialılarından The Artist, We Need to Talk About Kevin, Martha Marcy May Marlene, A Dangerous Method ve Beginners‘ı izleyecek olmanın verdiği bir heyecan var. Bu filmler dışında Contagion, Restless ve This Must be the Place biletlerim de elimde. Hem heyecanlıyım, hem de durmadan Twitter’dan çemkirmeye hazırım. Umarım güzel bir festival olur da ben de “sözde tarih”le dalga geçmem…

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın