Oscar Sohbetleri: Oradan buradan…

Oscar Sohbetleri: Oradan buradan…

Brad Pitt, Moneyball

Son günlerde herkes Brad Pitt‘in üç sene sonra oyunculuğu bırakacağını konuşmaya başladı. Ben de bir yorum yapmak istedim açıkçası. Leo‘yu listemin zirvesine yerleştirdikten sadece bir hafta sonra J. Edgar‘ın Amerika’da kat ettiği yola bakarak söyleyebileceğim tek şey ödülün Leonardo DiCaprio‘ya gitmeyeceği. Daha önceleri kötü filmlerdeki iyi performansların ödüllendirilmesiyle ilgili örnekler olabilir ama bu kadar yoğun bir yarışta Leo‘nun J. Edgar ile ön plana çıkacağına inancımı yitirdim.

Konuyu tekrar Pitt‘e getirirsek… Şu an Leo‘dan boşalan yerin Brad Pitt tarafından doldurulabileceğini düşünüyorum. Moneyball‘daki performansı hala konuşuluyor. Üstelik erken gösterim tarihi filmi etkilemedi bile. Henüz görücüye çıkmamış tonla film olsa da Moneyball, The Help ve Midnight in Paris hala konuşulmakta. Bu sene zaten gösterim tarihi Kasım-Aralık olmamasına rağmen fark edilen filmlerin zafer turunu izleyeceğiz gibi duruyor.

Brad Pitt şu an gerçekten ideal aday. Bugüne kadar hiç Oscar almadı. Son senelerdeki kariyeri de eski filmlerine taş çıkartacak cinsten. Quentin Tarantino, David Fincher, Terrence Malick, Coen Kardeşler, Alejandro Gonzalez Inarritu gibi sayısız iyi yönetmenle çalıştı. Babel‘den beri tek bir kötü filmini izlemedik! Eğer Pitt oyunculuğu bırakırsa üzülürüm. Ama bir yandan da gerçekten bırakacaksa zirvede bırakmasının da en mantıklısı olduğunu düşünüyorum. Ki Pitt şu an hakikaten zirvede. Tabiki de Babel‘dan sadece 1 yıl öncesine dönüldüğünde Mr. & Mrs. Smith, Troy, The Mexican gibi sayısız felaketle sıra sıra karşılaşmak mümkün. Yalnız geçmişe döndüğünüzde Snatch, Fight Club, Se7en gibi klasiklerle karşılaşacağınızı da unutmayın.Brad Pitt boşu boşuna Brad Pitt değil.

Michael Fassbender, Shame

Aklım durmadan SAG’e gidiyor bu arada. 2004’den beri Akademi’yle hep aynı isimleri onurlandırdılar. Son 10 yıldır da 2007 haricinde 5 adaydan minimum 4’ü Oscar’a da aday oldu. Yani birazcık burada ne yapacakları Akademi’yi etkileyebilecekmiş gibi geliyor bana. Herşeyi bir kenara bırakın, bu adayların illa ki Akademi üyelerini etkileyeceğini de düşünüyorum ben. Sonuçta insan dediğiniz tembel bir varlık. Evet, bu kadar basite indirgedim ama zaten tüm bu oylama sistemi sadece size göre en iyi olanı düşündüğünüz bir şey değil mi? Yani hepsi basit bir seçime dayalı. O tembel varlık pek ala SAG’in adaylarına şöyle bir göz atıp, izlemediklerine vakit ayırabilir. Ki adayların 14 Aralık’da açıklandığı, Oscar için oylamanın ise 27 Aralık’da başladığı düşünülürse gayet de olası bir durum.

Farkındayım sürekli laf dönüp dolaşıp En İyi Erkek Oyuncu kategorisine geliyor ama siz de bu yıldız isimleri görünce heyecanlanmıyor musunuz? Brad Pitt, George Clooney, Leonardo DiCaprio gibi starların bir arada yarıştığını kaç kere görebilirizki?

SAG’in En İyi Erkek Oyuncu dalı için de düşüncelerim var tabi. Öncelikle bu SAG dediğimiz şeyin açılımı bilmeyenler için hemen söyleyelim Screen Actors Guild. Yani Türkçe’ye çevirdiğimizde Oyuncular Birliği gibi bir şey oluyor. 140.000 üyeleri var ve Akademi’ye göre çok daha genç bir yaş ortalamasına sahip üyeler. Akademi üyelerinin sadece 6.000 kişi olduğunu düşünürseniz oy olarak da oldukça büyük bir çeşitliliğe sahip olduklarını söyleyebiliriz.

SAG’in önemli özelliklerini sayalım önce bir isterseniz. Birincisi veteran aktörleri seviyorlar. Yani bir oyuncunun iyi olmasının yanı sıra veteran olması da onlar için ayrı bir önem taşıyor. Genelde de aday listelerinde yaş ortalaması yüksek oluyor (2007 hariç). İkincisi küçük filmleri desteklemekten pek çekinmiyorlar. Tarihlerinde Ryan Gosling (Lars and the Real Girl), Emile Hirsch (Into the Wild); Kevin Kline (Life as a House) gibi seçimler görmek mümkün. Ve bir de bugüne kadar George Clooney‘yi ER ile aldığı 4 Toplu Performans ödülü haricinde hiç bireysel olarak onurlandırmadılar. Ki bence bu seçimlerinde büyük bir etken olacak. Şimdi bunlara göre bir liste yaparsak…

  • George Clooney, The Descendants
  • Jean Dujardin, The Artist
  • Michael Fassbender, Shame
  • Gary Oldman, Tinker Tailor Soldier Spy
  • Brad Pitt, Moneyball

Böyle bir şey çıkıyor. Peki Leonardo DiCaprio nerede? İşte onu ancak ödül sezonuna girdiğimiz zaman söyleyebileceğim. Leo aday olması ihtimalinde Oscar’ı dahi alabilecek potansiyele sahip isimlerden biri. Lakin bu sene bu belirsizlike güme gidebilme olasılığı da var. Gerçi hala sezona çok var. Net bir şeyler söylemek ne kadar doğru olur bilemiyorum. Ama şu an pek de iç açıcı bir tablo gördüğümü söyleyemem. En azından eleştirmen birliklerinden DiCaprio‘nun ödüllendirildiği bir sezonla karşı karşıya olmadığımızın bilincindeyim.

Margin Call

Şimdi dönelim Margin Call‘a. Hatırlarsanız filmi izlediğimde aday olma ihtimallerinden bahsetmiştim Margin Call‘un ve anlaşılan sesim duyulmuş olacak, prodüksiyon şirketi kampanyalara başlamış bile. Öncelikle Kevin Spacey‘nin yeni çıkan reklamı kendini hatırlatmak açısından eminim filmin adaylık ihtimallerini yükseltecektir. Tabi eleştirmenlerin verdiği destek de iç açıcı. Margin Call için “Erkekler için The Help.” yorumları bile okuduk, ki The Help‘in iddialı yapımlar arasında olduğu bir sene de düpedüz bir iltifat oluyor bu.

Ben buradan filmi desteklemeye tam gaz devam edeceğim, orası kesin. En azından kendi adaylarımı belirlerken bu sene Margin Call‘un En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo kategorilerinde aday olma ihtimali var, onu söyleyebilirim. Hazır kendi adaylarım demişken…

Bu yıl dördüncü kez düzenleyeceğimiz Oscar Boy Ödülleri için henüz bir tarih belirlemiş değilim. Sezonun tüm filmlerine ulaşana kadar bir şey söyleyemem. Bu yıl adaylarım konusunda çok daha eleyici ve dikkatli olacağım. Ve belki Türk filmlerini dahil etmeden bir En İyi Yabancı Film kategorisi bile yaratabilirim Akademi’nin aday adayları arasından. Son günlerde En İyi Film için ilk 10’umu da çok düşünür oldum. Tabi izlemediğimiz çok film var ama şimdilik listem aşağı yukarı şu şekilde galiba: The Artist, The Tree of Life, Margin Call, Midnight in Paris, A Separation, Martha Marcy May Marlene, We Need to Talk About Kevin, Harry Potter and the Deathly Hallows: Part II, Rango ve Bridesmaids. Belki Rango ve Bridesmaids yerine listeye Jane Eyre ya da Submarine‘i de ekleyebilirim, emin değilim.

Biliyorum çok dağınık bir Oscar Sohbeti oldu bu sefer ama ilerleyen haftalarda konuşacak daha çok şeyimiz olacak, inancım sonsuz. Tabi bir de hala okumakta olan yazarınızın vize haftasının verdiği yoğunluk da cabası. Yazımızı “Sizin için şimdilik 2011’in en iyi 10 filmi hangileri?” sorusuyla sonlandıralım. Bakalım neler çıkacak…

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

6 Yorum

  1. shifty

    Bildiğim kadarıyla en iyi film dalında aday olmak için filmin dilinin ingilizce olması gibi bir zorunluluk vardı. Bu yüzden A Separation’ın şansı kalmıyor. Bunun yanında Margin Call’un da büyük kitlelerce beğenilecek ve hatta anlaşılabilecek bir film olduğuna inanmıyorum. O yüzden yarışını anca yan dallarda sürdürebilir gibi. Daha iddialı filmlerin çoğunu da izlemediğimiz için bir liste yapmamam daha iyi olur ama Tree of Life, Jane Eyre, Midnight in Paris, Rango gibi filmler oldukça iyiydi.

    Yanıt
    1. Sonat

      Arkadaşım filmin dilinin İngilizce olması gibi bir zorunluluk yok. 1998 yılında Life Is Beautiful ve 2000 yılında Crouching Tiger, Hidden Dragon örnekleri var. Başka filmlerde var diye hatırlıyorum.

      Yanıt
  2. Yaxley

    2010?? 2011 demek istedin herhalde..Tabi daha izlemedim pek çok film var ama şöyle bir liste çıkıyor benden:

    The Tree of Life
    Hanna
    Harry Potter and the Deathly Hallows Part II
    Drive
    Jane Eyre
    Source Code
    The Conspirator

    Maalesef ki Midnight in Paris’i alamıyorum.Herkes hayran oldu ama Owen Wilson ve Rachel McAdams ikilisi beni fazlasıyla soğuttu filmden.Eğer başka biri olsaydı şu an göklere çıkarıyor olabilirdim..

    Yanıt
  3. Müge Dörtok

    2011yılı hem film hem de animasyonlar bakımından bolluk yılı oldu. Ben de henüz hepsini izlemiş değilim ancak fragmanları izleyebildim. Listem şöyle.

    1- Midnight In Paris
    2- Moneyball
    3- The Tree of Life
    4- The Girl With The Dragon Tatoo
    5- The Adventures of Tintin.

    Yanıt
  4. Sonat

    Bence ilk 10 böyle olacak

    The Artist
    The Descendants
    Extremely Loud And Incredibly Close
    The Help
    J. Edgar
    Take Shelter
    Tinker Tailor Soldier Spy
    The Tree Of Life
    War Horse
    Young Adult

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.