Ray Donovan – 2. Sezon

Ray Donovan – 2. Sezon

Liev Schreiber
Liev Schreiber

Geçtiğimiz yıl Showtime’daki yayın hayatına sessiz sedasız başlayan Ray Donovan, kült bir dizi olma yolundaki ilk adımlarını atmıştı. Daha evvel yine kendine has bir hayran kitlesi olan, çok yankı uyandırmamasına rağmen başarıya ulaşan Southland’i ekranlara getiren Ann Biderman bu sefer de Ray Donovan için harekete geçmişti. Bu yaz ise yine Liev Schreiber, Jon Voight ve Eddie Marsan gibi pek çok önemli aktörü bünyesinde barındıran yapımın ikinci sezonu yayınlandı. Reytinglerde zirveye uğramasa da geçen sezonun üzerine bir şeyler koyabilen Ray Donovan, yine seyircisini tatmin etmeyi başardı. Ben de ikinci sezon finalinin üzerinden 10 gün geçmesine rağmen Sezon Günlükleri‘nde bir kez daha bu çok büyük kitlelere ulaşmasını istediğim dizi hakkında bir şeyler karalayayım istedim.

Ray Donovan, Los Angeles’da prestijli insanlar için çalışmakta olan bir adamın hikayesini anlatıyor. Tam Türkçe karşılığını bulmak zor ama Ray’e “fixer” demek mümkün. Çoğu zaman ünlü ve paralı kişilerin skandal yaratabilecek yasadışı işlerini ya da suçlarını su yüzüne çıkmadan temizlemekle görevli. Onları bir şekilde aklayarak bulaştıkları her pislikten kurtarıyor. İlk yıl görevini tam anlamıyla yerine getirirken izledik onu. Bu sene ise yaptıklarından ötürü düştüğü zor durumdan bu sefer kendisi yakayı kurtarmaya çalıştı. Hatta öyle ki uzun bir süredir ailesinden habersiz işler (Daha doğrusu ailesi Ray’in neler yaptığını bilmesine rağmen bilmemezlikten geliyor.), bu sefer onlara da etki etmeye başladı. Liev Schreiber tarafından canlandırılmakta olan Ray de birden fazla cephede mücadele etmek, ailesindeki her bireyi idare edip onların pisliklerini de temizlerken kendisini tehlikeye atmaktan da çekinmedi.

Jon Voight
Jon Voight

Ray Donovan esasında çok kolay tıkanabilecek bir çıkış noktasına sahipmiş gibi gözükse de karakterleri profesyonelce yaratıldığı için sürekli kendini yenileyebilen bir dizi. Asla Ray’e ihanet etmeyeceğini düşündüğümüz karısı Abby (Paula Malcomson) bu yıl tüm gemileri yakıp kendini bir polisin (Brian Geraghty) kollarına attı. Başından beri buram buram bela kokan kızı Bridget (Kerris Dorsey), erkek arkadaşı Marvin’in (Octavius J. Johnson) öldürüldüğüne şahit olduğu için babasının yardımına muhtaç kaldı. Lakin Ray kızını her türlü tehlikeden korumak adına Marvin’in katilinin kim olduğunu söylemesine izin vermedi Bridget’ın. Bu da başından beri ahlaki bir erozyona sahip olan mesleğinin ve kişiliğinin ailesi tarafından da veto yemesine sebep oldu. Ray’in çok güvendiği sağ kolu Avi (Steven Bauer) bile yeri geldi patronunun emirlerine karşı çıktı. Donovan ailesi oldukça sert bir yaz geçirdi diyebilirim kısaca.

Yalnız Ray’in tek sorunları bunlar değildi tabii. Bir başka bela mıknatısı olan babasına (Jon Voight) hakim olabilmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Dolaylı yollardan kardeşleriyle arasını da bozdu Mickey Donovan -babası-. Kardeşi Terry (Eddie Marsan) işlettiği boks salonunun Ray’in parasını aklamak için kullanıldığını öğrendiğinde son kalesi de yıkıldı. Özellikle “Walk This Way” isimli kusursuz bölümde Donovan ailesinin tam anlamıyla parçalandığına şahit olduk. Çok daha renkli karakterler olmalarına rağmen yeteri kadar ekran süresi bulamayan Bunchy (Dash Mihok) ve Conor’a da (Devon Bagby) birkaç hikaye yazmayı ihmal etmemiş bu sefer senaristler, ki ikinci sezonda en çok bu iki ismi daha fazla görmemize sevindiğimi söylemeliyim. Dizideki her oyuncunun eksiksiz ve detaylı performanslarıyla seyir iyice zevkli bir hal aldı.

Paula Malcomson
Brian Geraghty ve Paula Malcomson

Ray Donovan’dan zayıf bir halka bulmak mümkün değil. Ama benim favorim Paula Malcomson. Genelde ana karaktere baş ağrısı yaratan eşler seyirci tarafından pek sevilmiyor. Hatırlarsanız Breaking Bad’i de insanlar Anna Gunn’dan yıllarca nefret ederek izledi. Halbuki Gunn yer aldığı her sezonda olağanüstü oyunculuğuyla karakterinin gereklerini yerine getiriyordu. Aynısı Malcomson için de geçerli. Keşke bir mucize olsa da bu yıl Jon Voight ile birlikte o da bir Emmy adaylığı alabilse. Aynı dileklerimi Eddie Marsan için de tekrarlamalıyım. Lakin kendisi çok geri planda kaldığı için ATAS üyeleri pek dikkat etmeyebilir. Liev Schreiber’in az konuşan Ray Donovan tiplemesi ise kesinlikle takdiri hak ediyor. Umuyorum en az Kevin Spacey (House of Cards) ve Jon Hamm (Mad Men) kadar değer gördüğü yılları da görürüz. Başka ekleyecek bir şeyim yok. Ray Donovan neredeyse mükemmel sayılabilecek bir sezon geçirdi ve üçüncü sezon için de merak uyandırarak sezon finalini yaptı. İzlemeyenleri çok geç kalmadan ekran başına davet ediyorum. Bir sonraki Sezon Günlükleri yazısında görüşmek üzere.

En İyi Bölüm: Walk This Way (Bölüm 7)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Paula Malcomson (Abby Donovan)
Sezon Notu: A

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın