Togetherness – 1. Sezon

Togetherness – 1. Sezon

Melanie Lynskey ve Mark Duplass
Melanie Lynskey ve Mark Duplass

HBO bunu her sene yapıyor öyle değil mi? Sessiz sedasız bir dizi yayına giriyor. Henüz yeteri kadar tanıtılmadan ulaştığı ufacık kitleyi ele geçiriyor. Bazen Game of Thrones gibi büyük paralar yatırılınca oluşan çığ günden güne büyüyor. Bazense Enlightened gibilerle hedefi onikiden vuruyor ve hak ettiği ilgiye ulaşamasa da izleyen herkesin hayatına dokunmayı başarıyor. Beyazperdede Fox Searchlight ve Sony Pictures Classics bir nevi HBO’nun karşılığı sayılabilir. Risk almayı bilen, ticari düşünmeden hareket etmeyi başarabilen kurumlar ikisi de. Fakat HBO’nu orijinal programcılığı başladığı günden şu zamana kadar kat ettiği yolu hiçbir dağıtım şirketi ya da stüdyo kat edemedi. Kendi kulvarında başlı başına bir imparatorluk artık bu kanal. Film kalitesinde diziler yerine yakın tarihte dizi kalitesinde filmler demeye başlarsak bunun da yegane sebebi olacaklar. Girls, Veep, az evvel bahsi geçen Game of Thrones, geçtiğimiz yılın büyük bombaları The Leftovers ile Silicon Valley’den sonra şimdi bünyesine Togetherness adında yepyeni bir kusursuzluk abidesi daha kattı kablolu kanalların babası. 8 bölümlük şahane ilk sezon sonlanmış durumda. Ama ikinci sezon onayı çoktan alındı. Buyrun konuşalım.

Tam olarak ne zaman tanıştığımızı kestiremediğim Duplass Kardeşler (Belki Safety Not Guaranteed  olabilir.) kısa sürede  bağımsız sinemanın her yerine dağıldılar. Mark Duplass kamera önünde şansını denerken, ağabeyi Jay Duplass de yapımcı/yönetmen kimliğiyle kariyerinin startını verdi. Togetherness, daha evvel televizyonda ayrı ayrı çalışan bu iki kardeşi ilk kez bir araya getiriyor. Dizi tamamen sıradan bir ailenin hayatına odaklanmakta. Brett ve Michelle görünürde sorunsuz sayılabilecek mütevazı bir hayata sahipler. Brett’in günleri monoton işinde, Michelle’in ise çocuklarla ilgilenerek geçiyor. Tüm bu sakin tansiyonu biraz olsun hareketlendirenler ise Michelle’in kızkardeşi Tina ve Brett’in arkadaşı Alex. Lakin yine de dizinin büyük entrikalar sunmadığını, karnınıza ağrılar sokacak kahkahalar vaat etmediğini söylemem gerek. Togetherness pürüzsüz gözüken kadın erkek ilişkilerinin kapılarını aralayarak dört karakter üzerinden iki cinsiyet arasındaki asırlardır süregelen farkları da kullanarak, tüm sorunları göz önüne seriyor. Ve bunu o kadar kaygısız bir şekilde yapıyor ki izleyici olarak her iki tarafı da algılamaya başlıyor, taraf tutmaktan kaçınıyorsunuz.

Amanda Peet
Amanda Peet

Mark Duplass için çok sevdiğim bir aktör diyemem. The Mindy Project’de mizahi yeteneklerini az çok görme fırsatı yakaladığımızdan burada daha farklı bir karakterde görmek hoşuma gitti açıkçası. Yalnız rol arkadaşı Melanie Lynskey, ki bence kendisi bağımsız filmlerin taçsız kraliçesi ama kimse farkında değil, Duplass’in bir adım önünde duruyor. Her daim eleştirmen gruplarıyla iyi geçinen ve dolayısıyla sosyal medyadaki kimliği sayesinde de diğer şaşalı aktrisler kadar gizemli olma çabası vermeyen Lynskey’yi doya doya izleme fırsatı yakalıyoruz Togetherness’da. Canlandırdığı karakterin mutluluk arayışı onun performansı sayesinde mantıklı bir hal alıyor. Filmin çiftleri “acayiplik” (quirky’yi Türkçe’ye çevirince bu kadar oluyor) konusunda birbirine taş çıkardığı için oyuncuların performansının abartısızlığı bir kat daha değerleniyor.

Bu yıl yan rollerin ana karakterlerden rol çaldığına You’re the Worst isimli bir başka komedi dizisinde rastlamıştık. Togetherness’da da benzer bir durum mevcut. Duplass Kardeşler ile birlikte dizinin yaratıcılarından biri olan Steve Zissis ile tıpkı Lynskey gibi bağımsız sinemanın taçsız kraliçeleri arasında sayılabilecek Amanda Peet kesinlikle rol çalıyor. Özellikle Amanda Peet’in buradaki performansıyla ödül grupları tarafından değerlendirildiğini görmeyi çok isterim. Fakat Togetherness da büyük ölçekli bir dizi olmaması itibariyle tıpkı Enlightened gibi sessizce yolculuğuna devam edecek bana kalırsa. Ben yine de buradan bas bas bağırarak reklamımı yapayım. Bugüne kadar Amanda Peet’i yer aldığı projelerde takip eden ve sevenler, Togetherness’daki varlığından hoşnut kalacaklardır.

Steve Zissis
Steve Zissis

Sürprizlerle dolu olmasa da elindeki materyali iyi kullanan bir diziyle karşı karşıyayız. HBO yine klişelikler denizinde boğulmayan, yüzde yüz orijinal bir işe destek çıkmış. Mary Steenbergen ve Peter Gallagher gibi sevdiğimiz yüzlerin de konuk oyuncu olarak karşımıza çıktığı yapım sıradan hayatlardan bile seyir zevki veren hikayeler çıkabileceğinin en güzel kanıtı. Umuyorum HBO’nun bu taptaze kanı yayın hayatına uzunca bir süre devam eder, bizler de Duplassler’in kalemine doyarız. Bu arada garip bir şekilde sezonun en az izlenen bölümü Kick the Can‘in en iyisi olduğunu da hatırlatayım. Eğer beşinci bölümün sonuna kadar sabretmeyi başarır iseniz, Togetherness’a hiç ayrılmamak üzere bağlanacağınızın garantisini verebilirim.

En İyi Bölüm: Kick the Can (Bölüm 5)
Sezon Boyu Spotlight Ödülü: Amanda Peet (Tina Morris)
Sezon Notu: A

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.