Florence Foster Jenkins

Florence Foster Jenkins

Yönetmen: Stephen Frears
Yönetmen: Stephen Frears | Oyuncular: Meryl Streep, Hugh Grant, Simon Helberg, Rebecca Ferguson, Nina Arianda, John Kavanagh, David Haig, Brid Brennan, Stanley Townsend, Allan Corduner, Christian McKay, John Sessions | Senaryo: Nicholas Martin | 110 dakika | Biyografi, Komedi, Drama

| C+ |


florence_foster_jenkinsMeryl Streep, yetmişli yılların umut vaat eden yıldızı, seksenlerin vazgeçilmez başrolü, doksanların cesur aktrisi, 2000 ve sonrasının ise Oscar almak için elinden geleni yapan, akranlarına piyasada tek bir rol bırakmayan, genelde de vasatın altında filmlerde rol alan önemli bir Hollywood figürü oldu. Eğer Amerikan sinemasının abecesiyle ilgileniyorsanız Meryl Streep’in adını ezberlemeden değil adım atmanız, nefes almanız bile mümkün değil. Lâkin Akademi’nin biricik sevgilisi olsa da ben (sanki bilmiyormuşunuz gibi tekrarlayayım) Oscar’a aday olduğu filmlerden ziyade Hope Springs’in, Ricki and the Flash’in Meryl’ını daha çok seviyorum. Post-Adaptation kariyerinde sürekli alter egolarını oynuyormuş gibi hissettirdiğinden başına büyük bir önyargıyla oturduğum Florence Foster Jenkins ise karışık duygularla uğurladı beni. Hevesi hem boyundan hem de yeteneklerinden büyük zamanının varlıklı kadınlarından biri Florence. Ve müzik sevdasını kötü sesine aldırış etmeden, daha doğrusu her şeye “Sen en iyisin, en mükemmelsin!” şeklinde yanıtlar veren etrafındaki yağcılardan opera sanatçılığına soyunuyor. Hani biz de Meryl’ı birisi uyarsın ve tanrı vergisi yeteneğini doğru filmlerde kullansın diye bekliyoruz ya, işte Florence’ınki de kalbini kırmak istemeyenlerle bezeli bir ordunun yarattığı trajedi esasında. Filmin komedi tonu epey keskin. Fakat usta yönetmen Stephen Frears’ın 21. yüzyılda çekilmiş bir 1940lar filmi yapmak yerine, zamanın teknolojisini kullanıp sanki bu film o dönemin içinden çıkıp gelmiş gibi gösterme çabasını takdir ettim. Meryl Streep uzun zamandır ilk kez televizyon programlarında tanıdığımız karakterinin bir versiyonunu canlandırmadığından benim kalbimi fethetmeyi başardı. Filmin ikinci yarısına saklanan drama ağırlıklı sahneler olası 20. adaylığının ayak sesleri. Aynı şekilde övgüler alan Hugh Grant ve Simon Kinberg’ün performansları da bahsedilmeye değer. Yuttuğu kalasla 50 filmlik bir kariyer çıkaran Grant, bir Meryl filminden bekleyeceğiniz üzere Hollywood’un buyurduğu dünyanın rollerini ters çevirerek “yardımcı eş” rolüyle buluşturulmuş. Onun da tüm kayda değer sahneleri finale doğru piyasaya çıkıyor. Adı her zaman yaptığı filmlerin önüne geçmiş başarılı aktrisi unutacak olursak Florence Foster Jenkins dümdüz, heyecansız, klişe, kimi zaman ucuz, biraz nostaljik, biraz da duygu sömürüsünden medetlenen bir film. Hayranı olacaktır elbet; ama benim gözümdeki çeşmeleri manipüle edebilecek kadar kurnaz değildi ne yazık ki.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın