Pieles

Pieles

Yönetmen: Eduardo Casanova | Oyuncular: Ana Polvorosa, Candela Peña, Macarena Gómez, Carmen Machi, Jon Kortajarena, Secun de la Rosa, Itziar Castro, Antonio Durán “Morris”, Joaquín Climent, Ana María Ayala, Eloi Costa, Enrique Martínez | Senaryo: Eduardo Casanova | 77 dakika | Drama

Berlin’de prömiyerini yaptıktan sonra Netflix İspanya tarafından yayın hakları satın alınan Skins, orijinal adıyla Pieles, film ve televizyon arasındaki çizgiyi yok etmeye çalışan dev streaming servisinin hiç ettiği yapımlar listesinde. Bu tanıtım faciasının sonu ne zaman gelecek bilinmez. Yalnız Cannes ile Netflix arasındaki cidalın bir şeylere çözüm olacağını umut ediyorum. Neyse, biz asıl meselemize dönelim… Fiziksel ve zihinsel deformasyonun katmanlarını farklı formlarda yaşayan enteresan karakterlerin sahabesi olarak çok basit bir soru yöneltiyor ilgilisine Pieles: Bizi diğeri yapan, ötekileştiren, toplumdan ayıran ve soyutlayan niteliklerimiz ne kadar, hatta neden mühim? Yönetmen/senarist Eduardo Casanova’nın bile isteye konfor bölgenizi işgal eden estetiğinde toplumun ayrımlıya atansın diye yalvarılmamış toleransı mümkün olan en garip biçimde tetkik edilmiş. Casanova bağıra çağıra hastalıkları, zihinsel engelleri, cinsel tercihleri yüzünden imleçle ocak dışına atılanlardan ağzı anüs şeklinde bir kız, suratının yarısı erimek üzere olan bir kadın ve gözlerinin yerine elmaslar yapıştıran bir fahişe yaratmış. Hayal gücünün sınırları dorukta. Kör kör parmağım gözüne ahlakında beden olumlamacılardan sıdkı sıyrılmışlara merhem gibi öykücükler sunuyor. Her birisinin giriş ve çıkış kapıları neredeyse aynı olsa da ellerindeki yol haritasında türlü cazibeler, oyunlar mevcut. Çılgın anlarında daha özgür parendeler atan yönetmenin en büyük sıkıntısı harfi harfine bir toplum eleştirisi için kollarını sıvaması, 21. yüzyılın kanayan yaralarına fazla fazla değinmesi sanıyorum. “Farkında” sinemanın en taze ve tabir-i caizse genç perspektifli örneği aynı mesajın bulunduğu parkuru birden fazla defa turlamaktan asla çekinmiyor. Gerçi bu tekerrüre de itiraz etmek istemiyorum. Neticede çağdaş düzeni görüp yaratıcı zihnini buna göre çalıştıranlara, ciddi bir rant sağlamadığı müddetçe saygım sonsuz. Ama Solondz benzeşi uçarılığı, Almodovar esintili görsel hafızası toplumun dışına itilmişleri kendi yaşam alanında incelese daha bir etkili olacak, kabul etmek gerek. Biraz yalnız bırakılmak, her karakterinin gözünün içindeki acıdan uzaklaşmak istiyor hikâye. Ve tabii twist modasından önce alandaki tüm dutlukları sahiplenmiş kesişen hayatlar temalı tatbikî yaramazlıkları içinizi aynı anda ürpertip eriten kahramanlarına biraz haksızlık ediyor. Ama nasıl oturmuşsam ve nasıl iyi gelmişse bana, çuvalladığı adımları bile dağa kaçtı huzurumda. Bilhassa hızı ölçülmüş mizahına, mecruhlarının hayat mektebinde yaralanmışlıktan bir adım önde olmalarına hayran kaldım. Biraz da görsel olarak aç olduğum bir döneme denk gelmesinin, iyi film izlemeye, yeni fikir görmeye hasret duymamın etkisi de olabilir bu beklenmedik ilgim. Casanova kimdir, nedir, nasıl bir kariyere sahip, ne yaşamıştır bilinmez. Yalnız susup somurtmaktansa reklam estetiğinde hipnoz eden pop art bir meydan muharebesine kalkışması tüm münasebetsizliklerini affetmeme yetti. Belli ki kariyerinin ilerleyen safhalarında heyecan verici yolculukları çıkmaya, yapılmayanı yapmaya cesareti olacak, ki bu bile koşulsuz şartsız takip ettiklerim listesinde zirveye yakın bir yerlere konuşlanmasına yetiyor. Gözüm üzerinde Casanova, benim olacaksın!
Fesat Mukayese: Pieles > Happiness

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın